internetin güzel anneleri

gecenin bir vakti  bebeğiniz ile birlikte ayaktasınız. o bir türlü uyumazken eliniz telefonunuza ya da bilgisayarınıza gidiyor ve sizin gibi uykusuz annelerle sohbete dalıyorsunuz…

hiç tanımadığınız, karşılaşmadığınız anneler, ortak problemleriniz yüzünden en yakın sırdaşınız oluyorlar. soğuk havalarda bebeğinizle eve kapanmak, olmadık saatlerde arayacak bir kimseye ihtiyaç duymak, yeni sorumluluklar yüzünden sosyal olarak soyutlanmak, uyku ve yemek saatleri derken eski dostlarınıza ayak uyduramamak… bu dönemde aradığınız dostluğu internette bulmak sizi şaşırtmasın!

twitter hesabımı ilk açtığımda bu kadar güzel insanlarla tanışacağımı hayal bile edemezdim. bir blogum vardı evet, ama diğer blogların çok kişisel olduğunu, günbegün eklenen bebek fotoğraflarından ibaret olduğunu sanıyordum. twitterda dostluklarım arttıkça annelerin bloglarına ve paylaşımlarına hayran kaldım,  bebek yüzünden işe ara veren anneler yaşadıkları boşluğu, yaratıcılıklarını bir şekilde internet üzerinde gideriyorlardı. sonunda blogger anneler-blogger babalar bir araya geldiler, ortam o kadar samimiydi ki bir kereye mahsus olacağı düşünülen buluşmalar klasikleşti, artık her ay gerçekleşiyor. işte ben de kendilerini tanımadan yazıştığım annelerin bloglarını, ancak bu toplantılar sonrasında keşfettikten sonra, ne kadar güzel insanların arasında olduğumu farkettim.

anneliğimin en zor döneminde aralarına düştüğüm dostlar için minnet duyuyorum;

sevgili Yeşim Mutlu ön ayak oldu, büyük bir özveriyle herkesi toparladı ve blogger anneler-blogger babalar bir araya geldiler. her ayın ikinci cuması toplanmaya devam ediyorlar.

twitter’da uykusuzluğumuzu #uykusuzanneler hashtagi ile paylaşırken büyüdük, çoğaldık, uykusuz anneler kulübü olduk. facebook, twitter yetmedi, bir de sitemiz oldu. sitemiz diyorum, sadece gönlümden geçtiği için sebepleniyorum, oysa emek veren değerli anneler buradalar. iyi ki varlar.

twitter yazışmalarından, 140 karaktere sığmayan dertleşmelerden yola çıkan güzeller güzeli Nihan Anne, aramızda kullandığımız ‘internet anneleri’ ismini google grubuna taşıdı ve internet anneleri grubumuz da oldu. hergün çoğalıyoruz, çoğaldıkça problemlerin çözümü kolaylaşıyor.

Gamze için, Atakan için tek yürek oluyoruz, sesini duyurmaya çalışıyoruz.  karda kışta açıkta kalan bebekleri düşündükçe gözümüze uyku girmiyor; Van için örüyoruzmart ayı blogger toplantısında Kansersiz Yaşam Derneği’ni arkamıza alıyoruz, farkındalık için neler yapabileceğimizi konuşacağız.

paylaşımlar arttıkça gücümüz büyüyor, bu kadar yapıcı ‘insan’ bir arada oldukça sorunlar hafifliyor, umutlar artıyor. internetin güzel anneleri üretiyor.

anneler internetteler evet, ama asla sanal değiller!

okullarda tablet dönemi

2011-2012 eğitim öğretim yılı 2.dönemi itibariyle okullarda tablet ile eğitim uygulamasına başlanıyor. şu an 17 ilde, 52 okulda uygulamaya geçildi bile.

MEB tarafından başlatılan projenin adı “Fatih Projesi” ve pilot okullarda denenmeye başlandı. proje kapsamında yaklaşık 2,5 milyon tabletin öğrencilere dağıtılması hedefleniyor.

alt yapı tamamlandıktan sonra planlanan şu; her sene ilköğretim 5. sınıf ve lise 1. sınıf öğrencilerine zimmetli tablet bilgisayar dağıtılacak. kullanım esnasında oluşabilecek arızalar için servis sağlanacak ve tabletlerin kullanım garantisi olacak. öğrenciler tableti 4 yıl kullanacaklar ve süre sonunda bilgisayar öğrenciye ait olacak. sistemin 4 yılda oturması hedefleniyor, daha sonra diğer sınıflara da tablet dağıtımı yaygınlaştırılacak…

ayrıca zamanla tüm okulların internet erişimi güçlendirilecek, her okula birer çok amaçlı yazıcı ve projeksiyon cihazı dağıtılacak.

şu an tabletlerde yalnızca ders kitapları yüklü ve internete erişim sağlanmıyor. pilot eğitime katılan öğrencilerin ilk olumlu tepkileri, ders kitaplarını taşımaktan kurtulmanın geçekten çok büyük kolaylık sağladığı yönünde oldu. ilk olumsuz tepkileri ise, internet bağlantısının olmamasının yarattığı hayal kırıklığı. bence de teknolojinin nimetlerinden maksimum faydalanalım derken interneti engellemek, kanımca projenin tamamına ters düşüyor. 

defter kağıt kalem yerine bilgisayar ekranı kullanmak demek, en gelişmiş eğitim sistemine sahip olmak mı demektir? sınırlı da olsa -ki zaten sınırlı olması görüşündeyim- internete kontrollü erişim sağlanamaz mı? gerçekten eğitimde atılım yapmak mı istiyoruz, yoksa biraz ‘göstermelik’ girişimlerimiz mi var? 

elbette çocuklarımızın akıllı tahtalı sınıflarda okumalarını isteriz, Türkiye’nin neresinde olursa olsunlar  yaşıtlarıyla eşit şartlarda, aynı imkanlardan faydalanmalarını, ödevlerini usb bellekte taşıdıkları, sunumlarını projeksiyon cihazlarıyla yaptıkları, çantalarında yalnızca tablet bilgisayarlarını taşıdıkları bir eğitim almalarını isteriz. kim istemez? ama mesela öğretmenlerimize de bu konuda bir eğitim verilecek mi, sistemi etkin kullanmaya gerçekten hazır mıyız?

dileğim tüm okullarda bir an önce hızlı ve etkin internete erişimin sağlanması, öğretmenler dışında öğrencilerin de tabletlerden en azından güvenli internete giriş yapabilmeleri, ödevlerini araştırmalarını internet üzerinden yapabilmeleri ve ellerinin altında bilgisayar varken istedikleri konuya anında ulaşabilmeleri!

ayrıca bilim, sanayi ve teknoloji bakanımız Nihat Ergün, “bu tabletlerin ve akıllı tahtaların Türkiye’de üretilmesini sağlayarak da bu sektörlerde üretim ve istihdam imkanlarını genişletmiş, bu teknolojinin ülkemizde güçlenmesini sağlamış olacağız” dedi. ne diyelim, hayırlı olsun!