Kızlarıyla evcilik oynayan babalar

Babasıyla evcilik oynayan bir kız çocuğu muydunuz, top koşturan mı? Yoksa ikisi de mi? Babaların, kızlarıyla oyun oynamaları ile ilgili ilginç bir araştırma düştü önüme. Çok hoş ve ilginç bulduğum için paylaşmak istedim. 

Wake Forest Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre; babalarıyla erken yaşlardan itibaren güçlü bir ilişki içinde olan kızların;

  • Üniversiteden mezun olma ve kariyerlerinde daha yüksek bir konuma gelme ihtimalleri daha yüksektir
  • Özellikle erkeklerle ilişkilerinde, duygusal olarak daha istikrarlı ilişkilere sahip olma olasılıkları daha fazladır
  • Daha yüksek özsaygı ve benlik duygusuna sahip olma olasılıkları daha yüksektir.

İlginç çıkarımlar değil mi? Dahası var! Bizde durum ne derseniz, “evcilik oynayan babalar” var mı ülkemizde?

 Bu araştırmadan yola çıkarak Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden 500 baba ile de anket yapılmış!

Ve sonuçlar şöyle;

Babaların yüzde 84’ü, kızlarına nazik ve cesur olmanın, güzel olmaktan daha önemli olduğunu söylüyor

Babaların yüzde 52’si, kızlarına istedikleri her şey olabileceklerini telkin ediyor.

Babaların yüzde 77’si, kızlarına özgüven telkin etmenin onlara öğretebilecekleri en önemli yaşam derslerinden biri olduğunu düşünüyor

Babaların yüzde 61’i  kızlarına uygulamaya yönelik becerileri öğretmeye çalışıyor.

Oyuncak bebeklerin kızlarının hayal gücünü arttırmaya yardımcı olduğuna inanan babaların üçte ikisi için en önemli şey kızlarının hayal güçlerinin açılmasına izin vermek.

Babalar kız çocuklarının oyunlarına dahil olduklarında, yüzde 85’i bunun, kızlarının özgüven kazanmalarına yardımcı olduğunu ve hayal dünyasında harcanan zamanın gerçek dünyaya yapılan bir yatırım olduğunu biliyor.

Babalarının üçte ikisi kızlarıyla oyun oynamaya daha fazla zaman ayırabilmeyi istediklerini söylüyor.

Hata yapmasına izin vermek, küçük yaşta paranın değerini öğretmek ve onu cesur olmaya teşvik etmek, babaların küçük kızlarına vermeye çalıştıkları diğer ‘yaşam dersleri’ arasında yer alıyor.

Kızı olan 10 babadan dokuzu, kızlarına, güçlü genç kadınlar olmaları için destek olmanın son derece önemli olduğuna inanıyor.

Babam benimle ve erkek kardeşimle çok oyun oynardı. Bebeklerle, Barbie’lerle oynamazdık ama yine de çok oynardık. Bakın sadece kızlarıyla oyun oynayan babaların bilebileciği şeyler nelermiş. Çok şeker!

Sadece kızlarıyla oyun oynayan babaların bilebilecekleri şeyler:

  1. Oyuncak bebeklerle nasıl oynanır
  2. Simler her yere bulaşabilir
  3. Renk koordinasyonu çok önemlidir
  4. Saç nasıl örülür
  5. Kızınız ayaklarınızın üstünde iken nasıl dans edilir
  6. Ona kendisini nasıl özel hissettirirsiniz
  7. Nasıl dans edilir
  8. Kızlar da futbol oynar
  9. Evdeki eşyalardan hangilerinden harika bir popstar mikrofonu olur
  10. Kızlar da kirlenmeyi sever
  11. Yüz boyama nasıl yapılır
  12. Uzun saçtan sakız nasıl çıkarılır
  13. Tahtadan ev nasıl yapılır ve ağaçlara nasıl tırmanılır
  14. Kaykaya nasıl binilir
  15. Parende nasıl atılır
  16. Mükemmel bir topuz nasıl yapılır

Mattel‘in bu çalışması babaları kızları ile oyun oynamaya davet ediyor. Kızlar daha yüksek kariyer ve özgüvene sahip oluyormuş, vesaire. Doğrudur. Fakat hepsi bir yana baba-çocuk birlikte vakit geçirmek gibisi var mı zaten! Telafisi olmayacak yıllar bunlar, haydi babalar oyuna. İster top koşturun birlikte, ister bebekleri uyutun. İnanın sadece kızlarınıza değil hepinize iyi gelecek.

 

Sakladık! Bulabilecek misin?

Sakladık oynamaya var mısın? Detaylara dikkat eder misin?

Tıkır tıkır strateji kurabilir misin? Pekiiii hızlı mısın? 

Geocaching oyununu ilk kendisinden duyduğum outdoor oyuncubaşı Özgehan yine ilginç ve acaip bir etkinlik düzenliyor. Yazılımcıbaşı Koray‘la bir araya gelmişler ve ikisi yeni bir oyun türetmişler; SAKLADIK. Adından da anlaşılacağı gibi onlar saklıyor, meraklısı buluyor.

sakladikSakladık nedir?

‘Scavanger hunt’ yani define avı diyebileceğimiz bir oyun Sakladık. Mantık basit, Sakladık ekibi belirtikleri bölgede bir ‘sakladık rozeti’ saklıyorlar. Yer ve saatlerini sosyal medya hesaplarından takip edebileceğiniz oyuna, elinizde internete bağlı (tercihen şarjı full) mobil aletinizle ücretsiz olarak katılabiliyorsunuz. Oyunun amacı ipuçlarını takip ederek rozete diğer ekiplerden önce ulaşmak. Rozet, sembolik bir hazine. Rozeti bulduğunuzda arkasındaki şifreyi paylaşıyor ve esas hediyeye hak kazanıyorsunuz. Hediyeler o günkü oyunun sponsoruna göre değişiyor.

Sakladık nasıl oynanıyor?

İnternete bağlantınız varsa, ekibiniz de varsa (2-3 kişilik ekiple daha zevkli!) katılmamanız için bir sebep yok. Oyunlar şu an ağırlıklı olarak Beyoğlu ve Kadıköy civarında oynanıyor ama bu sadece şimdilik böyle. Şehir, semt kısıtlaması yok. Instagram’dan verilen ipucuyla başlıyor, her bulduğunuz ipucunu yine Instagram üzerinden paylaşıyor ve yenisini alıyorsunuz. Sonuçta dikkatli ve hızlı olan, stratejiyi doğru kuran ekip kazanıyor. Oyun yaklaşık 1 saat sürüyor. Tabii ki süre katılımcıların hızına göre şekilleniyor.

Sakladık için sponsorluk

Sakladık oyununu girişiminizi ya da ürününüzü/markanızı tanıtmak için de kullanabilirsiniz. Oyunculara oyun içinde verilen sorular ve ipuçları, ulaşacakları hediye ile ilgili oluyor. Markanın oyun öncesinde, esnasında ve sonrasında sosyal medyada bolca paylaşılmasının yanı sıra, katılımcılar da oyun esnasında birebir marka ile ilgili bilgilendirilmiş oluyorlar. iletisim@sakladik.com ‘dan daha ayrıntılı bilgi alınabilir.

Sakladık katılım

Sakladık’a katılmak için Instagram takibi şart, sonuçta tüm olay orada dönüyor. Sosyal medya adresleri şöyle;

sakladık logo

 

SAKLADIK Web Sitesi
SAKLADIK Facebook 
SAKLADIK Instagram 

iletisim@sakladik.com

 

 

Akıntıya karşı yüzme teknolojisi SwimLabs

swim labs turkiye
swim labs turkiye

Modern ülkelerde en özendiğim şey, çocukların (ve elbete herkesin!) spor imkanları. Her mahallede bir yüzme havuzu, her parkta bir basket potası, ulaşılabilir tenis kortları, yaşam biçimi haline gelmiş bisiklet kültürü, lüks sınıfına girmeyen kar sporu imkanları, ve benzeri… Yüzmeyi spor olarak yapmış biri olarak en özendiğim imkanlardan biri de kişiye özel performans havuzlarıydı. Akıntıya karşı yüzme teknolojisi diye kabaca anlatabileceğim bu sistem, SwimLabs ile artık Türkiye’de de var.

Swimlabs Yüzme Okulu

Dünyada 300’ü aşkın şubesiyle çocuk spor ve eğlence alanında uluslararası bir marka olan MyGym, Amerika’nın meşhur yüzme okulu SwimLabs’ı ülkemize taşıyan marka oldu. SwimLabs için yüzme okulu demek bence hafif kalır çünkü ister yeni başlayan bir kişi olsun, ister herhangi bir spor dalında profesyonel sporcu olsun, müthiş faydasını görebileceği bir sisteme sahip bu havuzlar.

SwimLabs’deki 3 adet özel dizayn edilmiş havuzda teknolojik imkanlarla donatılmış. ‘Sonsuz yüzme hissi’ diye Türkçeye çevrilen akıntıya karşı yüzmede, hız seviyeleri kişiye özel ayarlanabilir örneğin.

Video analiz sistemi ile koçunuzla stilinizi detaylı inceleyebilir, geliştirebilirsiniz.

Havuzun içindeki aynalar sayesinde kendinizi görerek duruşunuzu düzeltebiliyorsunuz.

Swimlabs çocuklar için uygun mu?

MyGym Akadlar‘da 7 yaşındaki oğlumun katıldığı derslerde ilk dikkatimi çeken havuzun boyutu ve derinliği sayesinde çocuğun kendini güvende hissetmesi.

Bekleme alanına kurulmuş ekranlar sayesinde çocuğunuzu birebir ekrandan izleyebiliyorsunuz.

Akıntı sayesinde çocuk su üstünde kendini daha rahat kalabiliyor ve kendini kontrol edebiliyor.

Yüzme koçu birebir çocukla birlikte havuzun içinde, bu çocuk açısında hem güven verici hem de aldığı dersin performansını arttırıyor kanımca.

Çocuk tek başına ders alabilir veya grup derslerine katılabilir. Grup dersleri maksimum 4 kişilik.

Ortamda çocuk dostu diyebileceğim bir kafeterya da hizmet veriyor.

Bebekler için yüzme dersleri

İsteyen ebeveynler 0-36 aylık bebekleriyle birlikte yüzme derslerine katılabiliyorlar. Ortamın ısısı ve havuz sıcaklığı elbette bebekler için uygun. İzlediğim bebek yüzme dersinde eğitmenin yaklaşımları çok profesyoneldi, kullanılan metaryaller de ilgimi çekti.

Bebeklerle yüzme etkinliğine ebeveynlerden biri de katılıyor. Seans 30 dakika sürüyor. İstenirse grup dersine katılınabilir, en fazla 3 ebeyn ve bebek oluyor o zaman havuzda.

Swimlabs ücretleri ve ders süreleri

Yeni başlayanlar ve 0-36 ay için ders süresi 30 dakika.

Grup dersleri (4 kişi veya ebeveynli katılım ise 3 kişi) 30 dakika.

İleri seviye için antrenman süresi 45 dakika.

İleri seviye özel dersler (3 kişilik grup) 30 dakika.

Her bir grup ve seviye için fiyatlar değişmekte olup, hizmeti alacağınız hafta sayısında göre fiyat avantajı artmakta. 

Örnek olması açısından; 12 haftalık, 30 dakikalık, grup dersi katılımı, tek ders ücreti 130tl ‘ye denk geliyor.

Daha ayrıntılı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

SwimLabs nerede?

Akadlar MyGym’in alt katında yer alıyor.

bilgi@swimlabs.com.tr

02123517727

SwimLabs ulaşım HARİTA

 

 

 

Lego Boost ile kodlama

 

Lego Boost ile Legolar canlanacak!
Lego Boost ile Legolar canlanacak!

Lego Group,  Las Vegas’ta yapılan CES 2017 ‘Tüketici Elektronik Fuarı’nda heyecan verici yeni ürünü tanıttı; Lego Boost. Lego’nun hali hazırda robotik ürünleri vardı ancak ilk izlenimlerime göre Lego Boost, çok daha pratik bir yazılımla daha küçük yaş grubunu hedefliyor.

Lego ile kodlama

lego boost app
Lego Boost geliyor

Lego Boost ile çocuklar tasarladıkları oyuncağa (ya da tasarladıkları her ne ise ona!) hareket ve işlevsellik katabilecekler.

Bilenler bilir, Lego’nun Mindstorms isimli robotik setleri vardı zaten. Bunlar yurt dışında okullarda teknoloji saatlerinde, bilgisayar derslerinde vs kullanılıyorlar. Bizde ise ancak özel atölyelerde bu tarz etkinlikler yapılıyor, ve belki sınırlı sayıdaki özel okulda olabilir tam bilmiyorum. Lego’nun geçen yıl çıkarttığı WeDo 2.0 da örneğin, çocukların canlı modeller ortaya çıkarabildikleri, LEGO parçalarının ve kodlamanın çok güzel bir kombinasyonuydu. Henüz sadece online izlediğim kadarıyla yorum yapıyorum ama, tüm bu ürünlerden sonra Lego Boost bana çok daha ulaşılabilir ve pratik gibi göründü.

Sadece fiyat bazlı demiyorum; bir Mindstorm kiti gördüğünüzde örneğin, elimizde evirip çevirip ‘Bunu alsak yapabilir miyiz ki? Çok mu fazla, çok mu ileri seviyede? gibi endişelerimiz olur. Lego Boost ise, nasıl desem, göz korkutmadı! Bir eğitmen eşliğinde, bir kursa katılarak ya da bir atölyede değil de, evde çocuğun bizzat kendi kendine çözebileceği rahatlıkta görünüyor.

Lego Boost

Lego Boost kutusu aldığınızda içinden standart Lego parçaları dışında motor ve özel parçalar da çıkacak. Hareket sensörlü bu parçalar zaten olayın temelini oluşturuyor. Renkleri ayırt edebilen, çevresindeki nesnelerle arasındaki mesafeyi ölçebilen akıllı tuğlalar ile çocuklar istedikleri, hayal ettikleri ne varsa üretebilecekler!  Üretiklerine hareket katmanın yanı sıra, ses kaydederek ister robotlarını konuşturabilirler, ister araçlarına siren ekleyebilirler. Henüz örselenmemiş, pırıl pırıl beyinlerle ortaya neler çıkabileceğini düşünmek heyecan verici.

İçinde 60 adet kodlama aktivitesi hazır bulunan uygulamayı tablete (veya her hangi bir mobil cihaza) indirerek  kodlamaya başlanıyor. Bu programın da arayüzü son derece basit grafiklerle hazırlanmış. Hatta Lego Duplo tablet oyunlarını andırdı bana. En sade kodlama uygulamalarında gördüğümüz gibi ekrandaki yatay kutucukları sıralamakla başlayan, ve istenilen kombinasyonla zenginleştirilebilecek bir programlama yapabilecekler. Çocuklar çok da sıkıntıya girmeden ekran üzerinde yaptıklarını önlerinde görebilme şansını bulacaklar.

Fiyatının 159.99$ olacağı söylenen ürün, 6 ay sonra yani 2017 başı gibi satışa çıkacak.

lego robots ces 2017
Lego Boost ile kodlama ve robotik

 

Disney’den yeni prenses Prenses Moana

prenses moana
prenses moana

Prenses Moana

Okyanus onu çağırıyor!* Kahramanımızın adı Moana Waialiki. O bir deniz gezgini. Macerasına mitolojik kahramanların da yön vereceği Prenses Moana, diğer Disney prenseslerinden oldukça farklı!

prenses-moanaPrenses Moana filmin konusu

Onun kabarık elbiseleri, ışıltılı takıları, topuklu ayakkabıları, tacı yok. O okyanusa tutkun bir maceraperest, ismi Moana. Kılık kıyafeti kadar karakteri de alışılagelmiş ‘prenses’ imajından uzak olan kahramanımız için Disney bile logosunun rengini değiştirerek mavi olarak kullanmış desem?

Filmin zamanımızın 2bin yıl öncesinde geçiyor. Bundan 3ooo yıl önce Okyanusya’da (Güney Pasifik adaları, Fransız Polinezyası) bir adanın keşfi için sefere çıkan meşhur denizcilerin başına beklenmedik bir olay gelir. Moana‘nın ruhu onlara yardım için devreye girer; denizciler, Moana ve mitolojik Tanrılar için masalsı yaratıklarla dolu bir macera başlar… Yolculuğunda onu hiç yalnız bırakmayan biri vardır, yarı-tanrı kahramanı efsanevi Maui.

3d olarak hazırlanan animasyonun, her Disney klasiğinde olduğu gibi müzikleriyle de öne çıkması bekleniyor. Zaten müzikleri arkasındaki isim olan Lin-Manuel Miranda, hali hazırda sayısız ödülün sahibi bir müzisyen, kompazitör, şarkıcı, besteci ve söz yazarı..

Küçük Deniz Kızı,  Aladdin gibi bir çok filmden tanıdığımız John Musker ve Ron Clements’in yönetmeni olduğu animasyonun, Türkiye’de Ocak 2017’de  vizyona girmesini bekliyor.

*tagline : Ocean is calling

 

 

 

Music Together İstanbul

MT_FB_Profile_Circle_TEALMusic Together’ı ilk kez, şu an yurt dışında yaşayan bir arkadaşımdan duymuştum. Bu çok eğlenceli erken müzik eğitimi programının İstanbul’da da 40 ülkeyle eş zamanlı başlayan grupları olduğunu duyunca heyecanlandım!

Music Together İstanbul

1-5 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri için Amerika’da tasarlanan bir program Music Together programı. 30 senedir var olan program, kendi tanımlamalarıyla; “Klasik, jazz, blues, country, salsa ve farklı kıtaların geleneksel müzikleri ile repertuarı en çeşitli ve en eğlenceli erken yaş müzik eğitimi programı”  Haftalık buluşmalar ve 45 dakikalık seanslarla ilerleyen eğitim, toplamda 10 hafta sürüyor.

Music Together İstanbul By Kidz Harmony
Music Together İstanbul By Kidz Harmony

Music Together by Kidz Harmony

Dünyada 2.500 noktada varolan program, eş zamanlı olarak Istanbul’da da lisanslı eğitmenlerle bizlerle buluşuyor. KidzHarmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık, bu yıl İstanbul’da 4 farklı noktada gruplar açtıklarını ve ilgiden çok memnun olduklarını söyledi. Music Together İstanbul ayaklarından bazıları; Beykoz /Göksu Evleri, Ulus / Akadlar bölgesi, Göktürk / Kemerburgaz bölgesi ve Yeşilyurt / Florya bölgesi gibi, şehrin 2 yakasında da yakalabileceğiniz dersler mevcut. Her bir noktadaki eğitim, o bölgedeki en seçkin ve deneyimli, müzik/sanat odaklı ve çocuk dostu mekanda yapılıyor. Mekan detaylarını en güncel olarak Kidz Harmony’nin Facebook sayfasından takip edebilirsiniz. 

Neden erken yaş müzik eğitimi?

Çocuklarımız ilk enstrümanları olan ses ve vücutlarını kullanmayı, ebeveynleri ile gerçekleştirecekleri ritim çalışmaları, çok sesli vokal ve melodi tekrarları ile eğlenerek öğreniyorlar!

Koreografiye uygun şekilde dans edip şarkı söyleyen ebeveynlerini derslerde örnek alan bebek ve çocuklar, her geçen gün şarkılara daha ritmik ve daha doğru tonda eşlik ediyor, eğitimin sonunda enstrüman çalmaya dansa ve baleye hazır hale geliyorlar.

Simge UĞURLU SÖNMEZIŞIK kimdir?

Music Together İstanbul by Kidz Harmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık
Music Together İstanbul by Kidz Harmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık

“Ben beyaz yakalı hayattan girişimci bir anne olmaya geçeli 1,5 sene gibi bir süre oldu.
Music Together’ın çocuklarındaki faydalarını gözlemleyerek kendi programımın yöneticisi olmaya karar verdim ve Türkiye’deki bölgesel ihtiyaçları saptayıp, Music Together’ı yayabilmek adına yurdışında program eğitimini ve lisansını almaya gittim. Ufak kızımı 6! aylık Türkiye’de bırakmam gerekse de bu eğitimi çok istiyordum.
Çok yoğun ama verimli bir eğitimin ardından gece geç saatlere kadar hazırlanan başarılı sunumlar ve olumlu sınav sonuçları sayesinde Music Together by KidzHarmony; Beykoz, Göktürk, Kemerburgaz, Yeşilyurt, Ulus, Akadlar lisanslarını alabildim. Geçen dönem Beykoz’da ilk sezonumu tamamladım.

İlkokuldan itibaren TRT çocuk korosu ve Avrupa korosu gibi yurtiçi ve yurtdışı çok sesli klasik müzik korolarıyla konserler verdim. Öncesinde konservatuarda 5 sene piyano öğrenimi gördüm, Şişli Terakki Lisesi Müzik okulundan mezun oldum. Piyano, keman, solfej ve müzikal derslerini Türkiye’de Önder Bali, rahmetli Cenan Akın gibi ün salmış çok değerli öğretmenlerden aldım.7 sene yurtdışında yaşadıktan sonra 6 sene önce Türkiye’ye dönüş yaptım. Londra, Madrid, Maskat, Dubai de çalıştım. Evliyim ve iki kız çocuğu annesiyim. İkinci bebeğime hamileliğim boyunca bir anaokulunda İngilizce Müzik eğitimi verdim.”

Music Together İstanbul by Kidz Harmony iletişim:

FACEBOOK  INSTAGRAM

 

 

Daha iyi bir işin yoksa, Kral Şakir

kral-sakir4 yıldır her akşam sorunsuzca 8 buçukta yatağa giden 6 yaşındaki oğlum, kendini yerden yere atıyor; “Yirmiikiellibeşte dizim vaaaar, yatmiyyycam!”

22:55 ne, ‘Dizim var’ ne demek, sahi senin yaşın kaç? Beklediği dizinin ismini de söyleyince bana bir haller oluyor; Çok mu boş bıraktık çocuğu bu yaz?! Bakıyorum ki ısrarın anlamı yok, üstelik zaten artık ben ondan çok merak ediyorum ve oturup bekliyoruz. Neyi mi, Kral Şakir‘i!

Kral Şakir

İtiraf ediyorum, ismi ilk duyduğumda absürd bir yerli dizi bekliyorum fakat öyle olmuyor, animasyon çıkıyor. Bi dakika bu çizimler tanıdık geldi?

Yanılmıyorum, çizimlerin arkasında Varol Yaşaroğlu ismi var ve yapım stüdyosu elbette Grafi2000. Aynı ekibin elinden çıkan, ülkemizde büyükler için yapılan belki de ilk yerli çizgi dizisi Fırıldak Ailesi’ni bildiğimden koruma kalkanların bir anda iniyor. Fırıldak Ailesi, hani şu anne karakteri Yıldız’ı Demet Akbağ‘ın, baba karakterini ise Bülent Kayabaş‘ın seslendirdiği, gecenin bir vakti yayınlanmasına karşın ratingleri şaşırtan animasyon. Çizgi başlar başlamaz başarılı seslendirmecileri tanıyorum ve biter bitmez de internette diziyi araştırıyorum.

Yaşaroğlu’nun, yönetmen Berk Tokay ve senarist Haluk Can Dizdaroğlu ile birlikte ortaya çıkardığı çizgi dizi, Cartoon Network‘te yayınlanan ilk Türk yapımı animasyon. Şu an sadece Türkiye’de gösteriliyor ama yine de bu iyi bir referans.

Aslan Şakir’in ailesi bir hayli komik ve çok bizden bir aile. Şakir’in babası (aslan) Remzi, annesi (kedi) Kadriye, kız kardeşi (kedi) Canan, Şakir’in ailesini oluştururken maceraları asıl “kanka”ekiple yaşıyoruz. Necati (fil), Tanju (köpek) ve Şakir’le babasının başına geliyor hep olaylar. Bu dörtlü arasında kanımca Fil Necati’nin fenomen olma yolunda önü çok açık.

Haluk Can Dizdaroğlu’nun senaristliğindeki dizide, bazı espriler acayip kötü(!). Yani evet kötü ama kasıtlı kötü yani böyle sokaktaki amcaların yaptığı bayat espriler tadında kötü ve bu cidden çok komik! Metrobüste yanındaki amcanın yaptığı espri gibi komik, babanın sevgilinin yanında yaptığı, senin yerin dibine girmek istediğin espriler gibi komik. Sonuçta durum komedisi tadında işlenen bu bölümlere biraz şans vermek lazım; çok da anlamlar aramadan gülün geçsin, gülmeye nasıl çok ihtiyacımız var.

kral-şakir-izle

Bir de Türk yapımı çizgi dizilerde 2 ana sorun oluyor nacizane fikrim; birincisi esinlenmenin dozunu kaçırma, ikincisi mesaj kaygısını aşamama… (aman aman neler gördük sahi!). Ben bu yapımın abartılı mesaj kaygısı taşımamasını sevdim. “Sayıları öğrenelim, şekilleri bilelim, kuralları öğrenelim” neyse ki senaryoda ana hatları oluşturmuyor. Hani gene de brokoliler sosislileri kovalıyor kovalamasına ama(!) ‘bu iyi bu kötü” diye kaş göz yarılmıyor en azından ve eğlence ön planda.

Argo kelime -neredeyse değil- hiç ama hiç yok, ki bu da bu yazıyı yazma sebebimdir. Anne olunca algıda seçicilik tavan mı yapıyor nedir; hep de yerli çizgi dizilerde öyle cümlelere denk geliyoruz ki, dehşete düşüyoruz. Hayır burada yok. Kral Şakir nasıl desem, temiz.

Kral Şakir’i ilk izleyişinizde ya seveceksiniz, ya hiç sevmeyeceksiniz ama eminim ki şans verirseniz devamını bekleyeceksiniz. Grafi2000 ‘e bu konuda destek olmak gerekiyor sonuçta dünyaya kıyasla bir gıdım ilerleyemediğimiz bir alanda başı çekiyorlar.

Yapacak daha iyi bir işiniz yoksa, Kral Şakir hafta içi her gün 17:00’de Cartoon Network‘te. Sıkça da tekrarları var, denk gelirsiniz ;)

 

Minecraft mod nasıl yüklenir?

Hiçbir şeyden çekmedim şu modlardan çektiğim kadar! İnternette “minecraft’a mod yükleme” konusunu arattıysanız çokça sayfa olduğunu göreceksiniz. Ancak şahsen ben defalarca okuyup bir şey anlayamadan çıktım hep. Kendi takıldığım yerlerden tecrübeliyim, o yüzden çok açıklayıcı yazmaya çalışacağım!

Mod yüklemek ne demek?

Önce ne yaptığımızı anlayalım.. MOD kelimesi ‘modification’ın kısaltmasıdır. Oyuna ‘mod yükleme’ işlemi yaptığınızda oyunu modifiye etmiş olursunuz. Orjinal oyuna 3.şahısların yaptıkları yeni kodları ekleyerek, oyuna yeni özellikler kazandırmış olursunuz. Yükleyeceğiniz modun ne ile ilgili olduğu açıklamasında geçer veya isminden anlaşılır. Örneğin Dinocraft oyuna dinozorları eklerken, minecraft kitchen closets modu mutfak dolapları eklemenizi sağlar, gibi. Bu işlem için ileri derece İngilizce bilgisine gerek yok.

Önemli bir nokta, yükleyeceğiniz modlar orjinal oyunu değiştireceği için (ve oyunun orjinal halini bozmak istemeyeceğimizden) ayrı bir uygulamaya ihtiyaç duyulur. Bilgisayarınıza Forge indirerek bu eklentilerin ayrı bir pakette açılmasını sağlarsınız.

Minecraft mod nasıl yüklenir?

Modlar için olmazsa olmaz 3 nokta; Bilgisayarınızda orjinal Minecraft yüklü olmalı, Java yüklü olmalı ve mod yükleme için gerekli API, MineCraft Forge yüklü olmalı.

-Windows için Minecraft oyununu bu linkten alabilirsiniz. Ücretlidir. Mac ve diğer versiyonlar için bu linke bakabilirsiniz.

-Güvenli bir bilgi işlem ortamında çalışmanızı ve oyun oynamanızı sağlayan JAVA eklentisini bu linkten indirin.


Bilgisayara Forge kurma :

Minecraft versiyonunuz ne ise, aynı versiyona uyumlu Forge’u bu linkten bulun ve indirin.

  • DOWNLOAD’a tıklayın, işlem başladıktan sonra onay istediğinde SAKLA’yı seçin.
  • İndikten sonra dosyayı tıklayarak açın.
  • Gelen pencerede INSTALL CLIENT seçin ve OK’e basın.

Minecraft’ı açın. Yalnız bu kez, her zamanki şekilde giriş yapmıyoruz, sola alt köşedeki kutucuktan FORGE’u seçiyoruz ve PLAY’e tıklıyoruz. Görselde görebilirisiniz; 

mod-indirme

MOD yükledikten sonra artık modlu versiyonu oynamak için hep bu seçimle açacaksınız Mineraft’ı.


Şimdi modlara geçelim;

  • Google’da “minecraft mods” aratarak ilgilendiğiniz modu bulun, güvenli bir sayfa olmasına dikkat edin. Download tuşu genellikle reklam metinlerinde de geçiyor. Buna dikkat edin.
  • DOWNLOAD’a basın ve indirin. Bilgisayar onay isterse SAKLA’yı seçin.
  • İndirdiğiniz dosyayı açın. JAVA ikonlu dosyayı sağ tık ile ‘KOPYALA’yın. Şimdi bu dosyayı Minecraft datalarına ekleyeceğiz. Bunu da şöyle yapacağız,
  • Bilgisayarda sol alt köşedeki arama tuşuna (ÖĞELERİMDE ARA) şunları yazın veya buradan kopyalayın: %appdata% ve çıkan dosyaya tıklayın: 

minecraft mod indirme

 

  • Açılan dosyada .minecraft dosyasını bulun ve tıklayın.
  • Açılan dosyada mods başlıklı dosya var mı? Yok ise ‘YENİDOSYA’ ya tıklayın ve yeni bir dosya oluşturun, adı aynen bu şekilde olacak: mods
  • Şimdi az önce sağ tıklayarak kopyaladığımız mod dosyasını bu yeni oluşturduğumuz mods dosyasına yapıştırıyoruz. Sağ tıklayın ve YAPIŞTIR deyin. İndirdiğiniz mod, artık bu dosyada.
  • Şimdi de başa dönüyoruz. Minecraft’ı başlatın. PLAY tuşuna basmadan önce sol altköşeden FORGE’u seçin. (BKNZ yukarıdaki 1. görsel)

Modlarınız yüklendi. Keyifli maceralar!

Sorunuz varsa yorum olarak bırakabilirsiniz!


Minecraft meraklılarına faydalı olabilecek linkler: 

Minecraft Wiki

Gamepedia 

Minecraftmods

Minecraftdl

 

Çocuklar için kodlama ve scratch

Çocuklar için kodlama ve scratch için örnekler vermeden önce kodlamanın ne olduğuna ve bugünün çocukları için neden bu kadar önemli olduğuna değinmek lazım diye düşünüyorum.

Kodlama nedir?

‘Kodlama’ (İngilizcesi coding) aslında programlamadır.  Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlem sıralamasıdır. Bunu şöyle açabilirim sanırım; bir problem karşısında yapılacak hareketleri ardı ardına dizebilme yeteneğine, öngörüsüne sahip olmak. Demek istediğimi tam olarak aktarabildiysem, şunun önemi de zihninizde canlanmıştır bile;

Çocuklar için kodlama neden önemli?

Neden programlama kurslarına, ‘çocuklar için scratch’, roboting atölyesi etkinliklerine daha sık denk gelir olduk?

Çünkü bence kodlama bugünün çocukları için her kapıyı açabilen bir altın anahtar. Nasıl spor bireylere bir disiplin getiriyorsa, kodlama öğrenmek de düşünme becerilerini geliştiriyor. Bunu sadece bilgisayar/tablet üzerinde çözüm getiren bir olay olarak düşünmeyin; bu beceri, bu algoritmalara yatkınlık, hayatın her anında çocukların ‘çözüme ulaşmasında ‘kilitleri açıyor. İşte zaten tam da bu yüzden ‘maker çocuk’lar artıyor, derdi olan çocuk kendi kendine yetebiliyor, çünkü problemin çözümü tıkır tıkır düşünüyor ve uyguluyor.

Peki neden bizim çocukluğumuzda böyle bir ‘ihtiyaç’ yoktu da şimdi var, derseniz? Aslında kodlama kursları, bilgisayar kursları bizim çocukluğumuzda da elbette vardı (hayır, basic kurslarına giderdim oradan biliyorum) Fakat çevremizdeki tüm bu dijital dünya kısıtlıydı. Şu an ise maddi durumu ne olursa olsun her evde akıllı telefon, tablet, bilgisayar vs. var. Çocukların etrafında bize nazaran inanılmaz derecede çok uyaran var, odaklanma problemleri var, hiper aktiviteye uygun zemin var, otizm var.. Bence (uzman değilim!) çocuklar için kodlama sadece şu 2 sebep için bile önemli:

1- Günümüz çocuklarının tüm dünyası uyaranlarla çevrili : Konsantre olamıyorlar, odaklanamıyorlar, kendilerini bir işe veremiyorlar. “Şunu oradan kaldırır mısın?’ gibi bir cümle örneğin, Neyi? Nereden? Nereye koyayım? Neden ben? gibi uzayabiliyor, hepimiz yaşıyoruzdur.

2- Bugünün çocuklarına her şey önlerine hazır geliyor. Kendilerinin bir çaba sarf etmesi gerekmiyor. ‘Burada yapılmışı var’ kutudan hazır çıkan oyuncaktan, önüne soyulmuş gelen muza kadar her konuda geçerli.

frozen-kodlama

Kodlama öğrenme yaşı kaçtır?

60-72 ay çocukların kodlamayı öğrenebilecek kapasitesi olduğu düşünülüyor. Bu yaş grubu için yazılan çizilen özelliklere bakarsak; 8-10 nesneyi gruplandırabilen, geometrik şekilleri tanıyan ve onları birleştirip yeni şekiller oluşturabilen, eşleştirme/sıralama yapabilen, 10-25 parçalı yap-bozu yapabilen, bir görseldeki objelerin konumlarını ayırt edebilen..

Her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu da göz önüne almak gerek. Piyasaya baktığınızda 4+ yaş için usulca da olsa kodlamaya giren tablet oyunları mevcut. Tamamen şahsi fikrim 6+ çocukların kodlama, 8+ çocukların Scratch’e rahatlıkla başlayabileceği yönünde. Bu konuda Minecraft ile ilgili yazdığım yazı da bu linkte.

Scratch nedir?

Scratch, 8-16 yaş arası çocuklar için geliştirilmiş bir programlama dili. MIT’nin öğrenciler için tasarladığı bu programın özelliği görsel dil kullanması. Yani kodlama dendiğinde gözününüzün önüne gelen karmaşık harf öbekleri yerine, burada renkli renkli kutucuklar, anlaşılabilir araçlar var. Scratch’in bir diğer özelliği kullanıcı dostu arayüzü sayesinde,çocukların farklı yazılımlar geliştirebilmesine ve bunları paylaşabilmelerine imkan tanıması.

kodlama-1

Kodlama ve scratch için güvenli uygulamalar:

Evde bilgisayarlar veya tabletten online deneyebileceğiniz, denediğim, güvenli, faydalanabileceğimiz bir kaç link ve uygulama paylaşıyorum. 6 yaşındaki oğlum için iPad’de ScratchJr kullanıyorum :

Çocuklar için Minecraft ile kodalama: https://code.org/mc

Çocuklar için Frozen karakterleri ile kodlama: https://studio.code.org/s/frozen/stage/1/puzzle/1

Çocuklar için StarWars ile kodlama : https://code.org/starwars

Çocuklar için Scratch tablet versiyonu : https://itunes.apple.com/us/app/scratchjr/id895485086?mt=8

8+ Scratch için : https://scratch.mit.edu/

Kodlamada seviyeye geçmek isteyen öğrenciler için Python :  https://www.python.org/

scratch-cocuk

 

 

 

Çocuğun hayalini fırlatıp at(ma)!

“Çok özel bi taş buldum,bak!” diye koşarak geldi yanıma. Çocukken taş koleksiyonum olduğunu söylediğimden beri, o da taş toplar oldu. ‘Çok güzel! Yalnız bu bir taş değil’ dedim, ‘Bu bir kestane!’ O gün bu minik kestane Bubu’nun cebine girdi ve ben diyeyim 6 ay, siz deyin 9 ay bizimle dolaştı ta ki önceki güne kadar

Sıkışık trafiğin ortasında kalsak, bi yerden Bay Kestane çıkıyordu, Bubu ona sürekli bir şeyler anlatıyordu. Doktora gitsek cebimizde gizli yolcu Bay Kestane bizimle geliyordu. Sahilde yürüyüşe çıksak kestaneye arkadaş bulmak için yine elinde, bizimleydi. Bir yolculuğa çıkacak olsak çantaya ilk Bay Kestane giriyor, bazen pazar akşamları ‘Anne, kalem kutuma koydum Bay K’yi, ama sınıfta hiç çıkartmıyorum, cuma tekrar eve dönecek’ diyordu. Yalnız öyle çok bir takıntı hali de yok, ara ara reytingi artıyordu kestanenin, bazen 10 gün – 15 gün unutuluyordu.

Geçen gün anaokulunda bahçeye çıkarlarken, bizimki kestaneyi  çantasından çıkartıp cebine atmış ve ‘kıymetlimisss’ o gün tenefüste bahçede Bubu’yla birlikteymiş, arkadaşlarıyla oyunlar yapmışlar. Ne olduysa bahçeden sınıfa geri dönerken olmuş.

ipek-suerBuradan sonrası Bubu’nun aktardığı şekliyle aktaracağım, olayı birebir bilmiyorum ama en azından (ve benim için en önemlisi) oğlumun olanı algıladığı şekil bu. Neyse, içeri dönüyorlarmış ve öğretmeni elindeki kestaneyi görmüş, ‘Onu bahçede bırak’ demiş. ‘O benim’ demiş Bubu ama fazlasını ekleyememiş, utanmış. Öğretmen de yinelemiş, ‘O sınıfa girmeyecek’. Ben Bubu’nun yüzünü hayal edebiliyorum, ‘Servise binerken alabilmek için usulca oradaki ağacın altına bıraktım’ diye anlatıyor çenesi titreyerek. Bırakmış ve içeri yönelmiş,  tam içeri girerken bir bakmış, öğretmeni Bay Kestane’yi Bubu’nun koyduğu yerden almış, hızla uzağa fırlatmış.

‘Artık bulamam onu’ diye yaşlı gözlerle anlattı, ertesi gün gittik aradık ama bulamadık. Etrafımızda kestaneden bol bir şey yok elbette, ama konu kestane  de değil. 2 cm.lik eciş bücüş kestanenin kime ne zararı vardı, ben anlamıyorum. Bir çocuk için çok önemi vardı, onu biliyorum. Korkularından endişelerine, heyecanlarından mutluluğuna bir oyun yolu bulmuştu kendine ve ne oldu, öğretmeni aldı, onu fırlattı attı.

Çocuğun -çok belli ki tekrar alabilmek için- usulca bıraktığı kestane, neden alınıp uzağa fırlatılır? Neden çocukların hayal güçlerini törpülemek için hiç bir fırsatı kaçırmıyoruz?

Neyse ki biz dün parkta çok çok özel bir dal bulduk, Bubu buldu daha doğrusu. 2 bacağı var gibi duran çok şirin 10 cm kadar bir dal. Henüz ismi yok ama şu an başucunda duruyor. ‘Bunu asla okula götürmiycem anne!’ diyor. Siz söyleyin, haklı değil mi?

 

lego,

Çocuğu Minecraft oynuyor diye sevinen anne

Gözümün içine hayretle bakan, sorgulayan gözler ve sessizlik şu cevabımdan sonra geliyor; ‘Evet, ben tabi ki oynatıyorum, süper bir şey bence!’

Yalan değil, neredeyse her gün kendimi Minecraft’ı savunurken buluyorum. Gerek sosyal medyada, gerek arkadaşlarımdan gelen sorulara, gerekse cafede yan masadaki (!) ‘Çoook zararlıymış’ ‘Feci bağımlılık yapıyormuş’ ‘Başlayan kurtulamıyormuş’ tadındaki yorumlara kayıtsız kalamıyorum. ‘Sen oynatıyor musun yani?’ye verdiğim evet cevabından sonra gelen bakışmalar ve sessizlik. Bana bu tepkiler biraz da, teknolojik anneler seminerlerimizde de ennn çok değindiğimiz sebeple çıkıyor gibi geliyor; annelerin, ebeveynlerin ‘bilinmeyenden korkma’larından kaynaklanıyor.

Minecraft nedir?

Önce oyunun ne olduğunu anlamak en güzeli. Minecraft, benzeri olmayan bir uygulama, yani şu oyuna benziyor diyemem. Ama şöyle tarif edebilirim sanırım; 2×2 küp legolardan (şu üstünde 4 nokta olanlardan) yapılmış bir sanal dünya düşünün ve ağaçlarından dağlarına, lavlardan madenlere her şeyi olan bu dünyada, çocuğun hayal gücü ile istediği her ama her şeyi inşa edebileceği bir ortam hayal edin.

lego,Oyuna girdiğiniz anda daha önce tanımadığınız random bir dünyaya düşüyorsunuz, orada ne yapacağınız size kalmış. İster sağa sola yürüyün, dolaşın, ister muhteşem binalar inşa edin, ister çölün ortasına dev pembe bir biberon inşa edin, ne istiyorsanız o. Küpleriniz sayıca sınırsız, istediğiniz kadar harcayın, keşfedeceğiniz yerler bitmek bilmez, istediğiniz kadar dolaşın. Okyanusları geçin yüzerek, bulutlara çıkın uçarak, dağların içine girin, gibi.. Hiç bir kural yok. Tüm bu dediklerim 6+ için ve  ‘creative mode’ için geçerli.

Bir de ‘survival mode’ var 7-10 yaş önerilen, bana sorarsanız 7- 99! Survival adı üstünde, ‘her an her şey olabilir’ modu. Ölebilir yani karakter. ‘Ooo ölmek mi var!!’lık bir durum yok, survival mode tam kafa patlatma yeri, karnını doyurabilmek, kafanı sokabilecek bir yer inşa edebilmek zorundasın. Bilmediğin bir dünyada, 10 dakika sonra başına ne geleceğiniz bilmeden düzenini kurmaya çalışıyorsun. Başına ne gelebilir? Örneğin tam nefis bir sebze bahçesi kurmuşsundur ama bir hortum çıkar ve mahsüllerin bozulur, aç kalırsın (ve belki canın biter). O zaman ne yaparsın; bir daha oyunu başlattığında bu kez bahçeni koruyacak bir çözüm de üreterek başlarsın ve aynı sorunla karşılaştığında aynı zararı görmezsin (ve daha uzun yaşarsın). Çiftliğini kurarsın, tüm riskleri düşünmek zorundasın. Gerçekten 1 dakika sonra ne olacağı belli değil, bir düzen yok, bir kara parçasının bir diğerine benzerliği yok. Terk edilmiş köyler var (bir ev bulup hemen girip yerleşebilirsin), mağaralar, tüneller, keşfettikçe yeni malzemeler bulabileceğin, bunları buldukça güçleneceğin bir sistem var. Bulduğun çoğu şey birbiri ile kombinlenebilir, ‘Bu yeni maden ile ateşi aynı anda kullansam ne olur?’gibi sürekli seni keşfe iten durumlarla karşılaşırsın.

Bir de ciddi tehlikler var; (survival modda)

Güneş battığı anda bir takım yaratıklar beliriyor (gündüz/gece ayrımı var demiştim) ve yaratıklardan önce başını sokacak bir yer bulmalısın. Dolaştığın sırada bulduğun envanterleri doğru kullanarak sabaha kadar uyuyabileceğin bir yatağın, karnını doyurabileceğin bir ekmeğin (havucun, kekin, her ne ise o) olmalı. Bu yine senin yaratıcılığına bakıyor, ister bir mağara, ister 4 dörtlük bir ev, ister bir ağaç tepesinde uyu ama bakalım işe yarayacak mı?

Çocuklar birbirleriyle buldukları keşifleri paylaşıyor. “Şunla şunu birleştirdim, ne oldu biliyor musun?” “Evime şöyle bir kapı yaptım, yangından da koruyor”, gibi çok yönlü, çok düşünmeye ve kreatifliğe iten bir uygulama aslında. İçinde çok az kan olduğundan 6+ lisanslı. Kan sadece survival modda var ve örneğin besin için bir tavuk öldürüldüyse, etrafa grafik olarak 3-4 kırmızı kare saçılıyor ve yok oluyor 1 saniye içinde, bu tarz bir aksiyonda ‘kan’ var.

13+ ten sonra ise ayrı bir keyifli dönem aslında, kurdukları şehirleri online’a taşıyabilir, diğer oyuncularla ilişki içerisinde olup, kim neyi nasıl kullanmış görmek, kurallar çerçevesinde uyumla orada ‘survival’ı sürdürmek.. Hatta ve hatta, fikirleri ve geliştirdikleri ile bizzat oyunun kendisine katkıda bulunmak, oyuna yenilikler eklemek şeklinde ilerleyebiliyor.

minecraft-lego
Bizim evde, haftaiçi minecraft lego, haftasonu bilgisayarda minecraft creative mode.

Çocuğu Minecraft oynuyor diye sevinen anne

‘Bağımlılık yapmaz’ diyemem, ‘Çocuğunuz 5 dakika oynar bırakır’ diyemem; her çocuk farklı, her evdeki ilişkiler farklı, ben de uzman değilim.

Uzmanların dediğine gelince, Minecraft çocuklara organizasyon, planlama yeteneği kazandırıyor, odaklanabilme, zamanı yönetebilme, matematik öğretiyor ve planlarında esnek olabilme yetisi kazandırıyor. 

Minecraft oynayan, mantığını kavrayan bir çocuk kodlamaya da girmiş oluyor aslına bakarsanız. Kendi modifikasyonlarını kodlamaya çevirebilir hatta oyunun içine yedirebilirler. Örneğin learn-to-mod gibi uygulamalar birebir minecraft içindir ve bugün bana sorarsanız bugün artık okullarda ders olarak yer alabilmelidir kodlama.

Ben oynamasına izin veriyorum, izinden öte teşvik ediyorum, şu an bu konseptte bir şeyler üretiyor olmanın keyfini almasına bayılıyorum. ‘Anne bak buraya kocaman bir değirmen inşa ettim, buradan sular akacak burada şunları çalıştıracak’ falan dediğinde içimin yağları eriyor. Ve az önce öğrendiğim Minecraft ile yapay zeka haberi ile de daha da çok heyecanlandığımı itiraf ediyorum. Oynadığın karakterin -atıyorum- bir kere suya düşüp boğulduktan sonra, bunun yaşanmışlık olarak kodlanması ve daha sonra suya temkinli yaklaşması ..gibi durumları gözlemlemek cidden heyecan verici olacak (Haziran’da geliyormuş!) 

Bunu yapmayın : Sadece bu oyunu değil, tüm oyunlar için geçerli, 13 yaş altındaki çocukların tek başına online oynamasına izin vermeyin. Offline ve yanınızda (aynı odada) ve önceden birlikte belirlediğiniz sürede oynamaları uygundur, nacizane fikrim.

*Soranlar için; bizim evde hafta içi elektronik yok, hafta sonları günde 1-1,5 saat minecraft var. (6yaş)

 

Yalnız kalma korkusu için kitap önerileri

yalnız-kalma-korkusu-için

“Korkularla baş etmenin yolu onlarla yüzleşmek, onlarla oynamaktır” diyor uzmanlar. Çocuklarda her yaşta, her dönemde ortaya çıkabiliyor korkular ve onların yol açtığı kaygılar. Benim oğlum da dönem dönem çeşitli korkular yaşadı. Çok faydasını gördüğüm, farklı farklı sebeplerle yalnız kalma korkusu için kitap önerileri paylaşmak istedim

Farklı çeşitlerde ‘yalnız kalma korkusu’na yönelik çocuk kitapları

 

yalnız-kalma-korkusuYalnız kalma korkusu

Minik ejderha Minu, büyük ejderhalardan uzakta durmaktan korkuyor, yatağında yalnız kalamıyor. Yanında kimse olmadığını fark ettiğinde çok kaygılanıyor ve kalbi bum bum atıyor. Ama hikayenin sonunda bu ‘bum bum’ları farklı yönlendirmeyi ve kendini ne zaman yalnız hissetse rahatlayacağı yolu buluyor!

Çok şirin çizimli, kardeş kavramına da değinen kitabın sonunda ebeveynlere yol gösterici açıklamalar ve korkuları yenmeye yardımcı oyun önerileri de bulunuyor.

Aleix Cabrera  / Resimleyen : Rosa M. Curto

Tübitak Popüler Bilim Kitapları / 5tl

Avucumdaki öpücükokul-korkusu

Okula gitmek istemeyen bir minik rakun var hikayemizde, annesinden ayrılmak istemiyor evinde odasında oyuncaklarıyla, kitaplarıyla kalmak istiyor. Annesinin öpücük çözümü minik rakunun endişelerine son veriyor. Ana okulu, ilk okul başlama dönemlerinde, hatta araya tatiller girdikten sonraki geri dönüşlerde de severek okuduğumuz bir kitap bu. Hem hikaye, hem çizimler çok güzel. New York Times bestseller olan kitabın serisindeki diğer kitaplar da aynı sevimlilikte.

Audrey Penn / Resimleyen : Ruth E. Harper – Nancy M. Leak

Butik Yayıncılık / 10tl

yaşlı-ayıYaşlı ayılar ağaca tırmanamaz

Anne ayının halletmesi gereken bazı işleri var ve Küçük Ayı kısa bir süreliğine anneanne ve dedesiyle kalmalı. Ancak annesinde ayrılmak istemiyor, onlarla kalmak istemiyor, çok fazla soru var aklında ve endişeleniyor. Annesi, kendisini de onların büyüttüğünü hatırlatarak ayıcığı bırakıp ayrılıyor. Büyüklere bir şans veren Küçük Ayı’nın görüşleri yavaş yavaş değişmeye başlıyor ve dedesi ve anneannesi ile çok güzel vakit geçiriyor.

Kitabın sonunda çocuğun duygularını ifade etmesine imkan tanıyan etkinlik önerileri yer alıyor.

Heidi Howart / Resimleyen : Daniel Howarth

Tubitak Popüler Bilim Kitapları / 5tl

 

 

Evde yapabileceğiniz 5 eğitici Lego oyunu

Bu blogdaki kaçıncı LEGO yazısı, inanın ben de bilmiyorum. Gerek koleksiyoner olarak, gerek anne olarak Lego o kadar hayatımızın içinde ki, paylaşımlar kaçınılmaz oluyor. Ancak bu seferki biraz farklı, size geçen hafta Lego Education‘ın Türkiye ortağı Teknokta daveti ile katıldığım workshop’tan bahsedeceğim

Eğitici Lego Oyunları

Lego tuğlalarının oyuncaktan daha fazlası olduğu yadsınamaz. Eğitim öncesinde uzunca sohbet imkanı bulduğum Brent Hutcheson, yıllardır eğitimcilerle, öğretmenlerle, çocuklarla çalışıyormuş. Kendisi meslek olarak teknoloji öğretmenliği yapmış daha önce ve uzun yıllardır da Lego parçaları ile eğitimler veriyormuş. Workshop’umuzda özellikle ilkokul öncesi çocukların ilgisini çekebilecek , yaratıcılıklarını geliştirebilecek farklı bakış açıları üzerinde duruldu.

Lego’lar farklıdır çünkü;

Çocuk elinde tuttuğunda bir yanı girintili, diğer yanı çıkıntılı, köşeli, sivri, yuvarlak köşeli, çeşitli parçaları elinde yoklar; her biri farklı boydaki ve renkteki parçalar ellerini, gözlerini ve dolayısıyla beynini fazlasıyla meşgul eder.

Tuğlalar atılıp tutulduğunda yakalamak için tüm parmakların çalışması gerekir, çünkü örneğin bir top gibi yuvarlak değildirler ve  bu da yine sağ ve sol beyin için ekstra çalışma ister. 

Renkler, şekiller, sağ-sol, üst-alt, içinde-dışında, sayılar, artı-eksi işlemlerini öğretmede etkilidir. 

Hafıza işlemlerine olanak tanır. Hafıza öğrenme sürecindeki en önemli faktördür.

Farklı açılarda düşünmeye sevk eden, yaratıcılığı destekleyen bir oyuncaktır.

Lego çocuğun görüş açısını, perspektifini de geliştirmesini sağlar. Yani çocuk tam olarak  önünde duranla oynamaz, sürekli fiziksel olarak hareket halindedir ve el-göz koordisyonu çalışır durumdadır.

“6 duplo tuğlası bir insanın öngörülen perspektif ölçüsüdür, ki dikkat ederseniz bu tam da bir A4 boyutuna eş değerdir. İşte, oyununu bu A4 boyutunun ötesine genişletebilen çocuğun vizyonu gelişir, yaratıcılığı pekişir. Siz de hala önünüze bir defter verildiğinde yan çevirip yazı imzalayanlardansanız, defteri kendi perspektifinize sokmaya çalışanlardansınız!”

 

Evde yapabileceğiniz 5 eğitici Lego Oyunu

lego-duploBasit gibi duran ama kaba motor becerilerini ve bedensel koordinasyonu geliştiren eğlenceli oyunlara örnekler;

1- Lego tuğlalarından (örneğin 6 farklı renkli tuğladan) bir şekil oluşturun. Çocuk yaptığınız şekle 3-5 saniye baksın ve sonra kendi önünde dağınık duran aynı renkteki tuğlalarla yapmayı denesin.

2- Farklı renteki 6 Lego tuğlasından bir şekil yapın. Çocukla sırt sırta verin. Sırayla sözel tarifle aynı şekli ona anlatarak yaptırmaya çalışın. Sonra da o size tarif etsin, siz onun gelişigüzel yaptığı modeli tekrarlamaya çalışın

3- Lego tuğlalarını masaya sıralayın ama her birinin yönü, arkası önü vb farklı olsun. Ve her birine bir fiziksel komut atayın; el çırpma, ayak vurma, kahkaha, ıslık gibi. in. Tuğlaların sırasını değiştirip tanımlı hareketleri hatırlamaya çalışın. Daha zorlaştırmak isterseniz daha hızlı ve/veya daha çok tuğla ile deneyebilirsiniz.

4- 2-3 Lego duplo parçasına ihtiyacınız olacak (2 sıralı standart Legolardan 4 uzunluklu 6 tanesini birleştirerek de duploya yaklaşık boyutlarda tuğla elde edersiniz) Çocukla karşılıklı durun (onun göz hizasına inin) Önce sağ elinizle bir tuğlayı atın, sağ eliyle yakalasın. Sonra sol elden sol ele, sonra soldan sağa, sağdan sola, hatta çapraz atıp çapraz tutma gibi her türlü kombinasyonla yakalama oyunu oynayabilirsiniz. 

5- Lego tuğlalarından örüntü oluşturabilir, ‘Şimdi ne gelecek?’ sorusunu yöneltebilirsiniz. Renkler ve tuğla boyu çeşitliliği arttıkça, problem zorlaşacaktır.

Bunlar gibi pek çok oyunu kendiniz de üretebilirsiniz!  Harfler, sayılar, kuleler inşa edebilir, çok az parça ile hayvanlar yapmayı deneyebilirsiniz. Bulduklarınızı yorum olarak siz de yazın, paylaşayım! “Yeni başlayanlar için Lego” başlıklı yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

Instagram’da #ipekslegos olarak yaptığım paylaşımlardan Brent’in en beğendiği, Bulut’un adamı oldu:

 Bulut’un adamı  meğerse Lego Education’ın en sevdiği oyunların başında geliyormuş; Create a Face!

lego-egitim

Yeni başlayanlar için Lego

Blogumu ve özellikle de instagram hesabımı takip edenler Lego’yu ne kadar sevdiğimi ve koleksiyoneri olduğumu bilirler.. Öyle ki özellikle hafta sonları sırf şu soruyla arayan arayan arkadaşlarım olur ‘Şu an mağazada Lego bölümündeyiz, hangisini önerirsin?’ Oğlumla yaptığımız bir şeyi paylaştığımda da en çok gelen soru ise ‘Bu hangi set?’

İşte bu 2 soru bu yazıyı yazma sebebimdir, çünkü az sonra yazacağım sebeplerden diyeceğim şu ki SETLERE O KADAR DA TAKILMAYIN :)

Lego Duplo

Lego Duplolar bildiğiniz gibi küçük çocukların rahatlıkla tutabilmesi için daha büyükçe Lego parçalarıdır. Kocaman bir kutuya bir sürü para verirsiniz, eve gelip açtığınızda önünüze çıkan 5-6 parça nedense çok az gelir. Doğru, çünkü azdırlar! Duplolar 1,5-5 yaş arasına hitap eder, en azından kutu üzerinde yazan budur ancak benim gözlemlediğim eğer çocukta bir tak-çıkar-üret mantığı oluşmuşsa, bundan zevk alıyorsa 3,5-4’ten sonra Duplolar kesmez… Peki parayı boşa harcamamak için ne yapmalı?

Duplo almak için en ideali :  Çocuğun en seveceği/ sevdiği karakteri ele alın; bir çiftçi mi, bir ayıcık mı, bir itfaiyeci mi, artık her ne ise. İçinde adam veya karakter olan küçük bir set alın. Mesela bir adam ve küçük bir araç, bir çocuk ve bir hayvan gibi. Fakat bunun yanında da, Lego Duplo yedek parçalarından oluşan kutu setlerden edinin. Film karakterleri, çifte lisanslı ürünler her zaman 2 kat daha pahalıdır; bir ürünün Disney prenseslisini değil de sadece ‘kız çocuk’lusunu alırsanız acaip kar edersiniz. Aslında bu tüm oyuncaklar için geçerli, o an için çok seviyor gözüktükleri bir karakteri 6 ay sonra hatırlamıyorlar bile; en iyisi standart figürlerden şaşmayın. Büyük paralara alacağınız bir McQueen’li setin, çocuk bir sonraki filmde uçakları keşfettiğinde pabucu dama atılabilir, gibi. Tek bir set alacaksanız örneğin, tavsiyem Duplo My first train set’dir. Adam ve hayvan figürü, tekerlekler, değişik tuğlalar ve kız erkek farkı gözetmeyen yapısıyla 4dörtlük bir başlangıç seti.

Hazırladığım görsel size fikir verebilir;

lego-duplo-set

Yeni başlayanlar için Lego;

Ben uzman değilim ama benim gözlemlediğim, çocuk yutmuyorsa etmiyorsa 4  yaşından itibaren çok güzel bir şekilde Lego oynamaya başlayabilir. Lego’nun özellikle yeni başlayanlar için çıkardığı setleri çok iyi. Çocuk ileri seviyedeki bir Lego aracını, aynı boyutta, aynı görünümde yapıyor, fakat çok daha az parçayla ve daha basit montajla. Bu setlerin ismi Lego Juniors. Özellikle kız çocuğu olan aileler Lego Friends serilerine yöneliyor, ben tavsiye etmiyorum, çünkü figür boyları farklı ve tüm dünyaları pembe-mor-eflatun arasında geçiyor. Lego Juniors serilerinde de -illa ayrım yapılacaksa- kızlara hitap eden çok güzel setler var.

Lego setleri biriktirirken

Lego Juniors setlerden bir tane edinin. İlgi alanına göre seçebilirsiniz. Klasik tuğlaların dışında ne gibi değişik parçalar olduğuna bakın kutu üzerinde. Hayvanlar, pencereler/kapılar, araçlar, ağaç/çiçek gibi dekorlar, gibi. Bunun yanına yine, arzu ettiğiniz boyda bir yedek parça kutusu alın. Yani figürlere ve hayvan, tekerlek, çatı gibi parçaları minik setlerle alabilir, asıl zenginliği yedek parça kutularıyla sağlayabilirsiniz. Ve bence Lego City serilerinden şaşmayın. Duplo’da anlattığım gibi birincisi; bir çizgi karakterin Legoları çok daha pahalı, ikincisi ve daha önemlisi; çocukların o karakterlere olan ilgisi geçici. Lego City setleri ise ben kendimi bildim bileli varlar, ve her konuda, her ilgi alanına göre bir set mutlaka bulunur ve o yönde sürekli geliştirilebilinir. Örneğin;

lego-juniors

Zemin de önemli bir ayrıntı. İlk olarak yeşil zemin alabilirsiniz. Bunu 2’li asfalt yol zemini izleyebilir. İlk etapta büyük bir kare zemin işinizi görecektir, zamanla çocuğun ilgisine göre arttırırsınız.

Ayrıca eğer İstanbul’daysanız Legoland‘deki satış mağazasında (Legoland’e girmenize gerek yok) kilo ile Lego parça satışı var. Tekerlekler, pencereler, çiçekler… 100gr.mı 25 tl şu an için. 100 gr az değil, ben kabaca hesapladım, tam ihtiyacınız olanı alabildiğiniz için pratik olabilir. Yine burada kendi arzunuza göre oluşturduğunu tek bir figür de 10tl. Bazen sadece tek bir adam için 25tl.lik setleri aldığımızı düşünürsek, bu da ‘nispeten’ hesaplı kalıyor.

İlgili paylaşımlarımı Pinterest sayfamda ve Instagram’da takip edebilirsiniz; #ipekslegos

*Kapak photo-credit : Balokov

 

Dinozor Parkı Jurassic Land

Avrupa’nın en büyük dinozor temalı parkının İstanbul’da olduğunun biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız duymamış olmanız bence normal, çünkü içinde yer aldığı Forum İstanbul AVM’ye vardığınızda dahi yönlendirici birini bulmak zor, tamamen kendiniz bulmak zorundasınız. Belki de konsept gereğidir! :)

Jurrassic Landjurassicland-istanbul

65 milyon yıllık geçmiş, bilinmeyenler ve bitmeyen araştırma. Dinozorlara olan merak asla bitmeyecek gibi duruyor. Sizin evde de dinozor meraklısı birileri varsa, burayı görmelisiniz. Çünkü burası sadece bir tema park değil, ‘edutainment’ konseptinde tasarlanan eğitim ve eğlence parkı. 10bin metrekarelik alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı bu kaliteli parkın bu kadar az bilinmesine şaşıyorum. Ancak girişte belirttiğim gibi, avm’nin içine kadar varsanız dahi yetkililer bile yönlendirici olamıyorlar nedense. Parka dönersek;

Jurassic Land İstanbul parkta neler var?

Burası Los Angeles’daki orjinal Jurassic Park tasarımını üstlenen şirket danışmanlığında kurulmuş, yani ortamda bir Hollywood film seti havası kesinlikle var. Zaten parkı da elinizi kolunuzu sallayarak dolaşamıyorusunuz, bir senaryo dahilinde ‘gezdiriliyorsunuz’. Önce müze kısmı ile başlanıyor. Bir dinozor müzesi burası, iskeletler, yumurtalar, oluşumları, türleri gibi jura dönemine ait bilgilerle dolu bir salon.

Dinozor Parkı Jurassic Land, rehberler ile grup halinde geziliyor, senaryo da şöyle; “Avm inşaatı sırasında dinozor kemikleri bulunuyor ve Marmara Denizinin derinliklerinde yeni bir dünya keşfediliyor.” Yani ‘sözde’ müze gezilirken birden canlı dinozorların arasında buluyorsunuz kendinizi. Juracopter isimli 4D, 6 efekli sinema, onlarca hareketli dinozor maketinin olduğu Show Garden salonu, kuluçka süresinden itibaren bakım gerçekleştirilen Bilim Merkezi Laboratuvarı ilk gezecekleriniz. Yine rehberler eşliğinde yapılacak “kazı” aktiviteleri daha çok küçüklerin ilgisini çekebilir, kazı sonunda ‘Kaşif Paleontolog Sertifikası’nı kapacak miniğiniz.

dinozor-muzesiDino Laser Tag denen kısım, lazerli silahlarla oynanan bir vuruş-oyun parkuru. Işık, ses, sis gibi efeklerle zenginleştirilmiş diyeyim, hareketli dinozor maketleri arasında grupça oynanıyor. Bunun için paint ball tarzı özel kıyafetler giyiliyor, kapalı alanda oluşturduğunuz grupla birlikte oynuyorsunuz. Bu kısmadaha çok planlı programlı grupça gitmek gerekiyor.

Her gezi alanında olduğu gibi burada da tematik bir cafe / restaurant var. Jura Teras Cafe’nin dekorasyonunu keyifli ve yemeklerini lezzetli bulduğum bir mekan. Fiyatlar ortalama, bir fast food’da ödeyeceğinizden belki biraz fazladır ancak doyurucu. Ayrıca buradan faydalanmak için parkı gezme mecburiyetiniz yok, sadece ve direk olarak bu kafeye gidebilirsiniz.

Dinozor Oyuncakları Mağazası, tema parkın çıkışında yer alan küçük hediyelik dükkanda piyasada gördüğünüz hemen hemen tüm dinozorlu oyuncak çeşitlerini bulabilirsiniz. Kitaplar, kırtasiye, yapbozlar, çantalar gibi çeşitli ürünler de var.

dinozor land,jurassic park, dinozor world,jurasic park, dinazor,
Dinozor parkı Jurassic Land, İstanbul Forum AVM’de

Önerilerim;

Bu müze / parktan küçük çocuklar ürkebilir. İçerisi loş ışık, iskeletler, ışıklandırmalar, senaryo gereği tünel benzeri yerlerden geçmeler vb.. Daha çok ilkokul çağı çocuklar ve büyükler için uygundur gibi geldi bana. Fikir vermesi açısından, 5 yaşındaki dinozor hastası oğlumun ürktüğü, rahatsız olduğu ve es geçtiğimiz yerler oldu. Bir tema park olarak ise çok başarılı, eğlenceyi geçtim bilgilenme açısından bir öğrencinin kapabileceği çok şey var. Laser Park kısmı ise oyun meraklısı teenage’leri yakalayabilir ve/veya iş arkadaşları ile grupça takım çalışması etkinliği olarak düşünülebilir, benim çok hoşlandığım bir tarz değil açıkçası.

Ben bir de giriş ücretini pahalı buluyorum, yurt dışı ayarı olarak normal olabilir ama 4 kişilik bir aile için zorlayıcı olabilir; önerim kampanyalı bilet satan sitelerde çok sık yer alıyor bu park, oradan denk getirebilir yarı fiyatına gezebilirsiniz.

JURASSIC LAND BİLET FİYATLARI

TAM BİLET 39.00 ₺

İNDİRİMLİ 29.00 ₺

MÜZE KART %15 İNDİRİM

Jurassic Land, Bayrampaşa Forum İstanbul Alışveriş Merkezi‘nde.

jurassicland-ulasim

Dinozorlu kitaplar

dinozorlu

Çocukların beyinlerinde bir yerlerinde ilgi alanı düğmesi mi var nedir, bir şekilde çoğunun yolu ‘dinozor merakı’ndan geçiyor. 5 yaşla birlikte bize de uğradı bu merak. Hafif korkuyla başlayan merakını gidermek için kitaplara başvurduk. Baktım ki bir mini koleksiyon olmuş, önerdiklerimi paylaşmak istedim. İçeriğine göre ‘kolaydan zora’ gidiyor listem.

Dinozorlu kitaplar

İlk Dinozor Kitabım

National Geographic Little Kids

Koleksiyon Yayıncılık

25tl.

Sert kapaklı, ansiklopedi formatında, rengarek bir hazine bu kitap. “Yeni başlayanlar için dinozorlar” diyebileceğim, büyük puntolu, okumaya yeni başlayanların rahatça okuyabileceği, miniklerin ise korkmadan çizimleri inceleyebileceği bir kitap.

50’den fazla dinozor, 125 sayfa, saklanabilecek arşivlik bir eser; çocuğunuz türe ilgi duyuyorsa ve küçük yaştaysa kesinlikle tavsiye ederim. Daha büyükler için bu kitabın aynı yayınevinden çıkan bir üst versiyonunu tavsiye ederim.

Dinozorlar ve Tarihöncesi

İlk Bilim Kütüphanem

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

6tl.

32 sayfalık kitaplardan oluşan bu bilim serisinin aslında tüm kitapları güzel. Bu kitap ‘Dünya nasıl oluştu’ ile başlıyor, ilk insanlara kadar geliyor. Yazı puntosu yine büyük, minikler rahatlıkla okuyabilir, çizimler gerçekçi (yani vahşi sahneler de var, bilginize) Genel olarak 30 sayfada türler ve yaşayış hakkında tüm bilgileri içeriyor. Gerçekçi çizimler seven oğlum, dakikalarca inceliyor.

Dinozorlar

Bilgi Hazinesi

1001 Çiçek Kitaplar

5tl

Yine 32 sayfalık, bol çizimli, büyük punto yazılı bir kitap ve yine bir seriye ait bir kitap. Yukardaki örnekten farkı ne derseniz, içeriği biraz daha derinlemesine iniyor ve daha çok bilgi içeriyor. Çizimler daha yumuşak ancak bilgiler daha dolu. Severek okuyoruz.

3D Kayıp Dinozorlar

El Turco Digital

İnkılap Yayınları

9tl

İçinde bir 3d gözlük ile beraber alacağınız bu kitap, aslında sadece 7 adet mini posterden oluşuyor. Gördüğüm en başarılı 3d baskılardan oluşuyor. Sadece 7 adet resim için alınır mı derseniz, meraklıysa bence alınır, çok ilgiliyse odasına da asabilirsiniz posterlerden.

Dinozorlar Dünyası

Bulmacalar Kitabı

Almidili

6tl.

5 kitaplık bir bulmaca serisinin dinozor temalı olanı bu kitap. Çok başarılı Rolf Heiman çizimlerinden oluşan, labirentler ve bulmacalardan oluşuyor. Özellikle yol kitabı gibi düşünülebilir. Çok seviyoruz, bulmacaları çözse dahi tekrar tekrar eline alacağı eğlenceli bir kitap.

Dinozorların Da Duyguları Vardır!

Korkazor Amber

Binbirçiçek Kitaplar

6tl

Öfkelinozor, Huysuzozor, Korkazor gibi isimlendirilmiş, duyguları işleyen 6 kitaplı hikaye serisi. Mike Gordon çizimleri çok şirin, hikayeler Brian Moses’dan ve çok dozunda. İlgili duygularla ilgili sorun yaşayan çocuklar için düşünülebilir, biz ayırmadan hepsini okuyor ve seviyoruz. Çizimler eğlenceli, çocuğun illa ki dinozor merakı olması gerekmiyor.

The Ultimate Book Of Dinosaurus

Parragon

14$

250 sayfalık, çocuğun eline uygun ebatta bir mini ansiklopedide dinozorlarla ilgili her ama her şey var. İngilizce. Bol resimli, açıklamalı. Kapağında yazdığı gibi, ‘Dinozorlar hakkında merak ettiğiniz ve sormaya korktuğunuz her şey hakkında’. Dinozor işini bir adım ileri taşımak isteyen miniklere tavsiyem olsun.

Yeryüzünde Yaşam

Popüler Bilim Kitapları

Tübitak

9tl

6 yaş üstü derecelendirilen bu 150 sayfalık kitap sadece dinozorlar değil, tüm canlılar hakkında yaş grubuna uygun bilgiler içieriyor. Dinozorlar ile başlıyor tüm türler ve yaşamları ile ilgili eşsiz bilgiler veriyor. Yıllarca okunabilecek bu kitabı, ‘Dinozorlardan sonra ne oldu? Sorusu geldiği için ekledim listeme. Bu kitabı ve bu serinin diğer kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim.

 

Çocukla tatil ilk yardım çantası

 çocukla tatil hazırlığı...

çocukla tatil hazırlığı…

Tatil ilk yardım çantamızda neler var?

Bu yaz, çocukla uzun yol ve tatile çıkışımın 6. senesini yaşıyorum. Biz gezmeyi, keşfetmeyi çok seviyoruz ve yerinde durmayan 5,5 yaşında bir erkek çocuğu annesi olarak artık acil durum konusunda olaya hakim olduğumu düşünüyorum.

Böcek sokmalarından ateşli hastalıklara, küçük kesiklerden, yanmalara kadar her şeyi tecrübe ettim zaman içinde. Aşağıda paylaşacağım ürünlerin hiç biri ilaç değildir, tavsiyelerim uzman tavsiyesi değildir, sadece bir anne olarak tecrübe ettiğim, deneyip memnun kaldığım ürünlerdir. Bunu belirttikten sonra başlayabilirim;

Annesi öper, geçer..

Annesi öper geçer, geçer elbet ama bunları taşımadan da olmuyor! 

Öncelikle bir ilk yardım çantası taşımak çok faydalı oluyor. İlaçları poşetlerde, çantada taşımak yerine, sert kapaklı bir çantada saklamak hem ezilmeleri engelliyor, hem de açtığınızda koyduğunuz yerde kendi durabiliyor. Çanta olması gerekmez, büyükçe plastik bir kutu da kullanabilirsiniz. 20cm x 30cm büyüklüğündeki çantamız bir yapı marketten alınma.

  • Çeşitli ebatlarda su geçirmez yara bantlarını yine küçük plastik bir kutuda taşıyorum. Her boydan 2’şer tane koyuyorum.
  • Yaralar için fısfıslı antiseptik, ilk anda su-sabun yoksa çok işime yarıyor. Her şeyden önce temiz su ile yarayı temizleyip, bu spreylerle dezenfekte edebilirsiniz. Yakında temiz bir deniz varsa tuzlu soğuk su her zaman tercih ederim elbette. Ancak tuz çok yakabilir, bu antiseptiklerin öyle bir etkisi yok.
  • Çok küçük olmayan çocuklarda güvenle kullanılabilen sprey yara bantlarından da kullanıyoruz. Flaster tutmayan eklem noktalarında özellikle çok pratik oluyor.
  • Lavanta yağı, Bio oil, Bepanthol en küçük boyları ile hep yanımda. Isırıklar, kaşıntılar, çatlak ve yanmalarda kullanıyorum. Burt’s Bees dudak nemlendiricisini de daima kullanıyorum, elbette uv filtreli nemlendirici kremini burada saymama gerek yok.
  • Eldiven, makas, cımbız, küçük paketlerde gazlı bez, suda çıkmayan flaster, Baticon ve küçük boy alkollü su, her ihtimale karşı çantamızda. Kanamalı yaralanmalarda kullanıyoruz. Yaraların her zaman hava alarak iyileşmesi sağlıklı biliyorsunuz, bunlar sadece dağda kırda bayırda, o andaki acil çözümlerim.
  • Jel yanık kremleri güneş yanıkları ve böcek sokmalarında da ateş alıyor.
  • Oğlumun artık kullanmadığı plastik su kabının içinde ateş düşürücü şurubumunu taşıyorum. Yapışmıyor, bulaşmıyor.
  • Islak mendil veçok zorda kalmadıkça kullanmadığım jel el temizliyicileri de daima çantamızda.

Her ürünün küçük veya seyahat boyunu, tercihen spreylisini ve su geçirmeyenini tercih ediyorum. Böylelikle bir karış çanta içine dünyayı sığdırabiliyorum ve çevre gezilerimizde içim rahat oturabiliyorum. Bütün saydıklarım çok gibi görünebilir, tarttım, çantamız tam tamına 800gr. Yaratacağı rahatlık yanında, hiç bir şey sayılır!

 

 

Çocuk filmleri öncesi fragmanlar!

Çocuk filmleri öncesi fragmanlara kim karar veriyor?ipeksuer

Sinema yönetimi mi? Dağıtımcı firma mı? Bu seçimi her kim yapıyorsa, acaba çocuk filmleri öncesi gösterilen fragmanlar seçilirken çocuklar hiç düşünülüyor mu?

Çocuğum olmadan önce de hemen hemen tüm animasyonlara gidiyordum ama çocuktan sonra elbette algım değişti. Film öncesi gösterilen reklamlardan bir iki tanesi rahatsız etti ilk kez beni, o zaman oğlum çok küçüktü ve içeriği anlamadı. Daha sonra gittiğimiz bir kaç filmde de hem reklam hem uygunsuz film fragmanına denk geldik. Tamamen şahsi gözlemim şu ki, çizgi filmlerin hedef kitlesi yaş sınırı gözetmeksizin ‘genç seyirci’ öngörülüyor ve reklam ve film tanıtımları ona göre seçiliyor. Süper kahramanlı, aksiyonlu, -küçük çocuklar için- gürültülü ve çok hızlı görüntülü fragmanlar, bir anda çocuğun keyfini kaçırabiliyor, korkutabiliyor. Nitekim önceki gün bu örneğin en uç örneğini yaşadık.

Sevdiğimiz, aylardır beklediğimiz bir prodüksiyonun çizgi filmine gittik ailece. Film başlamadan önce gösterilen bir fragman, oğlumu çok korkuttu. Uzman değilim ama şunu da belirtmek lazım; çocukları korkutabilecek, ürkütebilecek bir içeriğin illa korkunç olması gerekmez. Çizgi film beklentisi ile koltuğunda bekleyen çocuğun karşına aniden çok gürültülü, çok ışıklı üstelik bir de daha önce hiç görmediği patlamalı vurdulu kırdılı sahneleri çıkartırsanız, çocuk ürker. Bize bir uzaylı istilasını konu alan komedi/aksiyon filmi, hemen ardından da Batman-Süperman fragmanı denk geldi. İlk fragmanda binalar yerle bir oluyordu, bizimki bu görüntülerden çok etkilendi. Esas filmin başlama anında ışıklar birden kapandığında korktuğumuz cümle geldi; ‘Çıkalım!’

Benim oğlum genel olarak korkan eden bir çocuk değil, ama dediğim gibi içeriğin bir önemi yok ki, kimbilir nereden ne yakalıyor, ne anlam çıkarıyor ve ürkebiliyorlar. Zaten öyle olmasa yaş etiketlerinin de hiç bir önemi kalmazdı, değil mi?

Sonuç olarak filmden çıktık. Bulut gece 3’e kadar oturdu ve artık yorgunluktan uyuyakalana kadar uzaylılarla ilgili sorular sordu. Ben, sabah Youtube’dan dün akşam korkutan fragmanı açtım ve tüm itirazlarına rağmen sahneleri durdura durdura filmlerin nasıl çekildiğini anlattım, korkusunu biraz yumuşattım sanırım.

Biz anlayışlı bir sinema müdürüne denk geldik. Umutsuzca ve bir beklentim olmadan başıma geleni anlattığım bilet satış görevlisi hemen müdürü aradı ve beyfendi bizi çok yapıcı bir şekilde dinledi ve hak verdi. Biletlerimizi yenileyip, bir daha böyle bir olay yaşanmayacağının garantisini verdiler.

Çocuk gösterimlerinde sesi çok açmayan sinemalar var, bebekliler için özel gösterim yapan salonlarımız var; artık şu fragmanlara da hassasiyet gösterecek başka yöneticiler olduğuna inanıyorum!

İpek Süer

 

Zıplayan oyun hamuru

zıplayan-oyun-hamuru

İtiraf ediyorum, bizzat elime alıp oynayana kadar ismindeki ‘zıplayan’ sıfatını şirinlik olsun diye konmuş sanıyordum. Yok ama öyle değil, Faber-Castell‘in zıplayan oyun hamuru gerçekten yerinde durmuyor, zıplıyor!

Faber-Castell Zıplayan Oyun Hamuru

Oyun hamurunun çocukların motor gelişimlerine faydalı olduğunu bilmeyen ebeveyn yoktur sanırım. El becerileri gelişirken bir yandan hayal güçlerini kullanıyorlar. Kendi oğlumdan biliyorum; şekillendirirken konstantrasyon süresi artıyor, sessizce işine yoğunlaşıyor.

Bu oyun hamuruna gelince, -yabancı ambalajlarda exstra soft modelling clay diye geçen- Zıplayan oyun hamuru, diğer hamurlardan oldukça farklı. Ben bu hamuru çok sevdim, sebeplerine gelince;

  • Bir kere hafif. Yani kütlece diğer hamurlarla aynı olan miktar, daha hafif. Ve kolayca yoğuruluyor. Yoğuruldukça yumuşuyor. Ne kadar oynanırsa, o kadar yumuşuyor.
  • Dokusu çok farklı. Hamur gibi değil de sanki su dolu bir baloncuk gibi. Elinize yapışmıyor, boyamıyor, iz bırakmıyor.
  • Renkleri çok güzel karışıyor. 2 veya 3 rengi karıştırdığınızda çok çok iyi sonuç alıyorsunuz. Açıkçası bu hamurla çocuktan çok ben oynuyorum, sebebi bir sonraki maddede.
  • Renklerin çok net kaışıyor olması, size 4 renkli hamurla sayısız renk kombinasyonu yapabilmenize imkan tanıyor. Ve bu hamurun en güzel özelliği; kuruduktan sonra çatlamaması ve yaptığınız modelin kuruduktan sonra çatlaksız olarak kuruması bence müthiş bir özellik. faber-castell-oyun-hamuruBen sırf bu yüzden bu hamura bayıldım; biraz el becerim de olduğundan, oğlumun sevdiği karakterlerini bu hamurla modellendiriyorum ve fırınlamadan gerçek minik oyuncaklarımız oluyor. Minionların tüm karakterlerini yaptım diyebilirim. Sırada dinozor serisi projemiz var. Oğlumun yaptığı, bozmaya kıyamadığım hamurları ise hoop, anı çekmecemize saklıyorum.
  • En önemli maddeyi eklemeden yazımı bitiriyormuşum, evet tahmin ettiğiniz gibi hamur kuruduğunda zıplıyor. Top şekli, zar şekli vb verdiğinizde ise baya baya zıplıyor. Cidden çok eğlenceli.
  • 4’lü hamur paket fiyatı 20tl civarında. Faber Castell resmi sitesi ise bu linkte

 

 

Uht süt mü, pastorize süt mü?

Hayatta sütten benim kadar çekmiş başka birini daha tanımıyorum! Daha büyük dertler olmasın ama yıllar yılı tüm hayatımı etkileyen ‘laktoz intoleransı’ ve ‘gluten hassasiyeti’ beni bu konuda her gün ama her gün bıkmadan araştırmaya itiyor. En büyük gerginliğim ise genetik miras olan bu tarz intoleransların, oğluma da geçip geçmeyecek olması. Uht süt mü, pastorize süt mü, bitmek bilmeyen soruların içinden çıkabilmek için en iyisi bir yerden başlamak;

#sütgerçekleri

Sütlü Kahvaltılar başlığı altında düzenlenen bir davete katıldım. Diyetisyen Selahattin Dönmez, eğitimi hakkında bizi bilgilendirdikten sonra ‘süt ve bal konusunda’ çok sayıda araştırma yaptığını ve sosyal medyada da #sütgerçekleri etiketi ile takip edebileceğiniz gibi,  tüm sorularımızı yanıtlayacağını belirtti. O henüz konuşmasına başlayamadan sorularımız yağmaya başladı tahmin edersiniz ki. Dediğim gibi bu konuda aşırı duyarlı olduğum için konuşmayı kaydettim ve ‘hasta’ taraf olarak konuya baya hakim olduğumu fark ettim.

Bu çok geniş kapsamlı süt konusunda kafa karıştıran ısıl işlem, pastorize, uht gibi başlıkları aktarmak isterim. Buradan sonra aktaracaklarım tamamen uzmanların ağzından birebir aktarımdır.

Süt nasıl saklanır?A 21968

Günümüz teknolojisinde süt 2 türlü işlem görür. Sütün sağlıkla tüketilebilmesi için ısıl işlem görmesi şarttır.

Pastorizasyon

Bu yöntemde süt 14-16 saniyede, 72-80 C arasında ısıtılır ve sonra +4 C’de saklanır. Bu yöntem ile steril hale gelen süte ‘pastorize süt’ diyoruz. Yöntem esnasında zararlı olabilecek bakteri ve mikropların %95’i ölür. Yararlı bakterilerin %5’inin ise ‘uyuması’ sağlanır. Süt bu haliyle buzdolabında 4-5 gün saklanabilir. Açıldığında ise 2-3 gün içinde tüketilmelidir. Ancak ve ancak; buzdolabınızın derecesi, kaç kez açıp kapadığınız, sütü çıkardığınızda ne kadar dışarıda tuttuğunuz gibi küçücük ayrıntılar bile sütte ısı değişimine ve o uyuyan %5’lik bakterinin ısıyla harekete geçmesini etkiler.

UHT yöntemi 

Ultra-high temperature processing veya ultra-heat treatment kelime açılımı karşılığıdır. Çok kısa sürede (4-6 saniye kadar) süt 135 -1 50 C’ye kadar ısıtılır. Ve hızlıca oda sıcaklığına soğutulur. Mikroplar tamamen yok olurken, besin değeri olduğu gibi korunur. UHT sütler özel steril ambalajlarda dış etkenlerden korunur ve bu şekilde uzun ömürlü olurlar. 6 katmanlı özel ambalajlar içinde korunan süt, açılmadığı taktirde oda ısısında 4 ay dayanır.

UHT işlemi sayseinde süt ‘katkı maddesi eklenmeden’ ve ‘besin değeri en yüksek derecede korunarak’ saklanır.

Benim en merak ettiğim 3 soru ve cevapları:

– Süt ambalajındaki alüminyum folyo, zarar vermez mi?

Bana verilen cevap : Ambalajdaki alüminyum süte kesinlikle temas etmez, ara katmandadır, sütün ışık ve ısı almaması için bariyer görevi görür.

– UHT laktozsuz sütten yoğurt yapıyorum. Ben gerçekten yoğurt mu yiyorum?

Bana verilen cevap : Evet, laktozsuz sütten yapılan yoğurdun normal sütle yapılan yoğurttan, besin değeri olarak hiç bir eksiği yoktur.

– UHT yöntemi, sütteki probiotikleri öldürmüyor mu? Yani faydalı bakteriler de yok olmuyor mu?

Hayır, çünkü sütte probiyotik madde bulunmaz. Probiyorik bakteriler yoğurt, peynir, kefir gibi fermente olmuş süt ürünlerinde bulunur. Çiğ sütün kendisi de probiyotik özellik taşımaz.

 

 

 

 

 

Shaun The Sheep Kuzular Firarda

Shaun_The_Sheep-film

Tavuklar Firarda”, “Wallace & Gromit”, “Fare Şehri” gibi gişede büyük başarılara imza atmış animasyonların yaratıcısı Aardman Studios‘un yeni filmi KUZULAR FİRARDA / SHAUN THE SHEEP’i tabii ki gelir gelmez koşarak gidip izledik.

70’in üzerinde ülkede vizyona giren ve hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden animasyonda sevimli kuzu Shaun ve arkadaşların büyük şehirde dev bir maceraya yelken açıyor.

Böyle diyordu tanıtımda, ekibe ve yaratıcılığına ne kadar hayran olsam ve güvensem de Türkçe ismi ‘firarda’ diye çevirdiklerinden, Tavuklar Firarda / Chicken Run’un senaryosuna çok benzeyen bir film çıkacak karşımıza diye endişelerim vardı. Tabii ki yersizmiş. Hikaye çok farklı.

Kuzular Firarda

Kuzucuklar gerçekten de çiftlikteki rutin hayattan sıkılıp bir şeyler yapmak istiyorlar ama, şehre gidişlerine ‘kaçmak’ denemez. Bir takım aksilikler sonucu diyelim, kendilerini şehirde buluyorlar. Her zamanki gibi çok şekerler, hem çok saflar, hem cin gibiler. Muhteşem espriler var arada, incelikler, süper buluşlar var karelerde, müthiş bir çalışma.

Ben ve oğlum stop-motion filmlerin hastasıyız. 120 dakikaya yakın süren bu filmde kaç kare çekim yapılmıştır, sanırım hesaplayamayız. İnanılmaz bir sabır ve zeka ürünü.

Öte yandan 10-12 dakikalık hikayelerine alışık olduğumuz Shaun maceralarının bu kadar uzun izlemek, 5 yaşında bir çocukla -biraz zorladı-. Bulut sinemada her zaman tamamen konsantre oturmasına rağmen, hiç konuşmasız bir filmi 2 saate yakın izlemek, değil Bulut için – z kuşağı mı, indigo çocuklar mı artık ne derseniz deyin- herkese zor gelebilir. Yine de Bulut kikir kikir güldü, bense bayıldım, bayıldım.

Sonuç olarak bence vurdusuz kırdısız, ince zeka esprileri ile dolu, şirin mi şirin, inanılmaz bir çalışma süreci sonunda ortaya çıkmış çok eğlenceli bir film var. Biz Shaun’u ailecek çok seviyor ve heyecanla dvd’sinin çıkmasını bekliyoruz. Stop motion çalışmaları seviyorsanız, izlemelisiniz. Çocuğun ilk deneyimi olacaksa, hiç konuşma olmadığını, esprileri anlayabilmesi için en az 5-6 yaşlarında olması gerektiğini düşünüyorum bir anne olarak.

koyun-shaun-türkçe

 Shaun the Sheep ‘te koyunlardan The Beatles göndermesi olmazsa olmazdı!

 

Vialand Eğlence Parkı

vaialand-eglence-parki

Yorulmayacağım bunu söylemekten; ‘Şimdi ki çocuklar çok şanslı!’ Yıllar yıllar önce, ben ufacıkken Disneyland Türkiye’ye gelecek denmişti de, aylarca sadece 3-5 fotoğrafından gördüğümüz yerin boş heyecanını yaşamıştık. Bugün ise, blogger anne kontenjanından gittiğim, gitmeseydim bu kadar büyük ve eğlenceli bulacağımı tahmin edemeyeceğim bir eğlence parkı var, Vialand.

Vialand Nerede?

Vialand‘e elbette buradaki yönlendirmelerden ulaşabilirsiniz, ama ben pratiğini söyleyeyim. Eyüp’te yer alan Santral İstanbul’a kadar gelin, tam önünde başlayan mavi mavi VİALAND yönlendirmelerini takip edin. Buradan saonra 4-5 dakika içinde parktasınız. Özel araçla geliyorsanız, otoparka girdiğiniz kapının ennn uzağındaki noktalara park edin. Çünkü tema parkın girişi o tarafta.

vialand-tema-park

Vialand Tema Park

Vialand’ı daha uzaktan gördüğümde -ki ben sadece fotoğraflrda gördüğüm şato ve önünde bir rollercoaster’dan ibaret sanıyordum- büyüklüğü karşısında çok şaşırdım. İyi ki erken gitmiştik, yoksa her şeyi keşfetmenin imkanı yok. Bunu kenara not alın.

Ayrıca büyük, yorucu bir parkur; rahat kıyafetler, çocuk küçükse yedekler, suluklar eksik olmasın. Gerçi büfeler ve yemekçiler var ama hepsi fast-food tarzında, yiyecek içeçek seçenek bu konuda biraz sıkıntılı. Vialand esintili bir tepede yer alıyor, ve baya esiyor; hani şehirde yaz havası olsa bile orası biraz serin olabilir, bu da 2.notum olsun.vialand-sünger-bob

Park çok güzel. Ama plan yapmak şart! Girişte birer harita alın MUTLAKA! Çocuğunuzun yaş ve ilgisine göre önceliklerinizi belirleyin, ondan sonra tura başlayın. Parkın ilk girişinde karşılayan oyun ve parklar daha küçül ziyaretçiler için, 6-8 yaşa kadar gibi. Buranın ismi ‘Oyun Dünyası’ Biz 5 yaşındaki oğlumla bu kısımda Sünger Bob 4d filmine, Küçük Madenciler trenine, Cesur sürücüler ve Minik kaşifler tüneline girdik. Hepsine bayıldık. Sünger Bob oğlumun, daha sonra gireceğimiz Kaşif Dora filmi benim favorim oldu.

Bir sonraki durak ‘Efsaneler Dünyası’ Burada en çok ilgi çekebilecek saray saltanat kayıkları benzeri kayıklar içinde İstanbul’un fethini canlı canlı yaşatan tüneli tavsiye ederim. İçerisi karanlık ve savaş sergileniyor, hani bebekle girilecek bir yer değil ama çocuklar adeta bir filmin ortasında buluyorlar kendilerini, ürkütücü değil.

‘Macera Dünyası’ ise benim oğlanların favorisi oldu, yani baba-oğulun! Korku tüneli (korkunçtu! benimkiler elbette bayıldı ama çocuklar korkabilir), Safari Tüneli ( bu da bilgisayar oyunu tadındaydı, ben zevk almadım, onlar 2.kez girmek istedi hatta, izin vermedim :) Jet Ski ve demin bahsettiğim 4d Kaşif Dora filmine girdik. Film müthişti. Ortadaki panayır oyunlarını da oynadık biz, halka at oyuncak kazan gibi şeylerde çocuktan çok eşimle ben eğlendik. Bunlar ekstra aksiyonlar, nakit ödeme yapıyorsunuz.

Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor
Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor

En son Olimpia Sirki’ne biletimiz vardı, 15:00 seansını kaçırdık, saatini 19:00 sanıp baya bir bekledik; 20:00’de başladı, oğlanın uyku saati 20:00 olduğundan kucağımda uyuyakaldı ve çıktık. Ben sirklerden çocukluğumdan beri haz etmem, hiç sevemedim ama ortam güzeldi, insanlar eğleniyordu. Kaldığımız süre içersinde, izlediğimiz sihirbazın yaptığı gösterilere hala aklım ermiş değil, ne kadar klişe olsalar da :) İlgilenirseniz, biletleri ister orada ister önceden Biletix‘ten alabilirsiniz.

Sonuç olarak, yeme içme kısmını biraz pahalı bulduğum, ulaşımı tahminimden çok daha kolay çıkan, tahminimden çok daha büyük ve eğlenceli bir parktı. Tavsiye ederim. Çocuğun boyu 120cm’yi geçiyorsa alternatif daha çok, bunu da gözardı etmeyin.(evet her aletin girişinde cetvelle ölçüyorlar!) Eş dost birlikte giderseniz grup indirimleri var, hem daha eğlenceli olur, bu da benden tavsiye olsun!

Sorunuz olursa seve seve yanıtlarım, yazın ;)

 

 

 

 

Yakın yerler; Gebze Life Port Hotel

Kardı, ateşti, hastalıktı derken zor geçen bir kaç haftanın ardından çok kısa da olsa bir tatile ihtiyacımız vardı. İlk aklıma gelen Şile-Ağva taraflarına baktım, bu dönem için aşırı pahalı geldiler. Adalara baktım, hava yağmurlu olacaktı ve henüz vakti gelmediğini düşündüm. Tesadüfen internette gezerken bulduğum Kocaeli il sınırındaki bu otel hakkında yazılan yorumlar ise beni tatmin etti ve düşünmeden rezervasyon yaptırdım.

Gebze Life Port Hotel

LifePort Hotel, adı Gebze olarak geçse de, TEM’den Sabiha Gökçen Havaalanı tabelaları ile devam ettiğinizde Kadıköy merkezden 35-45 dakika kadar sürüyor. ViaPort AVM’yi 8-10km geçtikten sonra varıyorsunuz. Bazen Bostancı’dan Moda’ya bu sürede varamadığım oluyor, o yüzden bana çok yakın geldi.

Oteli ilk gördüğünüzde dağın başında, tek başına bir yerleşke gibi görünüyor, yadırgıyorsunuz dışarıdan. Ancak girer girmez yeşillik, ağaçlar, bungalov evler, kısacası otelin havası sizi şehirden anında koparıyor.

Odaların, restaurant ve fasilitelerin yer aldığı ana bina dışında bir de bungalovlar var. İster odada konaklıyorsunuz, ister size özel evlerde. Biz bungalovda kaldık. 1+1 şeklinde çok şirin, tertemiz ve eşyaları bakımlı, yeni, içimize sinen bir evde kaldık. Üşüyeceğimizi düşünmüştüm ama yatak odasında duvardaki ısıtma paneli odayı sıcacık yaptı. Salonda da klimayı açtık. Gündüz ise cam-kapı hep sonuna kadar açıktı ve ağaç ve yağmur kokusunu içimize çektik.

Otelin arazisi içinde serbestçe dolaşan bir çok hayvan var. Hepsinin tertemiz bakımlı kulübeleri, kafesleri var ancak hepsinin kapısı açık ve hayvanlar özgürce dolaşıp yuvalarına dönüyorlar. Ördekler, kazlar, tavuskuşları, tavşanlar, kedi evi ve bir sürü kedi, köpekler, süt kuzuları ve koyunlar var.

Otelin bahçesi ve açık havuzu çok güzeldi ancak biz mart ayında gittiğimizden kapalı havuzdan faydalandık. Temiz ve yeterli buldum. Ayrıca spor salonu da vardı.

5 yaşında oğlumuzla çok güzel vakit geçirdik, çocukla kısa tatil için çok uygun bir otel, gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. Fikir vermesi için çektiğim bolca fotoğrafa geçmeden önce öneri ve eleştirilerim şunlar;

– Kapalı mekan oyun alanı/odası yok. Böylesi doğa içi bir ortamda aranır mı bilmem ama soran olursa diye söyleyeyim.

– Yemek imkanı kısıtlı. Kahvaltı çok zengin, yemekler güzel. Ancak fiyatlar pahalı sayılır. Çevrede en ufak bir alternatif olmadığı için bir nevi mecbursunuz ancak bir küçük su 4tl. Bence aşırı pahalı. Fikir olması açısından; çorba 10tl.

– Kapalı havuz suyu ideal sıcaklıkta ancak havuz çevresi çok soğuk. Çocuğunuza havuz sözü vermeden önce ortam sıcaklığını bir kontrol edin derim.

– Büyük satranç seti keyifli, ayrıca bahçe, oyun parkı, hayvan barınakları, minik süs havuzları, hepsi tertemiz ve çok bakımlı. Çocuk için bisiklet, scooter götürebilirsiniz.

– Baharda veya yazın börtü böceğe karşı çocuk için önlem almak gerekebilir. Örneğin ben alerjik bünyeli bir kişiyim ve bungalov evdeki o mis gibi çam/tahta kokusu bende öksürük yaptı.

– Bu otel için 1 gün az, 3 gün çok, bana sorarsanız 2 gece ideal. İstanbul’da iseniz ve imkanınız varsa Ctesi-Pazar kalıp Pazartesi direk işe gidilebilinir.

– Ulaşım için buradan faydalanabilirsiniz, ama bana sorarsanız en kolay tarifle önce Sabiha Gökçen Havaalanı ve sonra İstanbul Park yönlendirmelerini takip edin, Şekerpınar’a vardığınızda oteli ve tabelasını göreceksiniz.

– Otelin web sitesi www.lifeport.com.tr ‘dir.

IMG_8349

IMG_8354

IMG_8414
Bulut beni mat etmenin haklı gururunu yaşarken :)

IMG_8426

IMG_8427

IMG_8460

IMG_8464

IMG_8478
Kedi evi! Bayıldım!

IMG_8566

IMG_8572

IMG_8580
Life Port Hotel bungalov seçeneği

 

 

En güzel hediye, Dünyalı Dergi

dunyali-dergi

Haftasonu oğlumla birlikte Tudem Yayın Grubu sponsorluğunda bir etkinliğe katıldık. İyi ki de katıldık, sonunda Dünyalı Dergi ve ailesi ile tanışmış olduk. Dünyalı Dergi’yi anlatmaya geçmeden önce Bir Dolap Kitap’ı tanıtayım.

Bir Dolap Kitap

Banu ve Yıldıray’ı -onlar bilmiyorlar ama- bloglarından ve uzun süredir takip ediyorum. Sadece kendi için her ay onlarca çocuk kitabını/romanını alan bir anne olarak bloglarını çok takdir ediyorum. Çocuk kitaplarını  neden sevdiğini düşünmüş Banu ve şu sonuca varmış; “…çocuk kitapları aslında hayata bambaşka bir yerden bakıyor. Çok daha içten, daha dolaysız, çok daha olduğu gibi” Bu nasıl bir şey biliyor musunuz; ‘Ağzım bir karış açık kaldı’ diyorum, Bulut bana dönüp ‘Hayır anne, ağzını açıp kapatabiliyorsun hala?’ diyebiliyor ya.. onun gibi aynen. Ama bu bakış açısını sadece kelimelere değil hayatın her anına yaydığınızı düşünün.

Fazla uzatmadan, bu kitapsever çift, çocukluklarındaki gibi kaliteli dergilerin eksikliğini hissetmişler ve içleri cızlamış. Doğan Kardeş gibi, Milliyet Çocuk gibi heyecanla beklediğimiz dergiler olmamasını nasıl desem, ‘acıklı’ bulmuşlar. Kolları sıyırıp hazırladıkları taslakla tam iki yıl kapı kapı dolaşmışlar. Sonunda onlara kapılarını açan Tudem olmuş.

Dünyalı Dergi

Dünyalı çocuklar için bir genel kültür dergisi. Adında çocuk geçmiyor evet, bu bilerek istenerek tercih edilmiş bir durum. Yıldıray diyor ki ‘Çocuk dediğimizde, çocuğa üstten bakıyoruz. Halbuki biz otoriter yaklaşmak istemiyoruz, onların kendi deneyimlerini yaratmalarını istiyoruz’.dünyalı dergi

Dergi her konuya değiniyor fakat daha önce ‘anlatıldığı’ gibi değil, bambaşka açıdan anlatmaya çalışıyor ve çocukları yorumlamaları için özgür bırakmış oluyorlar. “Konularımızı ele alırken bildiğimizi anlatmaya değil unutmaya çalışıyoruz.” diyorlar. Çocuklar da büyükler de bu durumdan çok memnun olacak ki, hiç beklenmedik yerlerden beklenmedik yorumlar ve sorular alıyorlarmış.

Ben dergiyi büyük marketlerde ve kitapçılarda aramış bulamamıştım. Keşke daha iyi baksaymışım, 10 sayı geç kaldığım için çok üzüldüm, daha çok da bu heyecanın baştan paylaşamadığım için.

Ama var ya, sadece ticari amaç güden, adeta reklam yayınlamak için öylesine hazırlanan o sözde oyuncak hediyeli dergilerin yanında Dünyalı dergi, uzaylı gibi kalıyor!  Kendilerini çok ama çok tebrik ediyorum. Cesaretlerinden ve emeklerinden ötürü.

Bence en güzel hediye

Ve diyorum ki bence bu dergi müthiş bir hediye olur. Haftada en az 1 doğum gününe giden bir 5 yaş annesi olarak, hediye dosyasını kapatmış olduğumu düşünüyorum. Çünkü, budur! 66tl değerinde 1 yıllık abonelik, 45tl değerinde 3 bilim kitabı + 50tl değerinde ekoloji ansiklopedisi sadece 60tl. Çocuğa 1 kez değil, yıl boyu gidecek eşsiz bir hediye bence, kazandıracak oldukları ise tarifsiz!  

Dünyalı’nın web sitesine buradan, abonelik için linke buradan ulaşabilirsiniz. 

kadikoy-anneleri
Bu vesile ile #KadıköyAnneleri ve #teknolojikanneler sonunda tanıştık!

 

Theraplay / oyun terapisi

Ne zamandır yazmak istiyordum, vesile oldu; neredeyse 5 yaşına basacak olan oğlumuz Bulut ile tam 2,5 yıldır oyun terapisi desteği alıyoruz. Bu yöntemin literatürdeki ismi Theraplay’miş ve ilgilenenlere Gün Yayıncılık ve Nadis Eğitim ve Danışmanlık Desteği ile nefis bir kaynağın ilk kitabı çıkmış.oyun-terapisi

Theraplay nedir?

Terimleri bir yana bırakıp şöyle anlatmak isterim; (uzman olarak değil 30 ayda 60 kez seansa katılmış bir anne olarak yazıyorum) Çocuk ve ebeveynin oyun aracılığı ile bağlarını, ilişkilerini kuvvetlendiren bir yaklaşım oyun terapisi. Yanlış anlaşılmasın, çocuğun her hangi bir sorunu/problemi olması gerekmez; bu sizin daha iyi birer ebeveyn olmanıza, çocuğun da ruh sağlığını olumlu yönde destekleyerek, özgüvenini geliştirmesine yarayacak. Kısaca çocukla çocuk oluyor, onun oyun dünyasına giriyor ve mesajları orada alıp veriyorsunuz, anne baba olarak empati kuruyorsunuz ve bir anda her şey çok yalın olarak önünüze seriliyor.

Bu arada bu seanslar çok eğlenceli geçiyor ve “bağlanma teorisi” mantığını çözdüğünüzde, o dili ve yaklaşımı kavradığınızda evde ve hayatın her anında bunu uyguluyorsunuz. Artık çocuğunuzla aranızda çok daha güçlü bir bağ var ve ‘leb demeden leblebiyi anlamak’ durumuna geliyorsunuz.

Ben eminim ki ve inanmak istiyorum ki, bizim temelden sağlam tutmaya çalıştığımız bu ilişki yumağının ilerki dönemde, okulda, ergenlikte de çok faydasını göreceğiz.

Theraplay nasıl uygulanıyor?

Her terapistin yaklaşımı farklı olabilir elbette ama kitapta da okuduğum model şöyle; genel olarak ilk seansta terapist çocukla tanışıyor. Anne-baba bu seansa katılıyor veya sadece -gizlice- izliyor. İkinci seansta teraspist ebeveynlerle görüşüyor. Belki seansın bir bölümüne çocuk da dahil oluyor. Bundan sonrası tamamen ailenin ihtiyaçlarına uygun olarak ilerlemekle beraber, genellikle hep birlikte oyun oynama ve bir sonraki seansta anne-babaya oynanan oyun esnasındaki mesajlar, yaklaşım önerileri vb paylaşımı şeklinde ilerliyor. Spesifik bir sorun varsa ayda 2 görüşme ile 6 ay, veya rutin olarak 3 ayda bir şeklinde zamanlanabiliyor. Örneğin biz, kendi isteğimizle her ay bir çocuk bir anne-baba görüşmesine katılıyor, bu görüşmeleri zaman zaman 3-ayda-bir’e çıkarıyoruz.

Theraplay isimli, 334 sayfalı kitabın tanıtımını aşağıda paylaşıyorum. Gün Yayıncılık‘ı bir kez daha tebrik ederim. Nadis Eğitim ve Danışmanlık hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, buraya tıkayabilir, Theraplay Turkey oluşumu için buraya göz atabilirsiniz.

Theraplay-Kitap-3d

OYUN TERAPİSİNE DOĞAL BİR BAKIŞ…

THERAPLAY 1.KİTAP”

Bağlanma Temelli Oyun Aracılığıyla Ebeveynlere ve Çocuklara Daha iyi İlişkiler Kurmakta Yardım Etmek

THERAPLAY, bağlanma teorisinin klinik uygulamalara taşınmasına öncülük eden bir yaklaşım olarak, ebeveynlerin, oyuncu bir biçimde bağ kurmayı, empati dolu bir tutumla yanıt vermeyi, sağlıklı bağlanmayı ve hayat boyu ruh sağlığını olumlu yönde desteklemeyi öğrenmelerine ve deneyimlemelerine yardımcı oluyor.

Çığır açan THERAPLAY kitabının bu baskısı, çocukları, yetkinliğe, kendini düzenleme becerisine, özgüven duygusuna ve hayata dair güvene dönüşen bir etkileşime oyun aracılığıyla nasıl çekebileceğimizi gösteriyor. THERAPLAY’in ilişkiye dayalı yaklaşımı, günümüz dünyasının yoğun ve kaotik yaşam tarzının yol açtığı sorunlarla mücadele eden ailelere neşe ve sevgi dolu ilişkiler kurmalarında yardımcı olmak amacıyla özgün olarak tasarlanmıştır.

YAZARLAR

Phyliss B.Booth Chicago’da bulunan Theraplay Enstitüsü’nün klinik direktörüdür. Theraplay konusunda dünyanın farklı yerlerinde eğitimler vermekte ve Theraplay terapistlerini süpervize etmektedir.

Ann M.Jernberg Theraplay Enstitüsü’nün kurucusudur. 1993 yılındaki vefatına dek enstitünün direktörlüğünü yapmıştır. Theraplay yaklaşımı için ilham sağlamıştır ve Theraplay kitabının ilk basımının yazarıdır.

Theraplay Enstitüsü, kar amacı gütmeyen uluslararası bir organizasyondur. Eğitim, tedavi ve araştırmalar aracılığıyla güçlü aile bağlarının oluşmasının, çocuk ve yetişkinlerin duygusal olarak sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam etmelerinin destekçisi ve savunucusudur.

EDİTÖRLER / NADİS EĞİTİM VE DANIŞMANLIK

Aslı Candan KODALAK / Şeyma ÇAVUŞOĞLU

Uzman Psikolog / Eğitmen

İstanbul Akvaryum Florya

istanbul akvaryum-ipek suer

Davetli olarak ailemle birlikte gittiğim Florya’daki İstanbul Akvaryum, bugüne kadar gezdiğim tüm tematik parklar arasında, gezi güzergahı ve yerleşim olarak farklılığıyla hemen dikkatimi çekti.

Çocukla Haftasonu, İstanbul Akvaryum

Denize ve suya aşık, dalan, suda çekim yapan bir anne olarak öncelikle tema parkları hakkında burada yazdığım görüşümü tekrarlamak isterim. Öte yandan bu gezimizde fark ettik ki 5 yaşındaki oğlumuzun, planktondan balon balığına sayabilmesini, memelilerden omurgasızlara canlı türlerini ayırt edebiliyor oluşunu, bu gezilerimizle bağdaştırmamak da elde değil.yagmur-ormanı

İstanbul Akvaryum’a girer girmez iyot kokusunu alıyorsunuz. Çünkü gezi güzergahı coğrafi konumlara göre ayarlanmış ve Marmara’dan tuzlu sudan başlıyor, İstanbul Boğazındaki canlıları izliyorsunuz. Marmara, Çanakkale, Ege gibi decam eden salonları gezdikçe toplamda 16 ayrı iklimin deniz canlıları ile buluşuyorsunuz. En sonda bir de “Yağmur Ormanı” bölümü var ki.. keşke çok daha geniş olsaymış diyor insan.

Kapıda ücretsiz vestiyer oluşu, içerde 3-4 adet cafe/restaurant olması, bilgilendirme kulaklıklarının ücretsiz veriliyor oluşu benim hoşuma giden özellikleri. Parkurun ortalarında bir batık gemi oyun alanı var, tam da çocuğun ilgisi dağılabilecekken o noktaya varıyor, sonra devam ediyorsunuz. O kısmı da çok beğendiğimizi söyleyeyim, hatta yağmur ormanlarından sonra bir kez daha ‘batık gemi’de oynayıp öyle tamamladık turumuzu.

Sizler de İstanbul Akvaryum Florya’ya  gitmek isterseniz, aşağıda gördüğünüz kuponun çıktısını -kişi sayısı kadar- elinizde bulundurarak %20 indirimle gezebilirsiniz. Unutmayın son geçerlilik tarihi 23Ocak ve elinizde mutlaka bu bilet çıktısının olması gerekiyor. Gezme fırsatınız olursa yorumlarınızı benimle de paylaşın :)

istanbul-akvaryum

İstanbul Akvaryum saatleri

Hafta içi 10:00 – 19:00

Hafta sonu 10:00 – 20:00

İstanbul Akvaryum ulaşım

Aracınızla gidecekseniz, ücretsiz otopark mevcut. 

istanbul-akvaryum-ulasim

 

snow park kayak kızak

Snowpark’ta Aile Boyu Eğlence

Geçen hafta sonu aile boyu çok eğlenceli bir etkinliğe katıldık! Sevgili HassasAnne blogu yazarı Ece davet etti; ‘Kar yağsın artık!’ diye haftalardır mızıldanan oğlumu kaptım ve soluğu Torium’da aldık. Yazının sonunda sizler için de güzel bir haberim var.

IMG_6246Nasıl bir ortamla karşılacağımıza önceden internet sitesinden bakmıştım ama vardığımızda ciddi yatırım yapılan bir mekan olduğunu farkettim. 6 milyon dolara mal olmuş bu tesis ve karın kalınlığı en az 50cm. Eğlence alanında 130 kişi, kayak ve snowboard pistlerinden ise 70 kişinin aynı anda yararlanabildiği Snowpark’ta, dileyenler kayak ve snowboard eğitimleri de alabiliyor. Kış sporlarına ait her türlü ekipmana sahip merkezde, istenilen kayak malzemesi anında temin edilebiliyor. Yani siz yaz günü tesadüfen keşfettiğiniz bu tesiste yine istediğiniz anda kar keyfini yaşayabilirsiniz. Girişte ziyaretçilere soğuk havaya uygun bot, mont ve eldiven veriliyor.

Snowpark’ta 3 adet snowboard ve kayak pisti bulunuyor. Ayrıca bu pistlere ulaşım sağlayan 2 adet yürüyen bant mevcut. Kayak eğitim parkuruna sahip Snowpark’ta Türkiye Kayak Federasyonu`ndan lisanslı, Türkiye Şampiyonluğu`na ve uluslararası derecelere sahip eğitmenler tarafından özel ders ya da grup dersi alabilirsiniz.

Önerilerim;

-Cumartesi günü, kendi aracımızla Haramidere’ye varmak, boş trafikte 1 saat sürdü. Gitmek için siz de bizim gibi erken çıkın veya haftaiçini tercih edin.

-Ben yanımda çok fazla yedek kıyafet almıştım, sebebi; karda oynar gibi çok fazla ıslanacağımızı düşünmemdi. Öyle olmadı. Eldiven, şapka çocuk için en önemlileri. Bunları yedeklemekte fayda var, diğer herşeyi ise ordan temin edebilirsiniz.

snowpark

 

Sevgili Ece’ye ve Luna Organizasyon’a davet için teşekkür ederim. Çok eğlendik.

Sizler de bu eğlenceyi deneyimlemek isterseniz, aşağıda görmüş olduğunuz kuponun çıktısını bilgisayarınızdan alarak Snowpark’a %50 avantajlı girebilirsiniz.

snowpark_blogger_kupon-01

SnowPark ücreti nedir?

Hafta içi : 20tl

Hafta sonu ve resmi tatiller : 27tl

ANNE+BABA+1 ÇOCUKHafta içi: 50 TLHafta sonu: 70 TL

ANNE+BABA+2 ÇOCUKHafta içi: 60 TLHafta sonu: 80 TL

Ekstra kullanımlar ücrete tabidir.

ADRES BİLGİLERİ

TORIUM AVM

Saadetdere Mahallesi E-5 Üzeri
Haramidere – İstanbul

Suda Çekim

Terzi kendi söküğünü dikemezmiş! Eşimle birlikte yaz başında başladığımız projemize kendi sayfamda anca yer veriyorum. Bülteni aşağıda aynen paylaşıyorum, ilginizi çekerse birlikte sulu ve eğlenceli bir gün geçirelim! :)
 suda-cekim-aile suda-cekim-cocuk
Aile Albümünüzü Sualtı Fotoğrafları İle Zenginleştirin!
 
Çocuğunuzun sizinle birlikte veya tek başına, suyun büyülü dokusunda görüntülenmesini ister misiniz? Çekimleri eğlenceli, sonuçları çok farklı kareler sunan bu deneyimi siz de yaşayabilirsiniz.
Suda Çekim; Suyun içinde ve / ve ya kıyısında çekim
İpek ve Serdar Süer çifti, çocuklarınızı sualtında görüntülemeye talipler. Çocukları çok seven ve onlarla iletişimi yüksek olan ikili, çekimlere anne-baba olmadan çok önce başlamışlar. Aslen reklam yazarı olan Serdar Süer, hobi olarak sürdürdüğü fotoğraf aşkını, sualtı çekimleri ile profesyonel boyuta taşımış. Eski yüzücü ve yine hobi olarak fotoğrafla çok ilgili eşi İpek Süer ile birlikte fırsat buldukça Türkiye’nin kıyılarında tüplü ve tüpsüz dalışlarla sualtı çekimleri yapıyorlar. Sualtı fotoğrafçılığı dalında çeşitli ödülleri de olan Serdar Süer, eşi ile birlikte hazırladığı ve ses getiren bir proje kapsamında ilk kez çocuklar ile suda çalışma fırsatı bulmuş. Çiftin çocukları dünyaya geldikten sonra su altında çektikleri eğlenceli ve farklı fotoğraflar çok ilgi görmüş ve çevreden gelen ricalar artınca, talepleri değerlendirmeye başlamışlar.
 
Eğer siz de albümünüzde bu eğlenceli fotoğraflara yer vermek isterseniz kendilerine sudacekim@gmail.com adresinden ulaşabilir, sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz;
 suda-cekim-cocuklu
suda-cekim
Fotoğraflar: Serdar Süer. İzinsiz kullanılamaz.
bursa soğanlı park

Bursa Zoo Hakkında Her Şey

bursa-zoo-hayvanat-bahcesiBursa Zoo’yu anlatmaya başlamadan önce hayvanat bahçelerinden, sirklerden, yunus parklarından, faytonlardan hatta kuş kafeslerinden, kısacası hayvanları doğal ortamlarından alıp ‘hapsettiğimiz’ hiçbir davranış ve ortamdan haz etmediğimi belirtmek isterim. Bilmeyenler olabilir diye şunu da ekleyeyim; Hayvanat bahçelerindeki hayvanlar genelde dünyanın çeşitli yerlerindeki hayvanat bahçelerinde ya da hayvan barınaklarında doğmuş hayvanlar ve/ve ya onların yavruları. Tüm bahçelerin anlaşmalı olduğu ‘kardeş’ hayvanat bahçeleri var ve sistem genellikle doğan yeni yavruların değiş tokuşu şeklinde ilerliyor. Bugün artık ‘Afrika’ya gidip, bir fil alıp, bunu bahçemize koyalım’ gibi bir mantık yok yani. Onu görmemiş zenginler yapıyor, ayrı bir konu. Başlayabiliriz.

Bursa Yeşil, Bursa Zoo Yemyeşil!

Bursa Zoo, Soğanlı mevkiinde, benim çocukluğumda Bursa’nın dışında kalan bir ovada kurulu. İstanbul’daki ‘sıkış tepiş’ kafes görüntülerini silin hafızanızdan, burası resmi olarak ülkemizdeki dünya standartlarındaki tek hayvanat bahçesidir; tertemiz, ferah, yemyeşil bir doğa parkı, 206,000m2.  Avrupa Hayvanat Bahçeleri Birliği’ne bağlı parkı açılışından beri (1998) sayısız kez ziyaret etmiş biri olarak söyleyebilirim ki, sürekli iyiye giden, sürekli bakımı yapılan bir park olmasından çok mutluyum. Hayvanat bahçesi bünyesi çalışanları arasında; 1 Ziraat Yük. Mühendisi (Zooteknist), 2 Ziraat Mühendisi (Zooteknist), 3 Veteriner Hekim, 2 Biyolog bulunmaktadır.

Bursa Zoo’da hangi hayvanlar var?

Aslanlar, jaguar, lemur çeşitleri, meerkatlar, zebralar, devekuşları, maymunlar, flamingolar, ayılar, vahşi kuşlar (akbaba, şahin, kartal vb), kümes hayvanları, çiftlik hayvanları (cüce keçiler, koyunlar, inek, eşek, vb), yaban domuzları, develer, lamalar, kangurular, oklu kirpi, kurtlar, sürüngenler, kuşlar, tavşanlar aklıma ilk gelenler.

Bursa Zoo'da Ayılar
Bursa Zoo’da Ayılar

Bursa Zoo bölümleri ve gezi planı

Çok geniş bir alan olduğunu ve vaktiniz dar ise planlı hareket etmeniz gerektiğini belirtmeliyim. 9 gölet, 3000’e yakın ağaç, 3 kafe, 1 çocuk köyü/parkı, sukuşları bölümü, sürüngenler binası, küçük Afrika hayvanları yapıları, yürüyüş yolları ve daha niceleri mevcut. Giriş kapısından sağa dönerek aslanlardan başlarsanız nispeten planlı bir yol izlemiş olursunuz. Sürekli sağa gittiğinizde sırasıyla; aslan, kaplan, jaguar, maymun, lemur alanlarını göreceksiniz. Yol kendiliğinden sizi geriye döndürecek ve Afrika Savanı, yani; zürafalar, devekuşları ve zebralarla burun buruna geleceksiniz. Bunların hemen yanında küçük bir gölette pelikanlar, ördek çeşitleri ve su kaplumbağaları var.

Zürafaları geçip yürüyüş yolundan ayrılmazsanız; ortada bir köy alanı göreceksiniz. Bursa Cumalıkızık köy alanından esinlenen köy meydanında tüm çiflik hayvanlarını görebilir, yalnızca bu noktada hayvanları elleyebilir, besleyebilirsiniz. Kaydıraklı, salıncaklı büyükçe bir çocuk alanı da hemen burada yer alıyor.

Bu meydanın hemen solunda dev bir kafes göreceksiniz. Kafes, yarım küre şeklinde ve içinde tüm kuşlar serbestçe uçuyor, yaşıyor. Yanlış anlaşılmasın, kafesin yapısı çok geniş, kuşlar dilekleri gibi girip çıkabilmelerine rağmen, ayrılmıyorlar. Kürenin altı sukuşları bölümü. Flamingolar da burada. Yapının içindeki tahta gözlem evine çıkın, cıvıltıları dinleyin ve parka tepeden bakın.

Köy alanının sağından devam ederseniz, lamalar, oklukirpi, domuzlar, vahşi kuşlar (burada yavaşça geriye dönmüş oluyorsunuz artık) kurtlar ve ayılar karşınıza çıkacak. Ayıların alanına vardıysanız tekrar karşınızda köy meydanını göreceksiniz. Turu tam tamamladınız, sağdan devam ederek tavşanları geçerek kapıya geliyorsunuz.

Bursa Zoo’da yeme içme

Park girişinde hemen sağda bir çay bahçesi / kafe var. Çay, kahve, soğuk içecekler, gözleme, tost, hamburger, patates kızartması ve hazır paketli ürünler (bisküviler, cipsler, dondurma,vb) satılıyor. Fiyatlar çok uygun, hatta ucuz. Bana sorarsanız gözleme öneririm.

Safari Cafe, Afrika hayvanlarının serbestçe dolaştığı kısmın kenarında. Öyle keyifli bir manzarası var ki, içeriğinin zayıflığının pek önemi yok benim için. Soluklanmak, soğuk bir içecek ve ya kahve içmek isterseniz burayı tercih edin. Önünüzden zebralar geçerken kahvenizi yudumlayın. Menü yok desem yeridir; tost, ayran, çay, soğuk içecekler.. ve yine paketli ürünler.

bursa hayvanat bahçesi
Bursa Zoo’da yavru hayvanların olması, hayvanların huzurunun göstergesi kanımca.

Köy Meydanı. Burada çeşit nispeten daha fazla. Gözleme, yaprak sarma, kahvaltı tabağı, mercimek köfte gibi genellikle günlük değişen lezzetleri, hazırlanmış paketlerde alabilir, hemen yanındaki piknik masalarında yiyebilirsiniz. Çay, kahve, ayran, soğuk içecekler mevcut, tepsi ve self servis ile alabiliyorsunuz.

 

Ekstralar

Okulla ve ya grupça gelmek isterseniz ciddi indirimler var. Ayrıca önceden haber verildiğinde size bir rehber eşlik ediyor. Mikrafonla anlatarak size tüm parkta eşlik ediyor.

Köy meydanında küçük bir satış alanı var. Burada -kalırsa- köy ürünleri satılıyor; erişte, yumurta, salça, yağ gibi.

Giriş kapısında bir hediyelik dükkanı var. Ancak yurt dışı örnekleri gibi buraya özel ürünler değil, sıradan, her yerde görebileceğiniz hayvanlı ürünler (peluş oyuncak, anahtarlık vb) ürünler satıyor.

Eleştirilerim

Tuvalet yalnızca parkın girişinde ve çok yetersiz. Üstelik -kullanıcılara bağlı olarak- kirli. Buranın temizliğinin çok daha sık yapılması, parkın çeşitli noktalarına da tuvalet eklenmesi gerekiyor. Bu standarttaki bir parka yakışmıyor tuvaletler.

Çocuk arabası / engelli parkuru. MALESEF YOK. Yerler yumuşak toprak ve mıcır taşı. Bebek arabası yürütmek tam bir işkence. Çok acil yolun ez azından bir kenarına ve tüm parkı dolaşabilecek şekilde (tahta olabilir) özürlüler ve tekerlekli araçlar için yol yapılmalı. Tekerlekler kesinlikle bu yolda gitmiyor!

Tüm uyarılara ve yazılı yönlendirmelere rağmen hayvanlara yem atanlar, çitlerin arkasına geçenler oluyor. Güvenliğin (hayvanların güvenliğinin!) sağlanması gerek.

Gelenler arzu ettiğinde hayvanat bahçesi haritası her zaman verilemiyor. Bence her ziyaretçiye kesinlikle harita sağlanabilmeli.

Önerilerim;

Parkur yorucu. Hava sıcak ise mutlaka şapka, sinek ilacı, geziye başlamadan önce su alın yanınıza. Evet girişte su satılıyor ama bittiğinde başa dönüp almak yorucu.

Bursa dışından geliyorsanız karnınızı burda doyurmayın :) Parkın hemen yanında Botanik Park ve girişinde restaurantlar var, Bursa’nın klasik lezzetlerine orada doyun derim.

Bence burayı ziyaret etmek için en uygun zaman bahar ayları; Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim. İki dönemde de doğası muhteşem oluyor, fotoğraf çekmek isteyenler için ışık ve görsellik müthiş oluyor.

Alerjik bünyeli iseniz ve/ ve ya çocuğunuz öyle ise tedbirli olun. Çok sayıda çiçek, böcek, ağaç ve malum hayvan çeşitliliği astım ve alerjiye meydan yaratıyor. Dikkatli olmanız gerek. İlaçlarınızı yanınızda bulundurun.

zoo harita

Bursa Zoo giriş ücretleri ve ziyaret saatleri

Yetişkin 3,50tl Çocuk 2,50tl. Grup indirimleri mevcut. (Eylül 2014)

Bahar Sezonu 09:30 – 19:00 Nisan, Mayıs, Eylül, Ekim

Yaz Sezonu  09:30 – 19:00 Haziran, Temmuz, Ağustos

Kış Sezonu 09:30 – 17:00 Kasım, Aralık, Ocak, Şubat

Bursa Zoo Ulaşım

Bursa içinde Bursa Zoo için tebelalı yönlendirmeler mevcut. İstanbul yönünden gelecek olanlar, Yalova yolu üzerinden hiç ayrılmadan Bursa’ya girin, sağda önce İkea’yı ve az sonra Özdilek binasını geçer geçmez sağa İzmir yönüne sapmalısınız. Bu kavşakta Botanik Park tabelası mevcuttur. Saptıktan kısa bir süre sonra yolun sağında karşınıza dev bir zürafa çıkacak, kaçırmanız imkansız :) Ankara – İnegöl yönünden gelenler ‘Soğanlı’ ve ‘Botanik Park’ levhalarını, İzmir yönünden gelenler ‘İstanbul’ ve sonrasında ‘Bursa Zoo’ tabelalarını takip etmeli.

bursa_zoo_harita

*Hayvan fotoğrafları bana aittir. izinsiz kullanılamaz. İPEK SÜER.

 

Sayıları öğreten uygulama, Endless Numbers 123

sayılar uygulamaBenim oğlum 4,5 yaşında, sayılara az çok aşina olmasına karşın hala 4’ten 6’ya atlıyor, 20’den sonra yirmibir, otuzyedi, altmış falan geliyor. Çok çok beğendiğim bir uygulama buldum. Sayıları öğreten uygulama, Endless 123.

Endless Numbers 123

4+ derecelendirilmiş bu uygulama küçük çocuğunuzun sayıları tanımasına, birbirleriyle ilişkilerini anlamasına yardımcı olacak. Sayıları görsel olarak ‘Bak bu 1, bu 2’ diye ezberletmek kolay elbet. Bu uygulamada çocuk şunu kavrıyor; 1 ve 1 birleşince 2 oluyor. 1 numaralı yaratığın tek gözü, 3 numaralı yaratığın 3 gözü var, gibi. Evet, işimiz ‘monster’larla :)

Oyunda bir dönmedolap ve üzerinde sırasıyla ilerleyeceğiniz sayılar var. Birini bitirmeden diğerine geçemiyorsunuz. Ele aldığınız sayının yazılışını, İngilizce okunuşunu öğreniyor. Açık duran sayfada aksiyon hiç bitmiyor aslında, sürekli bir hareket var. Puzzle gibi sayıyı tutup yerine koyduğunda da o sayıyla işimiz şimdilik bitmiş oluyor. Ardından o sayıyla ilgili çok kısa bir animasyon geliyor ve sonra diğer sayıya geçiliyor.

Çok şeker yaratıklar, defter sayfası gibi düşünülmüş ekranda sürekli hareket halindeler. Ben konunun işlenişi kadar görsellere ve grafiklere de bayıldım. Yakın zamana kadar 20’ye kadar olan sayılar, şu an 100’e kadar tamamlandı bu arada.

iOS destekleyen ve iPhone, iPad, iTouch’lara yükleyebileceğiniz uygulama ücretsizdir ve buradan indirebilirsiniz, uygulamayı sever ve daha büyük sayılara erişmek isterseniz, aplikasyonu 1,99$ karşılığı yükseltebilirsiniz.  Aynı sayfada yazılımcı firmanın diğer uygulamalarını da bulacaksınız, göz atmanızı tavsiye ederim.

Endless 123 çocuklar için bir ipad uygulaması
Endless 123 çocuklar için bir ipad uygulaması
Sayıları öğrenten oyun
Sayıları öğrenten oyun
çocuklar_için_ipad
Endless Numbers 123’te her sayıdan sonra kısa ve eğlenceli bir animasyon var.

Blog nedir? Blogger ne yapar?

blogger nedir Blogger arkadaşım lafım sana! Cem Yılmaz’ın böyle bir repliği vardı, Gora’da sanırım, ‘Arkadaşım lafım sana’ neyse…

Blog ne demek biliyor musunuz? Anlamını? Web-Log kelimesi kullanımla değişerek önce wee-blog sonra blog’a dönüşüyor, 94’ten-00’lere. Belirli veya belirsiz zaman aralıklarında kronolojik olarak bir sayfada yayınlanan yazıları kapsıyor ‘blog’ siteleri. Bir nevi günlük. İster uzman olduğun konuda yaz, ister dijital günlük olarak kullan, istersen sadece saçmala. Sana özel, senin sayfan.

Sayfa senin sayfan. İster kilitlersin sadece yakınların okur, ister herkese açık yazarsın.

İster basın bültenlerine yer verirsin, ister film eleştirisi yaparsın kafana göre.

İster hergün 1 yazı koy, ister yılda 1 kez yaz. Canın ne istiyorsa, ne zaman istiyorsa.

İster çocuğunun boy boy fotoğraflarını koyarsın hergün, ister ‘ben asla paylaşmam’ dersin.

İster banner koyarsın bir markaya ait, ister arkadaşının sayfasının logosunu eklersin.

İster sayfan üzerinden para kazanırsın, ister kazanmazsın.

İster ‘1 kuruş almadan tek kelime yazmam’ dersin, ister ‘1 kuruş almam yazılarım karşılığında’ dersin. Ha istersen bazen alır bazen almazsın, senin bileceğin iş. Sayfa senin!

Sayfa adında çocuğunun adı bile geçiyor çoğu blogda, senin sayfan arkadaşım! Sadece seni ilgilendirir. Sadece seni.

Kimse kimseye hesap vermek zorunda değil. Kimse senin neyi neden yazığının hesabını soramaz. Sana ne, bana ne, ona ne?

 

 

Teknolojik Anneler

1,5 yılı geçmiş, internetin güzel anneleri diye bir yazı yazmıştım, o zamandan beri aklımdadır, bir ‘anne’ sitesi hazırlamak. annelere hitap eden ama teknoloji anafikirli. tam olarak teknolojik anneler için.
vakit bulamadım, cesaret edemedim, gözümde büyüdü…

sonra Derya ile tanıştım. onun olduğunu bilmeden takip ettiğim ve fikir olarak çok başarılı bulduğum Ana Kılavuz sitesinin kurucusu, Başka Anne isimli blogun yazarı Saryade.
uzaktan uzaktan takipleşirmişiz, isimlerimizi bilmeden. karşılaştığımız ilk etkinlikte ise ‘ne yapabiliriz’i konuşmaya başladık, sitenin temelleri atıldı farkında bile olmadan. 
bütün yazı oturduğumuz yerden fikir üreterek geçirdik ve şimdi artık bir sitemiz var! ismi elbette Teknolojik Anneler. henüz sitenin pek çok eksiği var; evet biliyoruz, kullanıldıkça görelim istiyoruz eksiklerimizi ve bu yüzden olduğu haliyle açtık. çok planlarımız var, çok! umarım hepsi hayata geçecek. teknolojiye aşina annelerle yenilikleri paylaşmanın yanısıra, imkanı elvermeyen ve/veya internetten, teknolojiden korkan ev hanımlarına yönelik çalışmalar yapmak istiyoruz. kadınımız ürkekliği üzerinden atsın, ‘Yapamam’ demesinler istiyoruz. çocuklarımızı büyütürken kendimizi de geliştirelim, önce biz görelim, bilelim istiyoruz. dedim ya, daha çok çok şeyler istiyoruz. hepsi sırayla!

tablette montessori, ‘hangileri ilişkili?’

Montessori iPad uygulaması

montessori aşağı montessori yukarı. okul kayıt dönemleri yaklaştığında bir eğitim seçiciliğidir gidiyor, değil mi?

çok açık söyliyeyim ben bu oyunu (alıştırma desem daha doğru) ‘sorting’ kelimesini aratarak buldum. Bulut artık 3,5 yaşında ve gruplamayı, oyuncakları ayrı ayrı kutulamayı vb çok seviyor ve bu işlem onu çok oyalıyor, şansımı denedim. tam banko oldu, tahmin ettiğim gibi uygulama çok ilgisini çekti.

montessori things that go together uygulaması, adı üstünde, verilen objeleri parmağıyla çizgi çizerek eşleştiriyor. ‘tanıdık’ ve çocuklara aşina objelerle başlayan alıştırma, günlük eşyalardan uzaklaştıkça çocuk için zorlaşmaya başlıyor. uygulama 4+ dercelendirilmiş, 3+ çocukların keisnlikle zorlanmayacağını ve keyif alacağını düşünüyorum. 
eşleştirme olarak değil, sadece objelerin isimlerini öğrenmek, işlevlerini tekrarlamak için bile kullanılabilir bu uygulama. ben ‘Hangileri ilişkili?’ diye sormadan önce, ‘Hangileri arkadaş onları bulacağız’ diyerek açıkladım oyunu.

Bulut eşleştirmeleri yaparken çok eğleniyor, her bir eşleştirmeye bir de hikaye uyduruyoruz.
oyunda 6 level var. aşağıdaki resimde görebilirsiniz, içerikler şöyle;
1-eşleştirme: çizgi çizerek objeleri eşleştiriyor.
2-soldaki obje, sağdakilerin hangisiyle ilişkili, bunu buluyor.
3-hangi iki obje birbiriyle alakalı. 3.obje neden değil, bunu sorguluyor.
4-ekranda 6 adet (3 çift obje) var, ilişkili olanları 2’li oalrak grupluyor
5-hangisi farklı? diğerlerinden farklı olanı seçmesi isteniyor.
6-hangisi farklı sorusu yine, ancak seçenekler daha zorlayıcı.
Montessori iPad uygulaması 6 farklı seviye içeriyor.

bu iPhone/iPad/iTouch uygulamasını ücretsiz olarak buradan indirebilir, ücretsiz bölümleri beğenirseniz 1,79tl kaarşılığı diğer alıştımaları da alabilirsiniz.

ipek süer

Lego Duplo’dan tablet için interaktif hikaye

zaten ailecek Lego fanatiğiyiz, bu uygulamayı gerçekten çok sevdim. Lego Duplo Zoo oyundan çok interaktif bir hikaye. okul öncesi çocuklara hitap ediyor. 

hikaye şöyle; kahramanlarımız tavşan ve zürafa, ellerine geçen kargo paketini doğumgününü kutlayacak olan aslana götürmeliler. fakat aslanı bulmaları o kadar kolay değil, diğer hayvanlardan yardım istiyorlar, çölleri denizleri aşıyorlar, bu arada sürekli minik parmakların yardımına başvuruyorlar. çocuk hikayeyi kendi yönlendirdiğini düşünüyor. ara ara yerleştirilen mini puzzlelarla (legolardan uçak yapımı, jip yapımı, köprü inşası vb) dikkati dağılmıyor. renkler yorucu değil, müzikler yumuşak. hikaye çok başarılı.


uygulamada ayrıca zoo cinema başlığı altında 3 kısa lego duplo filmi var.


2-5 yaş arası için hazırlanmış bu sevimli uygulamayı ücretsiz olarak buradan yükleyebilirsiniz. oyun iPad, iPhone, iTouch ve android uyumlu.


find it! bul bakalım!

Find It! bu oyun hem sizi hem miniğinizi oyalamaya aday.
 

Play Toddlers‘dan, adı üstünde bir bulmaca oyunu. dağınık yerleştirilmiş objelerin içinden istenen resmi bulmaya çalışıyorsunuz. zorluk dereceleri var, objeleri buldukça yerine yenileri geliyor, şekiller gitgide küçülüyor ve dolayısıyla bulmak güçleşiyor. 

 
çok basit gibi gözükse de çok zevkli. çocuklar bulma işini çok ciddiye alıyor ve konsantre oluyorlar. bu tarzda kitaplarımız da  var fakat her şeyin yerini ezberledik bile! tablette ise seçenek sonsuz…
çocuk veya yetişkin seçeneği var, itiraf ediyorum ben oğlandan daha çok oynuyorum. bir yerde 5-10 dakika beklemek zorundaysam, okuyacak bir şey yoksa, bu oyunu açıyorum.
yalnızca iPad uyumlu, 4+ kategorilendirilmiş bu oyunu, buradan ücretsiz yükleyebilirsiniz. beğenirseniz Play Toddlers‘ın diğer oyunlarına da göz atın derim. 
 

chicco’dan 1+ tablet oyunu

cicili bicili, rengarenk, kocaman plastik oyuncakları alır eve gelirsin; pili dahil değildir, pil arar, bulursun. hadi buldun, tornavida nerdeydi? çocuk bir an önce oynamak için tutturuken sen telaşla minik vidaları sökersin… sonuç? sadece 2 dakika oynar ve kenara bırakır!

tablette bir avantajınız var. pil derdi yok, yer kaplama derdi yok. sıkıldı mı, değiştir. elbette her zaman demiyorum ama, çantamda bir milyon ıvır zıvır taşıdığım günleri bilirim. neyse gelelim oyuna;


chicco’dan, ismi Funny Music. çok basit, çok şeker. göz yormayan pastel renklerde, yumuşak seslerle donatılmış bir müzikli oyun. birinci sayfada 3 ses seçeneğinden birini seçip tuşlara basabiliyor (piyano, gitar, hayvan sesleri) diğer bir sayfada dağınık notalar var, onlara gelişigüzel basabilir.

12ay ve üstü yaş aralığına kaliteli ve eğitici tablet oyunu bulmak zor, biliyorum, o yüzden öneriyorum. acil durumlarda, arabada, lokantada imdadınıza yetişecek yumuşak müzikli bir uygulama derim. size çok basit gelebilir ama çocuk için yeterince ilgi çekicidir.

bu android uyumlu uygulamayı buradan ücretsiz indirebilirsiniz. 


internette çocuk kitapları

kitapçıya gitmek, kitaplara dokunmak, kitap kokusunu hissetmek en sevdiğim şeylerin başında gelse de, vakitsizlikten ve bebek arabasıyla girememekten(!) çok fazla gidemez oldum. şüphesiz ki oğlum kitapları yırtmadan, incitmeden bakmaya başladığında -ki o aşamaya çok yaklaştık- kitapçı ziyaretlerimiz artacak.

işte size 4 farklı seçenek, 4 kitap sitesi. hem bakmak pratik, hem fiyatlar dükkan fiyatlarından oldukça indirimli. sık takip ederseniz veya mail adresinizi bırakırsanız, %70lere varan kampanyaları da kaçırmamış olursunuz.

başlıklara tıklayarak sayfalara ulaşabilirsiniz.

Kipi

Kipitap 

çocuk kitapçısı kipitap.com
en başarılı ve şirin çocuk kitapları sitesi. web’den alışveriş yapmak istemiyorum diyorsanız, telefonla sipariş de verebilirsiniz. (numarayı vermiyorum, siteyi ziyaret edin!) 75tl üzerine ücretsiz kargo hizmeti de mevcut.
 
maskotumuz kipi’nin blogu da var; http://www.kipitap.com/blog/

Arkadaş Kitabevi

yalnızca kitap değil, film, müzik, oyun ve puzzle bulabilirsiniz. tavsiye etmemin sebebi çocuk kategorisinin kapsamlı ve indirimli oluşu. üstelik 50tl üzerine kargo bedava!

Kitapyurdu

kitapla buluşmanın en kolay yolu.
bu sitede yeni çıkanlar çok sık güncelleniyor. çocuk kitapları kategorisinde 9000den fazla seçenek gözüküyor. diğer sitelerden farklı olarak ikili avantaj sunuyorlar; seçtiğiniz 2 kitabı birlikte aldığınızda ekstra indirim kazanıyorsunuz. 70tl üzerine kargo ücretsiz.

idefix / sabit fikir

Türkiye’nin kütüphanesiyiz diyorlar, haklılar. ülkenin en kapsamlı kitapçısı dersem sanırım yanılmış olmam. en geniş e-kitap koleksiyonuna sahip idefix ve e-kitap projeleri tubitak tarafından da destekleniyor. müzik, film, oyun, elektronik gibi pek çok ürün ve kategori var sayfalarında. çocuk kitap yayınevi ve kitap sayısı çok fazla, ancak zaman zaman bulduğunuz kitap stoklarda olmayabiliyor. kredi kartlarına taksit imkanı ve 150tl üzerine ücretsiz kargo mevcut.

aileniz için internet kuralları


internet kullanımının yaygınlaşmasıyla anında istediğimiz bilgiye ulaşabiliyor, dünyanin öbür ucunda olsalar bile sevdiklerimizle anında görüşebiliyor, dosya, resim, videolarımızı paylaşabiliyoruz.
herkesin ulaşabildiği bazı uygun olmayan sitelere çocuğunuz da rahatlıkla girebilir. güvenlik sorununun aileniz için bir tehdit olusturmasını engellemek için ‘internet kuralları’ koymanızda fayda var…

  • kişisel bilgilerinizi asla tanımadığınız kişilerle paylaşmayın, girdiğiniz sitelerde, yazışmalarda kullanmayın. adres, telefon, doğum tarihi, okul ismi, hesap numaraları gibi bilgileri paylaşırken çok dikkat etmelisiniz…
  • girdiği siteleri takip edin. siteye nasıl girildiğini bilmiyorsanız size göstermesini isteyin. sitede yaş sınırı veya engelleme opsiyonu varsa aktif hale getirin.
  • tanımadığı kimselerle internet üzerinden birebir kontak kurmasına karşı çıkın, bir buluşma ayarlandıysa ve onaylıyorsanız, tüm detaylardan haberiniz olsun.
  • internet üzerindeki forumlardan veya mailllerden, aykırı fikirler, tehdit edici, rahatsız edici yazılar gelirse asla cevap vermemesini söyleyin. girdiği sitelerde mail adresini çok gerekmedikçe paylaşmaması gerektiğini açıklayın.
  • internet üzerinden tanışabileceği kişilerle ilgili onu uyarın. yazışmalarda kişiyi göremeyecegi için, okuduğu herşeye inanmaması gerektiğini anlatın.                                                     
  • bizim başımıza gelmez demeyin! siz kontrolü elinizde tutun, çocuğunuza güvenmeniz güzel fakat dış etkenleri sürekli kontrol edemeyeceğinizi kabul edin.
  • çocuğunuzun yaşı küçükse ve endişeleniyorsanız, bilgisayarı hepinizin kullanabileceği ortamda bulundurun. hatta siz yanında değilken internete girmesini onaylamayın.
 

Çamaşır suyu kokusu

Yapılanlar, söylenenler unutulurmuş zaman içinde, bir tek anda hissettirdikleri kalırmış anı olarak. Hah, işte ben o lafı değiştirmek ve “Hepsi unutulur, kokuları kalır!” yapmak istiyorum. Pek çok koku içinde çamaşır suyu anı belleğimde hissiyati ile fazlasıyla belirgin. Kokusu orada, kokusu gitmiyor :)

Oysa ki yıllar var ayrıyız. Çamaşır suyuyla ilişkimi çocuğum olduktan sonra kesmedim ben, daha önce ayrıldı yollarımız. Birden bire ortaya çıkan, başladığı andan itibaren bir kaç ay geçmek bilmeyen alerjik astımım sonrası pek çok kimyasal çıktı hayatımdan. Çamaşır suyu da kapıyı ilk görenlerden oldu. Bir kaç yıl süren bu “alerjik” durum, çok kısa günlük kısa ziyaretler dışında uğramadı doğal-olmayan-ne-varsa-at günlerimden beri. Doğru kararmış diyebilir miyim? Rahatlıkla derim evet.

Çocuktan önce / çocuktan sonra temizlik…

Aşırı titizdim. O da iyileşiyor çocuktan sonra :) “Yere değdi, sokma çocum onu ağzına” tarzı bir titizlik değil kastettiğim. “Bunun içinde ne var, etikette yazan şu garip sayılar nedir” tadında her şeyi google’layanlardanım, gugıl şampiyonuyum, en hızlı soruyu ben sorarım, konudan konuya en hızlı ben atlarım! Bilmem gerek, nedir o “içindekiler”?! Sahi, nedir?

İşte çok bilince de hayattan soğuyor insan. Limon, sirke, karbonhidrat. Temizlik anlayışım bu uzunca süredir. Arap sabunu da var geniş alan temizliği için kullandığım. Sıvısı, jeli, her kıvamı mevcut. İçim tamamen rahat mı? Hayır. Hem zaten endişesi biten anne olur mu hiç :))

Mutfak tezgahına çiğ et, tavuk vb gıdalar değdiğinde yaptığım temizlikten endişeleniyorum. Hayvan dışkıları ile dolu Kadıköy kaldırımlarından yürüyerek eve girdiğimizde endişeleniyorum. Dağ tepe doğa yürüyüşleri yapıp çamur (ve kim bilir başka neler) batağındaki botla eve döndüğümüzde endişeleniyorum. Az sonra temizlediğimi düşündüğüm yerlerden oğlum çıplak ayak geçecek ve yatağına yatacak, biliyorum. Emin olamıyorum. Doğaya düşkünlüğünü bildiğim Dinamik Anne Tuğba’ya ve blogunu severek takip ettiğim Anne Sırları Gülderen’e sormak istiyorum, siz ne yapıyorsunuz? Temizlik için ne tercih ediyorsunuz?

 

 

Cinsel eğitim için hikaye kitabı

“Söz konusu cinsellik eğitimi olduğunda kitaplardan destek almak hayat kurtarıyor, değil mi?”

Bu soruyla açmış cinsellik ile ilgili ebeveyn kitabını Seksolog Rayka Kumru. Gerçekten de öyle. Yaşı kaç olursa olsun, sorular başladığı anda cevap vermekte en zorlandığımız, az mı çok mu anlattığımıza emin olamadığımız konu; cinsellik.

Çocuklar için cinsel eğitim kitabı

Arayış içinde olduğum bir dönemde tanıştım kitabın yazarı ile. Şişli Belediyesinin düzenlediği benim için çok anlamlı ‘Çocuk susar, sen susma‘ isimli panele Teknolojik Anneler adına konuşmacı olarak katılmıştım. Rayka Hanım da cinsellik eğitmeni kimliğiyle oradaydı. Kitapları ilk orada gördüm. Reysi Rodikli çizimleri ile bezeli kitaba ilk görüşte aşık oldum diyebilirim!

Cinsel eğitim yani tam açarsak ‘sağlıklı ve kapsamlı cinsellik bilgisine erişim‘ başta WHO olmak üzere pek çok kuruluş tarafından kabul edilmiş evrensel cinsel haklardan birisi. Çocuğumuzu en iyi biz tanıyoruz, bu çok önemli konuyu konuşmayı da kimseye kaptırmayı istemeyiz değil mi? Yanlış kurulmuş, özensiz seçilmiş tek bir kelimenin yıllarca korku, endişe vb tetikleyebileceği bir konuyu ben kimselere bırakmak istemem şahsen. Bu konu sağlıklı olarak nasıl ele alınır diye sorarken, her kilidi açmamızı kolaylaştıran hikaye kitaplarından faydalanmak da akıllıca. Çocuğu ile bedeni hakkında konuşabilen, konuşmak isteyen ama konuya nereden başlayacağını çözmek isteyen anne-baba, eğitimci, teyze/hala hepimize yardımcı olabilecek bir kaynak bu kitap seti.

Beni de bedenimi de seviyorum!

Beni de bedenimi de seviyorum!

İsim ne güzel değil mi! LifeCycle Yayıncılıktan çıkan kitap seti 2 kitaptan oluşuyor.  Birinci kitap, ebeveyn kitabı. Çocuğunuz çok soru soruyor olabilir, hiç soru sormuyor olabilir, sizin çocuğunuzla ilgili kimselere danışamadığınız çekinceleriniz olabilir. Hepsine yanıt bulabilirsiniz bu kaynakta. İlgili konuda bir adım ileri yardıma ihtiyacınız var mı, onun da cevabını almanıza yardımcı olabilir.

İkinci kitap çocuğun kendi kendine karıştıracağı bir kitap. Özenle seçilmiş mesajlar ve çocuğun merakını giderici, bedeni hakkında rahat ve sağlıklı davranışlar sergilemesine zemin hazırlayacak görsellerle bezeli. Anatomiyi anlatıyor, özel bölgeler hakkında bilgi veriyor, bunu yaparken çocuğun bedenini keşfetmesini ve sevmesini sağlıyor!

Son olarak; cinsellikle ilgili her konuya tabularla yaklaşan güzel ülkemizde bu konuda taşın altına elini sokan, başarı hikayeleriyle dolu bir eğitim hayatını ardında bırakmış cesur akademisyeni gönülden tebrik ve takdir ediyorum.

Bknz: Rayka Kumru Hakkında 

 

 

Lego Batman setleri

Lego Batman Movie
Lego Batman Movie

Uzun süredir heyecanla beklenen, Warner Bros. Pictures ve LEGO System işbirliğiyle ortaya çıkan LEGO® Batman Filmi seyirciyle buluştu ve filmin vizyona girmesiyle birlikte LEGO Batman setleri de raflardaki yerini aldı.

Lego Batman setleri

LEGO Batman Filmi ülkemizde dünyayla aynı anda, Türkçe Dublajlı ve 3D olarak vizyona girdi.  LEGO Batman bu kez hikayenin ana kahramanı. Ancak bu sefer Gotham City’i Joker’in istilasından kurtarmak için arkadaşlarından yardım almak zorunda.

Filme ait 4 tane Lego seti var. LEGO Batman Filmi setleri için yaş aralığı 8 – 14 olarak belirlenmiş.

Lego Batmobil
Lego Batmobil

Lego Batmobil : (70905) LEGO Batman Seti ile çocuklar Batmobil’e Batman’i ve Robin’i bindirip tekerlekleri uçuş moduna alarak maceraya atılacaklar. Karşılarına bir engel çıktığında ise Batmobil’i müthiş bir kamyona dönüştürüp engelleri geçecekler.

Lego Jokerin Arabası
Lego Jokerin Arabası

 Lego Joker’in Arabası : Joker’in Kötü Şöhretli Arabası Seti’nde (70906) küçük kaşifler Batgirl yardımıyla Joker’in arabasını takibe başlayacak. Joker, Gotham City etrafında Harley Quinn ile birlikte tehlike yaratmaya çalışırken, genç süper kahramanlar arabanın gizli fırlatıcılarından kurtulup Harley’i engellemeye çalışacaklar.

Lego Batcave
Lego Batcave

Penguin™, Ördek Mobil’i ile Batcave’e girmeye ve hakimiyet kurmaya çalışırken çocuklar onu durdurmak zorunda. LEGO Batman Filmi’nden Batcave (70909) setinde, Penguin Batman’in tüm sırlarını ve zayıf taraflarını keşfetmeye çalışıyor.  Kahramanımız Bruce Wayne bir süreliğine Batman’e dönüşmek ve  kötüleri kontrol odasındaki bilgisayarların başında yakalamak zorunda. Sonrasında ise 3 farklı kostümünden istediğini giyip kötülüklerle yeni mücadelelere hazırlanmalı.

Lego Scuttler LegoScuttler : LEGO Batman Filmi’nden bir diğer set olan Scuttler (70908) ile çocuklar Batman’e yardım edip Joker ve Poison Ivy’ye karşı Polis Şefi Gordon’u koruyacak. Küçük kahramanlarımız Scuttler ile kurtarma operasyonuna başlamak zorunda.

Lego Batman Riddler

Lego Batman Movie diğer setler;

  • 70903 Riddler™ Bilmece Yarışçısı

    Lego Batman Riddler

    70900 Joker™ Balonla Kaçış

    Joker™ Balonla Kaçış

70910 Scarecrow™ Özel Teslimat

Lego Batman Scarecrow

 70902 Catwoman™ Motosiklet Takibi

catwoman-motorsiklet

Lego BATMAN setleri fiyatları

Lego Batman Minifigür paketleri 16tl

Lego Joker balonla kaçış 59tl

Lego Batman Batmobile 249tl

Lego Batcave 449tl

*Diğer kutu setleri de büyüklüklerine göre yukarıdaki 4 boy setle benzerlik göstermektedir

Lego Batman Movie hakkında; 

LEGO® Batman Filmi, Bir Warner Bros. Pictures ve Warner Animation Group yapımı ve “ LEGO System A/S, Lin Pictures, Lord Miller, Vertigo Entertainment Production işbirliğidir. Filmin yönetmenliği Chris McKay’e, yapımcılığı ise Dan Lin, Phil Lord, Christopher Miller ve Roy Lee’ye ait. Senaryo materyalleri Jared Stern ve John Whittington tarafından LEGO®  setlerinden ve DC Entertainment karakterlerinden uyarlandı.

LEGO Batman Filmi ile ilgili daha fazla ürünü LEGO.com.tr sitesinden inceleyebilirsiniz.

 

Kaplumbağa Adam

O gün, nedendir bilinmez, eve gidiş yolunu değiştirmek istemiş. ‘Can’ı öyle istemiş.

Arabasıyla arka yolların birine sapmış. Bomboş yolda giderken, karşıdan karşıya geçen bir kaplumbağa görmüş ve durmuş. Beklemiş. Ağır ağır yürüyen hayvanı seyretmiş. Hayvan onun yolundan çekilmiş ama hala yolun ortasındaymış. ‘İneyim de şunu karşıya bırakayım’ demiş. Arabanın kapısını açmış ve o an kuş seslerinden, arı vızıltısından başka ses olmadığını fark etmiş. ‘Amaan, boşver’, demiş, ‘Bir şey olmaz.’ Arabanın kapısını gerisin geri kapatmış.

Ama bir şey olmuş! Önlerindeki virajı aniden dönen bir motosikletli sürücü, bir anda kaplumbağın üzerinden geçmiş..ve bir şey olmamışçasına yoluna devam etmiş.

O gün şaşkınlık ve derin üzüntüyle evine dönen adamın gözüne tam 7 gün uyku girmemiş. Sevenleri, yakınları, tanıyanları, tanımayanları onu ziyarete gelmişler ve teselli etmeye çalışmışlar; ‘Bırak artık, olan oldu’ diyorlarmış, ‘Olacağı varmış’ diyorlarmış.

kaplumbaga-adamO ise hep aynı şeyi tekrarlıyormuş, ‘Ah’ diyormuş, ‘Ah ben “boşver diyen adam” olacağıma o masum canın yerinde olmayı yeğlerdim…’

7. Günün sabahı birden gözlerini açmış. 7 gecedir aynı kabusu gördüğünü, kaplumbağacığın yaşadığını anlamış. İşte o an ferahlamış, günlerdir ilk kez gülümsemiş ve deriiin bir nefes almış.

O adamın ismi Kemal Amcaymış ama herkes onu Kaplumbağa Adam olarak hatırlamış.

Dün varmış, bugün yokmuş.

Kızı Derya’ya

 

 

Uludag Teleferik

teleferik-uludag

Bilenler bilir, çocukluğumuzun meşhuur emektar kırmızı teleferiği gitti, yerine modern ve hızlı yeni bir sistem geldi. Bursa’nın yeni teleferiği şu an “dünyanın en uzun teleferiği” konumunda ve Uludağ Teleferik seferleri hakkında merak ettikleriniz burada.

Teleferik’le Uludağ

Bursa’da bir süredir teleferik seferleri yapılamıyor, bilmeden gidenler geri dönmek zorunda kalıyorlardı çünkü 2012’den beri süren yeni teleferik inşaatı devam etmekteydi. 1963’ten beri hizmet veren 50 yıllık emektar teleferiğinin yerine geçen modern kabinler ise 1 yılı aşkın süredir hizmet veriyor.

Teleferik güvenli mi?

Aklıma ilk gelen soru bu oldu. Hem Bursa’nın hem de ülkemizin simgelerinden sayılan teleferiğin yeni halinin inşaatı 19 ay sürmüş ve yüksek teknoloji ve modern tasarım ile Bursa Teleferik AŞ tarafından tamamen yenilenmiş. Halatlı ulaşım sistemini sağlayan firma Leitner Ropeways. Bu firma 1888’den beri aktif ve ülkemizde 12 teleferikte daha imzaları var. Kabin içlerindeki telefon sistemi ile 444 6 345 direk aranabiliyor acil durumlarda. Buna ek olarak dünyada hiç bir teleferikte olmayan bir sistem üzerinde de çalışılıyormuş; görüntülü kayıt sistemi.

Kabin kapıları güvenli mi? Kabin kapıları içeriden açılmıyor, tüm sistem otomatik. Yani seyir esnasında kapı açılması, düşme vs gibi bir olasılık yok.

Teleferikte elektrik kesilirse? Jeneratörler en geç 3 dakika içinde  devreye giriyor.

Teleferik sallanıyor mu? Çok az sallanıyor. Kabin boşsa ve oradan oraya hareket ederseniz sallanır elbette ama normal seyrinde hayır, rahatsızlık verici bir sallantı yok. Zaten kabinler her türlü yağış, rüzgar, tipi koşullarına göre yapılmış. Yine de şiddetli lodosta seferler yavaşlatılıyor veya iptal ediliyor.

Teleferikle seyahat

140 adet 8’er kişilik kabin var. Kabinlerin içinde karşılıklı 2 adet bank bulunuyor. Orta kısım bebek arabası, tekerlekli sandalye vb için yeterli büyüklükte.

Hattın toplam uzunluğu 9km. 12-20 dakika sürüyor Oteller bölgesine ulaşım.

Kabinler 20 saniyede bir geliyor, siz gelen kabine biniyorsunuz. Arzu ederseniz ve kalabalık değilse, 1 kişi dahi tek kabinle gidebilir. Biz anne-baba-çocuk olarak hep tek başımıza çıktık örneğin. Az kişi ile devam etmek mümkün ama kabinlere kesinlikle 8’den fazla yolcu alınmıyor.

Bisiklet ücretli ancak kayak, board vs ile binilebilinir. Ekstra eşya ücreti yok. Piknik sepeti gibi yiyecek içecek taşıma serbest. Yanıcı madde kesinlikle yasak. Kafesi içinde hayvan taşınabiliyor.

4 adet istasyon var ; Kalkış istasyonu Teferrüç, Kadıyayla (1230m), Sarıalan (1635m) ve Oteller (1810m)

Duraklarda inebilir, gezebilir sonra tekrar devam edebilirsiniz. Yalnız biletinizi kaybetmemeniz gerekiyor. Telafisi yok! Aldığınız tek biletle tüm duraklarda in-bin yapabilirsiniz.

Tüm istasyonlarda alışveriş yapılabilecek turistik dükkanlar, cafeler, tuvaletler mevcut. Tuvaletler ücretli ve temiz, çocuklu seyahate uygun. Çay kahve fiyatları ortalamanın üstünde.

İnşaatı devam eden istasyonlarda 2.katlara çıkmak için asansör ve yürüyen merdiven henüz çalışmıyor.

Teleferik 08:00 – 20:00 saatlerinde açık.

Teleferik çocukla seyahate uygun mu?

Şahsi fikrim, evet kesinlikle uygun. Çok keyifli ve eğlenceli. Miniklerin unutamayacağı, anılarında yer edecek bir deneyim olacağı kesin.

Teleferik ücretleri ve ulaşım

Bursa’ya ve dolayısıyla teleferiğe ulaşmanın çok çeşitli alternatifleri var. BURADAN tercih yapabilirsiniz. Özel araçla gidildiğinde ise teleferiğin şehir içinde tek yolu var, Bursa Namazgah Mahallesi içinden geçerek gidilen rotaya buradan ulaşabilirsiniz.

teleferik-ücreti

 

 

LEGOLAND bileti Nesquik’ten

nesquik-legoland-turuNesquik “Geleceği Besler” sloganıyla yeni bir kampanya başlattı ve kampanya ile çocukların bedensel gelişimleri desteklendiğinde, yaratıcılıklarının da destekleneceğini vurguluyorlar. Buradan yola çıkarak ailelerin çocukları ile birlikte yaratıcı ve eğlenceli bir gün geçirmesi için, bir de kaçırılmayacak kampanya başlattılar: “Nesquik ile Legoland Discovery Center İstanbul‘a gidiyoruz!”

Kampanyalı Nesquik ürünleri ile Legoland girişi ücretsiz

Ücretsiz bilet için yapılması gereken, 6’lı paket süt ambalajlarından çıkan şifre kartıyla ve/veya 450gr.lık Nesquik toz paketlerin etiketindeki şifre, bilet yerine geçiyor. Yanınızda bu kartı veya ambalajı götürmeniz yeterli. Bilet sadece çocuklara veriliyor, yetişkinlerin kendi biletini alması gerekecek. 01Temmuz 2016 tarihine kadar geçerli ücretsiz girişler. Legoland’de neler var merek ediyorsanız bu linkteki yazıma göz atabilirsiniz.

Legoland İstanbul turu çekilişi!

Nesquik uzakta olanları da unutmamış, bir de çekiliş düzenliyor. 20 kişiye 2+2 bilet armağan edilecek (2yetişkin+2çocuk), kazanlar 4 kişi olarak katılabilecek. Ayrıca kazananların gidiş-dönüş uçak/otobüs biletleri, Discovery Center’da öğle yemeği sağlanacak ve Legoland yanısıra SeaLife Akvaryum’u ücretsiz gezebilecekler.

Legoland bileti kazanmak için Nesquik 6’lı süt paketlerindeki ve/veya toz paketlerdeki şifreyi,  ŞİFRE İSİM SOYİSİM ADRES ile birlikte (aralarında birer boşluk bırakarak) 6635’e göndermek.

nesquik_legoland

‘Resim Akvaryum’da çizimler canlanıyor!

sealife akvaryum

Çocukların resimleri canlasın, akvaryumda yüzsün!

Avrupa’nın en büyük akvaryumlarından biri olan SEA LIFE Akvaryum, çok farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Çocukların hayalleri ‘Resim Akvaryum’ ile gerçek oluyor, okyanusa karışıyor! Nasıl mı?

Çocuklar çiziyor, balıklar RESİM AKVARYUM’da canlanıyor

Avustralya ve Kore’den sonra ilk kez Türkiye’ye gelen ‘Resim Akvaryum’, aslında bir dijital akvaryum. Çocuklar önce birbirinden ilginç deniz canlılarını, tropik okyanus balıklarını, değişik türleri tanıyor, bunlar hakkında bilgi alıyorlar. Sonra farklı şablonlardan en çok ilgilendiklerini seçiyor, dilediklerince boyuyorlar. Çocukların bu çizimleri multimedya tarayıcıdan geçiriliyor veeee.. kendi tasarımlarını akvaryumda yüzerken izliyorlar.

Bu etkinlikte çocuklar hem deniz canlılarını yakından tanıyor, bilgileniyorlar. Canlandırdıkları balıklar ile değişik bir deneyim yaşayacakları da kesin. Üstelik kendi balıklarını besleyebiliyorlar da! Akvaryum uzmanları da çocuklara tüm bu esnada denizleri ve çevreyi koruma amaçlı bilgiler veriyorlar. 

resim-akvaryum-sealife

2016 Sömestr tatilinde SeaLife Akvaryum 

Sömestr tatili ile birlikte SEA LIFE Akvaryum’da başlayacak olan ‘Resim Akvaryum’ etkinliğinin yanı sıra  çeşitli eğlenceli aktiviteler de hazırlanmış;

22 Ocak Cuma günü tv program sunucusu Elif Özkul çocuklara balık hikâyesi anlatırken eş zamanlı olarak ressam Meriç Akdiş hikayedeki balıkları resmediyor olacak.

23 Ocak Cumartesi günü ünlü grafiti sanatçısı Leo Lunatic çocuklarla birlikte grafiti performansı gerçekleştirecek.

24 Ocak Pazar çocuklara dağıtılan balık şablonlarının üzerine Leo Lunatic’in yönlendirmesiyle boyama çalışması ve

30 Ocak Cumartesi günü de çocuklarla birlikte mini bir grafiti boyaması yapılacak.

29 Ocak Cuma, 31 Ocak Pazar, 6 Şubat Cumartesi de akvaryumda ressamlar eşliğinde çocuklarla balık şablonu boyama çalışması gerçekleştirecek.

Blogumda SeaLife Akvaryum’a daha önce de yer vermiştim, hayatımın en unutulmaz deneyimlerinden Köpek Balıkları İle Dalış macerama bu linkten ulaşabilirsiniz. 

Resim Akvaryum için biletinizi 21 Ocak’a kadar internetten aldığınızda, sömestir boyunca etkinlikten %40 indirimli faydalanabiliyorsunuz. Bilet satın almak için bu linki kullanabilirsiniz.

SeaLife, Forum İstanbul AVM içinde yer alıyor. Ulaşım  için buraya tıklayabilirsiniz.

Daha ayrıntılı bilgiye www.visitsealife.com/istanbul‘dan ulaşabilir veya 0212 640 20 15 ‘i arayabilirsiniz.

Yakın yerler; Cumalıkızık

Unesco Dünya Mirası listesinde bir köy, rengarenk evleri daracık sokakları ile çok da fotojenik. Günübirlik gidip görebileceğiniz, çocukla gezi için de çok uygun bir destinasyon, Cumalıkızık

Cumalıkızık Bursa

Osmanlı dönemine ait sivil mimarinin neredeyse olduğu gibi korunabildiği bir köy Cumalıkızık. Kuruluşu 1300’lere dayanıyor, camisi 700 yıldır sağlam duruyor. Rengarenk 2-3 katlı tahta evlerinin tamamının orjinalliğini koruduğu, tüm bir köy olarak günümüze kadar ulaştığı yegane yerlerden. İşte zaten bu yüzden Unesco sayesinde artık tek çivi dahi çakılmıyor.cumalikizik

Cumalıkızık evleri moloz taş, kerpiç ve ağaçtan yapılmış. Her birinin kapısı, tokmakları, kapı önü basamakları, avluları, pencereleri, kısacası köyün her bir köşesi fotoğraflık. Bu köyü adeta bir film sahnesi gezer gibi gezebilir, varsa çocuğunuza Osmanlı tarihi/mimarisi hakkında bilgiler verebilir ya da hepsini boş verip doya doya fotoğraf çekebilirsiniz.

Cumalıkızık’ta ne yapılır?

Köye araba girmiyor. Aracı aşağılarda bir yerde bırakıyor, köyün ‘meydan’ diyebileceğim girişine geliyorsunuz. Patika yollarından sürekli kaynak suyu akıyor, bu yüzden yollar hep ortaya doğru eğimli. Köyün ana meydanında hemen yanınıza koşup gelen çocuklar olacak, onlara harçlık verirseniz size köyün tarihini, gezilecek yerleri anlatıyorlar, gezi boyunca yanınızdan ayrılmıyorlar.

Cumalıkızık Köyü, Uludağ eteklerinde yer alan 5 kızık köyünden biri ve bu köy diğer tüm kızık köylerinden gelenlerle birlikte cuma namazlarının kılındığı köy olduğundan bu isimle anılıyormuş. O günlerden akaln kalan cami, dediğim gibi hala ayakta. Camiyi, 18-20.yüzyıla ait koleksiyonların olduğu Etnoğrafya Müzesini ve Sanat Evi’ni ziyaret etmeden dönmeyin. Eğrek Mahallesindeki çınarları da görün.

cumalıkızık bursaKöy meydanında tamamı ev yapımı reçel, mantı, tereyağ, peynir, bal,tahta hediyeliler, örgüler, örtüler gibi ürünler bulabilir, ayaküstü atıştırmalıklar bulabilirsiniz. Aslında Cumalıkızık’ta günün hangi saati olurs aolsun kahvaltı etmenizi öneririm. Köy ekmeği ve nefis köy dokuları ve kokuları eşliğinde keyifle çayınızı yudumlayın.  Vaktiniz darsa, ayaküstü gözleme, mantı vb yiyebilirsiniz.

Önerilerim

* Bebek arabasıyla, tekerlekli sandalyeyle gezmek için uygun değil, hatta sadece koltuk değneği ile gezmek için bile uygun diyemeyeceğim.

* Burada kahvaltı / yemek için vakit ayırmayacaksanız geziniz en çok 1,5 maksimum 2 saat sürer. Günü birlik şehir dışından geldiyseniz gün içinde başka aktivite ekleyebileceğinizi de bilerek plan yapın.

*Köyün avlusunda ürün satanlar, buranın artık çok turistikleşmesiyle birlikte fiyatları biraz yüksek tutuyorlar. Mutlaka pazarlık yapın derim.

*Köye vardığınızda köy çocukları etrafınız sarıyor. İsterseniz hazırlıklı gidip onlara bir kaç kitap, kırtasiye hediye edebilirsiniz.

Cumalıkızık’a nasıl gidilir?

Köy, Bursa-Ankara yolunda, Yıldırım ilçesinde yer alıyor. Bursa’ya vardıktan sonra, ANKARA yönünde 10km kadar sonra solda ismini göreceksiniz.

Bursa’ya  BUDO (Mudanya) ve İDO (Güzelyalı) feribotları ile ulaşabilir; veya özel aracınızla Topçular-Eskihisar feribotu veya Pendik-Yalova feribotu ile Yalova üzerinden varabilirsiniz.

 

 

unfollow, emoji monkeys, social media icons

İnternette hatır için takip etme sorunsalı


Taa çocukluğundan beri görmediğin insanın günde 8 kez paylaştığı özlü sözlere, üst kat komşunun pişirdiği -aslında kokusundan fenalık gelen- yemeklere, işyerindeki arkadaşının haftasonu gezmesine, çok tanımadığın ama iş icabı takip ettiğin kişinin günaydın-afiyet olsun-iyigeceler selfielerine maruz kalmak zorunda mısın?

Hatır için takip etme / etmeme çizgisi nerededir, bilen var mı?

Facebook en kalabalık yerlerden biri. ‘En görmediğin’ insanların listende olduğu yerlerin de başında. Annenin komşusundan, çocuğunun sınıf arkadaşı annelerine kadar oradalar… neyse ki gizlilik ayarları da var. Azıcık uğraşla kendi küçük listeni oluşturabilir, herkes hala listende iken hem onların paylaşımlarını engelleyebilir, hem de kendi paylaşacaklarını sadece kendi grubunla paylaşabilirsin. Tabii herkesi listeden çıkaracak cesaretin yoksa! Benim yok, arada babalar gibi hatır var.

Twitter en atarlı sosyal mecra, orada işler nispeten kolay. Yazdığını mı sevmedin, oh hazır bahane bulmuşsun işte; çat kapat, çat engelle. O seni görmesin, sen de onu. Zaten twitter’da sadece eş dost takip etmiyorsun ki; habercilerden sanatçılara ilgi alanın neyse ekliyorsun, aslında istersen listeler de yaparsın ama o kadar dinamik ki ortam itiraf edelim kimse listeyle uğraşmıyor. Bahanen ‘çok olunca takip edemiyorum’ da olabilir, ‘ben sadece şunları şunları takip ederim burada kardeşim’ de olabilir; açıklama gereksin gerekmesin, unfollow en kolay tibıtırda.

Instagram, püsküllü belam. Ay darılmacaların hası burada! Küsmeceler, alınmalar, buradan silersen diğer tüm mecralardan seni silmeler. Tanımadığın insanlardan gelen yorumlara, trolcübaşlarına girmiyorum, o apayrı bir yazı konusu.

Gerçek şu ki Instagram’ın kullanım amaçları çok farklı olabiliyor, kimi iş için kullanıyor, kimi ayda bir giriyor, kimi 1 günde senin 1 ayda koyacağın kadar şey paylaşıyor. En esnek ‘hatır takibi’ kuralı burada olması gerekirken, instagramer sana en sert cezayı veriyor. Oradan silersen diğer her yerden takibi kesme, bir nevi hükümsüz yargılamayı yiyorsun. Yani misal hayatından şekeri çıkardıysan, pastacıyı takipten çıkaramıyorsun, küsüyor! Çocuğum büyüdü, bebekli şeyler görmek istemiyorum diyorsun, öbürü alınıyor. Ay bu sosyal medya işlerinde gözle görünmeyen dertler bitmiyor!

Oğlum ‘pis hareket’ diye bir laf öğrenmiş bugünlerde ve olduk olmadık kullanıyor, engel omak yerine bize de bulaştı. Şimdi bu ‘anfarov’ etmeler pis hareket midir diye sorarsan; bence değildir, temiz harekettir, dürüsttür, ferahtır. Alınganlık yapanların sosyal medyaya giriş 101’den başlamaları gerekir.

unfollow, emoji monkeys, social media icons

 

Bir Annenin Teknoloji ile İmtihanı