Shaun The Sheep Kuzular Firarda

Shaun_The_Sheep-film

Tavuklar Firarda”, “Wallace & Gromit”, “Fare Şehri” gibi gişede büyük başarılara imza atmış animasyonların yaratıcısı Aardman Studios‘un yeni filmi KUZULAR FİRARDA / SHAUN THE SHEEP’i tabii ki gelir gelmez koşarak gidip izledik.

70’in üzerinde ülkede vizyona giren ve hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden animasyonda sevimli kuzu Shaun ve arkadaşların büyük şehirde dev bir maceraya yelken açıyor.

Böyle diyordu tanıtımda, ekibe ve yaratıcılığına ne kadar hayran olsam ve güvensem de Türkçe ismi ‘firarda’ diye çevirdiklerinden, Tavuklar Firarda / Chicken Run’un senaryosuna çok benzeyen bir film çıkacak karşımıza diye endişelerim vardı. Tabii ki yersizmiş. Hikaye çok farklı.

Kuzular Firarda

Kuzucuklar gerçekten de çiftlikteki rutin hayattan sıkılıp bir şeyler yapmak istiyorlar ama, şehre gidişlerine ‘kaçmak’ denemez. Bir takım aksilikler sonucu diyelim, kendilerini şehirde buluyorlar. Her zamanki gibi çok şekerler, hem çok saflar, hem cin gibiler. Muhteşem espriler var arada, incelikler, süper buluşlar var karelerde, müthiş bir çalışma.

Ben ve oğlum stop-motion filmlerin hastasıyız. 120 dakikaya yakın süren bu filmde kaç kare çekim yapılmıştır, sanırım hesaplayamayız. İnanılmaz bir sabır ve zeka ürünü.

Öte yandan 10-12 dakikalık hikayelerine alışık olduğumuz Shaun maceralarının bu kadar uzun izlemek, 5 yaşında bir çocukla -biraz zorladı-. Bulut sinemada her zaman tamamen konsantre oturmasına rağmen, hiç konuşmasız bir filmi 2 saate yakın izlemek, değil Bulut için – z kuşağı mı, indigo çocuklar mı artık ne derseniz deyin- herkese zor gelebilir. Yine de Bulut kikir kikir güldü, bense bayıldım, bayıldım.

Sonuç olarak bence vurdusuz kırdısız, ince zeka esprileri ile dolu, şirin mi şirin, inanılmaz bir çalışma süreci sonunda ortaya çıkmış çok eğlenceli bir film var. Biz Shaun’u ailecek çok seviyor ve heyecanla dvd’sinin çıkmasını bekliyoruz. Stop motion çalışmaları seviyorsanız, izlemelisiniz. Çocuğun ilk deneyimi olacaksa, hiç konuşma olmadığını, esprileri anlayabilmesi için en az 5-6 yaşlarında olması gerektiğini düşünüyorum bir anne olarak.

koyun-shaun-türkçe

 Shaun the Sheep ‘te koyunlardan The Beatles göndermesi olmazsa olmazdı!

 

Full House Netflix’le geri dönüyor!

full-house

 

87’den 95’e kadar süren bir dizi Full House. Bizde hangi isimle oynuyordu, hatırlayamadım, EkşiSözlük‘ten baktım. ‘Bizim Ev’miş. Jesse Amca ve 3 kızını tek başına büyüten şeker bir babanın maceraları (en küçük kızın aslında ikiz olduğunu ve Marry-Kate ve Ashley Olsen olacaklarını çok sonradan öğrenecektik.) 

Full House Netflix’le ‘resmen’ geri dönüyor!

Jimmy Kimmel show‘a çıkan Jesse Amca(!) yakışıklı John Stamos, resmen açıkladı; 2016’da “Fuller House” ismiyle 13 bölüm Netflix’te yayınlanacak.JohnStamos

İlk bölümde eski bölümlerdeki herkes olacak.. Bir nevi hikayeyi toparlama bölümü olacakmış pilot bölüm. Arkasından tüm karakterlerin bugünkü hayatlarından devam eden 12 bölüm gelecek. Tahminim Olsen kardeşlerin ilk bölüm dışında dizide yer almayacakları yönünde. Başrol baba Danny, kızlarını evlendirmiş, kızlar çoluk çocuklu olarak çıkacak karşımıza. Dave Coulier ve Lori Loughlin devam serisinde de varlar. Erkek ikizler nasıl çıkacak, süpriz. 

Bob Saget, Amerikanın en sevdiği aktörlerdendi uzuuun süre. Daha sonra yıllarca komik video paylaşımları yapılan American Home Videos tarzı bir program sundu. Mary-Kate and Ashley Olsen, bildiğiniz gibi aldı, yürüdü, birer moda ikonu oldular önce, şimdi kendi markaları var.

28 yıl aradan sonra bir ekibi bir araya getirmek, kolay iş değil. Onun geçin, 30 yıl boyunca ‘bir tv dizisi’ olarak hatırlanmak da az iş değil. Bakalım nasıl bir senaryo ayarladı NetFlix ve daha önemlisi bu kadar beklendiğine değecek mi? 

Trafikte güvenlikse; BeSafe

besafe-iletisim

Hamileyken, bebeğimizi beklerken hiç öyle deli gibi alışveriş yapan, süsler püsler araştıran biri olmadım. Ama önem verdiğim ve deli gibi arAştırdığım tek konu vardı; ana kucağı ve araba koltuğu! En güvenlisi hangisiydi, doğru kullanım nasıl olmalıydı. Bu şehirde, bu trafikte deli gibi korktuğum konu buydu.

Aldığımız bebek arabasının ayrıca ana kucağı aparatı vardı ve ilk 3 ay zaten bunu kullanabilecektik. Ama çok yakın bir dostumun kendi oğlu artık büyüdüğü için bize verdiği ve verirken’Bunu kullanmalısın, bu şu an dünyadaki en güvenli çocuk oto koltuğu budur’ dediği marka BeSafe’ti.

Anne olarak amiyane tabirle satıcıyı değil, deneyen anneyi dinlerim, koltuğu tereddütsüz aldım kendisinden ve 3 yıl kullandık, ta ki bizimkinin boyu 120cm’e gelene kadar.

Ne tesadüftür ki geçen hafta Anneysen‘in konuğu olarak BeSafe yetkililerinin bizzat bulunduğu anne blogger event’ine davetliydim. Benim kullandığım koltuk modeli de orada annelere tanıtıldı. Evet ben kullanırken en ufak bir sorun yaşamamıştım ama ayrıntılarıyla dinlerken, ürün tasarımında neyin ne amaçla yapıldığını, ayrıntılarına ne kadar önem verildiğini vesaire hiç farkında olmadan kullandığımızı fark ettim.

Ülkemizde daha sadece 1995 yılında arka koltuklarında emniyet kemeri bulundurulması ve kullanılması yasal zorunluluk halinde gelmişken;

Neden ve ne kadar süre ile çocuklarımız için oto koltuğu kullanmalıyız?

Çok acı bir veri söyleyeyim: Araç kazalarında,hayatını kaybeden yada yaralanan her 100 kişiden 15’i çocuk…

Ve Türkiye’de, yaralanan ya da hayatını kaybedenlerin % 30’u 0-14 yaş arası çocuklardan oluşmaktadır.

Koltuk kullanmama veya kullanımında yapılan hatalar trafik kazalarında ;
–yaralanma ve ölümlere yol açmakta.

Koltuk kullanımı;
–bir yaşam tarzı,
–bir güvenlik ürünü,
–Kullanımı yasal zorunluluktur!
-En güvenli yer her zaman arka koltuktur.
–12 yaşına kadar mutlaka arka koltukta oturmalıdırlar
–Oturma yüksekliği 74 cm,
–Boyu yaklaşık 145 cm
–Vücut ağırlığı 36 kg oluncaya kadar çocuk oto koltukları kullanmalıdırlar.

Bir anne ve kullanıcı olarak güvenle tavsiye edebileceğim BeSafe oto koltuklarının geçtiği güvenlik testlerinden burada bahsetmeyeceğim ama dünya standartlarında tüm güvenlik testlerinden geçmişler onun belirteyim. Kendi cümleleri ile ürünlerini şöyle anlattılar;

Hammadde olarak; basınca karşı esneyebilen, sert bir plastik olan “polipropilen” kullanılmaktadır! Darbelere karşı dayanıklıdır ve kolay çatlama ve kırılma yapmaz.

Döşeme ve kemer takımlarında; dokuma ve vinil kullanılmaktadır! Yetişkinlerin kullandığı emniyet kemerlerine benzer şekilde güçlü olmalıdır.

Kumaşı; yanıcılık testlerinde geçmekte ve yıkanabilir özelliği bulundurmaktadır!

BeSAFE Türkiye Facebook sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Olimpik Annelerden Olimpik Nesillere!

Olimpik Annelerden Olimpik Nesillere!

Baharın gelmesiyle birlikte oğlumda bir enerij, bir hareketlenmedir gidiyor… Ağaçların tomurcuklanması, tomurcukların patlaması gibi adeta doğanın kanunu, çocuk hareket istiyor!

Şanslıyız ki, okul-ev arasını yürüyerek gidiyoruz ve okul sonrası mutlaka oyun parkında bir süre vakit geçiriyoruz. Ama yetmiyor! Yuva müdiremiz aynı zamanda psikolog, fikrini sorduk; ‘Derhal spora başlatın, tam zamanı’ dedi. Bulut’un kendi psikoloğu da var, ona da danıştık ‘Sporun o kadar faydasını göreceksiniz ki, tüm hayatı düzene girecek, inatlaşmalar bitecek!” dedi. Bu 2 referans anne-baba olarak bizi derhal harekete geçirdi ve tam 5 yaşında olan oğlumuz için ‘yüzme’ye gidebileceği bir spor merkezi bulduk.

Ben kendim de yüzücüydüm. Çocuk yaşlarda başladığım, sonrasında lisanslı olarak devam ettiğim bu sporun hayatıma kattıkları sanırım saymakla bitmez. Oğlum için ‘yüzme’yi seçmemiz biraz bizim yönlendirmemizle oldu şu an için elbette, ama baktık ki zevk almıyor, asla itelemeyiz. Farklı arayışa gireriz. Yeter ki hayatında spor olsun.

Ben çocukken antrenman saatleri beklerdim. Okul çıkışı o gün yüzmem varsa, ayrı bir heyecan duyardım. Takım arkadaşlarımla olan dostluklarım bugün yıllar yıllar geçmesine rağmen devam ediyor. O ‘takım ruhu’ denen şey gerçekten var ve oğlumun bu aidiyet hissini yaşamasını çok isterim.

Spor çocuğa en başta bir disiplin kazandırır. Kurallı hareket etme, kendini tanıma, kendine güvenme ve bununla gelen özgüven! Spor yapmak derken illa ki profesyonel spor hayatına dönüşmesinden bahsetmiyorum. Ancak herhangi bir şekilde, düzenli olarak spor yapan kişide bu artılar zaten doğal olarak gelişiyor. Bunu ben değil, zaten bütün uzmanlar söylüyor.

Paylaşmak, sosyalleşmek, sorumluluk almak, görev bilinci sporla geldiğinde inanın insanın hayatı boyunca devam eden bir yaşam biçimi halini alıyor. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” lafı o kadar doğru ki, sağlık için en önemli faktörlerden biri olan ‘hareket’; çocuğu güçlendiriyor, beslenmesinden uykusuna düzene sokuyor.

Ben hep denizle içi içe büyüdüm ama 7-8 yaşlarında bir takıma girdim. Bugün 40 yaşındayım, şimdi de eşimle dalıyoruz, arkdaşlarımızla yelken yapıyoruz, sualtı fotoğrafçılığı yapıyoruz.. Yani o tutku sizi asla bırakmıyor. Yeter ki çocuklarımızı doğru yönlendirelim, zorlayıcı olmadan, seçmelerine imkan vererek istedikleri bir spora başlamaları için destek verelim.

olimpik anneler

Türkiye Spor Kültürü araştırması sonuçlarında her 10 çocuktan sadece 2’sinin spor yaptığını duymak beni şaşırtmadı. Neden mi, çünkü aynı araştırmaya göre 10 anneden 2’si spor yapıyor. İşte bu noktada şapkayı önümüze koyup düşünmek gerek.

Çocuğumu her fırsatta avm yerine dağ bayır, dere tepe gezdiren bir anne olarak “Olimpik Anne” olma yoluna ben gönül koydum. P&G ‘nin başlattığı #OlimpikAnneyim projesini tebrik ediyor ve sonuna kadar destekliyorum. Sağlıklı bir nesil için spor gerçekten şart; bunu okuyan araştıran her anne zaten biliyor diye düşünüyorum.

Projeye destek olmak isterseniz siz de Olimpik Anne olabilir, #OlimpikAnneyim etiketi ile sosyal medyada çocukları ile spor yaptığınız anları paylaşabilir, aldığız her P&G ürünü ile Türkiye’deki tüm çocukların spor yapmasına destek olabilirsiniz

Daha fazla bilgiye www.olimpikanneler.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Fotoğraflar: İpekSüer

Vialand Eğlence Parkı

vaialand-eglence-parki

Yorulmayacağım bunu söylemekten; ‘Şimdi ki çocuklar çok şanslı!’ Yıllar yıllar önce, ben ufacıkken Disneyland Türkiye’ye gelecek denmişti de, aylarca sadece 3-5 fotoğrafından gördüğümüz yerin boş heyecanını yaşamıştık. Bugün ise, blogger anne kontenjanından gittiğim, gitmeseydim bu kadar büyük ve eğlenceli bulacağımı tahmin edemeyeceğim bir eğlence parkı var, Vialand.

Vialand Nerede?

Vialand‘e elbette buradaki yönlendirmelerden ulaşabilirsiniz, ama ben pratiğini söyleyeyim. Eyüp’te yer alan Santral İstanbul’a kadar gelin, tam önünde başlayan mavi mavi VİALAND yönlendirmelerini takip edin. Buradan saonra 4-5 dakika içinde parktasınız. Özel araçla geliyorsanız, otoparka girdiğiniz kapının ennn uzağındaki noktalara park edin. Çünkü tema parkın girişi o tarafta.

vialand-tema-park

Vialand Tema Park

Vialand’ı daha uzaktan gördüğümde -ki ben sadece fotoğraflrda gördüğüm şato ve önünde bir rollercoaster’dan ibaret sanıyordum- büyüklüğü karşısında çok şaşırdım. İyi ki erken gitmiştik, yoksa her şeyi keşfetmenin imkanı yok. Bunu kenara not alın.

Ayrıca büyük, yorucu bir parkur; rahat kıyafetler, çocuk küçükse yedekler, suluklar eksik olmasın. Gerçi büfeler ve yemekçiler var ama hepsi fast-food tarzında, yiyecek içeçek seçenek bu konuda biraz sıkıntılı. Vialand esintili bir tepede yer alıyor, ve baya esiyor; hani şehirde yaz havası olsa bile orası biraz serin olabilir, bu da 2.notum olsun.vialand-sünger-bob

Park çok güzel. Ama plan yapmak şart! Girişte birer harita alın MUTLAKA! Çocuğunuzun yaş ve ilgisine göre önceliklerinizi belirleyin, ondan sonra tura başlayın. Parkın ilk girişinde karşılayan oyun ve parklar daha küçül ziyaretçiler için, 6-8 yaşa kadar gibi. Buranın ismi ‘Oyun Dünyası’ Biz 5 yaşındaki oğlumla bu kısımda Sünger Bob 4d filmine, Küçük Madenciler trenine, Cesur sürücüler ve Minik kaşifler tüneline girdik. Hepsine bayıldık. Sünger Bob oğlumun, daha sonra gireceğimiz Kaşif Dora filmi benim favorim oldu.

Bir sonraki durak ‘Efsaneler Dünyası’ Burada en çok ilgi çekebilecek saray saltanat kayıkları benzeri kayıklar içinde İstanbul’un fethini canlı canlı yaşatan tüneli tavsiye ederim. İçerisi karanlık ve savaş sergileniyor, hani bebekle girilecek bir yer değil ama çocuklar adeta bir filmin ortasında buluyorlar kendilerini, ürkütücü değil.

‘Macera Dünyası’ ise benim oğlanların favorisi oldu, yani baba-oğulun! Korku tüneli (korkunçtu! benimkiler elbette bayıldı ama çocuklar korkabilir), Safari Tüneli ( bu da bilgisayar oyunu tadındaydı, ben zevk almadım, onlar 2.kez girmek istedi hatta, izin vermedim :) Jet Ski ve demin bahsettiğim 4d Kaşif Dora filmine girdik. Film müthişti. Ortadaki panayır oyunlarını da oynadık biz, halka at oyuncak kazan gibi şeylerde çocuktan çok eşimle ben eğlendik. Bunlar ekstra aksiyonlar, nakit ödeme yapıyorsunuz.

Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor
Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor

En son Olimpia Sirki’ne biletimiz vardı, 15:00 seansını kaçırdık, saatini 19:00 sanıp baya bir bekledik; 20:00’de başladı, oğlanın uyku saati 20:00 olduğundan kucağımda uyuyakaldı ve çıktık. Ben sirklerden çocukluğumdan beri haz etmem, hiç sevemedim ama ortam güzeldi, insanlar eğleniyordu. Kaldığımız süre içersinde, izlediğimiz sihirbazın yaptığı gösterilere hala aklım ermiş değil, ne kadar klişe olsalar da :) İlgilenirseniz, biletleri ister orada ister önceden Biletix‘ten alabilirsiniz.

Sonuç olarak, yeme içme kısmını biraz pahalı bulduğum, ulaşımı tahminimden çok daha kolay çıkan, tahminimden çok daha büyük ve eğlenceli bir parktı. Tavsiye ederim. Çocuğun boyu 120cm’yi geçiyorsa alternatif daha çok, bunu da gözardı etmeyin.(evet her aletin girişinde cetvelle ölçüyorlar!) Eş dost birlikte giderseniz grup indirimleri var, hem daha eğlenceli olur, bu da benden tavsiye olsun!

Sorunuz olursa seve seve yanıtlarım, yazın ;)