Kategori arşivi: Genel

çocuklarıma neden cep telefonu almıyorum

“bütün çocukların elinde korkunç şeyler var… öyleyse benim çocuğumun da olması gerek öyle mi? yani sırf kendini garip hissetmesin diye, onları aptallaştıran telefonlardan mı almam gerekiyor? 

Louis C.K. yazar, yönetmen, oyuncu, emmy ve grammy ödüllü stand-up sanatçısı ve baba. yazarlığı ülkemizde çok bilinmese de Late Show with David Letterman, Late Night with Conan O’Brien, the Chris Rock Show ve the Dana Carvey show gibi Amerika’nın en sevilen televizyon programlarında ismi geçer.

dün akşam katıldığı Conan O’Brien Show’da ‘çocuklarına cep telefonu almadığını ve almayacağını’ bakın nasıl açıklamış. tam metin videonun altında mevcut, malesef çeviri yapmadan ekliyorum. 


CONAN: It's a big issues with kids, because I have kids the similar age as you.
They want the phone with the apps.
It's a problem.
Louis C.K.: I just don't let them have it yet.
It's easy.
Just say no.
You can't have it.
You know, it's bad for you.
I don't care what you want.
CONAN: I love "I don't care what you want."
Louis C.K.: I'm not there to make them happy.
[Laughter]
[APPLAUSE]
CONAN: Really?
That's great.
That's a terrific philosophy.
Louis C.K.: That is.
I'm not raising -- the children I'm raising the grown-ups that they're going to be.
I have to raise them with the tools to get through a terrible life.
[Laughter]
CONAN: I hope you told them this right before you turn off the light and shut the door.
Your life will be horrible.
Louis C.K.: All the other kids have the terrible things.
So my kid has to -- yeah, let's -- let your kid go and be a better example to these [BEEP] kids.
Just because the other stupid kids have phones doesn't mean that -- oh, my kid has to be stupid otherwise she'll feel weird.
CONAN: Right.
Louis C.K.: You know, I think these things are toxic, especially for kids.
It's this thing.
It's bad.
They don't look at people when they talk to them. They don't build the empathy.
Kids are mean and it's because they're trying it out.
They look at a kid and they go, you're fat.
Then they see the kid's face scrunch up and say ooh, that doesn't feel good.
But when they write they're fat, they go, hmm, that was fun.
CONAN: That tasted good.
Louis C.K.: The thing is you need build an ability to just be yourself and not be doing something that's what the phones are taking away.
Is the ability to just sit there like this.
That's being a person, right?
You have to check.
You know, underneath everything in your life there's that thing, that empty -- forever empty, you know what I'm talking about?
CONAN: Yes.
Yes, I know what you're talking about.
Louis C.K.: The knowledge that it's all for nothing and you're alone.
You know, it's down there.
Sometimes when things clear away, you're in your car and you go, oh, no, here it comes that I'm alone.
Like it starts to visit on you, just this sadness.
Life is tremendously sad just by being in it.
And so you're driving and then you go, oh, that's why we text and drive.
I look around pretty much 100% of people driving are texting.
And they're killing -- everybody's murdering each other with their cars.
But people risk ruining their own and taking a life because they don't want to be alone for a second.
I was in my car one time and Bruce Springsteen came on one time.
And I was listening to "jungle land."
And he go -- and he sounds far away.
CONAN: That's half of them.
Louis C.K.: That's a lot of them.
CONAN: No, he goes --
Louis C.K.: And it's really far away sounding.
Can you do it with a reverb?
You're not doing it.
CONAN: [APPLAUSE]
Louis C.K.: Except with Springsteen, if it were you doing that I would have said what the hell is that on my radio?
CONAN: I did it just the same as Bruce.
Louis C.K.: It made me really sad.
And I go, OK, I'm getting sad.
I've got to get the phone and write hi to 50 people.
Somebody not as cool writes back.
And you go, [BEEP].
I want somebody better.
Hey, how come you didn't answer my text?
[APPLAUSE]
So anyway, I started to get that sad feeling.
I was reaching for the phone.
You know what, don't.
Just be sad.
Just let the sadness stand in the way of it.
And let it hit you like a truck.
I let it come and Bruce -- and I started to feel, oh, my God.
And I pulled over and I just cried like a bitch.
I cried so much and it was beautiful.
It was like this beautiful -- it was just this -- sadness is poetic.
You're lucky to live sad moments.
And then I had happy feelings because when you let yourself feel sad your body has like anti-bodies.
You have happiness rushing in to meet the sadness.
I was grateful to feel sad and then I met it with true profound happiness.
It was such a trip, you know?
The thing is because we don't want that first bit of sad, we push it away with like a little phone [BEEP] for the food.
And you get a little kind of --
[Laughter]
You never feel completely sad or completely happy.
You just feel kind of satisfied with your product.
And then you die.
So that's why I don't want to get a phone for my kids.
[Laughter]
[APPLAUSE]

Çocuk İstismarına Hayır!

 Çocuk İstismarına HAYIR! #çocukistismarınahayır
Fikirdenk’in düzenlediği ve unnadó’nun sponsor olduğu “Çocuk İstismarına Karşı Ebeveyn Bilinçlenme Semineri”nde “Cinselliği çocuklarımıza kaç yaşında ve nasıl anlatmaya başlıyoruz?” “Cinsel istismar nedir ve nasıl fark ederiz?” “Fark edildiğinde ne yapılmalı?” ve “Kanunlar ne diyor? Hukuki süreç nasıl işliyor?” gibi sorular tartışıldı. Avukat Ebru Arayan, Avukat Seray Uysal ve Psikolog Pınar Mermer’in konuşmacı olarak katıldığı seminere “İnternet Anneleri” online katılım desteği verdi.
 
unnadó, www.fikirdenk.com’un düzenlediği ve www.internetanneleri.com’un online katılım desteği verdiği “Çocuk İstismarına Karşı Ebeveyn Bilinçlenme Semineri”ne sponsor oldu.
 
Türkiye’de son on yılda rapor edilen çocuk istismarı sayısı 250 binin üstünde. Ayrıca, dünya suç sıralamasında ülkemiz 3. sırada. En son verilere göre, sadece 2012 yılında Türkiye genelinde çocuklara karşı cinsel istismar için rapor edilen vaka sayısı yaklaşık 19.000. 5–10 yaş arası çocukların yüzde 55’i, 10-15 yaş arası çocukların yüzde 40’ı aile içi istismara maruz kalıyor.Toplum baskısı, aile tepkisi gibi kavramlar yüzünden kayıt dışı olan gerçek sayının ne olduğu ise hiç bilinmiyor.
 
Psikolog Pınar Mermer konuyla ilgili şunları söyledi: “Cinsellik kültürümüzde bir tabu. Cinsellikle ilgili gerekli bilgiyi almayan çocuklar istismara çok açık oluyor. Ailelerin uzmanlardan ya da konuyla ilgili kitaplardan destek alarak çocuklarını kısa ve net yanıtlarla bilgilendirmeleri önemli. Ayrıca çocuklarınızın sosyal medya hesapları varsa onları kimlerin takip ettiğini kontrol etmelisiniz. Çocuklarda aniden ortaya çıkan alt ıslatma, yalan söyleme, uyku sorunu, tırnak yeme, kabuslar, vb. pek çok durum cinsel istismar göstergesi olabilir. Küçük yaşlardaki cinsel istismar, hayat boyu yaralar bırakabiliyor. İleri yaşlardaki yeme bozukluklarının, cinsel bozuklukların temelinde cinsel istismar yatıyor olabilir. Aynı şekilde, çocuklarıyla ilişkilerinde sıkıntı yaşayan ebeveynler de çocukluklarında cinsel istismara uğramış olabilir.” 
 
Avukat Ebru Arayan ve Avukat Seray Uysal konunun hukuki boyutu konusunda izleyenleri aydınlattı. Ebru Arayan, “Çocukların cinsel istismarı konusunda, bunu yapan kişi bir yetişkin olabileceği gibi daha büyük bir çocuğun daha küçük bir çocuğu tacizi örneklerine de rastlanıyor” dedi ve konuyla ilgili yasal bilgiler verdi.   
 
Seray Uysal ise şunları ekledi: “Yakın akrabalar tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar durumunda ceza süresi, eve daha rahat girip çıkılabilmesi dolayısıyla artıyor. Yine de çocukların cinsel istismara maalesef en çok yakınlarından maruz kalabildiğini görüyoruz. Çocukların cinsel istismarı konusuyla açılan davalar, kamu davası kapsamında işlem görüyor. En büyük güçlük olayın ortaya çıkarılması. Bir cinsel istismar şüphesi ya da tanıklığı olan herkesin en yakın savcılığa başvurması çok önemli.”
 
*basın bülteni aynen aktarılmıştır.

tek tıkla moda; modasor.com!

eminim anne olanlar beni anlayacaklardır diyerek hemen konuya giriyorum; oğlum hayatıma geldiğinden beri, giyim kuşam söz konusu olduğunda işin kolayına kaçıp, elime geçeni üstüme geçiriyorum. abiye ya da nasıl söyleyeyim şık olmak istediğim noktada, nereye bakacağımı nerden başlayacağımı bilemiyorum. 7/24 annelik beni o kadar meşgul etti ki 3 yıldır, iş abiyeye geldiğinde tam anlamıyla ‘tıkanıyorum’.

Abiye ve spor bir arada, çanta Michael Kors

bir site keşfettim ve o kadar etkilendim ki hemen sizinle paylaşmak istiyorum. Modasor.com Türkiye’nin ilk moda arama motoru. ‘moda arama motoru’ nedir derseniz; aklınızdaki ürünün rengi, fiyatı, markası gibi özelliklerini belirlediğinizde, tek tıkla, onbinlerce ürün arasından seçiminize en yakın alternatifleri sunan bir sistem. ayrıca ürün araması yaparken, Türkiye’deki en popüler özel alışveriş sitelerindeki fırsatlar arasından arama yapılıyor.

aralarında markafoni, trendyol, daybuyday, lidyana gibi sitelerin olduğu ürün portföyünden, seçtiğiniz fiyat aralığına en uygun ürün üstelik o sitedeki kampanya dahilinde önünüze çıkıyor. yani aslında bir çok moda sitesini tek adreste elinizin altında tutabiliyorsunuz. bunun en avantajlı yanı kampanyaları, indirimleri kaçırmıyorsunuz. vakit kazanıyor ve akıllı seçimler yapabiliyorsunuz. 
‘akıllı’ diyorum çünkü isterseniz, seçtiğiniz ürüne en uygun tamamlayıcılar da listeleniyor, tüm bahsettiğim sitelerden örneğin sizin seçtiğiniz abiye elbiseye uygun, abiye ayakkabı ve çanta seçenecekleri de önünüze tıkır tıkır geliyor. 

sitede ayrıca son moda trendleri, ipuçları, vb pek çok başlığı bulabilir, isterseniz ‘marka alarmı’ butonu yardımıyla sadece takip etmek istediğiniz marka veya markalara ait indirim ve fırsatları e-posta aracılıyla takip edebilirsiniz.

son olarak, modasor.com’un facebook sayfasında bir yarışma dikkatimi çekti, ismi modatag. sayfayı beğendiğinizde otomatik olarak uygulamaya yönlendiriliyor ve katıldığınız taktirde 1 yıllık kıyafet kazanma şansı veya 6 ay süreyle 75tl hediye çeki kazanma şansı yakalıyorsunuz. benden söylemesi. bol şans!

daha ayrıntılı bilgi için;
Facebook için buraya, Twitter için buraya tıklayın.
E-Posta: iletisim@modasor.com 
 
ipek süer

sosyal medya ve haklarımız





İnternet Teknolojileri Derneği’nin internet sayfasında paylaşılan metni aynen aktarmak isterim; 

 
SOSYAL MEDYA VE HAKLARIMIZ
 

• BM ve bazı uluslarası kuruluşlar İnterneti ifade ve basın özgürlüğünün temel aracı olarak ilan etmişlerdir. İnternet ve Sosyal Medya, bireyin gelişmesi, topluma katılması ve demokrasi için vazgeçilmezdir. Bütün dünyada geniş kitleler bilgiye erişim, saydamlık ve yönetime katılım talep etmektedirler.

• İfade, protesto özgürlüğü ve mahremiyet temel insan hakkıdır. İfade özgürlüğü, çoğunluğa ters gelen görüşleri de kapsar. Ancak hakaret, nefret söylemi ve şiddete çağrı kapsam dışıdır.

• Sosyal Medya günümüzde iletişim ve örgütlenme tarzlarını belli ölçülerde değiştirmiştir. Sosyal Medya toplum için bir “baş belası” değil, başüstünde tutulması gereken bir araçlar topluluğudur.

• Sosyal Medya kullanımı yasadışı bir eylem olmayıp anayasal bir hak olan iletişim özgürlüğünün bir parçasıdır. Yasadışı eylem vatandaşların Sosyal Medya aracılığıyla iletişimine kulak kabartmaktır. Zira Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 22. maddesine göre “Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.”

• Gezi Parkı eylemleri göstermiştir ki Sosyal Medya vatandaşların hak arama çabalarına mükemmel şekilde destek olmaktadır. Bu destek vatandaş ve devlet arasındaki bilgi eşitsizliğini gidermek suretiyle gerçekleşmektedir. Basının tamamına yakınının gerçekleri görmezden gelmesi veya açıkça yalan haber üretmesi karşısında Sosyal Medya gerçeklerin öğrenilmesinin yolunu açmıştır.

• Hakaret, nefret söylemi ve şiddete çağrı içermeyen hiçbir Sosyal Medya paylaşımı suç değildir. Buna bir gösteri duyurusu veya şiddete maruz kalmış insanların doktor/eczane gibi bilgi ihtiyaçlarını içeren paylaşımlar da dahildir.

• Vatandaşların kendi isimlerinden farklı isimlerle (nick) Sosyal Medyada faaliyet göstermeleri Internet’in en yaygın kurallarından biridir. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç oluşturmaz.

• Sosyal Medyada paylaşılan içeriği suç haline getirmenin, olumsuz düzenleme çabalarının ve kullanıcılara yönelik gözdağı operasyonlarının amacı, insanları oto-sansüre zorlamaktır.
Oto-sansür, ifade, bilgi ve iletişim özgürlüğü ihlallerinin en korkuncudur ve demokratik bir hukuk devletinde otoritenin oto-sansür dayatması kabul edilemez.

TEKNİK YÖNDEN
• Twitter, Facebook, Gmail ve Hotmail gibi hizmetler bilgiyi şifreleyerek taşırlar. Bu şifrelerin kırılması imkansıza yakın derecede zordur. Şifreli iletişimin göstergesi tarayıcının adres çubuğunda bulunan küçük bir kilit işareti ve “https://” ibaresidir (“http://” yerine).

• Bu sistemlerin içerdiği kullanıcı verilerini Internet üzerinde şifresiz görmek mümkün değildir. Ancak tüm veriler büyük oranda ABD’de bulunan ve ilgili şirketlerin kontolündeki sunucularda toplanmaktadır. Bu şirketler tüm kullanıcı verilerini görebilirler ve başkalarıyla paylaşabilirler.

• Devlet kaynaklarından ve çeşitli kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla Facebook kullanıcı verilerini devletlerle paylaşmakta, Twitter ise veri paylaşımını şimdilik reddetmektedir.

• Tüm dünyada Gmail ve Hotmail’ın geliştiricileri olan Google ve Microsoft şirketlerinin kullanıcı verilerini hükümetlerle paylaştığına dair genel bir kanı vardır. 

Kamuoyuna ve ilgililere, aşağıda adları bulunan kuruluşlarca saygıyla duyurulur. / 29 Haziran 2013
Alternatif Bilişim Derneği alternatifbilisim.org
Bilgisayar Mühendisleri Odası bmo.org.tr
Elektrik Mühendisleri Odası emo.org.tr
İnternet Teknolojileri Derneği inetd.org.tr
İnternet Yayıncıları Derneği iyad.org.tr
Korsan Parti Hareketi korsanparti.org
Linux Kullanıcıları Derneği lkd.org.tr
Pardus Kullanıcıları Derneği pkd.org.tr
PHP Geliştiricileri Derneği pgd.org.tr
Telekomcular Derneği telekomculardernegi.org.tr

bir ‘küçük kara balık’ varmış…

Mevcut okul öncesi eğitim sistemine razı olmayan bir grup velinin bir araya gelerek kurduğu “veli inisiyatifi” ilk anaokulu örneği olan, Küçük Kara Balık Çocuk Evi, 2013-2014 eğitim yılında Erenköy’deki yeni binası ile daha çok çocuk ile Montessori felsefesini buluşturmayı hedefliyor.
 
Erenköy’deki yeni binalarına taşınmak için çalışmalara ve tanıtıma başladıklarını belirten “Veli İnisiyatifi Bir Montessori Okulu: Küçük Kara Balık Çocuk Evi”nin velileri birlikte bir şeyler başarmanın yapıcı gücüne inanan herkesi çocuğu olsun olmasın aralarına davet ediyorlar. Yeni binalarına taşınma aşamasında yeniden okul tanıtım günleri ve çeşitli etkinlikler düzenleyen büyük kara balıklar yeni binalarında daha çok “Küçük Kara Balık”a ulaşabilmenin mutluluğunu paylaşmak, seslerini duyurmak için destek arayışlarını sürdürüyorlar.
Bu amaçla düzenlenen tanıtım toplantılarının detayları şöyle;
 9 Mayıs- Perşembe , 10:30- Caribou Cafe- Caddesbostan  
16 Mayıs – Perşembe, 18:30 – Küçük Kara Balık Çocuk Evi-Koşuyolu
 
* blogumda paylaştığım bu post, destek amaçlıdır. Küçük Kara Balık’ın web sitesine buradan, ‘Montessori nedir?’ diyorsanız derneğin sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

GDO : geri dönüşü olmaz!

endişemiz büyük… geneteği değiştirilmiş her türlü gıdadan çocuklarımızı nasıl koruyacağız? gıdalardaki GDO’nun kanunen yasaklanması gerekmez mi, yasadaki esnekliklerin bir an  önce halledilmesini istemez misiniz? GreenPeace’in duyurusunu aynen paylaşıyorum;

Greenpeace

Merhaba,

Sana çok önemli bir haber vermek için yazıyorum. Bugün, hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren bir kampanya başlattık: GDO’nun Geri Dönüşü Olmaz. Kapımıza dayanan GDO tehlikesine karşı bir kez daha harekete geçiyoruz!

Peki nedir bu kapımıza dayanan tehlike? Anlatayım: Mersin Limanı’nda yakalanan pirincin genetiği değiştirilmiş (GD) olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından kanıtlandı. Bu demek oluyor ki, hem bakanların hem de ABD büyükelçilik yetkililerinin bu skandal boyunca yaptıkları açıklamalar, doğru değilmiş. Artık boş sözlere karnımız tok. GDO konusundaki açıkların yasayla kapatılmasını isteyelim. Sen de bugün Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’e ‘Geri Dönüşü Olmaz’ der misin?

Bu kampanya, ülkemizin GDO’yla verdiği sınavda çok kritik bir dönüm noktası. Çünkü yaşadığımız pirinç skandalını önlemekte yetersiz kalan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, GDO yasalarını “bulaşıklık toleransı” bahanesiyle esnetmeye çalışıyor. Tabii ABD’nin baskısıyla! GDO toleransı konusunda AB ile mevzuatımız farklıymış gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor. Bakanlık kendi denetim yetersizliğini yasalarda değişiklik yaparak örtbas etmeye çalışıyor.

Böyle bir değişiklik, yasalarımızın AB mevzuatlarıyla olan uyumunu bozar. Şu an yapılması gereken yasanın esnetilmesi değil, tam tersine daha sıkı hale getirilmesi ve GDO’ların tamamıyla yasaklanması. Sen de “Geri Dönüşü Olmaz” kampanyamıza katıl ve Mehdi Eker’e GDO’suz bir gelecek istediğini hemen söyle.

Bu skandalı neresinden tutarsan tut, altından başka fiyaskolar ortaya çıkıyor. Mesela… Bu yaşadığımız durum, dünyada bir ilk. Test edilen pirinç örneklerinde hem Amerika’da üretilen LL601, hem de Çin’de üretilen BT63 kodlu GD pirinçlere rastlandı. Aynı pirinç örneğinde bu iki GDO çeşidinin bir arada olması daha önce hiç görülmemişti. Ayrıca bu skandal, uluslararası bir boyut da taşıyor. Greenpeace Meksika, Avrupa ve Çin ofisleri başta olmak üzere uluslararası düzeyde harekete geçti.

Geçen yıl “Yemezler” kampanyamıza 400 bine yakın insan katılmıştı. Böylece gıda amaçlı GDO başvurularının geri çekilmesini sağladık. Şimdi lütfen sen de bize katıl. Bakan Mehdi Eker’e “Geri Dönüşü Olmaz” diyelim ve GDO’yu soframızdan uzak tutmaya devam edelim. Sinsice soframıza girmeye çalışan GDO’nun önünü hep birlikte keselim.

“Bulaşma” adı altında GDO konusunu esnetmeye çalışan yasa tasarısının geri çekilmesini ve gıdadaki GDO’ların hemen kanunla yasaklanmasını ancak senin desteğinle sağlayabiliriz.

Şimdiden teşekkürler.

Tarık Nejat Dinç
Tarım Kampanyası Sorumlusu

Samsung Smart Fotoğraf Makinesi ve Tablet Bir Arada!

Samsung’un Smart Camera 2.0 özellikleriyle donatılmış yeni Smart Fotoğraf Makinesi WB250F, tablet dünyasının beğenilen modeli Samsung Galaxy Tab 2 7.0 ile birlikte, kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.

Samsung Electronics, Türkiye pazarına yeni sunduğu geliştirilmiş Smart Fotoğraf Makineleri ailesinin yeni üyesi WB250F’yi, çok avantajlı bir fırsatla tüketiciye sunuyor. 12 Nisan’da başlayacak kampanya kapsamında; Wi-Fi bağlantı desteği sunan ve “tek tuş” konsepti ile çekilen fotoğrafların anında internette paylaşılmasını sağlayan, yüksek zumlu WB250F; Samsung’un başarılı tableti Galaxy Tab 2 7.0 16GB 3G modeli ile birlikte, yalnızca 1399 TL.*

WB250F beyaz renk seçeneği ile sunulurken; 2 renk seçeneği ile sunulan Galaxy Tab 2 7.0 16GB 3G tablet için klasik görünümden vazgeçmek istemiyorsanız siyah, minimal ve sade bir görünümü beğeniyorsanız beyaz rengini tercih edebilirsiniz.

Fotoğraf çekerken kullanım kolaylığı, kompakt tasarım, gelişmiş özellikler, yüksek kalite ve anında internette paylaşım gibi özellikler arıyorsanız; 7 inç ekran boyutu ve şık tasarımı ile, Samsung’un maksimum taşınabilirlik sunan tableti Galaxy Tab 2 7.0’ın da dahil olduğu bu avantajlı WB250F paketi tam size göre… “Smart Multimedya Paketi” kampanyası sayesinde WB250F ile çektiğiniz fotoğrafları, AutoShare özelliğiyle anında tabletinize aktarabilirsiniz.

Yenilikçi özellikleriyle WB250F
WB uzun mesafeli zum serisinin yeni, gözde fotoğraf makinesi kullanıcıya şık ve klasik tasarımlı bir fotoğraf makinesiyle, üstün kalitede fotoğrafları zahmetsiz bir şekilde çekme olanağı sunuyor. WB250F’nin üstün optik performansı sayesinde 18 kata kadar optik zum yapılabiliyor ve 14.2 Megapiksel BSI CMOS  sensör ve 24mm geniş açı lens ile olağanüstü fotoğraflar kolayca çekilebiliyor. Klasik bir tasarıma sahip olan WB250F, dokunmatik LCD ekran ve beş yönlü navigasyon tuşlarından oluşan hibrit bir dokunmatik arayüz içeriyor. Bu sayede kullanıcılar, cihazı kendi tercihlerine göre kontrol edebiliyor. Cihazdan en iyi şekilde faydalanmak isteyen kullanıcılar, tam manuel mod seçeneğini tercih ederek fotoğraf makinesinin tüm ayarlarını yönetebiliyor.

Ayrıca yeni WB serisi fotoğraf makineleri; En İyi Yüz gibi en doğru fotoğrafı çekmeyi kolaylaştıran özelliklerle birlikte sunuluyor. Bu özellik sayesinde, grup fotoğraflarında çekilen bir dizi fotoğraf içerisinden herkesin en iyi yüz ifadesi otomatik olarak tercih ediliyor ve böylelikle fotoğrafta herkesin en iyi şekilde görünmesi sağlanıyor. Ayrıca SMART Mode ve Hareketli Fotoğraf özellikleri kullanıcıya her koşulda profesyonel kalite ve yaratıcılık standartlarında çalışma olanağı sağlıyor. Bunlara Wi-Fi özellikleri de eklendiğinde, kullanıcı yüksek kalitede fotoğrafları hızlı ve kolay bir şekilde paylaşabiliyor. WB250F’yi açılır kapanır flaşı tamamlıyor.  

Galaxy Tab 2 (7.0): Hareket halindeyken iletişimin ve eğlencenin tadını çıkarın
Optimum boyutları, hafif ve 10.5 mm inceliğindeki tasarımı ile kolayca taşınabilen GALAXY Tab 2 (7.0), eğlenceli ve heyecan verici yeni uygulamalarıyla her an sosyalleşmenizi sağlıyor. GALAXY Tab 2 (7.0), oyundan vazgeçemeyenler için ideal bir cihaz seçeneği oluşturuyor. Oyunseverler, 7 inç ekranın taşınabilirlik özelliğinden maksimum faydalanarak istedikleri her yerde oyun keyfini yaşayabiliyor.

AllShare Play ile tabletinizdeki görüntüyü diğer cihazlarınıza aktarın
Android Jelly Bean işletim sistemi ile güncellenebilen GALAXY Tab 2 (7.0), benzersiz özelliklere sahip gelişmiş kullanıcı ara yüzü ile öne çıkıyor ve Face Unlock (Yüz Kilidi) ve AllShare Play gibi yenilikçi özellikleri parmaklarınızın ucuna getiriyor. AllShare Play özelliği GALAXY Tab 2’de görüntülediğiniz bir multimedya içeriğini diğer Samsung cihazlarıyla paylaşmanızı sağlıyor. Yani tabletinizde görüntülediğiniz bir filmi, videoyu ya da fotoğrafı TV’nize aktararak, arkadaşlarınızla birlikte izleyebilme olanağı sunuyor. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra Galaxy Tab 2 (7.0), çoklu görevlerin üstesinden kolayca gelerek işlevselliği maksimuma taşıyor.

Kampanya hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayın.

*Kampanya stoklarla sınırlıdır. Tavsiye edilen satış fiyatıdır.

https://twitter.com/samsungturkiye
https://www.facebook.com/SamsungTurkiye
http://www.youtube.com/user/samsungturkiye
http://instagram.com/samsungturkiye
samsung kampanyasi
Bir bumads advertorial içeriğidir.

Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet

Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği ‘parmağının ucunda’ hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

Şimdi Doping Internet Zamanı!

Doping, internet kullanıcılarının sesini dinledi, herkesin cebine ve beklentisine uygun yeni kampanyalarını www.doping.com.tr’de duyurdu! Doping, uygun fiyatlar ve satış sonrası müşteri memnuniyeti yaklaşımı ile kullanıcılara farklı ihtiyaçlara yönelik ürün ve tarife paketleri sunuyor.

Her ihtiyaca yönelik çok avantajlı kampanyalar var

Ev telefonu kullanmıyorum sadece internet isterim diyenlere, sunduğu Sade Doping hizmeti ile internete bağlanmak için ekstra telefon aboneliğine gerek kalmıyor, böylece telefon için her ay sabit ücret ödeme derdi de ortadan kalkıyor. Hem kafanız hem de cebiniz rahatlıyor! Üstelik 5 ay 10 ay değil 24 ay boyunca sabit fiyat garantisi ile! Ayrıntılar www.doping.com.tr ‘de.

–  Hem internet hem de telefon isterim diyenler için ise Süper Eko Doping’in çok avantajlı fiyatları ile büyük tasarruf fırsatı sunuyor. Kesintisiz ve yüksek kalitede internet deneyimine ek olarak 24 ay sabit fiyat garantili, uygun fiyatlı paket teklifleri ile hem internet hem de telefon faturanızı hafifletiyor. Telefon ve internet hizmetinizi tek bir faturada almanız ise bambaşka bir kolaylık. Üstelik Süper Eko Doping paketlerinde aktivasyon ücretleri de hediye! Ayrıntılar www.doping.com.tr ‘de.

İnternet Özgürlüktür! Özgürlüğüme düşkünüm, taahhüt vermem diyen internet kullanıcılarına Doping’den müjde! Doping, taahhütsüz kampanyaları ile, kullanıcılarına sunduğu özgürlük ve şeffaflığı kampanyalarına da yansıtıyor. Kullanıcılar özgür internetin tadını çıkarıyor! Ayrıntılar www.doping.com.tr ‘de.

Siz de bu birbirinden avantajlı internet kampanyalarını incelemek için hemen tıklayın!

Doping Internet’i sosyal medyada takip edebilirsiniz.
Facebook.com/DopingInternet
Twitter.com/Doping_Internet
Youtube.com/DopingInternet

doping internet
Bir bumads advertorial içeriğidir.

‘Blogcu Anne’ olmak?

blog yazmaya başladığım dönemden beri -7yıl olmuş- fotoğraf, gezi, sinema, vb. bloglar arasında dolaşmışım. algıda seçicilik olsa gerek, ne zaman ki hamile kaldım, google 5 sorumun 3’ünde bir blogcu anneyi çıkardı listesinde karşıma. blogcu anne derken, sayfanın adı zaten Blogcu Anne. bu ismi nasıl yadırgadığımı hatırlıyorum. ne kadar başarılı bir isim olduğunu ise şimdi  anlıyorum. spot isim oldu denebilir sosyal medya açısından, ‘blogger’ yerine ‘blogcu‘ olmasını da ayrıca seviyorum.

twitter yeni hareketlenmeye başladığında da ilk eklediğim isimlerden biriydi @blogcuanne.  samimi ve çok doğal, aynı zamanda mesafeli ve temkinli. komik ama laubali değil. eleştiren ama öncesinde araştıran. hamile veya anne iseniz kesinlikle takip etmenizi öneririm.

Blogcu Anne, Elif Doğan. iki oğlum bir blogum var diyor. çok rahat okuyorsunuz yazılarını, çok akıcı. kendisi ‘Bana bir konu verilse bu kadar rahat yazamam, ama blogda çok rahatım’ diyor. zaten sevilip çokça takip edilmesinin anahtarı bu bence;  anneyseniz hergün yaşadığınız basit ayrıntıları görüyorsunuz yazılarında ve bir çeşit rahatlama hissediyorsunuz, sihirli cümle ‘Annelik Her Zaman Toz Pembe Değil”
değil tabii, çok güzel anlatıyor bunu Elif!  bugün yarın kitabı çıkıyor aynı isimde, kendisine -ne zamandır sormak istediğim- sorularım var. sorularım ve verdiği cevaplar bu yazıda, blogcu anne’ye ulaşabileceğiniz linkler ise aşağıda;


blogcuanne.com
twitter’da blogcu anne

facebook’da blogcu anne
instagram’da blogcu anne

 
#HerGuneBirBlog #BlogcuAnne
 

wotwots cepte!

yeni zellanda yapımı WotWots çok şeker bir animasyon, içeriğiyle de klasik çizgi filmlerden hemen ayrılıyor.

bilmeyenler için kısaca konu; SpottyWot (mavi) ve DottyWot (pembe) minik araçlarıyla dünyamıza gelen uzaylı iki kardeş WotWot :) dünyadaki herşeye yabancılar ve keşifteler. hayvanları izliyorlar, bilgisayarda inceliyorlar, öğreniyorlar ve bunu yaparken “wot wot, wodi wodi?” gibi mırıldanmalar dışında tek kelime etmiyorlar!  

bu karakterlerin uygulamasını görünce, hiç incelemeden yükledim. ana ekranda maviwot var, aracın içinde koltuğunda otururken görüyoruz. koltuğunu çevirmek, gıdıklamak, uyandırmak gibi bir kaç aksiyon var bu sayfada.
yine animasyon serisinde olduğu gibi aracın periskobu var, asıl aksiyon burada. ormanda gizlenmiş hayvanları  bulmaya çalışıyor wotwot. hayvanı görüp tıkladığınızda, saklandığı yerden beliriyor.
görseller gayet gerçekçi, wotwot çok şeker, ama sadece maviwot var uygulamada. çok sınırlı bir uygulama. araç içi ekranında pek bir numara yok, çocuk 3-5 kere wotwotu kikirdetiyor, o kadar. evet şeker ama çocuğa birşey kattığını söyleyemem. periskop kısmı ise bende tam hayal kırıklığı yarattı; ben çocuk hayvanı bulduktan sonra -aynı serideki gibi- hayvanın özelliklerini (rengi, türü, beslenmesi vb) tanıtmasını bekliyordum. hayır, sadece saklanbaç oyunu tarzında tıkla ve bul şeklinde yapılmış.

uygulamanın 4+’a hitap ettiği belirtilmiş, bence daha küçük yaş grubu 24-36 ay grubunu hayvanları bulma kısmı eğlendirebilir, gerçek görsel kullanılması, hayvanları tanıması açısından avantaj bence. 4+ için ise hem hafif kalır, hem çok verici olmayacaktır. 
Pukeko Pictures GP Limited’e ait uygulamayı buradan yükleyebilirsiniz. yine wotwot’lara ait e-kitap incelemesini çok yakında blogumda bulabilirsiniz.

teknolojik annelere mobil rujlar

ta taaam! blogumundan ilk kez hediye veriyorum.

malumunuz, niyetim belli, takipçi sayımı arttırmak. ‘hediye ne verebilirim ki, iPad uygulaması değil heralde’ diye düşünüp dururken, bunları buldum;

teknolojik annelere hediyem: Bourjois marka, mini rujlar. tam adı Bourjois effet 3D mini mobile lipgloss! fotoğrafta gördüğünüz gibi minik aparatı sayesinde telefon veya anahtarlığınıza takabiliyorsunuz.

tek ricam blogumu ve/veya facebook sayfamı takibe almanız, ve istediğinizi belirtmeniz. şimdilik elimde 3 tane var, beğenirseniz devam ederim.

bu arada ben de blog/hediye ilişkisi hakkındaki yazım için izlemede kalayım. 

hepinize sevgiler!
 

dersimiz müşteri memnuniyeti, “varlık oyuncak”

öncelikle bu bir şikayet yazısıdır, baştan uyarayım isterim.

çocuğu olan herkes bilir, özel gün olsun olmasın, eş dost tanıdık kimse eli boş gelmez çocuklu eve. ‘nolur birşey almayın, oyuncağımız çok’ cümlesi kesinlikle işe yaramadığından ‘nolur çok para harcamayın’a çevrilir cümle. ailecek Lego sevgimiz bilindiğinden oğlumuza doğumgününde lego tarzı(!) oyuncaklar geldi.

‘legoya benzer’ kelimesini açmak isterim bu noktada. lego desen değil, ama resimleri, adamları, alet edevatları bakıldığında aynı. kutu üzerindeki fotoğrafta bile aynı kompozisyon yaratılmış oyuncaklarla. hiç önemli değil, bizi saymışlar, çocuğumuza oyuncak almışlar, yanlış anlaşılmasın sözüm asla hediye seçimine değil. 

fazla uzatmayayım, 2 kutu VARDEM marka yap-boz’umuz oldu, Şantiyem ve Yapboz Tren Seti isimli ürünler. internet sayfalarında bile bu ürünler Legolar kategorisinde sıralanmış, yakınlarımız da Lego sanarak aldılar muhtemelen. gel gör ki, iki kutudan çıkan yapbozların kalitesi çok farklı. tren setininki nispeten iyi, şantiyeninkiler çok kötü. 2 kutunun parçaları birbirine geçmediği gibi, aynı kutudan çıkan parçalar dahi doğru düzgün birleşmiyor ki!


ucuzdur, alternatiftir, beğenmeyen almaz, buraları geçtim. sorunum burdan sonra başlıyor. Varlık Oyuncak’ı aradık. aynı marka iki kutu arasında neden bu kadar kalite farkı olduğunu ve parçaların birbirleriyle neden uyumsuz olduğunu sorduk. aldığımız cevap şu oldu; “Aldığınız yerle konuşun. Biz ne bilelim kutunun içinden ne çıktığını, kutuya bişey koyup koymadıklarını, değiştirip değiştirmediklerini..” kutuları kendimiz açtığımızı, içindeki poşetleri dahi kendimiz açtığımızı söyledik. “Beğenmediyseniz geri verin, başka şey alın, nedir yani?”
evet nedir yani, ne beklemeliydik ki zaten? 

internet anneleri

sanaldan gerçeğe, internet anneleri!
interneti aktif olarak kullanan ne kadar çok anne var, fark ettiniz mi?
bunun sebebi aslında çok açık; bebek doğduktan sonra mecburiyetten bir süre eski sosyalliğini devam ettiremeyen anne, elinin altındaki internette vakit geçirmeye başladığı anda, kendini buluyor. aynı süreci yaşayan, aynı sorunları atlatan annelerle yazışmak, yalnız olmadığını bilmek -kendimden biliyorum- insanı çok rahatlatıyor. ve bu ‘online’ arkadaşlıklar bir süre sonra kaçınılmaz olarak vazgeçilmez dostluklara dönüşüyor. bu konuda daha önce burada bir yazı da yazmıştım.
 
işte tam da bu “sanaldan gerçeğe” motivasyonuyla başlamış bir oluşum var, ismi tabii ki İnternet Anneleriweb sitesi çok yakında açılacak olsa da, onlar çoktan organizasyonlara başladılar. annelerin çok faydasını göreceğini tahmin ettiğim, seminer ve workshoplar ardı ardına geliyor. 
 
benim ilgimi çeken kısmı ise tüm bu eğitimlere online olarak da katılabiliyor olmanız!  bir internet bağlantınız olduğu sürece bu eğitimlere katılabilirsiniz. bu hizmet sayesinde başka şehir, hatta ülkelerdeki anne/babalar, hem de evden çıkması zor olan anneler de eğitimi izleyebiliyorlar. ister bilgisayardan, ister tablet veya android uyumlu telefondan ortama bağlanılabilinir.
bağlanmak öyle zor değil, eğitim öncesi teknik olarak kısaca bilgilendiriliyorsunuz, sonrasında size bir id veriliyor ve etkinlik anında evinizden, işyerinizden bağlanıyorsunuz.
 
‘çocuğu bırakamadım, trafikten korktum, bu havada çıkamadım’ sıkıntısı yok, daha ne istiyorsunuz? (ヅ)
 
“internet anneleri” kendilerini böyle anlatıyorlar;

İnternet Kullanan Anneler Artık Birarada! İnternetle bir şekilde bağı olan anneler, anne adayları ve hatta anne olmasa bile bir başkasını anne hassasiyetiyle sahiplenenleri biraraya getiren “İnternet Anneleri” etkinliklerine başladı.  Blog, twitter, facebook, instagram, web site ve tüm sanal yollarla iletişim kuran internet kullanıcıları bu platformda biraraya geliyor. internetanneleri.com kurucuları için, anne olduktan sonra kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atan annelerin tekrar sosyalleşmesi, başka annelerle tanışıp tecrübelerini paylaşması, kendilerini geliştirecek faaliyetlere katılması önemlidir. internetanneleri.com, konusu internet, anne, çocuk, aile ve iş olan herkesi buluşturarak tüm internet annelerinin paylaşımlarını, buluşmalarını ve hayallerini sanaldan gerçeğe dönüştürmeyi amaç edinmiştir.

iletişim için;
http://www.internetanneleri.com/
https://twitter.com/internetannesi
https://www.facebook.com/groups/internetanneleri/

en sosyal hastane, central hospital

e-randevu, e-doktor, e-ziyaret, online laboratuvar sonuçları ve daha birçok online hasta hizmeti… “en sosyal hastaneyiz” diyorlar, sanırım haklılar.

Central Hospital, İstanbul / Kozyatağı’nda yer alıyor fakat benim dikkatimi online hizmetleriyle çektiler, paylaşmak istedim. facebook, twitter, instagram, hatta youtube’u aktif olarak kullanıyorlar. örneğin youtube sayfalarında 100’e yakın bilgilendirici video bulunuyor. 

asıl değinmek istediğim konu, twitter üzerinden yaptıkları sohbetler. duyurdukları gün ve saatlerde (her hafta olması planlanıyor) belirlenen konuyla ilgili hekimler online olarak tüm sorularınızı cevaplıyor. ben bu yazıyı yazarken yanda görmüş olduğunuz sohbet duyuruldu.  

şu ana kadar ‘ismen bilinen’ hastanelerin tüm online hizmetlerini denemiş ve hezimete uğramış biri olarak, bu hastanenin zamanı yakalamasını takdir ettim. kendilerinden bilgi almak amacıyla web sayfasından attığım mesaja, 3-4 dakika sonra telefonla geri döndüler.
ilgilisine duyrulur; sosyal medyayı etkin ve faydalı kullanmak budur!

iletişim için; 444 77 99
Central Hospital’ı Facebook’da takip etmek için buraya, Twitter’da takip etmek için buraya tıklayın. 
…ve hayır, hastane ile hiçbir bağlantım yoktur! 

trafikte çıldırtanlara çözüm: 1530’a kısa mesaj

trafikte zigzag çizenler, kaldırıma park edenler, olmadık manevralar yapan minübüsler, taksiler… günde kaç kez rasgeliyoruz? 
bu numarayı unutmayın: 1530
İstanbul trafiğinde; minibüs, taksi, dolmuş, halk otobüsleri, personel ve okul servis araçları, kamyonlar ile ilgili şikâyet ve öneriler için ‘alo trafik şikayet’ isimli bu kısa mesaj hattını kullanabilirsiniz. tüm operatörler için geçerli. 
1530 yazıyorsunuz, plaka belirtiyorsunuz, kısaca şikayetinizi ekliyorsunuz. isminizi de ekleyebilirsiniz. 
bu kısa mesaj hattı, aslında İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin Beyaz Masa hizmeti. ister telefonla ister kısa mesajla ya da mail yoluyla başvurun, tüm şikayetler birer numara ile işlem sırasına giriyor. ben bir kez yanmayan sokak lambalarımız için başvurmuştum, ertesi gün sorun çözülmüştü. fakat trafik şikayetleri için ne kadar geçerli, işe yarıyor mu, işte onu bilmiyorum… 
şikayetinizi telefonla bildirmek isterseniz; 153‘ü arayın.
e-posta ile ulaşmak için; beyazmasa@ibb.gov.tr veya topluulasim@ibb.gov.tr 
bu hizmet nerdeyse 2 yıldır var, bilmeyenler olabilir diye düşündüm.
şikayetlere web sitesinde de yer veriliyor;
Şikayet
Fuat D.
34 TZB 07 Plakalı sarı dolmuş hiç bir trafik kurallarına uymadan yolda ilerliyor ve şerit ihlalinin babasını yapıyor.
19 Ocak 2013 Cumartesi 12:50
kılıç
cahit
Göztepe tamirhane üst geçidinin medical park hastanesi tarafındaki yolcu bekleyen minibüslerden dolayı hastaneye giriş çıkışlarımız herzaman zor oluyor.Malesef herzaman aynı noktada en az 4-5 minibüs dadikalarca bekliyor ve diğer araçlara da yol vermiyorlar.O nokta durak olarakmı geçiyor bilemiyorum ama durak bile olsa diğer araçları kaza yapmaya yönelik bi şekilde yanaşıp yolcu beklemeleri tehlikeli.Buna bir düzenleme getirilmesini istiyorum.Teşekkürler.
19 Ocak 2013 Cumartesi 10:22
tarife
ahmet bakırcı
18.01.2013 08:20 imar blokları-şişli hattı sabah dolmuşa bindim ve öğrenci olduğum için öğrenci tarifesi ücreti verdim . dolmuş şöförü ücreti kabul etmeyip normal ücret aldı. kimliğimi gösterdim kabul etmedi. polismiyim ben dedi ne kimlik gösteriyosun gibi vs. cümleler kurdu.
19 Ocak 2013 Cumartesi 09:15

Daha Sağlıklı Nesiller İçin Hijyen Haftası

Anneler, çocuklarımızın sağlığı herşeyden önemli değil mi? 16 Ocak 2013 Dünya Hijyen Günü kapsamında başlattığı Ellerinize Sağlık projesi ile, Dettol, Türk Pediatri Kurumu’nun uzmanlığı ile ilkokul çağındaki binlerce çocuğa 6 adımda el yıkamayı öğretti. Değerli anneler ne duruyorsunuz? Siz de Dettol ile çocuğunuza bir hayat boyu taşıyacağı el yıkama alışkanlığını 6 adımda eğlenerek öğretin. Annelerimizin ellerine sağlık! Hijyen haftanız kutlu olsun!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

“Şimdiki aklım olsaydı…”

Bu hafta Acemi Anne Esra Sert‘in “Şimdiki aklım olsaydı…” köeşesindeydim. Blogger Anne olarak fikirlerimi paylaştığım yazıya buradan, köşede yayınlanan diğer yazılara buradan göz atabilirsiniz. Köşe, aynı 5 soruya annelerin verdiği farklı cevaplar ve tecrübe paylaşımlarından oluşuyor.

 

Amniyosentez yaptırmazdım

Gerçekten tıbbi açıdan risk yok ise yaptırılmasının gereksiz olduğunu sonradan farkedebildim.

Picasa
İpek Süer
Anne Blogger
ntvmsnbc
Güncelleme: 19:52 TSİ 03 Ocak. 2013 Perşembe
Ahhh ahhhh şimdiki aklım olsaydı…
Amniyosentez yaptırmazdım. 3-4 hafta endişe veren bekleme süresi hamileliğin en rahat günlerini zorlaştırdı. Sonunda elimize verilen sonuç ise kafamızda soru işaretleri yaratmaktan başka işe yaramadı. Gerçekten tıbbi açıdan risk yok ise yaptırılmasının gereksiz olduğunu sonradan farkedebildim.
Şunu bunu aldım çok işime yaradı, bunu şunu aldım bir tek evde yer kapladı.Alt değiştirme masasını yalnızca ilk günlerde ve sadece olduğu için kullandık. Yatak üstünde değiştirmek hep daha güvenli ve pratik geldi. Park yatak en çok işime yarayan şey oldu; beşik, bebek yatağı vb. almayarak çok doğru karar vermişim diyorum. İlk geceden 2,5 yaşına kadar kullandık, heryere yanımızda götürdük. Sonrasında ise doğrudan büyük yatağa geçtik.

”kötü anne anı”: ah dedim bunu da yaptım ya ne kötü anneyim !Gece sütlerine tok tutsun diye bebe bisküvisi attıyordum. Evet yaptım, pişmanım. Doğrusunu öğrenene kadar sorgulamamıştım, üstelik bu öneriyi çocuk doktorumuzdan almıştım.

Çocuğum yokken çocuklu ailelere bakar şuna gıcık olurdum. Çocuğum olunca gıcık olduğuma pişman oldum. “Bu saatte bebeği sokağa çıkarmışlar..” “Saat kaç oldu, komşunun çocuğu hala koşturuyor, neden vakitlice yatırmıyorlar ki?” Oğlumun zor günlerinde, saat kaç olursa olsun kendimizi parklara sokaklara attığımızda, o eski laflarımı düşünüp gülüyorum.

Kararsızım… Acaba şöyle mi yapsam yoksa böyle mi ?Şimdi 3 yaşına yaklaştık ve neredeyse 2,5 yıl sonra ilkokul maceramız başlayacak. Şimdiden kafamı kurcalıyor, özel okul mu, devlet okulu mu… Artıları eksileri derken, içinden çıkamıyorum.

Ekonomiye Kadın Gücü

Ekonomiye Kadın Gücü projesi, dar gelirli kadınların ekonomik üretime katılımını teşvik etmek, sosyal ve ekonomik olarak güçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla, kadınların gelir getirici bir işe başlamasına veya işini büyütmesine destek olmayı hedefliyor.

Bu hedefin gerçekleşmesinde, küçük bir sermaye desteği ile dar gelirli kadınların ekonomik üretime başlamasına imkan tanıyan Mikrokredi Sistemi temel alınıyor. Mikrokredi, dünyada ilk olarak 1973 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi Prof. Muhammed Yunus öncülüğünde yoksulluğun çok yoğun bir şekilde yaşandığı Bangladeş’te “Grameen Bank” altında faaliyetlere başladı. Prof. Muhammed Yunus, bu uygulamayı ilk olarak genç bir kadına bambu sepeti yapması için 6 $ kredi vererek başlattı.

Küçük sermayelerle değişen hayatlar

Türkiye’de 2003 yılında Prof. Muhammed Yunus’un girişimleriyle Grameen Trust ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) tarafından ortaklaşa başlatılan Türkiye Grameen Mikrofinans Programı pekçok dar gelirli kadının işe başlaması için cansuyu/başlangıç kredisi sağlayarak, teminat ve kefalet gerektirmeden finansman erişimi kısıtını ortadan kaldırarak onbinlerce kadının hayallerini gerçekleştirmesine destek oluyor.

Yoksullukla Mücadelede Yenilikçi Yöntem: Sosyal Finansman

Türkiye’de her 5 kadından biri yoksulluk sınırında olup kendi potansiyelini gerçekleştirmeyi, ailesine ve toplumsal üretime katkıda bulunmayı bekliyor. Türkiye Grameen Mikrofinans Programı’nın yaygınlaştırılması amacıyla, TİSVA ve Turkcell işbirliğinde hayata geçen Ekonomiye Kadın Gücü, Türkiye’de ilk defa sosyal borçlanma modelinin hayata geçirilerek kadınların gelir getirici işler yapması için küçük sermaye desteği sağlayan Mikrokredi Sistemi’ne yeni kaynak oluşturulmasını hedefliyor.

Sosyal inovasyon niteliği taşıyan bu yenilikçi model sayesinde sayesinde artık dileyen herkes dar gelirli kadınlara borç verebilecek, bağış yapabilecek, dar gelirli kadınların hayallerine kavuşmasına bireysel olarak destek verebilecek .Çünkü, Kadına Destek, Topluma Destektir.
Ekonomiye Kadın Gücü projesi ile kadınlarımız daha çok üreterek ekonomiye katılacak,
hayallerini büyütecek, ailelerine ve geleceğe yatırım yapacak, Türkiye kazanacak.

ekonomiyekadiningucu
Bir bumads advertorial içeriğidir.
 
 

internette çocuklara özel alışveriş kulübü

hamileliğimin son ayları kışa denk geldiğinden ve o dönemdeki grip salgını yüzünden avm’lerden uzak duruyordum. bebeğin park yatağından, emziğine kadar tüm ihtiyaçlarını bebek/çocuk alışveriş sitelerinden karşılamıştım. öyle ki, bir ara eşimle her ürünün fiyatını biliyorduk :)


internet alışverişinin en büyük avantajı, ürün karşılaştırması yapabilmeniz ve kullanıcı yorumlarını görebilmeniz. genel kanının aksine, internetten alışveriş güvenli ve zahmetsizdir.
bir de üyelik sistemiyle çalışan, üyelerine gerçekten kaçırılmayacak fırsatlar sunan web siteleri var. tanıtmak istediğim Çocukfoni de onlardan biri ve en yenisi.

“çocuklara özel alışveriş ve etkinlik kulübüyüz” diyorlar, üyelik sistemiyle çalışıyor ve %90’a varan indirimler sunuyorlar. 
üyelik sistemi nedir derseniz, e-posta gönderimleriyle sizi fırsatlardan haberdar ediyorlar. devam eden onlarca kampanya var ve her hafta ürünlere yenileri ekleniyor.

Çocukfoni‘nin son kampanyası aşağıda, aynen sizlerle paylaşıyorum, yazının sonunda Anne Fare Yakaladım! okuyucusuna özel bir indirim kodu da var!


Alışverişlerde %90’a varan indirimler sunan cocukfoni.com ‘da 06 Aralık 2012 Perşembe gününden itibaren Puma çocuk ayakkabılarında çok özel indirimler sunuluyor.

Dalin, Tomuycuk, Sunset gibi markaların yanı sıra bayanlar için Rock & Republic çantalar %70 ve Mesopotamia Silver’dan gümüş takılar ise %40 indirimli.

Tek sefere mahsus 50 TL ve üzeri alışverişe kullanabileceğiniz 10 TL indirim kodu: CF201210



google arama sonuçları başınızı ağrıtmasın

blog başlığımda “anne babanın teknoloji ile imtahanı” diyorum ya, tam da öyle bir olay geldi başıma. google aramalarında yaptığım bir dikkatsizliğim başımızı ağrıtıyor bir süredir.

olay aslında o kadar basit ki; bozulan bulaşık makinamı tamir ettirmek için servis bulmak istedim ve google’a ‘Arçelik teknik servis’ yazdım. karşıma ilk çıkan 444’lü numarayı hiç sorgulamadan aradım ve ertesi gün tamirciler geldiler. baya tuzlu bir masraf çıkardılar, ama 2 yıl servis garantisi de olduğunu söyleyince kabul ettik. buraya kadar her şey normal.

gel gör ki, “tamir”in kendisi bir türlü gerçekleşemedi. makinamız gitti,-geldi, takrar gitti tekrar geldi, yok ‘parça uymadı’ dendi, yok ‘ilk defa böylesiyle karşılaşıyoruz’ dendi. yok. bir türlü çalışmıyor makina ve günler değil, haftalar geçiyor artık. elde bulaşık yıkamayı geçtim, iletişim kuramamaktan sinirlerimiz de yıpranıyor bir yandan.

dün yine kendi kendime söylenirken, bir anda aklıma dank etti: bu olay gerçekten Arçelik’le yaşanmış olsaydı, çoktan yeni bir makina bile vermişlerdi bu kadar mağduriyetin üstüne, dedim eşime. Ve bu sefer google’dan Arçelik web sitesini açarak müşteri servisiyle görüştüm.

ben bir yandan olayı anlatırken, bilgisayarda kaydıma ulaşamadığı anda anlamış görevli işin iç yüzünü. ‘servisi internetten mi buldunuz İpek Hanım?’ dedi. çok oluyormuş, arama motorlarında, web sitelerinde marka isimlerini kullanarak ‘yetkili’ olduğunu iddia eden küçük şirketler… “444lü numara ve karşımda logolu kıyafetler içinde yetkililer görünce hiç sorgulamadım” dedim. 

sonuç; ben tüketici olarak hukuki yoldan hakkımı arayacağım. Arçelik firması da şikayetimi değerlendirdiklerini, incelemeden sonra hukuki işlem başlatacaklarını belirtti. twitter’dan mesajlarımı takip ederek bana ulaştıklarını da belirtmek isterim, sosyal medyayı etkin kullanamayan firmalara kapak olsun. :)


2012’nin En Güzel Gülen Bebeğini Arıyoruz…

O muhteşem gülüşü ile sizin bebeğinizin “2012’nin en güzel gülen bebeği” olmasını ister misiniz?

Bebeğinizin en güzel gülen fotoğrafını ya da videosunu bizimle paylaşın, hem bebeğinize ömür boyu hatırlayacağı bir anı hediye edin hem de onun bol bol gülen fotoğraflarını çekeceğiniz iPad 2, fotoğraf makinesi ve sürpriz hediyeler kazanma şansını yakalayın.

Unutmayın, yarışmaya ne kadar çok video ya da resim ile katılırsanız kazanma şansınız o kadar artacaktır.

Kazanmak için hemen tıklayın!

Hürriyet Aile

Bir bumads advertorial içeriğidir.