Kategori arşivi: DENE

Sakladık! Bulabilecek misin?

Sakladık oynamaya var mısın? Detaylara dikkat eder misin?

Tıkır tıkır strateji kurabilir misin? Pekiiii hızlı mısın? 

Geocaching oyununu ilk kendisinden duyduğum outdoor oyuncubaşı Özgehan yine ilginç ve acaip bir etkinlik düzenliyor. Yazılımcıbaşı Koray‘la bir araya gelmişler ve ikisi yeni bir oyun türetmişler; SAKLADIK. Adından da anlaşılacağı gibi onlar saklıyor, meraklısı buluyor.

sakladikSakladık nedir?

‘Scavanger hunt’ yani define avı diyebileceğimiz bir oyun Sakladık. Mantık basit, Sakladık ekibi belirtikleri bölgede bir ‘sakladık rozeti’ saklıyorlar. Yer ve saatlerini sosyal medya hesaplarından takip edebileceğiniz oyuna, elinizde internete bağlı (tercihen şarjı full) mobil aletinizle ücretsiz olarak katılabiliyorsunuz. Oyunun amacı ipuçlarını takip ederek rozete diğer ekiplerden önce ulaşmak. Rozet, sembolik bir hazine. Rozeti bulduğunuzda arkasındaki şifreyi paylaşıyor ve esas hediyeye hak kazanıyorsunuz. Hediyeler o günkü oyunun sponsoruna göre değişiyor.

Sakladık nasıl oynanıyor?

İnternete bağlantınız varsa, ekibiniz de varsa (2-3 kişilik ekiple daha zevkli!) katılmamanız için bir sebep yok. Oyunlar şu an ağırlıklı olarak Beyoğlu ve Kadıköy civarında oynanıyor ama bu sadece şimdilik böyle. Şehir, semt kısıtlaması yok. Instagram’dan verilen ipucuyla başlıyor, her bulduğunuz ipucunu yine Instagram üzerinden paylaşıyor ve yenisini alıyorsunuz. Sonuçta dikkatli ve hızlı olan, stratejiyi doğru kuran ekip kazanıyor. Oyun yaklaşık 1 saat sürüyor. Tabii ki süre katılımcıların hızına göre şekilleniyor.

Sakladık için sponsorluk

Sakladık oyununu girişiminizi ya da ürününüzü/markanızı tanıtmak için de kullanabilirsiniz. Oyunculara oyun içinde verilen sorular ve ipuçları, ulaşacakları hediye ile ilgili oluyor. Markanın oyun öncesinde, esnasında ve sonrasında sosyal medyada bolca paylaşılmasının yanı sıra, katılımcılar da oyun esnasında birebir marka ile ilgili bilgilendirilmiş oluyorlar. iletisim@sakladik.com ‘dan daha ayrıntılı bilgi alınabilir.

Sakladık katılım

Sakladık’a katılmak için Instagram takibi şart, sonuçta tüm olay orada dönüyor. Sosyal medya adresleri şöyle;

sakladık logo

 

SAKLADIK Web Sitesi
SAKLADIK Facebook 
SAKLADIK Instagram 

iletisim@sakladik.com

 

 

Akıntıya karşı yüzme teknolojisi SwimLabs

swim labs turkiye
swim labs turkiye

Modern ülkelerde en özendiğim şey, çocukların (ve elbete herkesin!) spor imkanları. Her mahallede bir yüzme havuzu, her parkta bir basket potası, ulaşılabilir tenis kortları, yaşam biçimi haline gelmiş bisiklet kültürü, lüks sınıfına girmeyen kar sporu imkanları, ve benzeri… Yüzmeyi spor olarak yapmış biri olarak en özendiğim imkanlardan biri de kişiye özel performans havuzlarıydı. Akıntıya karşı yüzme teknolojisi diye kabaca anlatabileceğim bu sistem, SwimLabs ile artık Türkiye’de de var.

Swimlabs Yüzme Okulu

Dünyada 300’ü aşkın şubesiyle çocuk spor ve eğlence alanında uluslararası bir marka olan MyGym, Amerika’nın meşhur yüzme okulu SwimLabs’ı ülkemize taşıyan marka oldu. SwimLabs için yüzme okulu demek bence hafif kalır çünkü ister yeni başlayan bir kişi olsun, ister herhangi bir spor dalında profesyonel sporcu olsun, müthiş faydasını görebileceği bir sisteme sahip bu havuzlar.

SwimLabs’deki 3 adet özel dizayn edilmiş havuzda teknolojik imkanlarla donatılmış. ‘Sonsuz yüzme hissi’ diye Türkçeye çevrilen akıntıya karşı yüzmede, hız seviyeleri kişiye özel ayarlanabilir örneğin.

Video analiz sistemi ile koçunuzla stilinizi detaylı inceleyebilir, geliştirebilirsiniz.

Havuzun içindeki aynalar sayesinde kendinizi görerek duruşunuzu düzeltebiliyorsunuz.

Swimlabs çocuklar için uygun mu?

MyGym Akadlar‘da 7 yaşındaki oğlumun katıldığı derslerde ilk dikkatimi çeken havuzun boyutu ve derinliği sayesinde çocuğun kendini güvende hissetmesi.

Bekleme alanına kurulmuş ekranlar sayesinde çocuğunuzu birebir ekrandan izleyebiliyorsunuz.

Akıntı sayesinde çocuk su üstünde kendini daha rahat kalabiliyor ve kendini kontrol edebiliyor.

Yüzme koçu birebir çocukla birlikte havuzun içinde, bu çocuk açısında hem güven verici hem de aldığı dersin performansını arttırıyor kanımca.

Çocuk tek başına ders alabilir veya grup derslerine katılabilir. Grup dersleri maksimum 4 kişilik.

Ortamda çocuk dostu diyebileceğim bir kafeterya da hizmet veriyor.

Bebekler için yüzme dersleri

İsteyen ebeveynler 0-36 aylık bebekleriyle birlikte yüzme derslerine katılabiliyorlar. Ortamın ısısı ve havuz sıcaklığı elbette bebekler için uygun. İzlediğim bebek yüzme dersinde eğitmenin yaklaşımları çok profesyoneldi, kullanılan metaryaller de ilgimi çekti.

Bebeklerle yüzme etkinliğine ebeveynlerden biri de katılıyor. Seans 30 dakika sürüyor. İstenirse grup dersine katılınabilir, en fazla 3 ebeyn ve bebek oluyor o zaman havuzda.

Swimlabs ücretleri ve ders süreleri

Yeni başlayanlar ve 0-36 ay için ders süresi 30 dakika.

Grup dersleri (4 kişi veya ebeveynli katılım ise 3 kişi) 30 dakika.

İleri seviye için antrenman süresi 45 dakika.

İleri seviye özel dersler (3 kişilik grup) 30 dakika.

Her bir grup ve seviye için fiyatlar değişmekte olup, hizmeti alacağınız hafta sayısında göre fiyat avantajı artmakta. 

Örnek olması açısından; 12 haftalık, 30 dakikalık, grup dersi katılımı, tek ders ücreti 130tl ‘ye denk geliyor.

Daha ayrıntılı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

SwimLabs nerede?

Akadlar MyGym’in alt katında yer alıyor.

bilgi@swimlabs.com.tr

02123517727

SwimLabs ulaşım HARİTA

 

 

 

Lego Boost ile kodlama

 

Lego Boost ile Legolar canlanacak!
Lego Boost ile Legolar canlanacak!

Lego Group,  Las Vegas’ta yapılan CES 2017 ‘Tüketici Elektronik Fuarı’nda heyecan verici yeni ürünü tanıttı; Lego Boost. Lego’nun hali hazırda robotik ürünleri vardı ancak ilk izlenimlerime göre Lego Boost, çok daha pratik bir yazılımla daha küçük yaş grubunu hedefliyor.

Lego ile kodlama

lego boost app
Lego Boost geliyor

Lego Boost ile çocuklar tasarladıkları oyuncağa (ya da tasarladıkları her ne ise ona!) hareket ve işlevsellik katabilecekler.

Bilenler bilir, Lego’nun Mindstorms isimli robotik setleri vardı zaten. Bunlar yurt dışında okullarda teknoloji saatlerinde, bilgisayar derslerinde vs kullanılıyorlar. Bizde ise ancak özel atölyelerde bu tarz etkinlikler yapılıyor, ve belki sınırlı sayıdaki özel okulda olabilir tam bilmiyorum. Lego’nun geçen yıl çıkarttığı WeDo 2.0 da örneğin, çocukların canlı modeller ortaya çıkarabildikleri, LEGO parçalarının ve kodlamanın çok güzel bir kombinasyonuydu. Henüz sadece online izlediğim kadarıyla yorum yapıyorum ama, tüm bu ürünlerden sonra Lego Boost bana çok daha ulaşılabilir ve pratik gibi göründü.

Sadece fiyat bazlı demiyorum; bir Mindstorm kiti gördüğünüzde örneğin, elimizde evirip çevirip ‘Bunu alsak yapabilir miyiz ki? Çok mu fazla, çok mu ileri seviyede? gibi endişelerimiz olur. Lego Boost ise, nasıl desem, göz korkutmadı! Bir eğitmen eşliğinde, bir kursa katılarak ya da bir atölyede değil de, evde çocuğun bizzat kendi kendine çözebileceği rahatlıkta görünüyor.

Lego Boost

Lego Boost kutusu aldığınızda içinden standart Lego parçaları dışında motor ve özel parçalar da çıkacak. Hareket sensörlü bu parçalar zaten olayın temelini oluşturuyor. Renkleri ayırt edebilen, çevresindeki nesnelerle arasındaki mesafeyi ölçebilen akıllı tuğlalar ile çocuklar istedikleri, hayal ettikleri ne varsa üretebilecekler!  Üretiklerine hareket katmanın yanı sıra, ses kaydederek ister robotlarını konuşturabilirler, ister araçlarına siren ekleyebilirler. Henüz örselenmemiş, pırıl pırıl beyinlerle ortaya neler çıkabileceğini düşünmek heyecan verici.

İçinde 60 adet kodlama aktivitesi hazır bulunan uygulamayı tablete (veya her hangi bir mobil cihaza) indirerek  kodlamaya başlanıyor. Bu programın da arayüzü son derece basit grafiklerle hazırlanmış. Hatta Lego Duplo tablet oyunlarını andırdı bana. En sade kodlama uygulamalarında gördüğümüz gibi ekrandaki yatay kutucukları sıralamakla başlayan, ve istenilen kombinasyonla zenginleştirilebilecek bir programlama yapabilecekler. Çocuklar çok da sıkıntıya girmeden ekran üzerinde yaptıklarını önlerinde görebilme şansını bulacaklar.

Fiyatının 159.99$ olacağı söylenen ürün, 6 ay sonra yani 2017 başı gibi satışa çıkacak.

lego robots ces 2017
Lego Boost ile kodlama ve robotik

 

Music Together İstanbul

MT_FB_Profile_Circle_TEALMusic Together’ı ilk kez, şu an yurt dışında yaşayan bir arkadaşımdan duymuştum. Bu çok eğlenceli erken müzik eğitimi programının İstanbul’da da 40 ülkeyle eş zamanlı başlayan grupları olduğunu duyunca heyecanlandım!

Music Together İstanbul

1-5 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri için Amerika’da tasarlanan bir program Music Together programı. 30 senedir var olan program, kendi tanımlamalarıyla; “Klasik, jazz, blues, country, salsa ve farklı kıtaların geleneksel müzikleri ile repertuarı en çeşitli ve en eğlenceli erken yaş müzik eğitimi programı”  Haftalık buluşmalar ve 45 dakikalık seanslarla ilerleyen eğitim, toplamda 10 hafta sürüyor.

Music Together İstanbul By Kidz Harmony
Music Together İstanbul By Kidz Harmony

Music Together by Kidz Harmony

Dünyada 2.500 noktada varolan program, eş zamanlı olarak Istanbul’da da lisanslı eğitmenlerle bizlerle buluşuyor. KidzHarmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık, bu yıl İstanbul’da 4 farklı noktada gruplar açtıklarını ve ilgiden çok memnun olduklarını söyledi. Music Together İstanbul ayaklarından bazıları; Beykoz /Göksu Evleri, Ulus / Akadlar bölgesi, Göktürk / Kemerburgaz bölgesi ve Yeşilyurt / Florya bölgesi gibi, şehrin 2 yakasında da yakalabileceğiniz dersler mevcut. Her bir noktadaki eğitim, o bölgedeki en seçkin ve deneyimli, müzik/sanat odaklı ve çocuk dostu mekanda yapılıyor. Mekan detaylarını en güncel olarak Kidz Harmony’nin Facebook sayfasından takip edebilirsiniz. 

Neden erken yaş müzik eğitimi?

Çocuklarımız ilk enstrümanları olan ses ve vücutlarını kullanmayı, ebeveynleri ile gerçekleştirecekleri ritim çalışmaları, çok sesli vokal ve melodi tekrarları ile eğlenerek öğreniyorlar!

Koreografiye uygun şekilde dans edip şarkı söyleyen ebeveynlerini derslerde örnek alan bebek ve çocuklar, her geçen gün şarkılara daha ritmik ve daha doğru tonda eşlik ediyor, eğitimin sonunda enstrüman çalmaya dansa ve baleye hazır hale geliyorlar.

Simge UĞURLU SÖNMEZIŞIK kimdir?

Music Together İstanbul by Kidz Harmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık
Music Together İstanbul by Kidz Harmony kurucusu Simge Uğurlu Sönmezışık

“Ben beyaz yakalı hayattan girişimci bir anne olmaya geçeli 1,5 sene gibi bir süre oldu.
Music Together’ın çocuklarındaki faydalarını gözlemleyerek kendi programımın yöneticisi olmaya karar verdim ve Türkiye’deki bölgesel ihtiyaçları saptayıp, Music Together’ı yayabilmek adına yurdışında program eğitimini ve lisansını almaya gittim. Ufak kızımı 6! aylık Türkiye’de bırakmam gerekse de bu eğitimi çok istiyordum.
Çok yoğun ama verimli bir eğitimin ardından gece geç saatlere kadar hazırlanan başarılı sunumlar ve olumlu sınav sonuçları sayesinde Music Together by KidzHarmony; Beykoz, Göktürk, Kemerburgaz, Yeşilyurt, Ulus, Akadlar lisanslarını alabildim. Geçen dönem Beykoz’da ilk sezonumu tamamladım.

İlkokuldan itibaren TRT çocuk korosu ve Avrupa korosu gibi yurtiçi ve yurtdışı çok sesli klasik müzik korolarıyla konserler verdim. Öncesinde konservatuarda 5 sene piyano öğrenimi gördüm, Şişli Terakki Lisesi Müzik okulundan mezun oldum. Piyano, keman, solfej ve müzikal derslerini Türkiye’de Önder Bali, rahmetli Cenan Akın gibi ün salmış çok değerli öğretmenlerden aldım.7 sene yurtdışında yaşadıktan sonra 6 sene önce Türkiye’ye dönüş yaptım. Londra, Madrid, Maskat, Dubai de çalıştım. Evliyim ve iki kız çocuğu annesiyim. İkinci bebeğime hamileliğim boyunca bir anaokulunda İngilizce Müzik eğitimi verdim.”

Music Together İstanbul by Kidz Harmony iletişim:

FACEBOOK  INSTAGRAM

 

 

Çocuklar için kodlama ve scratch

Çocuklar için kodlama ve scratch için örnekler vermeden önce kodlamanın ne olduğuna ve bugünün çocukları için neden bu kadar önemli olduğuna değinmek lazım diye düşünüyorum.

Kodlama nedir?

‘Kodlama’ (İngilizcesi coding) aslında programlamadır.  Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlem sıralamasıdır. Bunu şöyle açabilirim sanırım; bir problem karşısında yapılacak hareketleri ardı ardına dizebilme yeteneğine, öngörüsüne sahip olmak. Demek istediğimi tam olarak aktarabildiysem, şunun önemi de zihninizde canlanmıştır bile;

Çocuklar için kodlama neden önemli?

Neden programlama kurslarına, ‘çocuklar için scratch’, roboting atölyesi etkinliklerine daha sık denk gelir olduk?

Çünkü bence kodlama bugünün çocukları için her kapıyı açabilen bir altın anahtar. Nasıl spor bireylere bir disiplin getiriyorsa, kodlama öğrenmek de düşünme becerilerini geliştiriyor. Bunu sadece bilgisayar/tablet üzerinde çözüm getiren bir olay olarak düşünmeyin; bu beceri, bu algoritmalara yatkınlık, hayatın her anında çocukların ‘çözüme ulaşmasında ‘kilitleri açıyor. İşte zaten tam da bu yüzden ‘maker çocuk’lar artıyor, derdi olan çocuk kendi kendine yetebiliyor, çünkü problemin çözümü tıkır tıkır düşünüyor ve uyguluyor.

Peki neden bizim çocukluğumuzda böyle bir ‘ihtiyaç’ yoktu da şimdi var, derseniz? Aslında kodlama kursları, bilgisayar kursları bizim çocukluğumuzda da elbette vardı (hayır, basic kurslarına giderdim oradan biliyorum) Fakat çevremizdeki tüm bu dijital dünya kısıtlıydı. Şu an ise maddi durumu ne olursa olsun her evde akıllı telefon, tablet, bilgisayar vs. var. Çocukların etrafında bize nazaran inanılmaz derecede çok uyaran var, odaklanma problemleri var, hiper aktiviteye uygun zemin var, otizm var.. Bence (uzman değilim!) çocuklar için kodlama sadece şu 2 sebep için bile önemli:

1- Günümüz çocuklarının tüm dünyası uyaranlarla çevrili : Konsantre olamıyorlar, odaklanamıyorlar, kendilerini bir işe veremiyorlar. “Şunu oradan kaldırır mısın?’ gibi bir cümle örneğin, Neyi? Nereden? Nereye koyayım? Neden ben? gibi uzayabiliyor, hepimiz yaşıyoruzdur.

2- Bugünün çocuklarına her şey önlerine hazır geliyor. Kendilerinin bir çaba sarf etmesi gerekmiyor. ‘Burada yapılmışı var’ kutudan hazır çıkan oyuncaktan, önüne soyulmuş gelen muza kadar her konuda geçerli.

frozen-kodlama

Kodlama öğrenme yaşı kaçtır?

60-72 ay çocukların kodlamayı öğrenebilecek kapasitesi olduğu düşünülüyor. Bu yaş grubu için yazılan çizilen özelliklere bakarsak; 8-10 nesneyi gruplandırabilen, geometrik şekilleri tanıyan ve onları birleştirip yeni şekiller oluşturabilen, eşleştirme/sıralama yapabilen, 10-25 parçalı yap-bozu yapabilen, bir görseldeki objelerin konumlarını ayırt edebilen..

Her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu da göz önüne almak gerek. Piyasaya baktığınızda 4+ yaş için usulca da olsa kodlamaya giren tablet oyunları mevcut. Tamamen şahsi fikrim 6+ çocukların kodlama, 8+ çocukların Scratch’e rahatlıkla başlayabileceği yönünde. Bu konuda Minecraft ile ilgili yazdığım yazı da bu linkte.

Scratch nedir?

Scratch, 8-16 yaş arası çocuklar için geliştirilmiş bir programlama dili. MIT’nin öğrenciler için tasarladığı bu programın özelliği görsel dil kullanması. Yani kodlama dendiğinde gözününüzün önüne gelen karmaşık harf öbekleri yerine, burada renkli renkli kutucuklar, anlaşılabilir araçlar var. Scratch’in bir diğer özelliği kullanıcı dostu arayüzü sayesinde,çocukların farklı yazılımlar geliştirebilmesine ve bunları paylaşabilmelerine imkan tanıması.

kodlama-1

Kodlama ve scratch için güvenli uygulamalar:

Evde bilgisayarlar veya tabletten online deneyebileceğiniz, denediğim, güvenli, faydalanabileceğimiz bir kaç link ve uygulama paylaşıyorum. 6 yaşındaki oğlum için iPad’de ScratchJr kullanıyorum :

Çocuklar için Minecraft ile kodalama: https://code.org/mc

Çocuklar için Frozen karakterleri ile kodlama: https://studio.code.org/s/frozen/stage/1/puzzle/1

Çocuklar için StarWars ile kodlama : https://code.org/starwars

Çocuklar için Scratch tablet versiyonu : https://itunes.apple.com/us/app/scratchjr/id895485086?mt=8

8+ Scratch için : https://scratch.mit.edu/

Kodlamada seviyeye geçmek isteyen öğrenciler için Python :  https://www.python.org/

scratch-cocuk

 

 

 

‘Resim Akvaryum’da çizimler canlanıyor!

sealife akvaryum

Çocukların resimleri canlasın, akvaryumda yüzsün!

Avrupa’nın en büyük akvaryumlarından biri olan SEA LIFE Akvaryum, çok farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Çocukların hayalleri ‘Resim Akvaryum’ ile gerçek oluyor, okyanusa karışıyor! Nasıl mı?

Çocuklar çiziyor, balıklar RESİM AKVARYUM’da canlanıyor

Avustralya ve Kore’den sonra ilk kez Türkiye’ye gelen ‘Resim Akvaryum’, aslında bir dijital akvaryum. Çocuklar önce birbirinden ilginç deniz canlılarını, tropik okyanus balıklarını, değişik türleri tanıyor, bunlar hakkında bilgi alıyorlar. Sonra farklı şablonlardan en çok ilgilendiklerini seçiyor, dilediklerince boyuyorlar. Çocukların bu çizimleri multimedya tarayıcıdan geçiriliyor veeee.. kendi tasarımlarını akvaryumda yüzerken izliyorlar.

Bu etkinlikte çocuklar hem deniz canlılarını yakından tanıyor, bilgileniyorlar. Canlandırdıkları balıklar ile değişik bir deneyim yaşayacakları da kesin. Üstelik kendi balıklarını besleyebiliyorlar da! Akvaryum uzmanları da çocuklara tüm bu esnada denizleri ve çevreyi koruma amaçlı bilgiler veriyorlar. 

resim-akvaryum-sealife

2016 Sömestr tatilinde SeaLife Akvaryum 

Sömestr tatili ile birlikte SEA LIFE Akvaryum’da başlayacak olan ‘Resim Akvaryum’ etkinliğinin yanı sıra  çeşitli eğlenceli aktiviteler de hazırlanmış;

22 Ocak Cuma günü tv program sunucusu Elif Özkul çocuklara balık hikâyesi anlatırken eş zamanlı olarak ressam Meriç Akdiş hikayedeki balıkları resmediyor olacak.

23 Ocak Cumartesi günü ünlü grafiti sanatçısı Leo Lunatic çocuklarla birlikte grafiti performansı gerçekleştirecek.

24 Ocak Pazar çocuklara dağıtılan balık şablonlarının üzerine Leo Lunatic’in yönlendirmesiyle boyama çalışması ve

30 Ocak Cumartesi günü de çocuklarla birlikte mini bir grafiti boyaması yapılacak.

29 Ocak Cuma, 31 Ocak Pazar, 6 Şubat Cumartesi de akvaryumda ressamlar eşliğinde çocuklarla balık şablonu boyama çalışması gerçekleştirecek.

Blogumda SeaLife Akvaryum’a daha önce de yer vermiştim, hayatımın en unutulmaz deneyimlerinden Köpek Balıkları İle Dalış macerama bu linkten ulaşabilirsiniz. 

Resim Akvaryum için biletinizi 21 Ocak’a kadar internetten aldığınızda, sömestir boyunca etkinlikten %40 indirimli faydalanabiliyorsunuz. Bilet satın almak için bu linki kullanabilirsiniz.

SeaLife, Forum İstanbul AVM içinde yer alıyor. Ulaşım  için buraya tıklayabilirsiniz.

Daha ayrıntılı bilgiye www.visitsealife.com/istanbul‘dan ulaşabilir veya 0212 640 20 15 ‘i arayabilirsiniz.

Çocuk yogası

çocuk-yogası

Yoga terapi, hamile yogası, anne-bebek yogası ile ilgili bir çok ilan/etkinlik görüyorum ama “çocuk yogası” ile ilgili bir şey bulmak gerçekten güç! Benimkilere benzer sorularınız olabileceğini düşünerek yola çıktım ve ennn sevdiklerimin yer aldığı Nefess Yoga‘dan işin aslını öğrendim.

Çocuk yogası kaç yaş içindir?

Hamile yogası 3 aylık hamilelik döneminden doğuma kadar, anne bebek yogası 8 haftalıktan bebeğin emeklemeye başlamasına kadar yapılıyormuş. Çocuk yogası için 4-7 yaş uygun görülüyor. Anne ile birlikte katılacaksa çocuk, “anne – çocuk yogası” deniyor ve yaş aralığı 3-6, 3-5 oluyor.

Çocuk yogası nedir?

Çocuk yogası, çocuklara doğru nefes almayı, hayal güçlerini kullanarak hem yoga duruşlarını uygulamayı hem de var olan beden esnekliklerini korumayı öğretmeyi amaçlıyor. Çocuk yogasının, fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da çok faydası vardır. Özellikle bu yaş grubundaki çocuklar, enerji dolu ve daha esnek oldukları gibi hayal gücü bakımından da çok açıktırlar. Kendi alanlarında çalışırlarken, oyunlara katılırken, hem tek başlarına hareket edip hem de grup ile birlikte, birbirlerinin alanlarına saygı duyarak da hareket etmeyi öğrenirler.

Sonuç olarak “Çocuk yogası eğlence, oyun, hayal gücü ve yoganın birbiriyle bütünleştirerek, çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimine katkıda bulunur.” deniliyor.

Komşum Nefess Yoga’ya bilgilendirme için teşekkür ediyorum! Arzu edenler ilk ders ücretsiz olarak katılabiliyorlar. Nefess Yoga Moda burnunda Starbucks’ın köşesinde olduğu sokakta. Dondurmacı Ali’yi geçtikten sonra sola yöneliyorsunuz, ilk sağa giriyorsunuz. Perşembe günleri 16-17:30 arası çocuk yogası var. Anne ile birlikte veya tek çocuk katılımı için görüşebilirsiniz. Hamile ve anne-bebek yogaları ile salı-çarşamba 11-12:00 arasında oluyor. Gitmeden önce mutlaka arayın ;)

koruyucu ruh sağlığı merkezi

Ücretsiz Çocuk ve Ergen Psikolojik Desteği

koruyucu ruh sağlığı merkeziÇok fazla kişinin bilmediği, Kadıköy Belediyesi‘nin son 5 yıldır hizmete sunduğu Kadıköy Koruyucu Ruh Sağlığı Merkezinden bahsetmek istiyorum.

6 yaşına yaklaşan oğlumla 30 aylık döneminden beri devam ettiğimiz merkezde aldığımız hizmetten, psikolog ve psikyatr yaklaşımlarından, çocuğa verilen değer ve gösterilen emekten inanılmaz derecede memnunuz ve minnettarız. Üstelik bu hizmeti karşılıksız yani ücretsiz alıyoruz. Peki ‘Koruyucu ruh sağlığı’ nedir ve neler yapılıyor derseniz…

Kadıköy Koruyucu Çocuk Ruh Sağlığı Merkezi

2011’de hizmet vermeye başlayan merkez, 1 yıl öncesine kadar Yeldeğirmeni’nde Rasim Paşa binasında hizmet veriyordu. Daha modern ve yepyeni yapılan bir binaya taşınarak Göztepe Özgürlük Parkı’na yakın bir yere taşındılar. Belirttiğim gibi bu kez yepyeni olan binanın tasarımı da, yerleşimi de küçüklere hitap edecek şekilde. Kapıdan girer girmez minicik sandalyeler, boya kalemleri, kitaplar karşılıyor sizi bekleme alanında. Zaten yeşillikler içinde, nefis bir parkın hemen içinde yer alıyor, dolayısıyla ne girişte ne çıkışta çocuğu irite edebilecek hiç bir unsur bulunmuyor.

Merkezde, Kadıköy’de ikamet edenlere ücretsiz olarak çocuk ve ergen psikiyatrisi ve psikologlardan oluşan uzman ekip eğitim veriyor. 0-6 yaş ağırlıklı hizmet veren ekip, 14 yaşa kadar size ve çocuğunuza yardımcı oluyor.

2 yaş krizi, 5 yaş problemleri, boşanma, taşınma, ayrılık durumları, gelişim gerilikleri, hiper aktivite,  okula başlama, okula adaptasyon, ödev ve sorumluluk güçlükleri, aile içi şiddet, travmalar, uzun süreli hastalıklar sonucu travmalar, bir yakının kaybı, vb benzeri her türlü sorun için başvurabileceğiniz bir merkez burası.

Psikolog görüşmeleri nasıl işliyor?

İlk önce aile ile görüşülüyor. Mümkün ise ebeyevnlerin birlikte katılması kesinlikle daha faydalı oluyor. Ancak bu kayıp, boşanma vb durumlardan bu mümkün değilse, yalnızca anne veya baba da katılabilir. Anne ve baba ile standart bir görüşme yapıldıktan sonra 2. görüşmede çocuk ile psikolog yalnız kalıyorlar. Çocuk ebeveynden ayrılmak istemezse, o durum da profesyonel bir şekilde zamanla hallediliyor. Bundan sonra her bir görüşmede ya anne-baba-çocuk oyun oynuyorlar ve psikolog izliyor, ya da psikolog ve çocuk ebeveynler yokken oyun oynuyorlar. Bu süre zarfında psikoloğun gözlemleri bir sonraki görüşmede size aktarılıyor. Bu da genellikle 1 hafta sonra oluyor. Yani özetle; bir gün çocuk ve oyun, bir diğer seans bilgilendirme şeklinde ilerliyor prosedür.

İhtiyaç duyulursa, 3 ayda bir, veya ayda 1 , merkezdeki psikyatr da görüşme talep edebiliyor, psikoloğunuzun yönlendirmesi ile.

Tüm bu görüşemelerde amaç -bir sorun olması gözetilemeksizin!- çocuğun duygusal ve zihinsel gelişiminin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğinin gözlemlenmesi ve ebeveynlerin yönlendirilmesi şeklinde. Anne ve babaya danışmanlık yapılırken, çocuğun da -eğer varsa- ruhsal tedavisi bir yandan yürütülüyor.

Zaman zaman “Anne-Baba Eğitim Seminerleri” düzenleniyor, çok verimli geçen bu seminerler de elbette ücretsiz. 2 saatlik seminerlere duyurular takip edilerek katılınabilir, konular belli bir sıralama izlemiyor, talebe göre belirleniyor.

Kadıköy Koruyucu Ruh Sağlığı Merkezi, sadece çocuk ve ergenlere yönelik hizmet veren ilk ve tek merkezdir. Bu hizmetten faydalanmanın şartı yok ancak randevulara sadık kalmanız bekleniyor elbette. Randevunuza gidemeyecekseniz, 2-3 gün önceden iptal etmediğiniz taktirde, uzmanların değerli saatini boşa harcamış olacağınızdan, hizmetten men edilebilirsiniz.

Kadıköy koruyucu ruh sağlığı merkezi iletişim

Kortanpaşa sokak. Selamiçeşme – Kadıköy, İstanbul, Türkiye

TELEFON: 0216 3608830

 

 

 

 

Alerji yapmayan ilk saç boyası

Alerji yapmayan saç boyası var mı?

Yaz geliyor; ‘Saçlar değişsin!’ Moralim bozuk; ‘Rengini mi değiştirsem?’

Bütün kadınların derdi hep aynı, saçımızla uğraşmayı seviyoruz ama iş boya konusuna geldiğinde hangimizin kafasında soru işaretleri yok? Hele ki hamileysen ve/veya emziriyorsan?koleston_perfect_innosense

Dünyanın ilk alerji karşıtı saç boyası Wella Inosense

İki blogger arkadaşımın daveti ile Wella Stüdyolarına davet edildim. Yıllardır önünden geçtiğim Levent Ay-Yıldız binasında böyle bir yer olduğunu bilmiyordum.

Enise ve Çiğdem bizi Wella ürün müdürü Seren Bey ve ekibi ile tanıştırdı. Yeni ürün gamı hakkında harika bilgiler aktardı.  Innosense serisinin Bağımsız Araştırma Kurumu Avrupa Alerji Araştırmaları Vakfı ECARF tarafından onaylanan Dünyanın İlk Alerji Karşıtı Saç Boyası olduğunu öğrenmek heyecan vericiydi.

Hamileyken Wella’ya mail atmıştım. Sitesinden, direk Avrupa ofislerine. Saçlarım kızıldı ve devam etme konusunda çok kararsızdım. ‘Boyalarımız tamamen güvenlidir, ancak yine de sorulduğunda, ilk 3 aydan sonra kullanılmasını tavsiye ediyoruz.’

Kalıcı saç boyaları yarı kalıcı, ton-üzeri-ton gibi renklendirme uygulamalarına göre alerjik reaksiyonlara daha fazla neden olur mu?

Evet. Kalıcı boyalar saçın renk pigmentlerini almaya hazır olması için çalışan yüksek reaktif moleküller yani oksidasyon içerir. Oksidasyonlu boyalar da diğer renklendirme servislerine göre daha yüksek alerji riski taşır.

Fakat yarı kalıcı veya diğer renklendirme servislerinde de alerjik tepkimeler görülebilir. Bu nedenle boya servisi öncesi alerji testi yapılması önemlidir.

Benim çok alerjik bir bünyem var; boyalar saçımı kaşındırır, yakar, sivilceler oluşur, döküntü yapar vs.. Boyada ‘yanma hissi’ni hepsi yapıyor diyorsanız, işte Wella Innosense serisinde yanma, kaşınma, batma gibi hisler yok. Çünkü alerjik değil. Ben saçlarımı boyatmadım o gün, ama sevdiğim, güvendiğim anneler boyattılar ve çok memnun kaldılar. Daha fazla teknik bilgiyi sacboyasındadevrim.com adresinde bulabilirsiniz.

Üretken, girişimci anne blogger arkadaşlarım Enise ve Çiğdem’e buradan tekrar teşekkürler! Çiğdem ‘Bekle!’ dedi ve bekledim, yeni kısa saçlarımla yaza hazırım :)

 

 

 

 

 

Uht süt mü, pastorize süt mü?

Hayatta sütten benim kadar çekmiş başka birini daha tanımıyorum! Daha büyük dertler olmasın ama yıllar yılı tüm hayatımı etkileyen ‘laktoz intoleransı’ ve ‘gluten hassasiyeti’ beni bu konuda her gün ama her gün bıkmadan araştırmaya itiyor. En büyük gerginliğim ise genetik miras olan bu tarz intoleransların, oğluma da geçip geçmeyecek olması. Uht süt mü, pastorize süt mü, bitmek bilmeyen soruların içinden çıkabilmek için en iyisi bir yerden başlamak;

#sütgerçekleri

Sütlü Kahvaltılar başlığı altında düzenlenen bir davete katıldım. Diyetisyen Selahattin Dönmez, eğitimi hakkında bizi bilgilendirdikten sonra ‘süt ve bal konusunda’ çok sayıda araştırma yaptığını ve sosyal medyada da #sütgerçekleri etiketi ile takip edebileceğiniz gibi,  tüm sorularımızı yanıtlayacağını belirtti. O henüz konuşmasına başlayamadan sorularımız yağmaya başladı tahmin edersiniz ki. Dediğim gibi bu konuda aşırı duyarlı olduğum için konuşmayı kaydettim ve ‘hasta’ taraf olarak konuya baya hakim olduğumu fark ettim.

Bu çok geniş kapsamlı süt konusunda kafa karıştıran ısıl işlem, pastorize, uht gibi başlıkları aktarmak isterim. Buradan sonra aktaracaklarım tamamen uzmanların ağzından birebir aktarımdır.

Süt nasıl saklanır?A 21968

Günümüz teknolojisinde süt 2 türlü işlem görür. Sütün sağlıkla tüketilebilmesi için ısıl işlem görmesi şarttır.

Pastorizasyon

Bu yöntemde süt 14-16 saniyede, 72-80 C arasında ısıtılır ve sonra +4 C’de saklanır. Bu yöntem ile steril hale gelen süte ‘pastorize süt’ diyoruz. Yöntem esnasında zararlı olabilecek bakteri ve mikropların %95’i ölür. Yararlı bakterilerin %5’inin ise ‘uyuması’ sağlanır. Süt bu haliyle buzdolabında 4-5 gün saklanabilir. Açıldığında ise 2-3 gün içinde tüketilmelidir. Ancak ve ancak; buzdolabınızın derecesi, kaç kez açıp kapadığınız, sütü çıkardığınızda ne kadar dışarıda tuttuğunuz gibi küçücük ayrıntılar bile sütte ısı değişimine ve o uyuyan %5’lik bakterinin ısıyla harekete geçmesini etkiler.

UHT yöntemi 

Ultra-high temperature processing veya ultra-heat treatment kelime açılımı karşılığıdır. Çok kısa sürede (4-6 saniye kadar) süt 135 -1 50 C’ye kadar ısıtılır. Ve hızlıca oda sıcaklığına soğutulur. Mikroplar tamamen yok olurken, besin değeri olduğu gibi korunur. UHT sütler özel steril ambalajlarda dış etkenlerden korunur ve bu şekilde uzun ömürlü olurlar. 6 katmanlı özel ambalajlar içinde korunan süt, açılmadığı taktirde oda ısısında 4 ay dayanır.

UHT işlemi sayseinde süt ‘katkı maddesi eklenmeden’ ve ‘besin değeri en yüksek derecede korunarak’ saklanır.

Benim en merak ettiğim 3 soru ve cevapları:

– Süt ambalajındaki alüminyum folyo, zarar vermez mi?

Bana verilen cevap : Ambalajdaki alüminyum süte kesinlikle temas etmez, ara katmandadır, sütün ışık ve ısı almaması için bariyer görevi görür.

– UHT laktozsuz sütten yoğurt yapıyorum. Ben gerçekten yoğurt mu yiyorum?

Bana verilen cevap : Evet, laktozsuz sütten yapılan yoğurdun normal sütle yapılan yoğurttan, besin değeri olarak hiç bir eksiği yoktur.

– UHT yöntemi, sütteki probiotikleri öldürmüyor mu? Yani faydalı bakteriler de yok olmuyor mu?

Hayır, çünkü sütte probiyotik madde bulunmaz. Probiyorik bakteriler yoğurt, peynir, kefir gibi fermente olmuş süt ürünlerinde bulunur. Çiğ sütün kendisi de probiyotik özellik taşımaz.

 

 

 

 

 

Sosyal medya profil fotoğrafları

esra oruc

Aslında önemsiz görünen ama nasıl önemli bir mevzu değil mi? Sosyal medya profil fotoğrafları derken hemen aklınıza Facebook, Twitter, Instagram geliyor eminim. Peki ya Linkedin? Peki ya kendi işiniz, kendi sayfanız, profesyonel imajınız? Profil fotoğrafları ile  ‘yargıladığımız’ olmuyor mu birilerini? İtiraf edin hadi, elbette oluyor.

Happy Portraits

Gül Deriş Bayram, uzun süren ‘biraz da sıkıcı’ bir kurumsal iş hayatının ardından, ‘profil fotoğrafçılığı’ fikriyle çıkmış yola. “Düğün fotoğrafçılığı, bebek/çocuk fotoğrafçılığı hep vardı, çok da güzel yapan meslektaşlarım var. Ama benim, bizim çocukluğumuzdaki gibi aile portleri için özel çekimler, sosyal medya sayfaları için profesyonel çekimler nedense çok az yapılıyordu” diyor.

Gül Hanım’ı Anneysen.com daveti aracılığıyla tanıdım, bir kaç blogger arkadaşımla birlikte şirin, samimi stüdyosuna konuk olduk, kendi aramızda çok keyifli bir açılış yaptık. Benim için her zaman özel kalacak olan bir anı da ilk çekimi benimle yapmış olması, hatta makyaj masası açılışını bile ben yapmışım :) Oğlumun çıkışına yetişmem gerekiyordu, ne yapayım :))

Gül Hanım’ın portfolyosına burada göz atabilirsiniz. Norveç’te yaşayan kuzenim her yılbaşı bize aile fotoğraflarını gönderir, tam 20 senedir. Ne özenirim, hiç yapamadım. Gül Hanım aslında bu tarz fotoğraflar çekmeyi de çok seviyor, anneanneler, dedeler, kuşaklar bir arada, stüdyo fotoğrafları. Kendi fotoğraflarımı da inanılmaz bir heyecanla bekliyorum. 

Happy Portraits’in iletişim bilgilerini aşağıda paylaşıyorum. Göksu Evleri’nde bahçeli, şirin bir villa burası. Samimi, rahat bir çekim istiyor ama bir türlü cesaret edemiyorsanız  (bknz:ben!) Gül Hanım’ın bahçesinde bir limonata için sohbet edin, derim. Eminim memnun kalacaksınız.

Kendisine burdan teşekkürlerimi iletiyorum. Fotoğraflarım hazır olur olmaz siz bıkana kadar paylaşacağım zaten! :)

Happy Portraits Stüdyosu / Gül Deriş Bayram
Göksu Evleri Akkavak cad. No:46 Villa B117 A
0544 300 0 300

Trafikte güvenlikse; BeSafe

besafe-iletisim

Hamileyken, bebeğimizi beklerken hiç öyle deli gibi alışveriş yapan, süsler püsler araştıran biri olmadım. Ama önem verdiğim ve deli gibi arAştırdığım tek konu vardı; ana kucağı ve araba koltuğu! En güvenlisi hangisiydi, doğru kullanım nasıl olmalıydı. Bu şehirde, bu trafikte deli gibi korktuğum konu buydu.

Aldığımız bebek arabasının ayrıca ana kucağı aparatı vardı ve ilk 3 ay zaten bunu kullanabilecektik. Ama çok yakın bir dostumun kendi oğlu artık büyüdüğü için bize verdiği ve verirken’Bunu kullanmalısın, bu şu an dünyadaki en güvenli çocuk oto koltuğu budur’ dediği marka BeSafe’ti.

Anne olarak amiyane tabirle satıcıyı değil, deneyen anneyi dinlerim, koltuğu tereddütsüz aldım kendisinden ve 3 yıl kullandık, ta ki bizimkinin boyu 120cm’e gelene kadar.

Ne tesadüftür ki geçen hafta Anneysen‘in konuğu olarak BeSafe yetkililerinin bizzat bulunduğu anne blogger event’ine davetliydim. Benim kullandığım koltuk modeli de orada annelere tanıtıldı. Evet ben kullanırken en ufak bir sorun yaşamamıştım ama ayrıntılarıyla dinlerken, ürün tasarımında neyin ne amaçla yapıldığını, ayrıntılarına ne kadar önem verildiğini vesaire hiç farkında olmadan kullandığımızı fark ettim.

Ülkemizde daha sadece 1995 yılında arka koltuklarında emniyet kemeri bulundurulması ve kullanılması yasal zorunluluk halinde gelmişken;

Neden ve ne kadar süre ile çocuklarımız için oto koltuğu kullanmalıyız?

Çok acı bir veri söyleyeyim: Araç kazalarında,hayatını kaybeden yada yaralanan her 100 kişiden 15’i çocuk…

Ve Türkiye’de, yaralanan ya da hayatını kaybedenlerin % 30’u 0-14 yaş arası çocuklardan oluşmaktadır.

Koltuk kullanmama veya kullanımında yapılan hatalar trafik kazalarında ;
–yaralanma ve ölümlere yol açmakta.

Koltuk kullanımı;
–bir yaşam tarzı,
–bir güvenlik ürünü,
–Kullanımı yasal zorunluluktur!
-En güvenli yer her zaman arka koltuktur.
–12 yaşına kadar mutlaka arka koltukta oturmalıdırlar
–Oturma yüksekliği 74 cm,
–Boyu yaklaşık 145 cm
–Vücut ağırlığı 36 kg oluncaya kadar çocuk oto koltukları kullanmalıdırlar.

Bir anne ve kullanıcı olarak güvenle tavsiye edebileceğim BeSafe oto koltuklarının geçtiği güvenlik testlerinden burada bahsetmeyeceğim ama dünya standartlarında tüm güvenlik testlerinden geçmişler onun belirteyim. Kendi cümleleri ile ürünlerini şöyle anlattılar;

Hammadde olarak; basınca karşı esneyebilen, sert bir plastik olan “polipropilen” kullanılmaktadır! Darbelere karşı dayanıklıdır ve kolay çatlama ve kırılma yapmaz.

Döşeme ve kemer takımlarında; dokuma ve vinil kullanılmaktadır! Yetişkinlerin kullandığı emniyet kemerlerine benzer şekilde güçlü olmalıdır.

Kumaşı; yanıcılık testlerinde geçmekte ve yıkanabilir özelliği bulundurmaktadır!

BeSAFE Türkiye Facebook sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Olimpik Annelerden Olimpik Nesillere!

Olimpik Annelerden Olimpik Nesillere!

Baharın gelmesiyle birlikte oğlumda bir enerij, bir hareketlenmedir gidiyor… Ağaçların tomurcuklanması, tomurcukların patlaması gibi adeta doğanın kanunu, çocuk hareket istiyor!

Şanslıyız ki, okul-ev arasını yürüyerek gidiyoruz ve okul sonrası mutlaka oyun parkında bir süre vakit geçiriyoruz. Ama yetmiyor! Yuva müdiremiz aynı zamanda psikolog, fikrini sorduk; ‘Derhal spora başlatın, tam zamanı’ dedi. Bulut’un kendi psikoloğu da var, ona da danıştık ‘Sporun o kadar faydasını göreceksiniz ki, tüm hayatı düzene girecek, inatlaşmalar bitecek!” dedi. Bu 2 referans anne-baba olarak bizi derhal harekete geçirdi ve tam 5 yaşında olan oğlumuz için ‘yüzme’ye gidebileceği bir spor merkezi bulduk.

Ben kendim de yüzücüydüm. Çocuk yaşlarda başladığım, sonrasında lisanslı olarak devam ettiğim bu sporun hayatıma kattıkları sanırım saymakla bitmez. Oğlum için ‘yüzme’yi seçmemiz biraz bizim yönlendirmemizle oldu şu an için elbette, ama baktık ki zevk almıyor, asla itelemeyiz. Farklı arayışa gireriz. Yeter ki hayatında spor olsun.

Ben çocukken antrenman saatleri beklerdim. Okul çıkışı o gün yüzmem varsa, ayrı bir heyecan duyardım. Takım arkadaşlarımla olan dostluklarım bugün yıllar yıllar geçmesine rağmen devam ediyor. O ‘takım ruhu’ denen şey gerçekten var ve oğlumun bu aidiyet hissini yaşamasını çok isterim.

Spor çocuğa en başta bir disiplin kazandırır. Kurallı hareket etme, kendini tanıma, kendine güvenme ve bununla gelen özgüven! Spor yapmak derken illa ki profesyonel spor hayatına dönüşmesinden bahsetmiyorum. Ancak herhangi bir şekilde, düzenli olarak spor yapan kişide bu artılar zaten doğal olarak gelişiyor. Bunu ben değil, zaten bütün uzmanlar söylüyor.

Paylaşmak, sosyalleşmek, sorumluluk almak, görev bilinci sporla geldiğinde inanın insanın hayatı boyunca devam eden bir yaşam biçimi halini alıyor. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” lafı o kadar doğru ki, sağlık için en önemli faktörlerden biri olan ‘hareket’; çocuğu güçlendiriyor, beslenmesinden uykusuna düzene sokuyor.

Ben hep denizle içi içe büyüdüm ama 7-8 yaşlarında bir takıma girdim. Bugün 40 yaşındayım, şimdi de eşimle dalıyoruz, arkdaşlarımızla yelken yapıyoruz, sualtı fotoğrafçılığı yapıyoruz.. Yani o tutku sizi asla bırakmıyor. Yeter ki çocuklarımızı doğru yönlendirelim, zorlayıcı olmadan, seçmelerine imkan vererek istedikleri bir spora başlamaları için destek verelim.

olimpik anneler

Türkiye Spor Kültürü araştırması sonuçlarında her 10 çocuktan sadece 2’sinin spor yaptığını duymak beni şaşırtmadı. Neden mi, çünkü aynı araştırmaya göre 10 anneden 2’si spor yapıyor. İşte bu noktada şapkayı önümüze koyup düşünmek gerek.

Çocuğumu her fırsatta avm yerine dağ bayır, dere tepe gezdiren bir anne olarak “Olimpik Anne” olma yoluna ben gönül koydum. P&G ‘nin başlattığı #OlimpikAnneyim projesini tebrik ediyor ve sonuna kadar destekliyorum. Sağlıklı bir nesil için spor gerçekten şart; bunu okuyan araştıran her anne zaten biliyor diye düşünüyorum.

Projeye destek olmak isterseniz siz de Olimpik Anne olabilir, #OlimpikAnneyim etiketi ile sosyal medyada çocukları ile spor yaptığınız anları paylaşabilir, aldığız her P&G ürünü ile Türkiye’deki tüm çocukların spor yapmasına destek olabilirsiniz

Daha fazla bilgiye www.olimpikanneler.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Fotoğraflar: İpekSüer

Oyna, Dene, Öğren!

demet-akbag-omo

Çocuk oyun oynarken;

Hayal kurar.

Karar verir. Heyecanlanır. Merak eder.

Araştırır. Farklı düşünmeyi dener.

Bedenini zorlar.

İzler. Dener. Yanılır. Çözüm üretir.

Konuşur. İfade eder.

Kaygıları ile baş etmeyi öğrenir.

Dener. Hatırlar.

Paylaşır.

Mutlu olur!

 Özetle çocuğun mutlu olması ve öğrenmesi, keşfetmesi için oyun oynamanın önemi çok büyük! Bunu ben değil, uzmanlar söylüyor.

Omo’nun ‘Hadi Hareketlen‘ projesi kapsamında çok değerli isimlerin olduğu bir söyleşiye davet edildim. Prof.Dr. Yankı Yazgan, Aktif Yaşam Derneği / Mehmet Ali Çalışkan ve ‘deneyimli anne’ değerli oyuncu Demet Akbağ, bize görüşlerini aktardılar. Kendi adıma çok faydalı bulduğum bir etkinlikti ve bilgilerin ne kadar çok kişiye ulaşması gerektiğini, projenin önemini -inanın- hissettim. Aldığım notlardan kendimce en ilgi çekicileri şöyle;

 Türkiye’de yeterli düzeyde aktif olan (fiziksel olarak) kişi yüzdesi %25. Bu sayıyı oluşturan kitle ise mavi yakalılar. Yani diğer bir deyişle; mecburiyetten hareket halindeler!

Çocuk ve Teknolojiipeksuer.com

“Tablet, tv  karşısında geçirilen her dakika, okulda çocuğa dikkat eksikliği olarak geri dönüyor. Ancak bir çocuk, oyununu oynuyorsa, uykusu yemeği her şeyi düzenli ise elbette ‘kontrollü’ şekilde çizgi filmini de izleyebilir, tabletini de oynayabilir. Sınırları çizmek çok önemli” diyor Yankı Yazgan.

Artık teknoloji bizim çocukluğumuzda olduğu gibi lüks değil, ihtiyaç. Hayatımızın vazgeçilmezi olmuş durumda. Bu doğal bir süreç ve çocuklarımız bizim gibi yetişmeyecekler, bunu farkındayız. “Bugünün gözde mesleklerinin neredeyse yarısı, çocuklarımız büyüdüklerinde, bir 20 yıl sonra ‘gözde’ olmayacak, belki hiç olmayacak” diyordu Ufuk Tarhan örneğin.

Anneler, güçlü, ayakları üstünde duran çocuklar istiyor. Fakat en iyi okulları bile yeterli görmüyorlar?

Öğrenme, deneyimle olur. “Özgüven, empati kurabilme, sınırlarını bilme, karşısındakine saygı duyma, asıl bu meziyetleri kazandığında çocuğumuz mutlu olmalıyız. Bu da ‘mecburi’geçirilen oyun saatleri ile değil, çocuğun hayatının tümüne yayılan ‘deneyimsel öğrenme’ ile mümkün.”

Deneyimsel öğrenme nedir?

Prof.Dr. Yankı Yazgan, oyun oynamanın çocuğun günlük rutininde bir kaç saati kapsayan bir aktivite değil, tüm zamanını kapsayan doğal bir etkinlik olması gerekliliğini vurguladı. Çocuk, duyularını kullanarak öğreniyor, kaydediyor, deneyimliyor. Bir çiçeğe dokunmanın verdiği his, buzun soğukluğu, sivri cismin acısı, bir kapağın çevirince açılması gibi çok küçük görünen ayrıntılar, çocuğun hafızasına adeta ‘tag’ler gibi etiketleniyor ve veri bankasında, yani gencecik beyninde bilgiler depolanmaya başlıyor. Ne kadar duyularının hepsini harekete geçiren oyunlar oynarsa, kendini geliştiriyor, öğreniyor, güveni geliyor.

Annelerin %85’i kendi çocuklarıyla kıyasladıklarında, çocukken arkadaşlarıyla daha fazla oyun oynadıklarını söylüyor. % 81’i biz bugünün çocuklarına göre daha fazla deneyimleyerek ve yaparak öğrenirdik diyor.

Merak en güçlü dürtü ve oyun ve merak birleştiğinde, çocuğunuz sizi şaşırtabilir. Bırakın oynasın, kirlensin, döksün, ıslansın. Hepsinin çözümü var ama hızzzla akan zamanda çocukluğun hiç bir dakikası geri gelmeyecek! Kirlenmek güzeldir.

Oyun Kartları ve Omo Şenliği

Aktif Yaşam Derneği’nce hazırlanan ve Prof. Dr. Yankı Yazgan tarafından desteklenen harika bir projesi daha var Omo’nun. Kurgulanmamış oyun olma özellikleri olan 100 adet oyun kartı hazırlanmış. Bunlar dağıtılacak ve anne-babaların elinde örnek oyunlar olmuş olacak. Bunun dışında çocukların ev dışındaki oyun ihtiyaçlarına dikkat çekmek için mayıs ayında Büyük Omo Şenliği etkinliğini düzenlenecek. Tüm bu deneyimleyerek öğrenme farkındalığını artırma çalışmalarına sinema ve tiyatro oyuncusu Demet Akbağ destek vermeye devam edecek.

  yankı-yazgan

 

mehmet-ali-caliskan

 

Son olarak Omo’nun yaptığı araştırmadan ‘teknoloji’ başlığında rakamsal veriler ilginizi çekebilir;  

  • Çocukların ailelerinden istediği şeylerin başında %85 ile bilgisayar geliyor.

  • Ailelerin %64’ü çocuklarına özel bilgisayar, %49’u akıllı telefon ya da tablet sağlamış görünüyor. Öte yandan annelerin %69’u telefon ve tabletin çocukları için zararlı olduğunu düşünüyor.

  • Çocukların %76’sının her gün televizyon izleme izni var. % 70’inde TV izleme süresi günde 2 saatin üstünde. 
(Ailece yapılan ortak etkinliklerin başında yaklaşık %73 ile televizyon izlemek geliyor)

 

 

İyi büyüsün iyi yaşasın

Bir bebeğin hayatında, ana rahmine düştüğü andan itibaren sayılan ilk 1000 günün çok önemli olduğunun altını çizmek isteyen Nestle, özellikle bu dönemi aydınlatıcı bilgiler içeren bir web sitesi hazırladı.

Anneysen.com ekibinin davetlisi blogger anneler olarak, #iyibüyüsüniyiyaşasın #ilkbingün etkinliğine katıldım; Wyndham Istanbul Kalamis Marina‘da Prof. Dr.Gülnihal Şarman‘ı ve Rebul Eczanesi sahibi Eczacı Mehmet Müderrisoğlu’nu dinledik hep birlikte.

teknolojik anneler

 

Diyetisyen Ece Durukan’ın konuşması ile başlayan seminerde bebek için anne sütü önemi, gıdaya geçiş dönemi, ve ilk 3 yıl çocuğun beslenmesi hakkında kısaca bilgiler dinledik. Nestle’nin dünyadaki ilk bebek maması üreten şirket olduğunu vurguladı Ece Hanım, bunu biliyordum ve kişisel olarak Nestle markasına onlarca yıldır bozmadıkları kalitelerinden ötürü bir sempatim vardır.

teknolojik anneler

 

Çok sevgili Prof. Gülnihal Hanımı dinlemeden önce bizler neler yaptığımızı anlattık kısaca ve karşılıklı paylaşımlarla güzel bir etkileşim oldu. Daha sonra hocamızı dinledik; bebeğin ilk günlerini anlattı, duyu organlarının gelişimini, beslenmenin beyin ve tüm sinir hücreleri için önemini görsellerle anlattı. Gülnihal Hanımı saatlerce dinleyebilirdim, bilgileri yanlış aktarmamak adına da fazla girmiyorum; iyibuyusuniyiyasasin.com’a uğrayınız diyorum. Anne adayları ve anneler hatta çocuğu büyütecek olan, onunla vakit geçirecek olan her kim veya kimler ise çok faydalanabilirler siteden.

Siteyi beğendim. Çok net bir şekilde ay/yaş seçimi yaparak istediği bilgilere ulaşabilir kullanıcı. Ben günümüzde anneannelerin, babaannelerin de güncel bilgileri takip ederek ‘çok okuyan, çok araştıran’ annelerele açığı kapama isteği içinde olduklarını biliyorum. Çünkü devir ezber bozma devri, eski bildiklerimizi unutuyoruz hepimiz;bu açıdan çok basit ve anlaşılabilir olmasını isabetli buldum. Site ayrıca akıllı telefonalrdan ve tabletlerden de oldukça pratik ve scroll-on mantığına uygun,tıkır tıkır işleyen bir site olmuş.

Etkinlikte kameram elimdeydi ve Teknolojik Anneler adına kısa bir film derledim, buradan veya aşağıda izleyebilirsiniz. Anneysen.com‘a daveti için teşekkür ediyor, Nestle’yi projeden ötürü tebrik ediyorum. Atelier Rebul‘a da teşekkür ederim, etkinlikle hep gülümseme ile hatırlayacağım bir hediye verdiler, blog ismimle etiketlenmiş bir parfüm. Ne diyelim, hepimizin ortak dileği #iyibüyüsüniyiyaşasın‘lar!

 

Neşe Erberk ile Tursil Buluşması

1-IMG_5706Neşe Erberk ile Buluştuk, Tursil Power Jel ve Annelik Hakkında Konuştuk…

Henkel, yeni nesil çamaşır deterjanı Tursil Power Jel’i blogger’lara tanıtmak üzere, marka yüzü Neşe Erberk ile birlikte keyifli bir organizasyona imza attı. Geçen Çarşamba günü, Neşe Erberk’in sahibi olduğu Etiler’deki Özel Neşe Erberk İlköğretim Okulu’nda düzenlenen etkinlikte biz blogger’lara, Tursil Power Jel’in hem renklilerde hem de beyazlarda ortaya koyduğu güçlü performans anlatılırken, çocuk sağlığı ve hijyen konularında da bilgiler verildi.

İstanbullu blogger’lar olarak Tursil’in marka yüzü Neşe Erberk ile keyifli bir organizasyonda bir araya geldik. Tursil markası ile birlikte bizleri son derece iyi ağırlayan Neşe Erberk, 3 çocuk annesi bir kadın ve Joyfull House Yetenek Geliştirme Merkezleri’nin sahibi deneyimli bir eğitimci olarak Tursil markasının hayatını nasıl kolaylaştırdığını anlattı. 1-IMG_5716Erberk; “Çamaşırların temizliği ve hijyeni benim için çok önemli. Evde olduğu gibi eğitim verdiğimiz okullarda da bu konuya büyük özen gösteriyorum. Bir iş kadını, aynı zamanda ev işlerini kendisi yapan bir anne olarak Tursil Power Jel’in gücünü hem evde hem de işte yanımda hissediyorum. Tursil Power Jel, renklilerde ve beyazlarda harika sonuç veriyor.” dedi. Etkinlikte söz alan Tursil Marka Müdürü Pırıl Unutkan ise “Temiz ve mis gibi kokan çamaşırlar, tüm hanımların gurur kaynağı… İster ev hanımı ister çalışıyor olsun, hanımlar çamaşırda kusursuz temizlikten ve temizliğin çiçek kokusundan vazgeçmiyor. Henkel, olarak biz de Tursil Power Jel ile hanımların çamaşırda tüm beklentilerine cevap veriyoruz.” şeklinde konuştu.

Tursil Power Jel ile hem renklilerde hem beyazlarda etkili

Tursil Power Jel, hem renklilerde hem de beyazlarda gücünü gösteriyor. İçerdiği optik beyazlatıcılar sayesinde renklileri ağartmıyor. Leylak ve taze kır çiçeklerinin kokularından birini tercih edebileceğiniz ürün için “Sıvı formülü sayesinde çamaşır makinesinde toz deterjanların bıraktığı gibi kalıntı bırakmazken, çamaşırlar üzerinde toz kalıntısı problemini de ortadan kaldırıyor” dendi.

Neşe Hanım’ın bizleri teke tek dinlediği ve  etkinliklten çektiğim karelerden bazılarını paylaşıyorum. Tıklayarak büyütebilirsiniz.

1-IMG_5732

1-IMG_5724

Neşe Erberk, Melis Tezcan
Blogger arkadaşım “Süslü Melo” Melis

 

 

Süt pompası kullanmak ya da kullanmamak

Bulut 7 Günlük
Bulut 7 Günlük

1 Ekim – 7 Ekim Emzirme haftası olduğundan hafta öncesinde ve içinde onlarca makale okudum. Anne sütünün ve emzirmenin önemini duymayan bilmeyen olduğunu düşünmüyorum. Peki ya emziremeyenler? Sütü az olanlar ya da sadece tercih sebebi ile emzirmek istemeyenler?

Süt pompası kullanmak ya da kullanmamak

Oğlum beklediğimizden 20+ gün erken geldi, 37. haftanın başında sınır prematüre olarak 2,750gr doğdu. Doğum kilosu haftası için fena sayılmazdı, ama ilk 24 saat içinde vücudun suyu atmasıyla 2,450’ye inince hastaneden eve çıkmama izin vermediler. Doğumum sezeryandı, doğuma suyum gelerek ve acil olarak girdim. Doğum sonrası bebeğim kucağıma verildiğinde sütüm vardı, hatta doktorum ‘Oo, çok iyi’ demişti. Bebeğim de anında memeye yapışmış ve emmişti, daha doğrusu ben öyle sanmıştım.ipek-suer

Ancak bebek son hız gr kaybetmeye başlayınca önüme süt pompasını getirdiler ve bu aletle o zaman tanıştım. Bu andan itibaren bebeği mememde tutsam da, daha ikinci günden sütü milim milim sağdığım ve bebek sütü biberondan içti.

Bu 2 gün 2 gece devam etti. Ben emzirdiğimi, emzirebildiğimi sanıyordum ama taa ki 3.gün hemşirem değişip ‘Bebek emmiyor ki!’ diyene kadar! Bebek memeyi tam kavrayamamış, bu kadar basit! Sonrasında hızla artıya geçtik ve kilo kaybetme durduğu anda (en azından sabit kaldı) evimize çıkabildik. Doğum yapalı 5 gün olmuştu, eşimle gidip süt pompası aldık. Evet bebeğim emebildiyordu artık ama, ne kadar emdiğini ne kadar içtiğini cc olarak görmek istiyordum.

Pompanın çok faydasını gördüm. Hiç bir zaman poşetlere doldurup saklayacak kadar sütüm olmadı ama pompa olmasaydı belki 8 ay emziremeyecektim. Sütüm vardı ama bebek çok güçlü emmedi başlarda ve pompa olmasaydı sanırım emzirme sürem de azalırdı, sütüm de. Pompa sayesinde bir sistem oturtabildim kendimce. Her annenin hikayesi farklıdır, benim emzirme hikayem de böyle.

Emzirme araştırması sonuçlarında annelerin pompadan çekincelerini olduğunu görünce şaşırdım. Sonra kendimi düşündüm, hastane odasında önüme hastane tipi kocaman aleti getirmelerini ve şaşkınlığımı düşündüm. Bu yüzden paylaşmak istedim.  Şu maddeleri ben değil uzmanlar söylüyor;

Süt pompası ile;

  • Süt üretimini düzene sokabilir,
  • Eşleri beslenme sürecine dahil edebilir,
  •  Acil durumlar için yedekte anne sütü bulundurabilir
  • Göğüslerde fazla sütten oluşabilecek ağrı ve sızıları geçirebilirsiniz.

Ben de bunlara şu maddeleri ekleyip bitirebilirim; sağdığınız sütler sayesinde, çocuğu aile büyüklerine bırakıp 5 dakika hava almaya çıkabilirsiniz. İlk aylarda bu nasıl bir lükstür anlatamam. Kendini olaydan soyutlamış baba için de elined biberonla bebeği emzirmek çok büyük bir psikolojik rahatlama sağlıyor, kendimizden biliyorum. Tüm bunları geçin; bebeği emzirmek istemiyor olabilirsiniz, ve ya hiç sütünün yoktur/çok sütünüz vardır; sağıp paylaşmak kadar kutsal bir şey düşünemiyorum.

 

 

Suda Çekim

Terzi kendi söküğünü dikemezmiş! Eşimle birlikte yaz başında başladığımız projemize kendi sayfamda anca yer veriyorum. Bülteni aşağıda aynen paylaşıyorum, ilginizi çekerse birlikte sulu ve eğlenceli bir gün geçirelim! :)
 suda-cekim-aile suda-cekim-cocuk
Aile Albümünüzü Sualtı Fotoğrafları İle Zenginleştirin!
 
Çocuğunuzun sizinle birlikte veya tek başına, suyun büyülü dokusunda görüntülenmesini ister misiniz? Çekimleri eğlenceli, sonuçları çok farklı kareler sunan bu deneyimi siz de yaşayabilirsiniz.
Suda Çekim; Suyun içinde ve / ve ya kıyısında çekim
İpek ve Serdar Süer çifti, çocuklarınızı sualtında görüntülemeye talipler. Çocukları çok seven ve onlarla iletişimi yüksek olan ikili, çekimlere anne-baba olmadan çok önce başlamışlar. Aslen reklam yazarı olan Serdar Süer, hobi olarak sürdürdüğü fotoğraf aşkını, sualtı çekimleri ile profesyonel boyuta taşımış. Eski yüzücü ve yine hobi olarak fotoğrafla çok ilgili eşi İpek Süer ile birlikte fırsat buldukça Türkiye’nin kıyılarında tüplü ve tüpsüz dalışlarla sualtı çekimleri yapıyorlar. Sualtı fotoğrafçılığı dalında çeşitli ödülleri de olan Serdar Süer, eşi ile birlikte hazırladığı ve ses getiren bir proje kapsamında ilk kez çocuklar ile suda çalışma fırsatı bulmuş. Çiftin çocukları dünyaya geldikten sonra su altında çektikleri eğlenceli ve farklı fotoğraflar çok ilgi görmüş ve çevreden gelen ricalar artınca, talepleri değerlendirmeye başlamışlar.
 
Eğer siz de albümünüzde bu eğlenceli fotoğraflara yer vermek isterseniz kendilerine sudacekim@gmail.com adresinden ulaşabilir, sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz;
 suda-cekim-cocuklu
suda-cekim
Fotoğraflar: Serdar Süer. İzinsiz kullanılamaz.

Yeni Samsung Galaxy K Zoom, kamerayı odak noktasına koyuyor

Günlük hayatınızda, seyahatlerinizde ve en önemli anlarınızda size eşlik edebilecek, hem profesyonel bir kamera, hem de telefon özelliklerini bir arada bulunduran Samsung Galaxy K Zoom ile tanışmaya ne dersiniz?

Samsung Electronics, kamerasıyla öne çıkan yeni akıllı telefonu Galaxy K Zoom, gelişmiş dijital kamera teknolojisi ile Samsung’un Galaxy deneyimini bir araya getiriyor. Profesyonel kalitede görsel içerik üretme yeteneğine sahip, eğlenceli ve kullanımı kolay Galaxy K Zoom; kolay çekim, gerçek ışık özellikleri gerçek optik zum ve şık tasarımıyla kullanıcılara ihtiyaç duydukları mobil çözümleri sunuyor.

Kamerayı odak noktasına alan Galaxy K Zoom’un, profesyonel bir kameranın kontrol özellikleri ve fonksiyonlarını sunan gelişmiş teknik kamera sistemi bulunuyor. Galaxy K Zoom’un göz alıcı incelik ve şıklıktaki gövdesinde bulunan, kasa içinde gizlenebilen lens teknolojisi 10x optik zum yapabiliyor. Ayrıca 20,7 megapiksellik BSİ CMOS sensör, ultra net ve ayrıntılı görüntüler oluşturuyor.

Düşük ışık şartlarında mükemmel sonuçlar sağlayan cihaz, hareketin neden olduğu bulanık görüntüyü önleyen Optik Görüntü Sabitleyici (OIS) özelliğine de sahip. Bu özelliklerle, cihazla optik zoom yapıldığında ve düşük ışık ortamlarında bile canlı ve net fotoğraf ve videolar (Full HD) çekebiliyor. Ayrıca cihazın Xenon flaşı, LED’lerden daha parlak bir ışık vererek görüntü kalitesini artırıyor ve doğal bir parlaklık veriyor. Bu sayede yetersiz ışık olan yerlerde bile Galaxy K zoom ile çok daha net ve kaliteli fotoğraflar çekebileceksiniz.

Bu kadar gelişmiş kamera özelliğinin yanında bir çok fonksiyonu da entegre eden Galaxy K zoom’un en dikkat çekici özelliklerini sizler için derledim;

  • Hassas ışık ve netlik dengesi sağlayan  AF/AE (Otomatik Odak/Otomatik Pozlama) Ayrımı
  • Optimize edilmiş 5 farklı filtre ayarı sunan yeni nesil Pro Suggest moduyla; farklı bir filtre uygulaması kullanmanıza gerek kalmıyor!
  • Kullanıcılara selfie çekimlerini kolaylıkla zaman ayarlı olarak yapabilme imkanı veren Selfie Alarm sayesinde çok daha güzel selfieler çekebilirsiniz.
  • Hareketli bir nesneyi odaklanarak ve net bir şekilde çekmek için geliştirilen nesne izleme özelliği ise, sizin için özel olan her “an”ı yakalayabilirsiniz!
  • Galaxy K zoom, bir Galaxy akıllı telefondan isteyebileceğiniz bütün özelliklere sahip. Bu özelliklerden Ultra Enerji Tasarrufu Modu pil tüketimini asgari düzeye indirerek yoğun bir gün içerisinde yaşayabileceğiniz şarj problemini de çözüyor.
  • S Health Lite kişisel fitness koçluğu yapıyor ve formunuzu korumanızda size yardımcı oluyor.
  • Studio uygulaması ise fotoğraf ve videoların kolaylıkla düzenlenmesini sağlıyor.

 

Bu teknik özelliklerin yanı sıra Galaxy K zoom’un tasarımı da oldukça güzel. Kompakt tasarımı sayesinde, üst düzey taşınabilirlik sunan Galaxy K zoom’un ergonomik kavrama özelliğinin yanı sıra şık ve özgün hatları, yumuşak ve rahat bir kullanım hissi veriyor.

 

Galaxy K zoom hakkında detaylı bilgi almak için http://www.samsung.com/tr/consumer/mobile-phone/galaxy-camera/galaxy-camera/SM-C1110ZKATUR adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

çocuk vitamini

Yoksa sizin evde yemek seçen biri mi var?

Çocuğunuzu her şeyden çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizin için hayattaki en önemli şey, büyüme çağındaki çocuğunuzun iyi beslenmesi ve dolayısıyla gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilmesi. Bunun için de, çocuğunuzun düzenli olarak, birçok gıdadan yemesini istiyorsunuz. Haklısınız… Ama bazı şeyler zaman alır.

Çocukluk ve okul öncesi dönemde, iştahsızlık ve yemek seçme, çok sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de 10 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yemek seçiyor¹. Hemen panik yapmadan önce, çocuğunuzun yemek seçen bir çocuk olup olmadığını anlamak için, testimize katılmaya ne dersiniz?

http://vitasure.com.tr/cocugum-yemek-seciyor/yemek-secen-cocuk-testi²

Yemek seçme ile baş etmenin en önemli yolu, ebeveynlerin yeme düzeni kurması, çocuğun aile sofrasının bir parçası olmasını sağlaması ve çocuğa kendi yeme alışkanlıkları ile örnek olmalarından geçer. Ebeveynler doğal yiyecekler ile dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturmayı başarırlarsa, en mutlu sofraların da temeli atılmış olur.

Tabi bütün bu davranışlar, zamanla şekillenir. Bu sürede, çocuğun beslenmesinin eksik kalmadığından emin olmamız da gerekir. Beslenmesi, protein, karbonhidrat ve yağ gibi makro besinler ile vitamin, mineral gibi mikro besinleri dengeli ve içeriği çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmiş besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın, besin takviyeleri de lezzetiyle sizi şaşırtabilir.

İşte bu süreçte, sizi VitaSure ile tanışmanızın tam zamanı! VitaSure, tam ve dengeli beslenmeye destek olmak için özel olarak geliştirilmiş, takviye edici gıdadır. Vitaminler, balık yağları gibi takviyeler sadece mikro besinleri ve esansiyel yağ asitleri desteklerken, VitaSure bunlara ek olarak, protein, karbonhidrat ve yağ gibi büyümenin yapı taşları olan makro besinleri de içerir. Vanilya ve çikolata aromalı çeşitleri ile farklı lezzetler sunar.

Çocuğunuz doğru beslenme alışkanlığı kazanana dek, sağlıklı büyümesine ve zihinsel gelişimine yardımcı olmak için lezzetli yardımcınız VitaSure, hep yanınızda.

http://vitasure.com.tr/

1.IPSOS 2011, 1-10 yaş arası çocukları olan 815 anne ile 12 şehirde Türkiye temsili örneklemle yapılmış Anne Araştırma Sonuçları.

2.Kerzner B. Clinical investigation of feeding difficulties in young children: a practical approach. Clin Pediatr 2009 48:960  

Bir boomads advertorial içeriğidir.

BanvitBurada.com

Dikkat ettim, ne zaman bir alışveriş sitesi hakkında yazacak olsam hep aynı şekilde başlamışım; Vaktiniz mi yok? Zamanınız mı dar?

E ama doğru! Annelik, daha doğrusu ebeveynlik büyük şehir hayatıyla birleşince insan inanılmaz bir koşuşturmacanın içinde buluyor kendini. Neredeyse tüm market alışverini online yapan bir anne olarak ben Mayıs2013’ten beri kullandığım banvitburada.com‘u daha önce tanıtmamıştım.

Banvit'te kırmızı et çeşitleri
Banvit’te kırmızı et çeşitleri

Kendileriyle tanışma fırsatı buldum ve öğrendim ki 2011 yılında kurulmuş olsa da sürekli kendisini yenileyen bir site. Bir alışveriş sitesi hakkında neler yazabilirsin ki derseniz, ben diğer sitelerden farkını yazacağım sadece.

BanvitBurada.com’dan tüm tavuk, kırmızı et, şarküteri ürünleri ve hatta gözlemedir odur budur süpriz çeşitlere kadar varan alışverişinizi yaptınız diyelim (alışveriş için olmasa bile siteye mutlaka bir göz atın derim bu arada) Aldığınız ürünün hangi gün hangi saatte geleceğine kadar seçebiliyorsunuz. Mesela kendinize haftalık bir menü yapıp, menüdekilerin kırmızı/beyaz et ayağını bu siteden karşılayabilir, haftalık program kurup her hafta aynı gün aynı saate ürünlerin elinize ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

internetten et siparişi
İzmir, Muğla, İstanbul Banvit’in sipariş ağında

Dondurulmuş ürün ve/veya dolapta saklanması gereken tüm bu ürünler, soğuk zincir bozulmadan özel araçlarla kapınıza elden ulaştırılıyor. Pakedinizi buzlu, straforlu, özel termostatlı çantadan kendiniz çıkarıyor direk buzluğa atıyorsunuz. Paketlemedeki özeni ve siparişlerin elinize ulaşmasındaki dakikliği gördüğünüzde bu yazıyı neden yazdığımı anlayacaksınız. İşini seven, severek yapan ve her bir ayağını ciddiye alan bir ekibin elinden çıktığı belli olan bu siteyi hayatınıza güvenle katabilirsiniz.

444 26 88 no’lu telefondan da direk sipariş verebilirsiniz. Ayrıntıları ise şöyle özetlemişler;

Çağrı Merkezimiz;
– Hafta içi saat 09:00 ile 22:00, hafta sonu 10:00 ile 20:00 arasında siz değerli müşterilerimize destek vermektedir.
– Ürünlerle ilgili yaşanabilecek problemlerle ilgili hafta içi saat 18:00’a kadar hizmet vermektedir.
– Web Siparişlerinizin durumunu hafta içi 19:00, hafta sonu ise saat 17:00’a kadar takip edebilirsiniz.
– Çağrı merkezimizde oluşabilcek yoğunlulktan dolayı, tüm soru ve görüşlerinizi yukardaki formu kullanarak bize ulaştırabilirsiniz.

 

nestle_logo

Nestle Beslenebilirim Projesi

Geçenlerde Anneysen.com‘un devetlisi olarak Nestle’nin Beslenebilirim Projesi’ni dinlemeye davet edildim.

Keyifli bir kahvaltının ardından, çocuklarımıza örnek menü hazırlayacağımız EKS Mutfak atölyesine geçmeden önce Nestle’den Yaprak Hanımı ve Diyetisyen Ece Hanımı dinledik. Konuşmasına ve içtenliğine bayıldığım Hürriyet Hanım ise Ankara’dan bizler için gelmişti; Beslenebilirim projesinde yer alan öğretmenlerden yalnızca biriydi. Kendisi 30 yıllık öğretmen ve gönüllü kantin denetleyicisiydi. Nestle’nin dünyada ilk bebek maması üreten firma olduğunu bu davette öğrendim.Anneysen etkinliği

Peki, nedir Nestle Beslenebilirim Projesi?

Öncelikle, Nestle bu projeyi Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde yürütüyor. Bunu belirteyim. Amaçları, okul çağındaki çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları kazandırılması ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında bilinç düzeyinin arttırılması. Bu uluslararası bir proje ve dünya genelinde 68 ülkede uygulanan “Nestle Healthy Kids” yani “Nestle Sağlıklı Çocuklar” programının bir ayağı aynı zamanda.

Bu güne kadar 7milyona yakın çocuğa ulaşılmış; ülkemizde 13 ilde 50 okul bu proje kapsamında bilgilendirilmiş. Proje nasıl işliyor derseniz, tam amacına ulaşabilmesi için 3 unsurun tamamlanması gerekiyor; veli eğitimi, öğretmen eğitimi, öğrenci eğitimi. Öğrencilerin günlük eğitimlerine hayat bilgisi ve beden eğitimi derslerinin içine bu eğitim yediriliyor. Proje eğitmenleri, çocuklarla gerek çeşitli oyunlar eşliğinde, gerek yiyecekleri tanıtarak, gerekse de bizzat fiziksel aktivite içeren oyunlar oynayarak eğlenerek bilinçlendirmeye çalışıyorlar.

Şu ana kadar yaptıkları çalışma sonucunda bilgi düzeyinde %15 artış gözlemlenmişler.

Çok kapsamlı, çok zor ama çok faydalı bir işe kalkışılmış. Bana da çocuklarımız için abur cubursuz kantinler, özenle hazırlanmış beslenme çantaları dilemek düşüyor ve Nestle’yi tebrik ediyorum.

Proje hakkında daha çok bilgiye http://www.beslenebilirim.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Seminer sonrası EKS Mutfak Akademisi‘nde Şef Eyüp önderliğinde, hep birlikte örnek bir menü hazırladık. Menümüz sebzeli pilav, tavuk sote, pisi pisi salatası (havuç, patates püresi, sarımsaklı yoğurt) ve vız vız arı tatlısından (muz, armut, tarçınlı sütlü sos) oluşuyordu. Minik bir eleştiri yapmam gerekirse, ben şahsen beyaz pirinci esmer pirinçle değiştirirdim ya da bulgur pilavı tercih ederdim bu menüde Eyüp Şef’im :)

Yaparken, pişirken ve sonrasında hep birlikte yemeklerimiz tadarken, çok keyifli bir gün geçirdik. Anneysen.com’a çok teşekkür ederim!

Bu eğlenceli günde çektiğim karelerden bazıları;

Latigul
Sevgili Esra Oruç yine çok renkli / Latigül.com
IMG_6452
Şef Eyüp çocukları çok seviyor.
cocuk menüsü
Benim pişirdiklerim

 

Ipek Suer EKS

eks mutfak

Ipek-Azra
Azra Uygun Rakıcıoğlu ile