Buz Devri Maceraları hileler

Buz Devri Maceraları oyununu bu linkte yazmıştım. Şimdi de ipuçları vereceğim.

Hile demek istemiyorum ama ‘cheats’i başka türlü de çeviremiyorum Türkçe’ye. Aşağıdaki ipuçları yalnızca oyunu oynayanların anlayabileceği ayrıntılar içerir! :))

Ice Age Adventures’da ilerlemenizi sağlayacak ipuçları:

  • Kabuk, yemiş, vb biriktirmeye kalkmayın, bol bol harcayın. Bol bol yenisi gelir.
  • Adaları temizlemeden ilerlemeyin. Özellikle hayvanları mutlaka kurtarmaya bakın.
  • Çok sayıda ada açtıysanız, bilin ki sadece son 2 ada ‘temiz’ kalacak. Sık sık son 2 adaya gidip mağaralardan puanları toplayın. En çok kazandıranlar en son açılan adalar, bunu unutmayın.
  • Eşleri birleştirme oyununda kalpleri kurtarmaya odaklanmak yerine, 4’lü 5’li birleştirmeler yapmaya çalışın. Büyük patlamalarla taşlar temizlenecek.
  • 4’lü eşleştirme yaptığınızda bonus taşın üzerindeki çizgilere dikkat edin. Enine ve dikine sıra temizliyorlar, çizgilerin yönüne göre düşünerek tıklayın. 
  • Ada açma oyunlarında bir karakterle oynadığınız eşleşme oyununda, onun logosunu değil, kendi logonuzu aşağı kaydıracaksınız. Mantık olarak tersini düşünebiliyor insan.
  • Video izleyerek bonus kazanabilirsiniz.
  • Ana karadaki ağaçları temizlemek +1 yemiş dışında pek işe yaramıyor. Ama kar topları ve yeşillik öbekleri +20 yemiş  veya fındık veriyor.
  • Tropik adaya ve sonra da volkanik adaya geçebilmek için sürekli adanızı büyütmeniz gerek. Bunun için bol bol kabuk toplayın ve kabuk haznesini büyütün. 
  • Günlük görevlere katılmak çok büyük oranda bonus sağlamıyor. Oyunun kendi içinde daha çok puan toplayabiliyorsunuz.
  • Kaplumbağa ile görevlere çıkın. Çıkmadan önce depoyu fulleyin, yani yemişleriniz tam dolu olsun. Kaplumbağa ile gidilen adalarda normal adalardan daha az yemiş harcanıyor ancak gitmek için zaten yemiş harcıyorsunuz. 
  • Kaplumbağa ile keşiflerde, binmek için ödeyeceğiniz yemiş miktarı her seferinde olmasa da gitgide azalıyor.
  • Sürekli hayvan barınaklarını büyütün (4 hayvanlık), sürekli adanızı genişletin, sürekli yemiş  kabınızı büyütün. Oyun oynadıkça kazandırıyor.
  • Tropik adadaki buz oyunu ilerlediğiniz levellarda çok kabuk kazandırıyor.
  • Sincap ile kayma oyununda ‘büyüme’ bonusunu kaçırmayın, bir süreliğine önünüze geleni kırarak ilerliyorsunuz, dev boyuta geçiyorsunuz

BUZ DEVRİ MACERALARI İNDİR

ice age oyunu

ice-age-oyunu

Her gün takip edemediğimiz kadar çok uygulama çıkarken arada kaliteli işlere rastlamak zorlaştı.Oğlumu bilmem, benim için tutku oldu bu Buz Devri oyunu. 4 filmin dördüne de bayılan biri olarak oyununda da ayı kaliteyi gördüğüme sevindim.

ice age oyunu

Buz Devri Macerası oyunu, -orjinal adıyla Ice Age Adventures- filmlerinde DE olduğu gibi Sid, Manny, Diego kahramanlarımız. Diğerleri de teker teker gelecekler level’lar ilerledikçe. Oyun çok kaliteli, çok akıcı, takılmıyor etmiyor ve müzikleri güzel. Özellikle seslendirmeler ve espriler çok başarılı, eğlendiriyor. Zaten Ray Romano dahil, seslendirme ekibi neredeyse oyunda da korunmuş. En sevdiğim özellik bu oldu, oyuna ne kadar önem verildiğinin ispatı.

Bu tarz şehir kurmaca oyunları bana o kadar da ‘boş’ gelmiyor; çocuk 3-4 hareket ilersini planlamak durumunda kalıyor. İstediğini alabilmek için kabuk harcamalı >> Hayvanları beslemeli ki, yemiş kazansın, yemişleri kullanmalı ki kabuk toplayabilsin. Uygulama içi satın alımlarla daha çok ‘ada’ açılabiliyor ama para harcamadan da gayet oynamaya imkan tanıyor oyun.ice-age-app

İçinde 3-4 çeşit alt oyun barındırıyor Ice Age. Oyun içersinde hayvanlar veya oyunda faydalı olabilecek parçaların kazanıldığı mini oyunlar, kızakla engellere çarpmadan ilerleme, 3 ve daha parçayı birleştirme gibi bulmacalardan oluşuyor.

Bir tek eleştirim olabilir, adalarda yırtıcı kuşlar var, kaplan Dieogo onlara bir pençe atarak ilerlemek durumunda. Zaten tahminimce sırf bu sebeple ‘hafif şiddet içerir’ ibaresi almış durumda Google Play’den. Kötü karaktersiz macera  olmuyor, ne yapalım…

Ben oyunu çok sevdim. Zaten oğlum da “Bu oyuna bence çok yıldız ver!” diyor, öyle olsun :)

Buz Devri oyununu bu linkten indirebilirsiniz, ücretsizdir. Uygulama içi satın alım seçenekleri var.

 

 

Çocukla tatil ilk yardım çantası

 çocukla tatil hazırlığı...

çocukla tatil hazırlığı…

Tatil ilk yardım çantamızda neler var?

Bu yaz, çocukla uzun yol ve tatile çıkışımın 6. senesini yaşıyorum. Biz gezmeyi, keşfetmeyi çok seviyoruz ve yerinde durmayan 5,5 yaşında bir erkek çocuğu annesi olarak artık acil durum konusunda olaya hakim olduğumu düşünüyorum.

Böcek sokmalarından ateşli hastalıklara, küçük kesiklerden, yanmalara kadar her şeyi tecrübe ettim zaman içinde. Aşağıda paylaşacağım ürünlerin hiç biri ilaç değildir, tavsiyelerim uzman tavsiyesi değildir, sadece bir anne olarak tecrübe ettiğim, deneyip memnun kaldığım ürünlerdir. Bunu belirttikten sonra başlayabilirim;

Annesi öper, geçer..

Annesi öper geçer, geçer elbet ama bunları taşımadan da olmuyor! 

Öncelikle bir ilk yardım çantası taşımak çok faydalı oluyor. İlaçları poşetlerde, çantada taşımak yerine, sert kapaklı bir çantada saklamak hem ezilmeleri engelliyor, hem de açtığınızda koyduğunuz yerde kendi durabiliyor. Çanta olması gerekmez, büyükçe plastik bir kutu da kullanabilirsiniz. 20cm x 30cm büyüklüğündeki çantamız bir yapı marketten alınma.

  • Çeşitli ebatlarda su geçirmez yara bantlarını yine küçük plastik bir kutuda taşıyorum. Her boydan 2’şer tane koyuyorum.
  • Yaralar için fısfıslı antiseptik, ilk anda su-sabun yoksa çok işime yarıyor. Her şeyden önce temiz su ile yarayı temizleyip, bu spreylerle dezenfekte edebilirsiniz. Yakında temiz bir deniz varsa tuzlu soğuk su her zaman tercih ederim elbette. Ancak tuz çok yakabilir, bu antiseptiklerin öyle bir etkisi yok.
  • Çok küçük olmayan çocuklarda güvenle kullanılabilen sprey yara bantlarından da kullanıyoruz. Flaster tutmayan eklem noktalarında özellikle çok pratik oluyor.
  • Lavanta yağı, Bio oil, Bepanthol en küçük boyları ile hep yanımda. Isırıklar, kaşıntılar, çatlak ve yanmalarda kullanıyorum. Burt’s Bees dudak nemlendiricisini de daima kullanıyorum, elbette uv filtreli nemlendirici kremini burada saymama gerek yok.
  • Eldiven, makas, cımbız, küçük paketlerde gazlı bez, suda çıkmayan flaster, Baticon ve küçük boy alkollü su, her ihtimale karşı çantamızda. Kanamalı yaralanmalarda kullanıyoruz. Yaraların her zaman hava alarak iyileşmesi sağlıklı biliyorsunuz, bunlar sadece dağda kırda bayırda, o andaki acil çözümlerim.
  • Jel yanık kremleri güneş yanıkları ve böcek sokmalarında da ateş alıyor.
  • Oğlumun artık kullanmadığı plastik su kabının içinde ateş düşürücü şurubumunu taşıyorum. Yapışmıyor, bulaşmıyor.
  • Islak mendil veçok zorda kalmadıkça kullanmadığım jel el temizliyicileri de daima çantamızda.

Her ürünün küçük veya seyahat boyunu, tercihen spreylisini ve su geçirmeyenini tercih ediyorum. Böylelikle bir karış çanta içine dünyayı sığdırabiliyorum ve çevre gezilerimizde içim rahat oturabiliyorum. Bütün saydıklarım çok gibi görünebilir, tarttım, çantamız tam tamına 800gr. Yaratacağı rahatlık yanında, hiç bir şey sayılır!

 

 

Çocuk filmleri öncesi fragmanlar!

Çocuk filmleri öncesi fragmanlara kim karar veriyor?ipeksuer

Sinema yönetimi mi? Dağıtımcı firma mı? Bu seçimi her kim yapıyorsa, acaba çocuk filmleri öncesi gösterilen fragmanlar seçilirken çocuklar hiç düşünülüyor mu?

Çocuğum olmadan önce de hemen hemen tüm animasyonlara gidiyordum ama çocuktan sonra elbette algım değişti. Film öncesi gösterilen reklamlardan bir iki tanesi rahatsız etti ilk kez beni, o zaman oğlum çok küçüktü ve içeriği anlamadı. Daha sonra gittiğimiz bir kaç filmde de hem reklam hem uygunsuz film fragmanına denk geldik. Tamamen şahsi gözlemim şu ki, çizgi filmlerin hedef kitlesi yaş sınırı gözetmeksizin ‘genç seyirci’ öngörülüyor ve reklam ve film tanıtımları ona göre seçiliyor. Süper kahramanlı, aksiyonlu, -küçük çocuklar için- gürültülü ve çok hızlı görüntülü fragmanlar, bir anda çocuğun keyfini kaçırabiliyor, korkutabiliyor. Nitekim önceki gün bu örneğin en uç örneğini yaşadık.

Sevdiğimiz, aylardır beklediğimiz bir prodüksiyonun çizgi filmine gittik ailece. Film başlamadan önce gösterilen bir fragman, oğlumu çok korkuttu. Uzman değilim ama şunu da belirtmek lazım; çocukları korkutabilecek, ürkütebilecek bir içeriğin illa korkunç olması gerekmez. Çizgi film beklentisi ile koltuğunda bekleyen çocuğun karşına aniden çok gürültülü, çok ışıklı üstelik bir de daha önce hiç görmediği patlamalı vurdulu kırdılı sahneleri çıkartırsanız, çocuk ürker. Bize bir uzaylı istilasını konu alan komedi/aksiyon filmi, hemen ardından da Batman-Süperman fragmanı denk geldi. İlk fragmanda binalar yerle bir oluyordu, bizimki bu görüntülerden çok etkilendi. Esas filmin başlama anında ışıklar birden kapandığında korktuğumuz cümle geldi; ‘Çıkalım!’

Benim oğlum genel olarak korkan eden bir çocuk değil, ama dediğim gibi içeriğin bir önemi yok ki, kimbilir nereden ne yakalıyor, ne anlam çıkarıyor ve ürkebiliyorlar. Zaten öyle olmasa yaş etiketlerinin de hiç bir önemi kalmazdı, değil mi?

Sonuç olarak filmden çıktık. Bulut gece 3’e kadar oturdu ve artık yorgunluktan uyuyakalana kadar uzaylılarla ilgili sorular sordu. Ben, sabah Youtube’dan dün akşam korkutan fragmanı açtım ve tüm itirazlarına rağmen sahneleri durdura durdura filmlerin nasıl çekildiğini anlattım, korkusunu biraz yumuşattım sanırım.

Biz anlayışlı bir sinema müdürüne denk geldik. Umutsuzca ve bir beklentim olmadan başıma geleni anlattığım bilet satış görevlisi hemen müdürü aradı ve beyfendi bizi çok yapıcı bir şekilde dinledi ve hak verdi. Biletlerimizi yenileyip, bir daha böyle bir olay yaşanmayacağının garantisini verdiler.

Çocuk gösterimlerinde sesi çok açmayan sinemalar var, bebekliler için özel gösterim yapan salonlarımız var; artık şu fragmanlara da hassasiyet gösterecek başka yöneticiler olduğuna inanıyorum!

İpek Süer

 

Zıplayan oyun hamuru

zıplayan-oyun-hamuru

İtiraf ediyorum, bizzat elime alıp oynayana kadar ismindeki ‘zıplayan’ sıfatını şirinlik olsun diye konmuş sanıyordum. Yok ama öyle değil, Faber-Castell‘in zıplayan oyun hamuru gerçekten yerinde durmuyor, zıplıyor!

Faber-Castell Zıplayan Oyun Hamuru

Oyun hamurunun çocukların motor gelişimlerine faydalı olduğunu bilmeyen ebeveyn yoktur sanırım. El becerileri gelişirken bir yandan hayal güçlerini kullanıyorlar. Kendi oğlumdan biliyorum; şekillendirirken konstantrasyon süresi artıyor, sessizce işine yoğunlaşıyor.

Bu oyun hamuruna gelince, -yabancı ambalajlarda exstra soft modelling clay diye geçen- Zıplayan oyun hamuru, diğer hamurlardan oldukça farklı. Ben bu hamuru çok sevdim, sebeplerine gelince;

  • Bir kere hafif. Yani kütlece diğer hamurlarla aynı olan miktar, daha hafif. Ve kolayca yoğuruluyor. Yoğuruldukça yumuşuyor. Ne kadar oynanırsa, o kadar yumuşuyor.
  • Dokusu çok farklı. Hamur gibi değil de sanki su dolu bir baloncuk gibi. Elinize yapışmıyor, boyamıyor, iz bırakmıyor.
  • Renkleri çok güzel karışıyor. 2 veya 3 rengi karıştırdığınızda çok çok iyi sonuç alıyorsunuz. Açıkçası bu hamurla çocuktan çok ben oynuyorum, sebebi bir sonraki maddede.
  • Renklerin çok net kaışıyor olması, size 4 renkli hamurla sayısız renk kombinasyonu yapabilmenize imkan tanıyor. Ve bu hamurun en güzel özelliği; kuruduktan sonra çatlamaması ve yaptığınız modelin kuruduktan sonra çatlaksız olarak kuruması bence müthiş bir özellik. faber-castell-oyun-hamuruBen sırf bu yüzden bu hamura bayıldım; biraz el becerim de olduğundan, oğlumun sevdiği karakterlerini bu hamurla modellendiriyorum ve fırınlamadan gerçek minik oyuncaklarımız oluyor. Minionların tüm karakterlerini yaptım diyebilirim. Sırada dinozor serisi projemiz var. Oğlumun yaptığı, bozmaya kıyamadığım hamurları ise hoop, anı çekmecemize saklıyorum.
  • En önemli maddeyi eklemeden yazımı bitiriyormuşum, evet tahmin ettiğiniz gibi hamur kuruduğunda zıplıyor. Top şekli, zar şekli vb verdiğinizde ise baya baya zıplıyor. Cidden çok eğlenceli.
  • 4’lü hamur paket fiyatı 20tl civarında. Faber Castell resmi sitesi ise bu linkte