İpek SUER tarafından yazılmış tüm yazılar

Anne Fare Yakaladım, Çoluk Çocuklu, Teknolojik Anneler, Kuzeyde Bir yer, İpek Süer teknolojikanneler.com

Çamaşır suyu kokusu

Yapılanlar, söylenenler unutulurmuş zaman içinde, bir tek anda hissettirdikleri kalırmış anı olarak. Hah, işte ben o lafı değiştirmek ve “Hepsi unutulur, kokuları kalır!” yapmak istiyorum. Pek çok koku içinde çamaşır suyu anı belleğimde hissiyati ile fazlasıyla belirgin. Kokusu orada, kokusu gitmiyor :)

Oysa ki yıllar var ayrıyız. Çamaşır suyuyla ilişkimi çocuğum olduktan sonra kesmedim ben, daha önce ayrıldı yollarımız. Birden bire ortaya çıkan, başladığı andan itibaren bir kaç ay geçmek bilmeyen alerjik astımım sonrası pek çok kimyasal çıktı hayatımdan. Çamaşır suyu da kapıyı ilk görenlerden oldu. Bir kaç yıl süren bu “alerjik” durum, çok kısa günlük kısa ziyaretler dışında uğramadı doğal-olmayan-ne-varsa-at günlerimden beri. Doğru kararmış diyebilir miyim? Rahatlıkla derim evet.

Çocuktan önce / çocuktan sonra temizlik…

Aşırı titizdim. O da iyileşiyor çocuktan sonra :) “Yere değdi, sokma çocum onu ağzına” tarzı bir titizlik değil kastettiğim. “Bunun içinde ne var, etikette yazan şu garip sayılar nedir” tadında her şeyi google’layanlardanım, gugıl şampiyonuyum, en hızlı soruyu ben sorarım, konudan konuya en hızlı ben atlarım! Bilmem gerek, nedir o “içindekiler”?! Sahi, nedir?

İşte çok bilince de hayattan soğuyor insan. Limon, sirke, karbonhidrat. Temizlik anlayışım bu uzunca süredir. Arap sabunu da var geniş alan temizliği için kullandığım. Sıvısı, jeli, her kıvamı mevcut. İçim tamamen rahat mı? Hayır. Hem zaten endişesi biten anne olur mu hiç :))

Mutfak tezgahına çiğ et, tavuk vb gıdalar değdiğinde yaptığım temizlikten endişeleniyorum. Hayvan dışkıları ile dolu Kadıköy kaldırımlarından yürüyerek eve girdiğimizde endişeleniyorum. Dağ tepe doğa yürüyüşleri yapıp çamur (ve kim bilir başka neler) batağındaki botla eve döndüğümüzde endişeleniyorum. Az sonra temizlediğimi düşündüğüm yerlerden oğlum çıplak ayak geçecek ve yatağına yatacak, biliyorum. Emin olamıyorum. Doğaya düşkünlüğünü bildiğim Dinamik Anne Tuğba’ya ve blogunu severek takip ettiğim Anne Sırları Gülderen’e sormak istiyorum, siz ne yapıyorsunuz? Temizlik için ne tercih ediyorsunuz?

 

 

Cinsel eğitim için hikaye kitabı

“Söz konusu cinsellik eğitimi olduğunda kitaplardan destek almak hayat kurtarıyor, değil mi?”

Bu soruyla açmış cinsellik ile ilgili ebeveyn kitabını Seksolog Rayka Kumru. Gerçekten de öyle. Yaşı kaç olursa olsun, sorular başladığı anda cevap vermekte en zorlandığımız, az mı çok mu anlattığımıza emin olamadığımız konu; cinsellik.

Çocuklar için cinsel eğitim kitabı

Arayış içinde olduğum bir dönemde tanıştım kitabın yazarı ile. Şişli Belediyesinin düzenlediği benim için çok anlamlı ‘Çocuk susar, sen susma‘ isimli panele Teknolojik Anneler adına konuşmacı olarak katılmıştım. Rayka Hanım da cinsellik eğitmeni kimliğiyle oradaydı. Kitapları ilk orada gördüm. Reysi Rodikli çizimleri ile bezeli kitaba ilk görüşte aşık oldum diyebilirim!

Cinsel eğitim yani tam açarsak ‘sağlıklı ve kapsamlı cinsellik bilgisine erişim‘ başta WHO olmak üzere pek çok kuruluş tarafından kabul edilmiş evrensel cinsel haklardan birisi. Çocuğumuzu en iyi biz tanıyoruz, bu çok önemli konuyu konuşmayı da kimseye kaptırmayı istemeyiz değil mi? Yanlış kurulmuş, özensiz seçilmiş tek bir kelimenin yıllarca korku, endişe vb tetikleyebileceği bir konuyu ben kimselere bırakmak istemem şahsen. Bu konu sağlıklı olarak nasıl ele alınır diye sorarken, her kilidi açmamızı kolaylaştıran hikaye kitaplarından faydalanmak da akıllıca. Çocuğu ile bedeni hakkında konuşabilen, konuşmak isteyen ama konuya nereden başlayacağını çözmek isteyen anne-baba, eğitimci, teyze/hala hepimize yardımcı olabilecek bir kaynak bu kitap seti.

Beni de bedenimi de seviyorum!

Beni de bedenimi de seviyorum!

İsim ne güzel değil mi! LifeCycle Yayıncılıktan çıkan kitap seti 2 kitaptan oluşuyor.  Birinci kitap, ebeveyn kitabı. Çocuğunuz çok soru soruyor olabilir, hiç soru sormuyor olabilir, sizin çocuğunuzla ilgili kimselere danışamadığınız çekinceleriniz olabilir. Hepsine yanıt bulabilirsiniz bu kaynakta. İlgili konuda bir adım ileri yardıma ihtiyacınız var mı, onun da cevabını almanıza yardımcı olabilir.

İkinci kitap çocuğun kendi kendine karıştıracağı bir kitap. Özenle seçilmiş mesajlar ve çocuğun merakını giderici, bedeni hakkında rahat ve sağlıklı davranışlar sergilemesine zemin hazırlayacak görsellerle bezeli. Anatomiyi anlatıyor, özel bölgeler hakkında bilgi veriyor, bunu yaparken çocuğun bedenini keşfetmesini ve sevmesini sağlıyor!

Son olarak; cinsellikle ilgili her konuya tabularla yaklaşan güzel ülkemizde bu konuda taşın altına elini sokan, başarı hikayeleriyle dolu bir eğitim hayatını ardında bırakmış cesur akademisyeni gönülden tebrik ve takdir ediyorum.

Bknz: Rayka Kumru Hakkında 

 

 

Kızlarıyla evcilik oynayan babalar

Babasıyla evcilik oynayan bir kız çocuğu muydunuz, top koşturan mı? Yoksa ikisi de mi? Babaların, kızlarıyla oyun oynamaları ile ilgili ilginç bir araştırma düştü önüme. Çok hoş ve ilginç bulduğum için paylaşmak istedim. 

Wake Forest Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre; babalarıyla erken yaşlardan itibaren güçlü bir ilişki içinde olan kızların;

  • Üniversiteden mezun olma ve kariyerlerinde daha yüksek bir konuma gelme ihtimalleri daha yüksektir
  • Özellikle erkeklerle ilişkilerinde, duygusal olarak daha istikrarlı ilişkilere sahip olma olasılıkları daha fazladır
  • Daha yüksek özsaygı ve benlik duygusuna sahip olma olasılıkları daha yüksektir.

İlginç çıkarımlar değil mi? Dahası var! Bizde durum ne derseniz, “evcilik oynayan babalar” var mı ülkemizde?

 Bu araştırmadan yola çıkarak Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden 500 baba ile de anket yapılmış!

Ve sonuçlar şöyle;

Babaların yüzde 84’ü, kızlarına nazik ve cesur olmanın, güzel olmaktan daha önemli olduğunu söylüyor

Babaların yüzde 52’si, kızlarına istedikleri her şey olabileceklerini telkin ediyor.

Babaların yüzde 77’si, kızlarına özgüven telkin etmenin onlara öğretebilecekleri en önemli yaşam derslerinden biri olduğunu düşünüyor

Babaların yüzde 61’i  kızlarına uygulamaya yönelik becerileri öğretmeye çalışıyor.

Oyuncak bebeklerin kızlarının hayal gücünü arttırmaya yardımcı olduğuna inanan babaların üçte ikisi için en önemli şey kızlarının hayal güçlerinin açılmasına izin vermek.

Babalar kız çocuklarının oyunlarına dahil olduklarında, yüzde 85’i bunun, kızlarının özgüven kazanmalarına yardımcı olduğunu ve hayal dünyasında harcanan zamanın gerçek dünyaya yapılan bir yatırım olduğunu biliyor.

Babalarının üçte ikisi kızlarıyla oyun oynamaya daha fazla zaman ayırabilmeyi istediklerini söylüyor.

Hata yapmasına izin vermek, küçük yaşta paranın değerini öğretmek ve onu cesur olmaya teşvik etmek, babaların küçük kızlarına vermeye çalıştıkları diğer ‘yaşam dersleri’ arasında yer alıyor.

Kızı olan 10 babadan dokuzu, kızlarına, güçlü genç kadınlar olmaları için destek olmanın son derece önemli olduğuna inanıyor.

Babam benimle ve erkek kardeşimle çok oyun oynardı. Bebeklerle, Barbie’lerle oynamazdık ama yine de çok oynardık. Bakın sadece kızlarıyla oyun oynayan babaların bilebileciği şeyler nelermiş. Çok şeker!

Sadece kızlarıyla oyun oynayan babaların bilebilecekleri şeyler:

  1. Oyuncak bebeklerle nasıl oynanır
  2. Simler her yere bulaşabilir
  3. Renk koordinasyonu çok önemlidir
  4. Saç nasıl örülür
  5. Kızınız ayaklarınızın üstünde iken nasıl dans edilir
  6. Ona kendisini nasıl özel hissettirirsiniz
  7. Nasıl dans edilir
  8. Kızlar da futbol oynar
  9. Evdeki eşyalardan hangilerinden harika bir popstar mikrofonu olur
  10. Kızlar da kirlenmeyi sever
  11. Yüz boyama nasıl yapılır
  12. Uzun saçtan sakız nasıl çıkarılır
  13. Tahtadan ev nasıl yapılır ve ağaçlara nasıl tırmanılır
  14. Kaykaya nasıl binilir
  15. Parende nasıl atılır
  16. Mükemmel bir topuz nasıl yapılır

Mattel‘in bu çalışması babaları kızları ile oyun oynamaya davet ediyor. Kızlar daha yüksek kariyer ve özgüvene sahip oluyormuş, vesaire. Doğrudur. Fakat hepsi bir yana baba-çocuk birlikte vakit geçirmek gibisi var mı zaten! Telafisi olmayacak yıllar bunlar, haydi babalar oyuna. İster top koşturun birlikte, ister bebekleri uyutun. İnanın sadece kızlarınıza değil hepinize iyi gelecek.

 

Lego Batman setleri

Lego Batman Movie
Lego Batman Movie

Uzun süredir heyecanla beklenen, Warner Bros. Pictures ve LEGO System işbirliğiyle ortaya çıkan LEGO® Batman Filmi seyirciyle buluştu ve filmin vizyona girmesiyle birlikte LEGO Batman setleri de raflardaki yerini aldı.

Lego Batman setleri

LEGO Batman Filmi ülkemizde dünyayla aynı anda, Türkçe Dublajlı ve 3D olarak vizyona girdi.  LEGO Batman bu kez hikayenin ana kahramanı. Ancak bu sefer Gotham City’i Joker’in istilasından kurtarmak için arkadaşlarından yardım almak zorunda.

Filme ait 4 tane Lego seti var. LEGO Batman Filmi setleri için yaş aralığı 8 – 14 olarak belirlenmiş.

Lego Batmobil
Lego Batmobil

Lego Batmobil : (70905) LEGO Batman Seti ile çocuklar Batmobil’e Batman’i ve Robin’i bindirip tekerlekleri uçuş moduna alarak maceraya atılacaklar. Karşılarına bir engel çıktığında ise Batmobil’i müthiş bir kamyona dönüştürüp engelleri geçecekler.

Lego Jokerin Arabası
Lego Jokerin Arabası

 Lego Joker’in Arabası : Joker’in Kötü Şöhretli Arabası Seti’nde (70906) küçük kaşifler Batgirl yardımıyla Joker’in arabasını takibe başlayacak. Joker, Gotham City etrafında Harley Quinn ile birlikte tehlike yaratmaya çalışırken, genç süper kahramanlar arabanın gizli fırlatıcılarından kurtulup Harley’i engellemeye çalışacaklar.

Lego Batcave
Lego Batcave

Penguin™, Ördek Mobil’i ile Batcave’e girmeye ve hakimiyet kurmaya çalışırken çocuklar onu durdurmak zorunda. LEGO Batman Filmi’nden Batcave (70909) setinde, Penguin Batman’in tüm sırlarını ve zayıf taraflarını keşfetmeye çalışıyor.  Kahramanımız Bruce Wayne bir süreliğine Batman’e dönüşmek ve  kötüleri kontrol odasındaki bilgisayarların başında yakalamak zorunda. Sonrasında ise 3 farklı kostümünden istediğini giyip kötülüklerle yeni mücadelelere hazırlanmalı.

Lego Scuttler LegoScuttler : LEGO Batman Filmi’nden bir diğer set olan Scuttler (70908) ile çocuklar Batman’e yardım edip Joker ve Poison Ivy’ye karşı Polis Şefi Gordon’u koruyacak. Küçük kahramanlarımız Scuttler ile kurtarma operasyonuna başlamak zorunda.

Lego Batman Riddler

Lego Batman Movie diğer setler;

  • 70903 Riddler™ Bilmece Yarışçısı

    Lego Batman Riddler

    70900 Joker™ Balonla Kaçış

    Joker™ Balonla Kaçış

70910 Scarecrow™ Özel Teslimat

Lego Batman Scarecrow

 70902 Catwoman™ Motosiklet Takibi

catwoman-motorsiklet

Lego BATMAN setleri fiyatları

Lego Batman Minifigür paketleri 16tl

Lego Joker balonla kaçış 59tl

Lego Batman Batmobile 249tl

Lego Batcave 449tl

*Diğer kutu setleri de büyüklüklerine göre yukarıdaki 4 boy setle benzerlik göstermektedir

Lego Batman Movie hakkında; 

LEGO® Batman Filmi, Bir Warner Bros. Pictures ve Warner Animation Group yapımı ve “ LEGO System A/S, Lin Pictures, Lord Miller, Vertigo Entertainment Production işbirliğidir. Filmin yönetmenliği Chris McKay’e, yapımcılığı ise Dan Lin, Phil Lord, Christopher Miller ve Roy Lee’ye ait. Senaryo materyalleri Jared Stern ve John Whittington tarafından LEGO®  setlerinden ve DC Entertainment karakterlerinden uyarlandı.

LEGO Batman Filmi ile ilgili daha fazla ürünü LEGO.com.tr sitesinden inceleyebilirsiniz.

 

Sakladık! Bulabilecek misin?

Sakladık oynamaya var mısın? Detaylara dikkat eder misin?

Tıkır tıkır strateji kurabilir misin? Pekiiii hızlı mısın? 

Geocaching oyununu ilk kendisinden duyduğum outdoor oyuncubaşı Özgehan yine ilginç ve acaip bir etkinlik düzenliyor. Yazılımcıbaşı Koray‘la bir araya gelmişler ve ikisi yeni bir oyun türetmişler; SAKLADIK. Adından da anlaşılacağı gibi onlar saklıyor, meraklısı buluyor.

sakladikSakladık nedir?

‘Scavanger hunt’ yani define avı diyebileceğimiz bir oyun Sakladık. Mantık basit, Sakladık ekibi belirtikleri bölgede bir ‘sakladık rozeti’ saklıyorlar. Yer ve saatlerini sosyal medya hesaplarından takip edebileceğiniz oyuna, elinizde internete bağlı (tercihen şarjı full) mobil aletinizle ücretsiz olarak katılabiliyorsunuz. Oyunun amacı ipuçlarını takip ederek rozete diğer ekiplerden önce ulaşmak. Rozet, sembolik bir hazine. Rozeti bulduğunuzda arkasındaki şifreyi paylaşıyor ve esas hediyeye hak kazanıyorsunuz. Hediyeler o günkü oyunun sponsoruna göre değişiyor.

Sakladık nasıl oynanıyor?

İnternete bağlantınız varsa, ekibiniz de varsa (2-3 kişilik ekiple daha zevkli!) katılmamanız için bir sebep yok. Oyunlar şu an ağırlıklı olarak Beyoğlu ve Kadıköy civarında oynanıyor ama bu sadece şimdilik böyle. Şehir, semt kısıtlaması yok. Instagram’dan verilen ipucuyla başlıyor, her bulduğunuz ipucunu yine Instagram üzerinden paylaşıyor ve yenisini alıyorsunuz. Sonuçta dikkatli ve hızlı olan, stratejiyi doğru kuran ekip kazanıyor. Oyun yaklaşık 1 saat sürüyor. Tabii ki süre katılımcıların hızına göre şekilleniyor.

Sakladık için sponsorluk

Sakladık oyununu girişiminizi ya da ürününüzü/markanızı tanıtmak için de kullanabilirsiniz. Oyunculara oyun içinde verilen sorular ve ipuçları, ulaşacakları hediye ile ilgili oluyor. Markanın oyun öncesinde, esnasında ve sonrasında sosyal medyada bolca paylaşılmasının yanı sıra, katılımcılar da oyun esnasında birebir marka ile ilgili bilgilendirilmiş oluyorlar. iletisim@sakladik.com ‘dan daha ayrıntılı bilgi alınabilir.

Sakladık katılım

Sakladık’a katılmak için Instagram takibi şart, sonuçta tüm olay orada dönüyor. Sosyal medya adresleri şöyle;

sakladık logo

 

SAKLADIK Web Sitesi
SAKLADIK Facebook 
SAKLADIK Instagram 

iletisim@sakladik.com

 

 

Akıntıya karşı yüzme teknolojisi SwimLabs

swim labs turkiye
swim labs turkiye

Modern ülkelerde en özendiğim şey, çocukların (ve elbete herkesin!) spor imkanları. Her mahallede bir yüzme havuzu, her parkta bir basket potası, ulaşılabilir tenis kortları, yaşam biçimi haline gelmiş bisiklet kültürü, lüks sınıfına girmeyen kar sporu imkanları, ve benzeri… Yüzmeyi spor olarak yapmış biri olarak en özendiğim imkanlardan biri de kişiye özel performans havuzlarıydı. Akıntıya karşı yüzme teknolojisi diye kabaca anlatabileceğim bu sistem, SwimLabs ile artık Türkiye’de de var.

Swimlabs Yüzme Okulu

Dünyada 300’ü aşkın şubesiyle çocuk spor ve eğlence alanında uluslararası bir marka olan MyGym, Amerika’nın meşhur yüzme okulu SwimLabs’ı ülkemize taşıyan marka oldu. SwimLabs için yüzme okulu demek bence hafif kalır çünkü ister yeni başlayan bir kişi olsun, ister herhangi bir spor dalında profesyonel sporcu olsun, müthiş faydasını görebileceği bir sisteme sahip bu havuzlar.

SwimLabs’deki 3 adet özel dizayn edilmiş havuzda teknolojik imkanlarla donatılmış. ‘Sonsuz yüzme hissi’ diye Türkçeye çevrilen akıntıya karşı yüzmede, hız seviyeleri kişiye özel ayarlanabilir örneğin.

Video analiz sistemi ile koçunuzla stilinizi detaylı inceleyebilir, geliştirebilirsiniz.

Havuzun içindeki aynalar sayesinde kendinizi görerek duruşunuzu düzeltebiliyorsunuz.

Swimlabs çocuklar için uygun mu?

MyGym Akadlar‘da 7 yaşındaki oğlumun katıldığı derslerde ilk dikkatimi çeken havuzun boyutu ve derinliği sayesinde çocuğun kendini güvende hissetmesi.

Bekleme alanına kurulmuş ekranlar sayesinde çocuğunuzu birebir ekrandan izleyebiliyorsunuz.

Akıntı sayesinde çocuk su üstünde kendini daha rahat kalabiliyor ve kendini kontrol edebiliyor.

Yüzme koçu birebir çocukla birlikte havuzun içinde, bu çocuk açısında hem güven verici hem de aldığı dersin performansını arttırıyor kanımca.

Çocuk tek başına ders alabilir veya grup derslerine katılabilir. Grup dersleri maksimum 4 kişilik.

Ortamda çocuk dostu diyebileceğim bir kafeterya da hizmet veriyor.

Bebekler için yüzme dersleri

İsteyen ebeveynler 0-36 aylık bebekleriyle birlikte yüzme derslerine katılabiliyorlar. Ortamın ısısı ve havuz sıcaklığı elbette bebekler için uygun. İzlediğim bebek yüzme dersinde eğitmenin yaklaşımları çok profesyoneldi, kullanılan metaryaller de ilgimi çekti.

Bebeklerle yüzme etkinliğine ebeveynlerden biri de katılıyor. Seans 30 dakika sürüyor. İstenirse grup dersine katılınabilir, en fazla 3 ebeyn ve bebek oluyor o zaman havuzda.

Swimlabs ücretleri ve ders süreleri

Yeni başlayanlar ve 0-36 ay için ders süresi 30 dakika.

Grup dersleri (4 kişi veya ebeveynli katılım ise 3 kişi) 30 dakika.

İleri seviye için antrenman süresi 45 dakika.

İleri seviye özel dersler (3 kişilik grup) 30 dakika.

Her bir grup ve seviye için fiyatlar değişmekte olup, hizmeti alacağınız hafta sayısında göre fiyat avantajı artmakta. 

Örnek olması açısından; 12 haftalık, 30 dakikalık, grup dersi katılımı, tek ders ücreti 130tl ‘ye denk geliyor.

Daha ayrıntılı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

SwimLabs nerede?

Akadlar MyGym’in alt katında yer alıyor.

bilgi@swimlabs.com.tr

02123517727

SwimLabs ulaşım HARİTA

 

 

 

Lego Boost ile kodlama

 

Lego Boost ile Legolar canlanacak!
Lego Boost ile Legolar canlanacak!

Lego Group,  Las Vegas’ta yapılan CES 2017 ‘Tüketici Elektronik Fuarı’nda heyecan verici yeni ürünü tanıttı; Lego Boost. Lego’nun hali hazırda robotik ürünleri vardı ancak ilk izlenimlerime göre Lego Boost, çok daha pratik bir yazılımla daha küçük yaş grubunu hedefliyor.

Lego ile kodlama

lego boost app
Lego Boost geliyor

Lego Boost ile çocuklar tasarladıkları oyuncağa (ya da tasarladıkları her ne ise ona!) hareket ve işlevsellik katabilecekler.

Bilenler bilir, Lego’nun Mindstorms isimli robotik setleri vardı zaten. Bunlar yurt dışında okullarda teknoloji saatlerinde, bilgisayar derslerinde vs kullanılıyorlar. Bizde ise ancak özel atölyelerde bu tarz etkinlikler yapılıyor, ve belki sınırlı sayıdaki özel okulda olabilir tam bilmiyorum. Lego’nun geçen yıl çıkarttığı WeDo 2.0 da örneğin, çocukların canlı modeller ortaya çıkarabildikleri, LEGO parçalarının ve kodlamanın çok güzel bir kombinasyonuydu. Henüz sadece online izlediğim kadarıyla yorum yapıyorum ama, tüm bu ürünlerden sonra Lego Boost bana çok daha ulaşılabilir ve pratik gibi göründü.

Sadece fiyat bazlı demiyorum; bir Mindstorm kiti gördüğünüzde örneğin, elimizde evirip çevirip ‘Bunu alsak yapabilir miyiz ki? Çok mu fazla, çok mu ileri seviyede? gibi endişelerimiz olur. Lego Boost ise, nasıl desem, göz korkutmadı! Bir eğitmen eşliğinde, bir kursa katılarak ya da bir atölyede değil de, evde çocuğun bizzat kendi kendine çözebileceği rahatlıkta görünüyor.

Lego Boost

Lego Boost kutusu aldığınızda içinden standart Lego parçaları dışında motor ve özel parçalar da çıkacak. Hareket sensörlü bu parçalar zaten olayın temelini oluşturuyor. Renkleri ayırt edebilen, çevresindeki nesnelerle arasındaki mesafeyi ölçebilen akıllı tuğlalar ile çocuklar istedikleri, hayal ettikleri ne varsa üretebilecekler!  Üretiklerine hareket katmanın yanı sıra, ses kaydederek ister robotlarını konuşturabilirler, ister araçlarına siren ekleyebilirler. Henüz örselenmemiş, pırıl pırıl beyinlerle ortaya neler çıkabileceğini düşünmek heyecan verici.

İçinde 60 adet kodlama aktivitesi hazır bulunan uygulamayı tablete (veya her hangi bir mobil cihaza) indirerek  kodlamaya başlanıyor. Bu programın da arayüzü son derece basit grafiklerle hazırlanmış. Hatta Lego Duplo tablet oyunlarını andırdı bana. En sade kodlama uygulamalarında gördüğümüz gibi ekrandaki yatay kutucukları sıralamakla başlayan, ve istenilen kombinasyonla zenginleştirilebilecek bir programlama yapabilecekler. Çocuklar çok da sıkıntıya girmeden ekran üzerinde yaptıklarını önlerinde görebilme şansını bulacaklar.

Fiyatının 159.99$ olacağı söylenen ürün, 6 ay sonra yani 2017 başı gibi satışa çıkacak.

lego robots ces 2017
Lego Boost ile kodlama ve robotik

 

Disney’den yeni prenses Prenses Moana

prenses moana
prenses moana

Prenses Moana

Okyanus onu çağırıyor!* Kahramanımızın adı Moana Waialiki. O bir deniz gezgini. Macerasına mitolojik kahramanların da yön vereceği Prenses Moana, diğer Disney prenseslerinden oldukça farklı!

prenses-moanaPrenses Moana filmin konusu

Onun kabarık elbiseleri, ışıltılı takıları, topuklu ayakkabıları, tacı yok. O okyanusa tutkun bir maceraperest, ismi Moana. Kılık kıyafeti kadar karakteri de alışılagelmiş ‘prenses’ imajından uzak olan kahramanımız için Disney bile logosunun rengini değiştirerek mavi olarak kullanmış desem?

Filmin zamanımızın 2bin yıl öncesinde geçiyor. Bundan 3ooo yıl önce Okyanusya’da (Güney Pasifik adaları, Fransız Polinezyası) bir adanın keşfi için sefere çıkan meşhur denizcilerin başına beklenmedik bir olay gelir. Moana‘nın ruhu onlara yardım için devreye girer; denizciler, Moana ve mitolojik Tanrılar için masalsı yaratıklarla dolu bir macera başlar… Yolculuğunda onu hiç yalnız bırakmayan biri vardır, yarı-tanrı kahramanı efsanevi Maui.

3d olarak hazırlanan animasyonun, her Disney klasiğinde olduğu gibi müzikleriyle de öne çıkması bekleniyor. Zaten müzikleri arkasındaki isim olan Lin-Manuel Miranda, hali hazırda sayısız ödülün sahibi bir müzisyen, kompazitör, şarkıcı, besteci ve söz yazarı..

Küçük Deniz Kızı,  Aladdin gibi bir çok filmden tanıdığımız John Musker ve Ron Clements’in yönetmeni olduğu animasyonun, Türkiye’de Ocak 2017’de  vizyona girmesini bekliyor.

*tagline : Ocean is calling

 

 

 

Music Together İstanbul

MT_FB_Profile_Circle_TEALMusic Together’ı ilk kez, şu an yurt dışında yaşayan bir arkadaşımdan duymuştum. Bu çok eğlenceli erken müzik eğitimi programının İstanbul’da da 40 ülkeyle eş zamanlı başlayan grupları olduğunu duyunca heyecanlandım!

Music Together İstanbul

1-5 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri için Amerika’da tasarlanan bir program Music Together programı. 30 senedir var olan program, kendi tanımlamalarıyla; “Klasik, jazz, blues, country, salsa ve farklı kıtaların geleneksel müzikleri ile repertuarı en çeşitli ve en eğlenceli erken yaş müzik eğitimi programı”  Haftalık buluşmalar ve 45 dakikalık seanslarla ilerleyen eğitim, toplamda 10 hafta sürüyor.

Music Together İstanbul By Kidz Harmony
Music Together İstanbul By Kidz Harmony

Music Together by Kidz Harmony

Dünyada 2.500 noktada varolan program, eş zamanlı olarak Istanbul’da da lisanslı eğitmenlerle bizlerle buluşuyor. KidzHarmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık, bu yıl İstanbul’da 4 farklı noktada gruplar açtıklarını ve ilgiden çok memnun olduklarını söyledi. Music Together İstanbul ayaklarından bazıları; Beykoz /Göksu Evleri, Ulus / Akadlar bölgesi, Göktürk / Kemerburgaz bölgesi ve Yeşilyurt / Florya bölgesi gibi, şehrin 2 yakasında da yakalabileceğiniz dersler mevcut. Her bir noktadaki eğitim, o bölgedeki en seçkin ve deneyimli, müzik/sanat odaklı ve çocuk dostu mekanda yapılıyor. Mekan detaylarını en güncel olarak Kidz Harmony’nin Facebook sayfasından takip edebilirsiniz. 

Neden erken yaş müzik eğitimi?

Çocuklarımız ilk enstrümanları olan ses ve vücutlarını kullanmayı, ebeveynleri ile gerçekleştirecekleri ritim çalışmaları, çok sesli vokal ve melodi tekrarları ile eğlenerek öğreniyorlar!

Koreografiye uygun şekilde dans edip şarkı söyleyen ebeveynlerini derslerde örnek alan bebek ve çocuklar, her geçen gün şarkılara daha ritmik ve daha doğru tonda eşlik ediyor, eğitimin sonunda enstrüman çalmaya dansa ve baleye hazır hale geliyorlar.

Simge UĞURLU SÖNMEZIŞIK kimdir?

Music Together İstanbul by Kidz Harmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık
Music Together İstanbul by Kidz Harmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık

“Ben beyaz yakalı hayattan girişimci bir anne olmaya geçeli 1,5 sene gibi bir süre oldu.
Music Together’ın çocuklarındaki faydalarını gözlemleyerek kendi programımın yöneticisi olmaya karar verdim ve Türkiye’deki bölgesel ihtiyaçları saptayıp, Music Together’ı yayabilmek adına yurdışında program eğitimini ve lisansını almaya gittim. Ufak kızımı 6! aylık Türkiye’de bırakmam gerekse de bu eğitimi çok istiyordum.
Çok yoğun ama verimli bir eğitimin ardından gece geç saatlere kadar hazırlanan başarılı sunumlar ve olumlu sınav sonuçları sayesinde Music Together by KidzHarmony; Beykoz, Göktürk, Kemerburgaz, Yeşilyurt, Ulus, Akadlar lisanslarını alabildim. Geçen dönem Beykoz’da ilk sezonumu tamamladım.

İlkokuldan itibaren TRT çocuk korosu ve Avrupa korosu gibi yurtiçi ve yurtdışı çok sesli klasik müzik korolarıyla konserler verdim. Öncesinde konservatuarda 5 sene piyano öğrenimi gördüm, Şişli Terakki Lisesi Müzik okulundan mezun oldum. Piyano, keman, solfej ve müzikal derslerini Türkiye’de Önder Bali, rahmetli Cenan Akın gibi ün salmış çok değerli öğretmenlerden aldım.7 sene yurtdışında yaşadıktan sonra 6 sene önce Türkiye’ye dönüş yaptım. Londra, Madrid, Maskat, Dubai de çalıştım. Evliyim ve iki kız çocuğu annesiyim. İkinci bebeğime hamileliğim boyunca bir anaokulunda İngilizce Müzik eğitimi verdim.”

Music Together İstanbul by Kidz Harmony iletişim:

FACEBOOK  INSTAGRAM

 

 

Daha iyi bir işin yoksa, Kral Şakir

kral-sakir4 yıldır her akşam sorunsuzca 8 buçukta yatağa giden 6 yaşındaki oğlum, kendini yerden yere atıyor; “Yirmiikiellibeşte dizim vaaaar, yatmiyyycam!”

22:55 ne, ‘Dizim var’ ne demek, sahi senin yaşın kaç? Beklediği dizinin ismini de söyleyince bana bir haller oluyor; Çok mu boş bıraktık çocuğu bu yaz?! Bakıyorum ki ısrarın anlamı yok, üstelik zaten artık ben ondan çok merak ediyorum ve oturup bekliyoruz. Neyi mi, Kral Şakir‘i!

Kral Şakir

İtiraf ediyorum, ismi ilk duyduğumda absürd bir yerli dizi bekliyorum fakat öyle olmuyor, animasyon çıkıyor. Bi dakika bu çizimler tanıdık geldi?

Yanılmıyorum, çizimlerin arkasında Varol Yaşaroğlu ismi var ve yapım stüdyosu elbette Grafi2000. Aynı ekibin elinden çıkan, ülkemizde büyükler için yapılan belki de ilk yerli çizgi dizisi Fırıldak Ailesi’ni bildiğimden koruma kalkanların bir anda iniyor. Fırıldak Ailesi, hani şu anne karakteri Yıldız’ı Demet Akbağ‘ın, baba karakterini ise Bülent Kayabaş‘ın seslendirdiği, gecenin bir vakti yayınlanmasına karşın ratingleri şaşırtan animasyon. Çizgi başlar başlamaz başarılı seslendirmecileri tanıyorum ve biter bitmez de internette diziyi araştırıyorum.

Yaşaroğlu’nun, yönetmen Berk Tokay ve senarist Haluk Can Dizdaroğlu ile birlikte ortaya çıkardığı çizgi dizi, Cartoon Network‘te yayınlanan ilk Türk yapımı animasyon. Şu an sadece Türkiye’de gösteriliyor ama yine de bu iyi bir referans.

Aslan Şakir’in ailesi bir hayli komik ve çok bizden bir aile. Şakir’in babası (aslan) Remzi, annesi (kedi) Kadriye, kız kardeşi (kedi) Canan, Şakir’in ailesini oluştururken maceraları asıl “kanka”ekiple yaşıyoruz. Necati (fil), Tanju (köpek) ve Şakir’le babasının başına geliyor hep olaylar. Bu dörtlü arasında kanımca Fil Necati’nin fenomen olma yolunda önü çok açık.

Haluk Can Dizdaroğlu’nun senaristliğindeki dizide, bazı espriler acayip kötü(!). Yani evet kötü ama kasıtlı kötü yani böyle sokaktaki amcaların yaptığı bayat espriler tadında kötü ve bu cidden çok komik! Metrobüste yanındaki amcanın yaptığı espri gibi komik, babanın sevgilinin yanında yaptığı, senin yerin dibine girmek istediğin espriler gibi komik. Sonuçta durum komedisi tadında işlenen bu bölümlere biraz şans vermek lazım; çok da anlamlar aramadan gülün geçsin, gülmeye nasıl çok ihtiyacımız var.

kral-şakir-izle

Bir de Türk yapımı çizgi dizilerde 2 ana sorun oluyor nacizane fikrim; birincisi esinlenmenin dozunu kaçırma, ikincisi mesaj kaygısını aşamama… (aman aman neler gördük sahi!). Ben bu yapımın abartılı mesaj kaygısı taşımamasını sevdim. “Sayıları öğrenelim, şekilleri bilelim, kuralları öğrenelim” neyse ki senaryoda ana hatları oluşturmuyor. Hani gene de brokoliler sosislileri kovalıyor kovalamasına ama(!) ‘bu iyi bu kötü” diye kaş göz yarılmıyor en azından ve eğlence ön planda.

Argo kelime -neredeyse değil- hiç ama hiç yok, ki bu da bu yazıyı yazma sebebimdir. Anne olunca algıda seçicilik tavan mı yapıyor nedir; hep de yerli çizgi dizilerde öyle cümlelere denk geliyoruz ki, dehşete düşüyoruz. Hayır burada yok. Kral Şakir nasıl desem, temiz.

Kral Şakir’i ilk izleyişinizde ya seveceksiniz, ya hiç sevmeyeceksiniz ama eminim ki şans verirseniz devamını bekleyeceksiniz. Grafi2000 ‘e bu konuda destek olmak gerekiyor sonuçta dünyaya kıyasla bir gıdım ilerleyemediğimiz bir alanda başı çekiyorlar.

Yapacak daha iyi bir işiniz yoksa, Kral Şakir hafta içi her gün 17:00’de Cartoon Network‘te. Sıkça da tekrarları var, denk gelirsiniz ;)

 

Kaplumbağa Adam

O gün, nedendir bilinmez, eve gidiş yolunu değiştirmek istemiş. ‘Can’ı öyle istemiş.

Arabasıyla arka yolların birine sapmış. Bomboş yolda giderken, karşıdan karşıya geçen bir kaplumbağa görmüş ve durmuş. Beklemiş. Ağır ağır yürüyen hayvanı seyretmiş. Hayvan onun yolundan çekilmiş ama hala yolun ortasındaymış. ‘İneyim de şunu karşıya bırakayım’ demiş. Arabanın kapısını açmış ve o an kuş seslerinden, arı vızıltısından başka ses olmadığını fark etmiş. ‘Amaan, boşver’, demiş, ‘Bir şey olmaz.’ Arabanın kapısını gerisin geri kapatmış.

Ama bir şey olmuş! Önlerindeki virajı aniden dönen bir motosikletli sürücü, bir anda kaplumbağın üzerinden geçmiş..ve bir şey olmamışçasına yoluna devam etmiş.

O gün şaşkınlık ve derin üzüntüyle evine dönen adamın gözüne tam 7 gün uyku girmemiş. Sevenleri, yakınları, tanıyanları, tanımayanları onu ziyarete gelmişler ve teselli etmeye çalışmışlar; ‘Bırak artık, olan oldu’ diyorlarmış, ‘Olacağı varmış’ diyorlarmış.

kaplumbaga-adamO ise hep aynı şeyi tekrarlıyormuş, ‘Ah’ diyormuş, ‘Ah ben “boşver diyen adam” olacağıma o masum canın yerinde olmayı yeğlerdim…’

7. Günün sabahı birden gözlerini açmış. 7 gecedir aynı kabusu gördüğünü, kaplumbağacığın yaşadığını anlamış. İşte o an ferahlamış, günlerdir ilk kez gülümsemiş ve deriiin bir nefes almış.

O adamın ismi Kemal Amcaymış ama herkes onu Kaplumbağa Adam olarak hatırlamış.

Dün varmış, bugün yokmuş.

Kızı Derya’ya

 

 

Minecraft mod nasıl yüklenir?

Hiçbir şeyden çekmedim şu modlardan çektiğim kadar! İnternette “minecraft’a mod yükleme” konusunu arattıysanız çokça sayfa olduğunu göreceksiniz. Ancak şahsen ben defalarca okuyup bir şey anlayamadan çıktım hep. Kendi takıldığım yerlerden tecrübeliyim, o yüzden çok açıklayıcı yazmaya çalışacağım!

Mod yüklemek ne demek?

Önce ne yaptığımızı anlayalım.. MOD kelimesi ‘modification’ın kısaltmasıdır. Oyuna ‘mod yükleme’ işlemi yaptığınızda oyunu modifiye etmiş olursunuz. Orjinal oyuna 3.şahısların yaptıkları yeni kodları ekleyerek, oyuna yeni özellikler kazandırmış olursunuz. Yükleyeceğiniz modun ne ile ilgili olduğu açıklamasında geçer veya isminden anlaşılır. Örneğin Dinocraft oyuna dinozorları eklerken, minecraft kitchen closets modu mutfak dolapları eklemenizi sağlar, gibi. Bu işlem için ileri derece İngilizce bilgisine gerek yok.

Önemli bir nokta, yükleyeceğiniz modlar orjinal oyunu değiştireceği için (ve oyunun orjinal halini bozmak istemeyeceğimizden) ayrı bir uygulamaya ihtiyaç duyulur. Bilgisayarınıza Forge indirerek bu eklentilerin ayrı bir pakette açılmasını sağlarsınız.

Minecraft mod nasıl yüklenir?

Modlar için olmazsa olmaz 3 nokta; Bilgisayarınızda orjinal Minecraft yüklü olmalı, Java yüklü olmalı ve mod yükleme için gerekli API, MineCraft Forge yüklü olmalı.

-Windows için Minecraft oyununu bu linkten alabilirsiniz. Ücretlidir. Mac ve diğer versiyonlar için bu linke bakabilirsiniz.

-Güvenli bir bilgi işlem ortamında çalışmanızı ve oyun oynamanızı sağlayan JAVA eklentisini bu linkten indirin.


Bilgisayara Forge kurma :

Minecraft versiyonunuz ne ise, aynı versiyona uyumlu Forge’u bu linkten bulun ve indirin.

  • DOWNLOAD’a tıklayın, işlem başladıktan sonra onay istediğinde SAKLA’yı seçin.
  • İndikten sonra dosyayı tıklayarak açın.
  • Gelen pencerede INSTALL CLIENT seçin ve OK’e basın.

Minecraft’ı açın. Yalnız bu kez, her zamanki şekilde giriş yapmıyoruz, sola alt köşedeki kutucuktan FORGE’u seçiyoruz ve PLAY’e tıklıyoruz. Görselde görebilirisiniz; 

mod-indirme

MOD yükledikten sonra artık modlu versiyonu oynamak için hep bu seçimle açacaksınız Mineraft’ı.


Şimdi modlara geçelim;

  • Google’da “minecraft mods” aratarak ilgilendiğiniz modu bulun, güvenli bir sayfa olmasına dikkat edin. Download tuşu genellikle reklam metinlerinde de geçiyor. Buna dikkat edin.
  • DOWNLOAD’a basın ve indirin. Bilgisayar onay isterse SAKLA’yı seçin.
  • İndirdiğiniz dosyayı açın. JAVA ikonlu dosyayı sağ tık ile ‘KOPYALA’yın. Şimdi bu dosyayı Minecraft datalarına ekleyeceğiz. Bunu da şöyle yapacağız,
  • Bilgisayarda sol alt köşedeki arama tuşuna (ÖĞELERİMDE ARA) şunları yazın veya buradan kopyalayın: %appdata% ve çıkan dosyaya tıklayın: 

minecraft mod indirme

 

  • Açılan dosyada .minecraft dosyasını bulun ve tıklayın.
  • Açılan dosyada mods başlıklı dosya var mı? Yok ise ‘YENİDOSYA’ ya tıklayın ve yeni bir dosya oluşturun, adı aynen bu şekilde olacak: mods
  • Şimdi az önce sağ tıklayarak kopyaladığımız mod dosyasını bu yeni oluşturduğumuz mods dosyasına yapıştırıyoruz. Sağ tıklayın ve YAPIŞTIR deyin. İndirdiğiniz mod, artık bu dosyada.
  • Şimdi de başa dönüyoruz. Minecraft’ı başlatın. PLAY tuşuna basmadan önce sol altköşeden FORGE’u seçin. (BKNZ yukarıdaki 1. görsel)

Modlarınız yüklendi. Keyifli maceralar!

Sorunuz varsa yorum olarak bırakabilirsiniz!


Minecraft meraklılarına faydalı olabilecek linkler: 

Minecraft Wiki

Gamepedia 

Minecraftmods

Minecraftdl

 

Çocuklar için kodlama ve scratch

Çocuklar için kodlama ve scratch için örnekler vermeden önce kodlamanın ne olduğuna ve bugünün çocukları için neden bu kadar önemli olduğuna değinmek lazım diye düşünüyorum.

Kodlama nedir?

‘Kodlama’ (İngilizcesi coding) aslında programlamadır.  Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlem sıralamasıdır. Bunu şöyle açabilirim sanırım; bir problem karşısında yapılacak hareketleri ardı ardına dizebilme yeteneğine, öngörüsüne sahip olmak. Demek istediğimi tam olarak aktarabildiysem, şunun önemi de zihninizde canlanmıştır bile;

Çocuklar için kodlama neden önemli?

Neden programlama kurslarına, ‘çocuklar için scratch’, roboting atölyesi etkinliklerine daha sık denk gelir olduk?

Çünkü bence kodlama bugünün çocukları için her kapıyı açabilen bir altın anahtar. Nasıl spor bireylere bir disiplin getiriyorsa, kodlama öğrenmek de düşünme becerilerini geliştiriyor. Bunu sadece bilgisayar/tablet üzerinde çözüm getiren bir olay olarak düşünmeyin; bu beceri, bu algoritmalara yatkınlık, hayatın her anında çocukların ‘çözüme ulaşmasında ‘kilitleri açıyor. İşte zaten tam da bu yüzden ‘maker çocuk’lar artıyor, derdi olan çocuk kendi kendine yetebiliyor, çünkü problemin çözümü tıkır tıkır düşünüyor ve uyguluyor.

Peki neden bizim çocukluğumuzda böyle bir ‘ihtiyaç’ yoktu da şimdi var, derseniz? Aslında kodlama kursları, bilgisayar kursları bizim çocukluğumuzda da elbette vardı (hayır, basic kurslarına giderdim oradan biliyorum) Fakat çevremizdeki tüm bu dijital dünya kısıtlıydı. Şu an ise maddi durumu ne olursa olsun her evde akıllı telefon, tablet, bilgisayar vs. var. Çocukların etrafında bize nazaran inanılmaz derecede çok uyaran var, odaklanma problemleri var, hiper aktiviteye uygun zemin var, otizm var.. Bence (uzman değilim!) çocuklar için kodlama sadece şu 2 sebep için bile önemli:

1- Günümüz çocuklarının tüm dünyası uyaranlarla çevrili : Konsantre olamıyorlar, odaklanamıyorlar, kendilerini bir işe veremiyorlar. “Şunu oradan kaldırır mısın?’ gibi bir cümle örneğin, Neyi? Nereden? Nereye koyayım? Neden ben? gibi uzayabiliyor, hepimiz yaşıyoruzdur.

2- Bugünün çocuklarına her şey önlerine hazır geliyor. Kendilerinin bir çaba sarf etmesi gerekmiyor. ‘Burada yapılmışı var’ kutudan hazır çıkan oyuncaktan, önüne soyulmuş gelen muza kadar her konuda geçerli.

frozen-kodlama

Kodlama öğrenme yaşı kaçtır?

60-72 ay çocukların kodlamayı öğrenebilecek kapasitesi olduğu düşünülüyor. Bu yaş grubu için yazılan çizilen özelliklere bakarsak; 8-10 nesneyi gruplandırabilen, geometrik şekilleri tanıyan ve onları birleştirip yeni şekiller oluşturabilen, eşleştirme/sıralama yapabilen, 10-25 parçalı yap-bozu yapabilen, bir görseldeki objelerin konumlarını ayırt edebilen..

Her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu da göz önüne almak gerek. Piyasaya baktığınızda 4+ yaş için usulca da olsa kodlamaya giren tablet oyunları mevcut. Tamamen şahsi fikrim 6+ çocukların kodlama, 8+ çocukların Scratch’e rahatlıkla başlayabileceği yönünde. Bu konuda Minecraft ile ilgili yazdığım yazı da bu linkte.

Scratch nedir?

Scratch, 8-16 yaş arası çocuklar için geliştirilmiş bir programlama dili. MIT’nin öğrenciler için tasarladığı bu programın özelliği görsel dil kullanması. Yani kodlama dendiğinde gözününüzün önüne gelen karmaşık harf öbekleri yerine, burada renkli renkli kutucuklar, anlaşılabilir araçlar var. Scratch’in bir diğer özelliği kullanıcı dostu arayüzü sayesinde,çocukların farklı yazılımlar geliştirebilmesine ve bunları paylaşabilmelerine imkan tanıması.

kodlama-1

Kodlama ve scratch için güvenli uygulamalar:

Evde bilgisayarlar veya tabletten online deneyebileceğiniz, denediğim, güvenli, faydalanabileceğimiz bir kaç link ve uygulama paylaşıyorum. 6 yaşındaki oğlum için iPad’de ScratchJr kullanıyorum :

Çocuklar için Minecraft ile kodalama: https://code.org/mc

Çocuklar için Frozen karakterleri ile kodlama: https://studio.code.org/s/frozen/stage/1/puzzle/1

Çocuklar için StarWars ile kodlama : https://code.org/starwars

Çocuklar için Scratch tablet versiyonu : https://itunes.apple.com/us/app/scratchjr/id895485086?mt=8

8+ Scratch için : https://scratch.mit.edu/

Kodlamada seviyeye geçmek isteyen öğrenciler için Python :  https://www.python.org/

scratch-cocuk

 

 

 

Çocuğun hayalini fırlatıp at(ma)!

“Çok özel bi taş buldum,bak!” diye koşarak geldi yanıma. Çocukken taş koleksiyonum olduğunu söylediğimden beri, o da taş toplar oldu. ‘Çok güzel! Yalnız bu bir taş değil’ dedim, ‘Bu bir kestane!’ O gün bu minik kestane Bubu’nun cebine girdi ve ben diyeyim 6 ay, siz deyin 9 ay bizimle dolaştı ta ki önceki güne kadar

Sıkışık trafiğin ortasında kalsak, bi yerden Bay Kestane çıkıyordu, Bubu ona sürekli bir şeyler anlatıyordu. Doktora gitsek cebimizde gizli yolcu Bay Kestane bizimle geliyordu. Sahilde yürüyüşe çıksak kestaneye arkadaş bulmak için yine elinde, bizimleydi. Bir yolculuğa çıkacak olsak çantaya ilk Bay Kestane giriyor, bazen pazar akşamları ‘Anne, kalem kutuma koydum Bay K’yi, ama sınıfta hiç çıkartmıyorum, cuma tekrar eve dönecek’ diyordu. Yalnız öyle çok bir takıntı hali de yok, ara ara reytingi artıyordu kestanenin, bazen 10 gün – 15 gün unutuluyordu.

Geçen gün anaokulunda bahçeye çıkarlarken, bizimki kestaneyi  çantasından çıkartıp cebine atmış ve ‘kıymetlimisss’ o gün tenefüste bahçede Bubu’yla birlikteymiş, arkadaşlarıyla oyunlar yapmışlar. Ne olduysa bahçeden sınıfa geri dönerken olmuş.

ipek-suerBuradan sonrası Bubu’nun aktardığı şekliyle aktaracağım, olayı birebir bilmiyorum ama en azından (ve benim için en önemlisi) oğlumun olanı algıladığı şekil bu. Neyse, içeri dönüyorlarmış ve öğretmeni elindeki kestaneyi görmüş, ‘Onu bahçede bırak’ demiş. ‘O benim’ demiş Bubu ama fazlasını ekleyememiş, utanmış. Öğretmen de yinelemiş, ‘O sınıfa girmeyecek’. Ben Bubu’nun yüzünü hayal edebiliyorum, ‘Servise binerken alabilmek için usulca oradaki ağacın altına bıraktım’ diye anlatıyor çenesi titreyerek. Bırakmış ve içeri yönelmiş,  tam içeri girerken bir bakmış, öğretmeni Bay Kestane’yi Bubu’nun koyduğu yerden almış, hızla uzağa fırlatmış.

‘Artık bulamam onu’ diye yaşlı gözlerle anlattı, ertesi gün gittik aradık ama bulamadık. Etrafımızda kestaneden bol bir şey yok elbette, ama konu kestane  de değil. 2 cm.lik eciş bücüş kestanenin kime ne zararı vardı, ben anlamıyorum. Bir çocuk için çok önemi vardı, onu biliyorum. Korkularından endişelerine, heyecanlarından mutluluğuna bir oyun yolu bulmuştu kendine ve ne oldu, öğretmeni aldı, onu fırlattı attı.

Çocuğun -çok belli ki tekrar alabilmek için- usulca bıraktığı kestane, neden alınıp uzağa fırlatılır? Neden çocukların hayal güçlerini törpülemek için hiç bir fırsatı kaçırmıyoruz?

Neyse ki biz dün parkta çok çok özel bir dal bulduk, Bubu buldu daha doğrusu. 2 bacağı var gibi duran çok şirin 10 cm kadar bir dal. Henüz ismi yok ama şu an başucunda duruyor. ‘Bunu asla okula götürmiycem anne!’ diyor. Siz söyleyin, haklı değil mi?

 

lego,

Çocuğu Minecraft oynuyor diye sevinen anne

Gözümün içine hayretle bakan, sorgulayan gözler ve sessizlik şu cevabımdan sonra geliyor; ‘Evet, ben tabi ki oynatıyorum, süper bir şey bence!’

Yalan değil, neredeyse her gün kendimi Minecraft’ı savunurken buluyorum. Gerek sosyal medyada, gerek arkadaşlarımdan gelen sorulara, gerekse cafede yan masadaki (!) ‘Çoook zararlıymış’ ‘Feci bağımlılık yapıyormuş’ ‘Başlayan kurtulamıyormuş’ tadındaki yorumlara kayıtsız kalamıyorum. ‘Sen oynatıyor musun yani?’ye verdiğim evet cevabından sonra gelen bakışmalar ve sessizlik. Bana bu tepkiler biraz da, teknolojik anneler seminerlerimizde de ennn çok değindiğimiz sebeple çıkıyor gibi geliyor; annelerin, ebeveynlerin ‘bilinmeyenden korkma’larından kaynaklanıyor.

Minecraft nedir?

Önce oyunun ne olduğunu anlamak en güzeli. Minecraft, benzeri olmayan bir uygulama, yani şu oyuna benziyor diyemem. Ama şöyle tarif edebilirim sanırım; 2×2 küp legolardan (şu üstünde 4 nokta olanlardan) yapılmış bir sanal dünya düşünün ve ağaçlarından dağlarına, lavlardan madenlere her şeyi olan bu dünyada, çocuğun hayal gücü ile istediği her ama her şeyi inşa edebileceği bir ortam hayal edin.

lego,Oyuna girdiğiniz anda daha önce tanımadığınız random bir dünyaya düşüyorsunuz, orada ne yapacağınız size kalmış. İster sağa sola yürüyün, dolaşın, ister muhteşem binalar inşa edin, ister çölün ortasına dev pembe bir biberon inşa edin, ne istiyorsanız o. Küpleriniz sayıca sınırsız, istediğiniz kadar harcayın, keşfedeceğiniz yerler bitmek bilmez, istediğiniz kadar dolaşın. Okyanusları geçin yüzerek, bulutlara çıkın uçarak, dağların içine girin, gibi.. Hiç bir kural yok. Tüm bu dediklerim 6+ için ve  ‘creative mode’ için geçerli.

Bir de ‘survival mode’ var 7-10 yaş önerilen, bana sorarsanız 7- 99! Survival adı üstünde, ‘her an her şey olabilir’ modu. Ölebilir yani karakter. ‘Ooo ölmek mi var!!’lık bir durum yok, survival mode tam kafa patlatma yeri, karnını doyurabilmek, kafanı sokabilecek bir yer inşa edebilmek zorundasın. Bilmediğin bir dünyada, 10 dakika sonra başına ne geleceğiniz bilmeden düzenini kurmaya çalışıyorsun. Başına ne gelebilir? Örneğin tam nefis bir sebze bahçesi kurmuşsundur ama bir hortum çıkar ve mahsüllerin bozulur, aç kalırsın (ve belki canın biter). O zaman ne yaparsın; bir daha oyunu başlattığında bu kez bahçeni koruyacak bir çözüm de üreterek başlarsın ve aynı sorunla karşılaştığında aynı zararı görmezsin (ve daha uzun yaşarsın). Çiftliğini kurarsın, tüm riskleri düşünmek zorundasın. Gerçekten 1 dakika sonra ne olacağı belli değil, bir düzen yok, bir kara parçasının bir diğerine benzerliği yok. Terk edilmiş köyler var (bir ev bulup hemen girip yerleşebilirsin), mağaralar, tüneller, keşfettikçe yeni malzemeler bulabileceğin, bunları buldukça güçleneceğin bir sistem var. Bulduğun çoğu şey birbiri ile kombinlenebilir, ‘Bu yeni maden ile ateşi aynı anda kullansam ne olur?’gibi sürekli seni keşfe iten durumlarla karşılaşırsın.

Bir de ciddi tehlikler var; (survival modda)

Güneş battığı anda bir takım yaratıklar beliriyor (gündüz/gece ayrımı var demiştim) ve yaratıklardan önce başını sokacak bir yer bulmalısın. Dolaştığın sırada bulduğun envanterleri doğru kullanarak sabaha kadar uyuyabileceğin bir yatağın, karnını doyurabileceğin bir ekmeğin (havucun, kekin, her ne ise o) olmalı. Bu yine senin yaratıcılığına bakıyor, ister bir mağara, ister 4 dörtlük bir ev, ister bir ağaç tepesinde uyu ama bakalım işe yarayacak mı?

Çocuklar birbirleriyle buldukları keşifleri paylaşıyor. “Şunla şunu birleştirdim, ne oldu biliyor musun?” “Evime şöyle bir kapı yaptım, yangından da koruyor”, gibi çok yönlü, çok düşünmeye ve kreatifliğe iten bir uygulama aslında. İçinde çok az kan olduğundan 6+ lisanslı. Kan sadece survival modda var ve örneğin besin için bir tavuk öldürüldüyse, etrafa grafik olarak 3-4 kırmızı kare saçılıyor ve yok oluyor 1 saniye içinde, bu tarz bir aksiyonda ‘kan’ var.

13+ ten sonra ise ayrı bir keyifli dönem aslında, kurdukları şehirleri online’a taşıyabilir, diğer oyuncularla ilişki içerisinde olup, kim neyi nasıl kullanmış görmek, kurallar çerçevesinde uyumla orada ‘survival’ı sürdürmek.. Hatta ve hatta, fikirleri ve geliştirdikleri ile bizzat oyunun kendisine katkıda bulunmak, oyuna yenilikler eklemek şeklinde ilerleyebiliyor.

minecraft-lego
Bizim evde, haftaiçi minecraft lego, haftasonu bilgisayarda minecraft creative mode.

Çocuğu Minecraft oynuyor diye sevinen anne

‘Bağımlılık yapmaz’ diyemem, ‘Çocuğunuz 5 dakika oynar bırakır’ diyemem; her çocuk farklı, her evdeki ilişkiler farklı, ben de uzman değilim.

Uzmanların dediğine gelince, Minecraft çocuklara organizasyon, planlama yeteneği kazandırıyor, odaklanabilme, zamanı yönetebilme, matematik öğretiyor ve planlarında esnek olabilme yetisi kazandırıyor. 

Minecraft oynayan, mantığını kavrayan bir çocuk kodlamaya da girmiş oluyor aslına bakarsanız. Kendi modifikasyonlarını kodlamaya çevirebilir hatta oyunun içine yedirebilirler. Örneğin learn-to-mod gibi uygulamalar birebir minecraft içindir ve bugün bana sorarsanız bugün artık okullarda ders olarak yer alabilmelidir kodlama.

Ben oynamasına izin veriyorum, izinden öte teşvik ediyorum, şu an bu konseptte bir şeyler üretiyor olmanın keyfini almasına bayılıyorum. ‘Anne bak buraya kocaman bir değirmen inşa ettim, buradan sular akacak burada şunları çalıştıracak’ falan dediğinde içimin yağları eriyor. Ve az önce öğrendiğim Minecraft ile yapay zeka haberi ile de daha da çok heyecanlandığımı itiraf ediyorum. Oynadığın karakterin -atıyorum- bir kere suya düşüp boğulduktan sonra, bunun yaşanmışlık olarak kodlanması ve daha sonra suya temkinli yaklaşması ..gibi durumları gözlemlemek cidden heyecan verici olacak (Haziran’da geliyormuş!) 

Bunu yapmayın : Sadece bu oyunu değil, tüm oyunlar için geçerli, 13 yaş altındaki çocukların tek başına online oynamasına izin vermeyin. Offline ve yanınızda (aynı odada) ve önceden birlikte belirlediğiniz sürede oynamaları uygundur, nacizane fikrim.

*Soranlar için; bizim evde hafta içi elektronik yok, hafta sonları günde 1-1,5 saat minecraft var. (6yaş)

 

Yalnız kalma korkusu için kitap önerileri

yalnız-kalma-korkusu-için

“Korkularla baş etmenin yolu onlarla yüzleşmek, onlarla oynamaktır” diyor uzmanlar. Çocuklarda her yaşta, her dönemde ortaya çıkabiliyor korkular ve onların yol açtığı kaygılar. Benim oğlum da dönem dönem çeşitli korkular yaşadı. Çok faydasını gördüğüm, farklı farklı sebeplerle yalnız kalma korkusu için kitap önerileri paylaşmak istedim

Farklı çeşitlerde ‘yalnız kalma korkusu’na yönelik çocuk kitapları

 

yalnız-kalma-korkusuYalnız kalma korkusu

Minik ejderha Minu, büyük ejderhalardan uzakta durmaktan korkuyor, yatağında yalnız kalamıyor. Yanında kimse olmadığını fark ettiğinde çok kaygılanıyor ve kalbi bum bum atıyor. Ama hikayenin sonunda bu ‘bum bum’ları farklı yönlendirmeyi ve kendini ne zaman yalnız hissetse rahatlayacağı yolu buluyor!

Çok şirin çizimli, kardeş kavramına da değinen kitabın sonunda ebeveynlere yol gösterici açıklamalar ve korkuları yenmeye yardımcı oyun önerileri de bulunuyor.

Aleix Cabrera  / Resimleyen : Rosa M. Curto

Tübitak Popüler Bilim Kitapları / 5tl

Avucumdaki öpücükokul-korkusu

Okula gitmek istemeyen bir minik rakun var hikayemizde, annesinden ayrılmak istemiyor evinde odasında oyuncaklarıyla, kitaplarıyla kalmak istiyor. Annesinin öpücük çözümü minik rakunun endişelerine son veriyor. Ana okulu, ilk okul başlama dönemlerinde, hatta araya tatiller girdikten sonraki geri dönüşlerde de severek okuduğumuz bir kitap bu. Hem hikaye, hem çizimler çok güzel. New York Times bestseller olan kitabın serisindeki diğer kitaplar da aynı sevimlilikte.

Audrey Penn / Resimleyen : Ruth E. Harper – Nancy M. Leak

Butik Yayıncılık / 10tl

yaşlı-ayıYaşlı ayılar ağaca tırmanamaz

Anne ayının halletmesi gereken bazı işleri var ve Küçük Ayı kısa bir süreliğine anneanne ve dedesiyle kalmalı. Ancak annesinde ayrılmak istemiyor, onlarla kalmak istemiyor, çok fazla soru var aklında ve endişeleniyor. Annesi, kendisini de onların büyüttüğünü hatırlatarak ayıcığı bırakıp ayrılıyor. Büyüklere bir şans veren Küçük Ayı’nın görüşleri yavaş yavaş değişmeye başlıyor ve dedesi ve anneannesi ile çok güzel vakit geçiriyor.

Kitabın sonunda çocuğun duygularını ifade etmesine imkan tanıyan etkinlik önerileri yer alıyor.

Heidi Howart / Resimleyen : Daniel Howarth

Tubitak Popüler Bilim Kitapları / 5tl

 

 

Evde yapabileceğiniz 5 eğitici Lego oyunu

Bu blogdaki kaçıncı LEGO yazısı, inanın ben de bilmiyorum. Gerek koleksiyoner olarak, gerek anne olarak Lego o kadar hayatımızın içinde ki, paylaşımlar kaçınılmaz oluyor. Ancak bu seferki biraz farklı, size geçen hafta Lego Education‘ın Türkiye ortağı Teknokta daveti ile katıldığım workshop’tan bahsedeceğim

Eğitici Lego Oyunları

Lego tuğlalarının oyuncaktan daha fazlası olduğu yadsınamaz. Eğitim öncesinde uzunca sohbet imkanı bulduğum Brent Hutcheson, yıllardır eğitimcilerle, öğretmenlerle, çocuklarla çalışıyormuş. Kendisi meslek olarak teknoloji öğretmenliği yapmış daha önce ve uzun yıllardır da Lego parçaları ile eğitimler veriyormuş. Workshop’umuzda özellikle ilkokul öncesi çocukların ilgisini çekebilecek , yaratıcılıklarını geliştirebilecek farklı bakış açıları üzerinde duruldu.

Lego’lar farklıdır çünkü;

Çocuk elinde tuttuğunda bir yanı girintili, diğer yanı çıkıntılı, köşeli, sivri, yuvarlak köşeli, çeşitli parçaları elinde yoklar; her biri farklı boydaki ve renkteki parçalar ellerini, gözlerini ve dolayısıyla beynini fazlasıyla meşgul eder.

Tuğlalar atılıp tutulduğunda yakalamak için tüm parmakların çalışması gerekir, çünkü örneğin bir top gibi yuvarlak değildirler ve  bu da yine sağ ve sol beyin için ekstra çalışma ister. 

Renkler, şekiller, sağ-sol, üst-alt, içinde-dışında, sayılar, artı-eksi işlemlerini öğretmede etkilidir. 

Hafıza işlemlerine olanak tanır. Hafıza öğrenme sürecindeki en önemli faktördür.

Farklı açılarda düşünmeye sevk eden, yaratıcılığı destekleyen bir oyuncaktır.

Lego çocuğun görüş açısını, perspektifini de geliştirmesini sağlar. Yani çocuk tam olarak  önünde duranla oynamaz, sürekli fiziksel olarak hareket halindedir ve el-göz koordisyonu çalışır durumdadır.

“6 duplo tuğlası bir insanın öngörülen perspektif ölçüsüdür, ki dikkat ederseniz bu tam da bir A4 boyutuna eş değerdir. İşte, oyununu bu A4 boyutunun ötesine genişletebilen çocuğun vizyonu gelişir, yaratıcılığı pekişir. Siz de hala önünüze bir defter verildiğinde yan çevirip yazı imzalayanlardansanız, defteri kendi perspektifinize sokmaya çalışanlardansınız!”

 

Evde yapabileceğiniz 5 eğitici Lego Oyunu

lego-duploBasit gibi duran ama kaba motor becerilerini ve bedensel koordinasyonu geliştiren eğlenceli oyunlara örnekler;

1- Lego tuğlalarından (örneğin 6 farklı renkli tuğladan) bir şekil oluşturun. Çocuk yaptığınız şekle 3-5 saniye baksın ve sonra kendi önünde dağınık duran aynı renkteki tuğlalarla yapmayı denesin.

2- Farklı renteki 6 Lego tuğlasından bir şekil yapın. Çocukla sırt sırta verin. Sırayla sözel tarifle aynı şekli ona anlatarak yaptırmaya çalışın. Sonra da o size tarif etsin, siz onun gelişigüzel yaptığı modeli tekrarlamaya çalışın

3- Lego tuğlalarını masaya sıralayın ama her birinin yönü, arkası önü vb farklı olsun. Ve her birine bir fiziksel komut atayın; el çırpma, ayak vurma, kahkaha, ıslık gibi. in. Tuğlaların sırasını değiştirip tanımlı hareketleri hatırlamaya çalışın. Daha zorlaştırmak isterseniz daha hızlı ve/veya daha çok tuğla ile deneyebilirsiniz.

4- 2-3 Lego duplo parçasına ihtiyacınız olacak (2 sıralı standart Legolardan 4 uzunluklu 6 tanesini birleştirerek de duploya yaklaşık boyutlarda tuğla elde edersiniz) Çocukla karşılıklı durun (onun göz hizasına inin) Önce sağ elinizle bir tuğlayı atın, sağ eliyle yakalasın. Sonra sol elden sol ele, sonra soldan sağa, sağdan sola, hatta çapraz atıp çapraz tutma gibi her türlü kombinasyonla yakalama oyunu oynayabilirsiniz. 

5- Lego tuğlalarından örüntü oluşturabilir, ‘Şimdi ne gelecek?’ sorusunu yöneltebilirsiniz. Renkler ve tuğla boyu çeşitliliği arttıkça, problem zorlaşacaktır.

Bunlar gibi pek çok oyunu kendiniz de üretebilirsiniz!  Harfler, sayılar, kuleler inşa edebilir, çok az parça ile hayvanlar yapmayı deneyebilirsiniz. Bulduklarınızı yorum olarak siz de yazın, paylaşayım! “Yeni başlayanlar için Lego” başlıklı yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

Instagram’da #ipekslegos olarak yaptığım paylaşımlardan Brent’in en beğendiği, Bulut’un adamı oldu:

 Bulut’un adamı  meğerse Lego Education’ın en sevdiği oyunların başında geliyormuş; Create a Face!

lego-egitim

Uludag Teleferik

teleferik-uludag

Bilenler bilir, çocukluğumuzun meşhuur emektar kırmızı teleferiği gitti, yerine modern ve hızlı yeni bir sistem geldi. Bursa’nın yeni teleferiği şu an “dünyanın en uzun teleferiği” konumunda ve Uludağ Teleferik seferleri hakkında merak ettikleriniz burada.

Teleferik’le Uludağ

Bursa’da bir süredir teleferik seferleri yapılamıyor, bilmeden gidenler geri dönmek zorunda kalıyorlardı çünkü 2012’den beri süren yeni teleferik inşaatı devam etmekteydi. 1963’ten beri hizmet veren 50 yıllık emektar teleferiğinin yerine geçen modern kabinler ise 1 yılı aşkın süredir hizmet veriyor.

Teleferik güvenli mi?

Aklıma ilk gelen soru bu oldu. Hem Bursa’nın hem de ülkemizin simgelerinden sayılan teleferiğin yeni halinin inşaatı 19 ay sürmüş ve yüksek teknoloji ve modern tasarım ile Bursa Teleferik AŞ tarafından tamamen yenilenmiş. Halatlı ulaşım sistemini sağlayan firma Leitner Ropeways. Bu firma 1888’den beri aktif ve ülkemizde 12 teleferikte daha imzaları var. Kabin içlerindeki telefon sistemi ile 444 6 345 direk aranabiliyor acil durumlarda. Buna ek olarak dünyada hiç bir teleferikte olmayan bir sistem üzerinde de çalışılıyormuş; görüntülü kayıt sistemi.

Kabin kapıları güvenli mi? Kabin kapıları içeriden açılmıyor, tüm sistem otomatik. Yani seyir esnasında kapı açılması, düşme vs gibi bir olasılık yok.

Teleferikte elektrik kesilirse? Jeneratörler en geç 3 dakika içinde  devreye giriyor.

Teleferik sallanıyor mu? Çok az sallanıyor. Kabin boşsa ve oradan oraya hareket ederseniz sallanır elbette ama normal seyrinde hayır, rahatsızlık verici bir sallantı yok. Zaten kabinler her türlü yağış, rüzgar, tipi koşullarına göre yapılmış. Yine de şiddetli lodosta seferler yavaşlatılıyor veya iptal ediliyor.

Teleferikle seyahat

140 adet 8’er kişilik kabin var. Kabinlerin içinde karşılıklı 2 adet bank bulunuyor. Orta kısım bebek arabası, tekerlekli sandalye vb için yeterli büyüklükte.

Hattın toplam uzunluğu 9km. 12-20 dakika sürüyor Oteller bölgesine ulaşım.

Kabinler 20 saniyede bir geliyor, siz gelen kabine biniyorsunuz. Arzu ederseniz ve kalabalık değilse, 1 kişi dahi tek kabinle gidebilir. Biz anne-baba-çocuk olarak hep tek başımıza çıktık örneğin. Az kişi ile devam etmek mümkün ama kabinlere kesinlikle 8’den fazla yolcu alınmıyor.

Bisiklet ücretli ancak kayak, board vs ile binilebilinir. Ekstra eşya ücreti yok. Piknik sepeti gibi yiyecek içecek taşıma serbest. Yanıcı madde kesinlikle yasak. Kafesi içinde hayvan taşınabiliyor.

4 adet istasyon var ; Kalkış istasyonu Teferrüç, Kadıyayla (1230m), Sarıalan (1635m) ve Oteller (1810m)

Duraklarda inebilir, gezebilir sonra tekrar devam edebilirsiniz. Yalnız biletinizi kaybetmemeniz gerekiyor. Telafisi yok! Aldığınız tek biletle tüm duraklarda in-bin yapabilirsiniz.

Tüm istasyonlarda alışveriş yapılabilecek turistik dükkanlar, cafeler, tuvaletler mevcut. Tuvaletler ücretli ve temiz, çocuklu seyahate uygun. Çay kahve fiyatları ortalamanın üstünde.

İnşaatı devam eden istasyonlarda 2.katlara çıkmak için asansör ve yürüyen merdiven henüz çalışmıyor.

Teleferik 08:00 – 20:00 saatlerinde açık.

Teleferik çocukla seyahate uygun mu?

Şahsi fikrim, evet kesinlikle uygun. Çok keyifli ve eğlenceli. Miniklerin unutamayacağı, anılarında yer edecek bir deneyim olacağı kesin.

Teleferik ücretleri ve ulaşım

Bursa’ya ve dolayısıyla teleferiğe ulaşmanın çok çeşitli alternatifleri var. BURADAN tercih yapabilirsiniz. Özel araçla gidildiğinde ise teleferiğin şehir içinde tek yolu var, Bursa Namazgah Mahallesi içinden geçerek gidilen rotaya buradan ulaşabilirsiniz.

teleferik-ücreti

 

 

LEGOLAND bileti Nesquik’ten

nesquik-legoland-turuNesquik “Geleceği Besler” sloganıyla yeni bir kampanya başlattı ve kampanya ile çocukların bedensel gelişimleri desteklendiğinde, yaratıcılıklarının da destekleneceğini vurguluyorlar. Buradan yola çıkarak ailelerin çocukları ile birlikte yaratıcı ve eğlenceli bir gün geçirmesi için, bir de kaçırılmayacak kampanya başlattılar: “Nesquik ile Legoland Discovery Center İstanbul‘a gidiyoruz!”

Kampanyalı Nesquik ürünleri ile Legoland girişi ücretsiz

Ücretsiz bilet için yapılması gereken, 6’lı paket süt ambalajlarından çıkan şifre kartıyla ve/veya 450gr.lık Nesquik toz paketlerin etiketindeki şifre, bilet yerine geçiyor. Yanınızda bu kartı veya ambalajı götürmeniz yeterli. Bilet sadece çocuklara veriliyor, yetişkinlerin kendi biletini alması gerekecek. 01Temmuz 2016 tarihine kadar geçerli ücretsiz girişler. Legoland’de neler var merek ediyorsanız bu linkteki yazıma göz atabilirsiniz.

Legoland İstanbul turu çekilişi!

Nesquik uzakta olanları da unutmamış, bir de çekiliş düzenliyor. 20 kişiye 2+2 bilet armağan edilecek (2yetişkin+2çocuk), kazanlar 4 kişi olarak katılabilecek. Ayrıca kazananların gidiş-dönüş uçak/otobüs biletleri, Discovery Center’da öğle yemeği sağlanacak ve Legoland yanısıra SeaLife Akvaryum’u ücretsiz gezebilecekler.

Legoland bileti kazanmak için Nesquik 6’lı süt paketlerindeki ve/veya toz paketlerdeki şifreyi,  ŞİFRE İSİM SOYİSİM ADRES ile birlikte (aralarında birer boşluk bırakarak) 6635’e göndermek.

nesquik_legoland

‘Resim Akvaryum’da çizimler canlanıyor!

sealife akvaryum

Çocukların resimleri canlasın, akvaryumda yüzsün!

Avrupa’nın en büyük akvaryumlarından biri olan SEA LIFE Akvaryum, çok farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Çocukların hayalleri ‘Resim Akvaryum’ ile gerçek oluyor, okyanusa karışıyor! Nasıl mı?

Çocuklar çiziyor, balıklar RESİM AKVARYUM’da canlanıyor

Avustralya ve Kore’den sonra ilk kez Türkiye’ye gelen ‘Resim Akvaryum’, aslında bir dijital akvaryum. Çocuklar önce birbirinden ilginç deniz canlılarını, tropik okyanus balıklarını, değişik türleri tanıyor, bunlar hakkında bilgi alıyorlar. Sonra farklı şablonlardan en çok ilgilendiklerini seçiyor, dilediklerince boyuyorlar. Çocukların bu çizimleri multimedya tarayıcıdan geçiriliyor veeee.. kendi tasarımlarını akvaryumda yüzerken izliyorlar.

Bu etkinlikte çocuklar hem deniz canlılarını yakından tanıyor, bilgileniyorlar. Canlandırdıkları balıklar ile değişik bir deneyim yaşayacakları da kesin. Üstelik kendi balıklarını besleyebiliyorlar da! Akvaryum uzmanları da çocuklara tüm bu esnada denizleri ve çevreyi koruma amaçlı bilgiler veriyorlar. 

resim-akvaryum-sealife

2016 Sömestr tatilinde SeaLife Akvaryum 

Sömestr tatili ile birlikte SEA LIFE Akvaryum’da başlayacak olan ‘Resim Akvaryum’ etkinliğinin yanı sıra  çeşitli eğlenceli aktiviteler de hazırlanmış;

22 Ocak Cuma günü tv program sunucusu Elif Özkul çocuklara balık hikâyesi anlatırken eş zamanlı olarak ressam Meriç Akdiş hikayedeki balıkları resmediyor olacak.

23 Ocak Cumartesi günü ünlü grafiti sanatçısı Leo Lunatic çocuklarla birlikte grafiti performansı gerçekleştirecek.

24 Ocak Pazar çocuklara dağıtılan balık şablonlarının üzerine Leo Lunatic’in yönlendirmesiyle boyama çalışması ve

30 Ocak Cumartesi günü de çocuklarla birlikte mini bir grafiti boyaması yapılacak.

29 Ocak Cuma, 31 Ocak Pazar, 6 Şubat Cumartesi de akvaryumda ressamlar eşliğinde çocuklarla balık şablonu boyama çalışması gerçekleştirecek.

Blogumda SeaLife Akvaryum’a daha önce de yer vermiştim, hayatımın en unutulmaz deneyimlerinden Köpek Balıkları İle Dalış macerama bu linkten ulaşabilirsiniz. 

Resim Akvaryum için biletinizi 21 Ocak’a kadar internetten aldığınızda, sömestir boyunca etkinlikten %40 indirimli faydalanabiliyorsunuz. Bilet satın almak için bu linki kullanabilirsiniz.

SeaLife, Forum İstanbul AVM içinde yer alıyor. Ulaşım  için buraya tıklayabilirsiniz.

Daha ayrıntılı bilgiye www.visitsealife.com/istanbul‘dan ulaşabilir veya 0212 640 20 15 ‘i arayabilirsiniz.

Yakın yerler; Cumalıkızık

Unesco Dünya Mirası listesinde bir köy, rengarenk evleri daracık sokakları ile çok da fotojenik. Günübirlik gidip görebileceğiniz, çocukla gezi için de çok uygun bir destinasyon, Cumalıkızık

Cumalıkızık Bursa

Osmanlı dönemine ait sivil mimarinin neredeyse olduğu gibi korunabildiği bir köy Cumalıkızık. Kuruluşu 1300’lere dayanıyor, camisi 700 yıldır sağlam duruyor. Rengarenk 2-3 katlı tahta evlerinin tamamının orjinalliğini koruduğu, tüm bir köy olarak günümüze kadar ulaştığı yegane yerlerden. İşte zaten bu yüzden Unesco sayesinde artık tek çivi dahi çakılmıyor.cumalikizik

Cumalıkızık evleri moloz taş, kerpiç ve ağaçtan yapılmış. Her birinin kapısı, tokmakları, kapı önü basamakları, avluları, pencereleri, kısacası köyün her bir köşesi fotoğraflık. Bu köyü adeta bir film sahnesi gezer gibi gezebilir, varsa çocuğunuza Osmanlı tarihi/mimarisi hakkında bilgiler verebilir ya da hepsini boş verip doya doya fotoğraf çekebilirsiniz.

Cumalıkızık’ta ne yapılır?

Köye araba girmiyor. Aracı aşağılarda bir yerde bırakıyor, köyün ‘meydan’ diyebileceğim girişine geliyorsunuz. Patika yollarından sürekli kaynak suyu akıyor, bu yüzden yollar hep ortaya doğru eğimli. Köyün ana meydanında hemen yanınıza koşup gelen çocuklar olacak, onlara harçlık verirseniz size köyün tarihini, gezilecek yerleri anlatıyorlar, gezi boyunca yanınızdan ayrılmıyorlar.

Cumalıkızık Köyü, Uludağ eteklerinde yer alan 5 kızık köyünden biri ve bu köy diğer tüm kızık köylerinden gelenlerle birlikte cuma namazlarının kılındığı köy olduğundan bu isimle anılıyormuş. O günlerden akaln kalan cami, dediğim gibi hala ayakta. Camiyi, 18-20.yüzyıla ait koleksiyonların olduğu Etnoğrafya Müzesini ve Sanat Evi’ni ziyaret etmeden dönmeyin. Eğrek Mahallesindeki çınarları da görün.

cumalıkızık bursaKöy meydanında tamamı ev yapımı reçel, mantı, tereyağ, peynir, bal,tahta hediyeliler, örgüler, örtüler gibi ürünler bulabilir, ayaküstü atıştırmalıklar bulabilirsiniz. Aslında Cumalıkızık’ta günün hangi saati olurs aolsun kahvaltı etmenizi öneririm. Köy ekmeği ve nefis köy dokuları ve kokuları eşliğinde keyifle çayınızı yudumlayın.  Vaktiniz darsa, ayaküstü gözleme, mantı vb yiyebilirsiniz.

Önerilerim

* Bebek arabasıyla, tekerlekli sandalyeyle gezmek için uygun değil, hatta sadece koltuk değneği ile gezmek için bile uygun diyemeyeceğim.

* Burada kahvaltı / yemek için vakit ayırmayacaksanız geziniz en çok 1,5 maksimum 2 saat sürer. Günü birlik şehir dışından geldiyseniz gün içinde başka aktivite ekleyebileceğinizi de bilerek plan yapın.

*Köyün avlusunda ürün satanlar, buranın artık çok turistikleşmesiyle birlikte fiyatları biraz yüksek tutuyorlar. Mutlaka pazarlık yapın derim.

*Köye vardığınızda köy çocukları etrafınız sarıyor. İsterseniz hazırlıklı gidip onlara bir kaç kitap, kırtasiye hediye edebilirsiniz.

Cumalıkızık’a nasıl gidilir?

Köy, Bursa-Ankara yolunda, Yıldırım ilçesinde yer alıyor. Bursa’ya vardıktan sonra, ANKARA yönünde 10km kadar sonra solda ismini göreceksiniz.

Bursa’ya  BUDO (Mudanya) ve İDO (Güzelyalı) feribotları ile ulaşabilir; veya özel aracınızla Topçular-Eskihisar feribotu veya Pendik-Yalova feribotu ile Yalova üzerinden varabilirsiniz.

 

 

unfollow, emoji monkeys, social media icons

İnternette hatır için takip etme sorunsalı


Taa çocukluğundan beri görmediğin insanın günde 8 kez paylaştığı özlü sözlere, üst kat komşunun pişirdiği -aslında kokusundan fenalık gelen- yemeklere, işyerindeki arkadaşının haftasonu gezmesine, çok tanımadığın ama iş icabı takip ettiğin kişinin günaydın-afiyet olsun-iyigeceler selfielerine maruz kalmak zorunda mısın?

Hatır için takip etme / etmeme çizgisi nerededir, bilen var mı?

Facebook en kalabalık yerlerden biri. ‘En görmediğin’ insanların listende olduğu yerlerin de başında. Annenin komşusundan, çocuğunun sınıf arkadaşı annelerine kadar oradalar… neyse ki gizlilik ayarları da var. Azıcık uğraşla kendi küçük listeni oluşturabilir, herkes hala listende iken hem onların paylaşımlarını engelleyebilir, hem de kendi paylaşacaklarını sadece kendi grubunla paylaşabilirsin. Tabii herkesi listeden çıkaracak cesaretin yoksa! Benim yok, arada babalar gibi hatır var.

Twitter en atarlı sosyal mecra, orada işler nispeten kolay. Yazdığını mı sevmedin, oh hazır bahane bulmuşsun işte; çat kapat, çat engelle. O seni görmesin, sen de onu. Zaten twitter’da sadece eş dost takip etmiyorsun ki; habercilerden sanatçılara ilgi alanın neyse ekliyorsun, aslında istersen listeler de yaparsın ama o kadar dinamik ki ortam itiraf edelim kimse listeyle uğraşmıyor. Bahanen ‘çok olunca takip edemiyorum’ da olabilir, ‘ben sadece şunları şunları takip ederim burada kardeşim’ de olabilir; açıklama gereksin gerekmesin, unfollow en kolay tibıtırda.

Instagram, püsküllü belam. Ay darılmacaların hası burada! Küsmeceler, alınmalar, buradan silersen diğer tüm mecralardan seni silmeler. Tanımadığın insanlardan gelen yorumlara, trolcübaşlarına girmiyorum, o apayrı bir yazı konusu.

Gerçek şu ki Instagram’ın kullanım amaçları çok farklı olabiliyor, kimi iş için kullanıyor, kimi ayda bir giriyor, kimi 1 günde senin 1 ayda koyacağın kadar şey paylaşıyor. En esnek ‘hatır takibi’ kuralı burada olması gerekirken, instagramer sana en sert cezayı veriyor. Oradan silersen diğer her yerden takibi kesme, bir nevi hükümsüz yargılamayı yiyorsun. Yani misal hayatından şekeri çıkardıysan, pastacıyı takipten çıkaramıyorsun, küsüyor! Çocuğum büyüdü, bebekli şeyler görmek istemiyorum diyorsun, öbürü alınıyor. Ay bu sosyal medya işlerinde gözle görünmeyen dertler bitmiyor!

Oğlum ‘pis hareket’ diye bir laf öğrenmiş bugünlerde ve olduk olmadık kullanıyor, engel omak yerine bize de bulaştı. Şimdi bu ‘anfarov’ etmeler pis hareket midir diye sorarsan; bence değildir, temiz harekettir, dürüsttür, ferahtır. Alınganlık yapanların sosyal medyaya giriş 101’den başlamaları gerekir.

unfollow, emoji monkeys, social media icons