Kategori arşivi: İZLE

Disney’den yeni prenses Prenses Moana

prenses moana
prenses moana

Prenses Moana

Okyanus onu çağırıyor!* Kahramanımızın adı Moana Waialiki. O bir deniz gezgini. Macerasına mitolojik kahramanların da yön vereceği Prenses Moana, diğer Disney prenseslerinden oldukça farklı!

prenses-moanaPrenses Moana filmin konusu

Onun kabarık elbiseleri, ışıltılı takıları, topuklu ayakkabıları, tacı yok. O okyanusa tutkun bir maceraperest, ismi Moana. Kılık kıyafeti kadar karakteri de alışılagelmiş ‘prenses’ imajından uzak olan kahramanımız için Disney bile logosunun rengini değiştirerek mavi olarak kullanmış desem?

Filmin zamanımızın 2bin yıl öncesinde geçiyor. Bundan 3ooo yıl önce Okyanusya’da (Güney Pasifik adaları, Fransız Polinezyası) bir adanın keşfi için sefere çıkan meşhur denizcilerin başına beklenmedik bir olay gelir. Moana‘nın ruhu onlara yardım için devreye girer; denizciler, Moana ve mitolojik Tanrılar için masalsı yaratıklarla dolu bir macera başlar… Yolculuğunda onu hiç yalnız bırakmayan biri vardır, yarı-tanrı kahramanı efsanevi Maui.

3d olarak hazırlanan animasyonun, her Disney klasiğinde olduğu gibi müzikleriyle de öne çıkması bekleniyor. Zaten müzikleri arkasındaki isim olan Lin-Manuel Miranda, hali hazırda sayısız ödülün sahibi bir müzisyen, kompazitör, şarkıcı, besteci ve söz yazarı..

Küçük Deniz Kızı,  Aladdin gibi bir çok filmden tanıdığımız John Musker ve Ron Clements’in yönetmeni olduğu animasyonun, Türkiye’de Ocak 2017’de  vizyona girmesini bekliyor.

*tagline : Ocean is calling

 

 

 

Daha iyi bir işin yoksa, Kral Şakir

kral-sakir4 yıldır her akşam sorunsuzca 8 buçukta yatağa giden 6 yaşındaki oğlum, kendini yerden yere atıyor; “Yirmiikiellibeşte dizim vaaaar, yatmiyyycam!”

22:55 ne, ‘Dizim var’ ne demek, sahi senin yaşın kaç? Beklediği dizinin ismini de söyleyince bana bir haller oluyor; Çok mu boş bıraktık çocuğu bu yaz?! Bakıyorum ki ısrarın anlamı yok, üstelik zaten artık ben ondan çok merak ediyorum ve oturup bekliyoruz. Neyi mi, Kral Şakir‘i!

Kral Şakir

İtiraf ediyorum, ismi ilk duyduğumda absürd bir yerli dizi bekliyorum fakat öyle olmuyor, animasyon çıkıyor. Bi dakika bu çizimler tanıdık geldi?

Yanılmıyorum, çizimlerin arkasında Varol Yaşaroğlu ismi var ve yapım stüdyosu elbette Grafi2000. Aynı ekibin elinden çıkan, ülkemizde büyükler için yapılan belki de ilk yerli çizgi dizisi Fırıldak Ailesi’ni bildiğimden koruma kalkanların bir anda iniyor. Fırıldak Ailesi, hani şu anne karakteri Yıldız’ı Demet Akbağ‘ın, baba karakterini ise Bülent Kayabaş‘ın seslendirdiği, gecenin bir vakti yayınlanmasına karşın ratingleri şaşırtan animasyon. Çizgi başlar başlamaz başarılı seslendirmecileri tanıyorum ve biter bitmez de internette diziyi araştırıyorum.

Yaşaroğlu’nun, yönetmen Berk Tokay ve senarist Haluk Can Dizdaroğlu ile birlikte ortaya çıkardığı çizgi dizi, Cartoon Network‘te yayınlanan ilk Türk yapımı animasyon. Şu an sadece Türkiye’de gösteriliyor ama yine de bu iyi bir referans.

Aslan Şakir’in ailesi bir hayli komik ve çok bizden bir aile. Şakir’in babası (aslan) Remzi, annesi (kedi) Kadriye, kız kardeşi (kedi) Canan, Şakir’in ailesini oluştururken maceraları asıl “kanka”ekiple yaşıyoruz. Necati (fil), Tanju (köpek) ve Şakir’le babasının başına geliyor hep olaylar. Bu dörtlü arasında kanımca Fil Necati’nin fenomen olma yolunda önü çok açık.

Haluk Can Dizdaroğlu’nun senaristliğindeki dizide, bazı espriler acayip kötü(!). Yani evet kötü ama kasıtlı kötü yani böyle sokaktaki amcaların yaptığı bayat espriler tadında kötü ve bu cidden çok komik! Metrobüste yanındaki amcanın yaptığı espri gibi komik, babanın sevgilinin yanında yaptığı, senin yerin dibine girmek istediğin espriler gibi komik. Sonuçta durum komedisi tadında işlenen bu bölümlere biraz şans vermek lazım; çok da anlamlar aramadan gülün geçsin, gülmeye nasıl çok ihtiyacımız var.

kral-şakir-izle

Bir de Türk yapımı çizgi dizilerde 2 ana sorun oluyor nacizane fikrim; birincisi esinlenmenin dozunu kaçırma, ikincisi mesaj kaygısını aşamama… (aman aman neler gördük sahi!). Ben bu yapımın abartılı mesaj kaygısı taşımamasını sevdim. “Sayıları öğrenelim, şekilleri bilelim, kuralları öğrenelim” neyse ki senaryoda ana hatları oluşturmuyor. Hani gene de brokoliler sosislileri kovalıyor kovalamasına ama(!) ‘bu iyi bu kötü” diye kaş göz yarılmıyor en azından ve eğlence ön planda.

Argo kelime -neredeyse değil- hiç ama hiç yok, ki bu da bu yazıyı yazma sebebimdir. Anne olunca algıda seçicilik tavan mı yapıyor nedir; hep de yerli çizgi dizilerde öyle cümlelere denk geliyoruz ki, dehşete düşüyoruz. Hayır burada yok. Kral Şakir nasıl desem, temiz.

Kral Şakir’i ilk izleyişinizde ya seveceksiniz, ya hiç sevmeyeceksiniz ama eminim ki şans verirseniz devamını bekleyeceksiniz. Grafi2000 ‘e bu konuda destek olmak gerekiyor sonuçta dünyaya kıyasla bir gıdım ilerleyemediğimiz bir alanda başı çekiyorlar.

Yapacak daha iyi bir işiniz yoksa, Kral Şakir hafta içi her gün 17:00’de Cartoon Network‘te. Sıkça da tekrarları var, denk gelirsiniz ;)

 

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Charlie Brown ve tüm Fıstıklar / Peanuts karakterlerini ilk kez beyaz perdede göreceğim için çok heyecanlıydım! Kuzenimden bana bulaşan ve çocukluktan beri devam eden bu çizgi seriye olan sevgim, zamanla koleksiyonerlik boyutuna ulaştı. Uzun lafın kısası, öngösterim salonunda en heyecanlılardan biri olabilirdim. Endişelerim de yok değildi.

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Yukarda izleyeceğiniz fragmanı ve benzerlerini izlediğimde çok endişelendim. 1950’lerden gelen bir klasik, 2 boyutlu çizimlerine kısa kısa parodilerine alışık olduğumuz karakterler, uzun metrajda nasıl olacaktı? Hikaye konulu mu olacaktı, mini dizileri gibi geçişler mi olacaktı? 90 dakikalık film bir hikayeyi anlatacaksa, karakterleri tek tek tanımak gerekirdi ki, bunu da hikayenin içine yedirmek zor olmalıydı..

Hepsinden ötesi, tüylüleri hareket eden bir Snoopy ve Woodstock gözümüze nasıl görünecekti?

Film başladığı anda beni mutlu eden, seslendirmenin çocuklar tarafından yapılmış olmasıydı. Charlie Brown dışında tüm seslendirmeyi çok başarılı buldum; Charlie’nin daha bezgin konuşmasına alışmıştım yoksa teknik olarak o da başarılıydı.

Yönetmen Steve Martino, Buz Devri 4’ten tanıdığımız isim, bence çok başarılı bir film çıkarmış ortaya. Az önce bahsettiğim tüm kaygı duyduğum konular filmin içine çok güzel yedirilmişti ve ‘karakterlerin özelliklerini anlatabilmek’ gibi detaylar daha ilk 10 dakikada toparlandı. Yani hayatında hiç Peanuts karakterleriyle tanışmamış olan birini de, film içine alabiliyordu.

Hikaye, Charlie Brown’un meşhur aşkı ‘Kızıl saçlı kız’ın okula gelmesi ve Charlie’nin ona açılabilme çabası üzerine kurulu. Charlie, şanssızlıkları üzerinden atıp silkinsin ve Peggy Jean onu yepyeni bir Charlie olarak tanısın ister ve değişmek için de bir takım şeyler deneyecektir. Elbette karakteri gereği(!) her şey yine sarpa saracak, ama kızıl saçlı kız onu ‘gerçek’ haliyle beğenecektir. Hikaye 2 cümle ile bu, ama gelin görün ki 50 yılın 18bine yakın çizgi bantlarından en klasikleşen, en ikonlaşan anların hepsi filmde var. Az öce dediğim gibi, hiç bilmeyen biri filmden zevk alacaktır, ama bilen/seven biri ağzı kulaklarında çıkabilir.

Neler mi var? Charlie ve uçurtma yiyen ağacı, aralara serpiştirilmiş ‘klasik’ buzda kayan çocuklar sahnesi, ‘balkabağı’ ve ‘yılbaşı’ hikayelerine göndermeler, Snoopy ve kardeşlerine göndermeler, meşhuuur sınıf içi öğretmen dialoglarından sahneler, Snoopy’nin Kızıl Baron hikayesi, Snoopy’nin Joe Cool halleri, Snoopy’nin kız arkadaşı, Snoopy ve Linus’un battaniyesi durumları, Snoopy-Lisa ilişkisi, 50yıl önceki ilk çizgilerden tanıdığımız Shemmy, Woodstock ve ekibi, ve süpriz.. Pig-Pen’in temiz göründüğü an! Arzu ederseniz Snoopy’de kim kimdir yazıma da göz atabilirsiniz.

Bu arada, çocukların kıyafetlerinin dokuları (yünler, penyeler, jeanler..), saçları, hayvanların tüyleri, ayakkabılarının hafif kirli oluşlarına kadar o kadar detaylı iş çıkartılmış ki.. Bu dokuları ve saç-tüy meselesini bu kadar 10 numara 5 yıldız  bir tek  “Up / Yukarı Bak” ta görmüştüm. 

Yazarlardan Bryan Schulz, filmi Snoopy’nin değil, Charlie Brown üzerine kurguladıklarını özellikle belirtmişti.  Bir öngörüde bulanayım mı? Bence, 2. ve hatta 3. film de gelecek. 2.film ‘yaz tatili’ temalı olacak ve bolca kampçılık, izcilik, baseball temaları içerecek. 3.film ise Snoopy’ye hakkını verecek ve tamamen Snoopy ve kardeşleri üzerine kurulu olabilir. Sıralama yer değiştirebilir ama ben devamının geleceğini düşünüyorum. 

Ancak ben yine de ülkemizde çizgi filmlerin yalnızca dublaj seçeneği ile gösterilmesine karşıyım. Yakın zamana kadar en az 1 seans (genellikle son seans) orjinal dilde alt yazılı olarak verilirdi. Dileğim çizgi filmleri yalnızca çocukların izlemediğinin hatırlanması ve bu uygulamanın geri gelmesi…

Son olarak bir uzman değil, sadece anne olarak görüşüm; 4 yaş üstü herkese uygun, tek kare şiddet içermeyen, 8 yaşında bir çocuğun okul maceralarını anlatan sevimli bir aile filmi “Charlie Brown ve Snoopy”

snoopy-filmi

 

 

Charlie Brown ve Snoopy’de KİM KİMDİR?

peanuts-filmi

Yarın bu saatlerde Charlie Brown ve Snoopy 3 boyutlu filmin ön gösteriminden çıkmış olacağım. Neredeyse 1 yıldır beklediğim ‘The Peanuts Movie‘ filminden önce, henüz tanışmamış olanlar için ‘Snoopy’ye giriş 101’ tadında bir kaç bilgi paylaşmak istedim.

Charles M. Schultz 1922 - 2000
Charles M. Schulz 1922 – 2000

Charles M. Schulz ve Charlie Brown

1950’lerde, tam olarak Ekim1950’de, 7 ayrı gazetede bant seri olarak başlayan Peanuts / Fıstıklar, o günden bugüne sayısız dile çevrildi. İlk çizimler siyah beyazken, bugün 3d filmini bekliyoruz. Amerika’nın gelmiş geçmiş en meşhur köpeği Snoopy ve sarı tişörtlü, komik saçlı, karamsar çizgi karakteri Charlie Brown, 17,900’e yakın çizgi bantı, kısa filmleri, özel filmleri, kitaplarıyla çoktan animasyon tarihine adını yazdırmış durumda. Öyle ki sadece baloncuklarda konuşan Snoopy ve Charlie Brown’ın isimleri, 1969’da Apollo 10’un ana gövde ve ay modülüne bile verildi.

Bu kadar basit bir çizgi, nasıl oluyor da 65 yıldır bu kadar seviliyor sorusunun cevabı -bana göre- karakterlerin gerçekliğinde yatıyor. “Snob” yani burnu havada Snoopy’yi saymazsak diğer tüm karakterlere uyan bir ya da bir kaç kişiyi tanıdığınız kimselerle bağdaştırabilirsiniz. Bu müthiş gözlem, bir de çocuk ağzından aktarılınca ve esprilerle süslenince tadına doyum olmuyor ve tam da bu sebeple hem çocuklar hem büyükler Peanuts karakterlerinin maceralarına kayıtsız kalamıyorlar.

Peanuts’da kim kimdir?

Charles (Charlie) Brown. Umutsuz vaka. Sakar, şanssız. Depresif. Umutsuz ve yılgın. En yakını köpeği Snoopy bile kendi halinde, onu pek takmıyor. Charlie karakteri, anne babasının meslekleri dahil olmak üzere Charles Schulz’la benzerlikler taşıyor. Zaten diğer tüm karakterler de, ilk eşi, kuzeni, yakın arkadaşları gibi kişilerden esinlenmiş; isimler bazen farklı bazen çok benzer.

Sally Brown. Charlie’nin kardeşi. Abisini çok sever ve iyi anlaşırlar. Kendince Linus’a delice aşıktır.

Lucy van Pelt. Ters bir tiptir, dikkafalıdır, çıkarcıdır. Hiç anlaşamadıkları halde Charlie’nin en yakın arkadaşıdır.  Yine de en matıklı konuşmalar Lucy’den gelir. Snoopy’nin köpek hisleri ile en anlaşamadığı karakterdir.

Linus van Pelt. Lucy’nin küçük kardeşi. Mavi battaniyesinden ayrılamaz. Charlie’nin dert ortağıdır. İkilinin dertleşmeleri, hayata dair çıkarımları efsanedir. :)

snoopy-filmiSchroeder. Onu hep kafası önünde piano çalarken görürsünüz. Beethoven hayranıdır ve müthiş piano çalar. Onu pianoyla tanıştıran Charlie olmuştur ve aralarında derin bir dostluk vardır.

Pepperment Patty. Naneşekeri Patty. Charlie’yi en iyi anlayan kız arkadaşıdır. Aslında kendisi baya bir hayrandır Charlie’ye ama onun bundan haberi yoktur.

Marcie. Marcie ve Patty çok yakın dostturlar. Marcie Charlie Brown’a olan hislerini gizlemezken, Patty gizler. Charlie de ona ara sıra pas verir ama esas büyük aşkı başkası olacaktır.

Franklin. Çok tatlı bir çocuktur, hepsi tarafından çok sevilir. Ekipteki tek siyahi karakterdir.

Pig-Pen. Bir toz bulutu içinde dolaşan ‘kirli’ çocuk Pig-Pen en çok Charlie tarafından sevilir

Freida. Az görünen kız karakterlerdendir. Genellikle kıvırcık saçları ile ilgili espriler döner. Sırf bu yüzden baseball şapkası takmayışı bile sorundur.

Peggy Jean. Charlie’nin ilgi duyacağı kız.

Snoopy. Charlie’nin beagle cinsi köpeği. En yakın arkadaşı Woodstock isimli kuştur. Zaman zaman görünen 6 kardeşi vardır, her biri farklı bir eyalette yaşarlar. İçlerinde en meşhuru Spike karakteridir.

Snoopy’de kim kimdir’i çok şeker açıklayan bir görsel paylaşarak bitiriyorum. Filmler ve kitaplarla ilgili yazacak daha o kadar çok şey var ki! Onlar da başka yazının konusu

snoopy-kim-kimdir

 

 

 

 

 

Minyonlar 3 Filmi, “Minions”

minions

Uzun süredir bir animasyon filminde bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, ki takip edenler bilir ciddi anlamda animasyonla beslenen biriyim. Son diyeceğimi baştan söyleyerek ayrıntılara geçeyim bu sefer öyleyse; Minion’ların 3.filmi, Minions, çok eğlenceli, çok komik. İzleyin!

Minyonlar

Minyonların aslında 3. filmi gibi görünse de, fark ettim ki onlar aslında hep yardımcı karakterdi… İşte belki de bu yüzden ilk kez filmin ismi de ‘Minions’ ve o hep merak ettiğimiz ‘Minyonlar nerden geldi?’ ‘Nedir bu minyonlar?’ sorusuna cevap alıyoruz bu filmde.

Herşeyin başladığı yere dönüyoruz…

Aslında ben Gru’nun yaratıığı yaratıklar olduğunu sanıyordum, sanıyorum bu fikrimde yalnız değilimdir; belki de uzaydan gelmişlerdir diye düşünmüştüm. Meğerse onlar uzuun uzuun zamandır dünyamızdalarmış. :) Bundan fazlasını söylemeyeceğim, izleyin görün.

2010’da Çılgın Hırsız / Despicable Me ile tanıdık bu şirin sarı yaratıkları. 2013’te filmin ikincisi geldi, Çılgın Hırsız 2. Çok sevilen komedyen Steve Carell seslendirmişti Gru’yu ve filmlerin başarısına büyük katkısı olduğu da bir gerçek. Gru aslında kötü bir karakter olması gerekirken, biz onun hep ev hallerini, sıcak yanını, ‘babalık’larını görüyoruz bu iki filmde de ve kötü, hırsız, dolandırıcı olması gereken bir karaktere inanılmaz sempati duyuyoruz! 3.filmde, ya da daha doğrusu Minyonların bu ilk filminde ise Gru nasıl girmiş hayatlarına onu göreceğiz. Bunu ancak ilk 2 filmi bilenler fark edebilecek bu arada, o yüzden spoiler olarak görmüyorum.

Minyonlar’ın soundtrack’i müthiş!

Filmin ilk bir kaç dakikası geçmişi anlatarak geçiyor, ardından 60’lara geliyoruz. Sonrasında müthiş bir 60’lar müzik şöleni var, dikkatli kulaklar kaçırmayacaktır; Rolling Stones’dan the Doors’a, Steve Winwood’dan Jimy Hendrix’e müthiş parçalar var. 60’ları iliğinize kadar hissettiriyor, kıyafetler, 60’lar İngilteresi, kraliçe Elizabeth’in gençliği bile müthiş resmedilmiş.

Benden ekstralar, bunları da bilin!

Bob, Stuart ve Kevin Orlando’ya yola çıkıyorlar diğer minyonlardan ayrılıp. Orlando Florida aslında Universal Stüdyolarının evi.

Filmin en başında Universal stüdyoları jenerik müziği de Minyonlar seslendirmesi ile yapılmış.

Yönetmen Pierre Coffin, tüm minyonları kendi seslendiriyor! Evet tam 899 tane olduğu söyleniyor :)

Dikkatli izlereseniz, Jimi Hendrix, Godzilla gibi göndermeleri yakalayabilir, Gargamel, Beatles gibi karakterleri görebilirsiniz.

Minyonların konuştuğu dile Minionese deniyor ve dikkat ederseniz İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Rusça, Fransız her dilden birer kelime yakalayabilirsiniz.

İnanılmaz ama gerçek, Minyonların önceki 2 filminde bu filmden kareler var, Bob’un taç giymiş sahneleri gibi. Aynı şekilde Çılgın Hırsız 2’nin sonunda bu filmin başrol 3 karakterini, filmi editlerken görüyoruz ;)

 Türkçe dublajında baş kötü karakter çifti Beren Saat ve Kenan Doğulu seslendiriyor. Beren Saat’i çok başarılı bulurken, Doğulu’yu başarısız buldum. Çift olarak bulunmaları esprili ve şirin olmuş ancak seslendirmeleri gerçek meslek sahipleri yapmalı diye düşünüyorum; nedense bana cümle vurguları samimi gelmiyor, kulağımı rahatsız ediyor.

 

Karlar Ülkesi Sen de Söyle

karlar-ülkesi-sen-de-söyleKarlar Ülkesi ‘SEN DE SÖYLE

Tüm dünyada fenomen haline gelen Karlar Ülkesi, çocukların filmin sevilen şarkılarına eşlik edebileceği karaoke versiyonu ‘Karlar Ülkesi Sen de Söyle’ ile Türkiye’de bir ilke imza atıyor. Danone Sütlü Atıştırmalıklar sponsorluğunda “Sen de Söyle” yaz tatilinde yeniden vizyonda. Vizyon tarihi 10Temmuz

Karlar Ülkesi hakkındaki incelememi daha önce bu linkte blogumda paylaşmıştım. Walt Disney animasyon stüdyolarının 53.filmi olan KARLAR ÜLKESİ, yapımcıların yüzünü güldüren bir çalışma oldu. Tüm zamanların en iyi açılışını yapan film, en yüksek hasılat yapan animasyon ünvanını da elinde tutuyor. İnanılmaz başarı sağlayan film, 2013 yılında ‘En İyi Animasyon’ ve ‘En İyi Şarkı’ Oscarlarını da almıştı. 

Bir izleyenin bir daha izlediği, pembe kostümlerin yerini mavi, yeşil kostümlere bıraktırdığı başarılı prodüksüyonun bu versiyonunda çocuklar (ve isterlerse büyükler!) karaoke şekline şarkılara eşlik edebiliyorlar. Gösterimin sponsoru Danonenin, filmin karakterlerinin görsellerini ambalajlarında yer veriyor.

Filmin konusu: Korkusuz ve iyimser Anna’nın, Arendelle Krallığı’nı buzlu güçleri ile sonsuz kış içinde bırakan kız kardeşi Elsa’yı bulmak üzere, dayanıklı dağ adamı Kristoff, onun sadık ren geyiği Sven ve sevimli kardan adam Olaf ile birlikte çıktığı efsanevi macerayı anlatan Karlar Ülkesi, izleyenlerin şarkılarına kayıtsız kalamadığı bir animasyon.

 

Prenses Sofia ve Korsan Jake ile anti-kahramanlık üzerine

WHATNAUGHT, ROBIN, PRINCESS SOFIA, CLOVER, MIA

İster prenses ister korsan olsun, şimdiki kahramanlar çok farklı!

Bilmem farkında mısınız, bizim çocukluğumuzun rakipsiz, tek başına her işe yeten, mükemmeliyetçi süper kahramanları yerine, Disney Channel‘daki Prenses Sofia ve Jake örnekleri gibi ‘normal’ çocuk hikayeleri, çocuklara daha sağlıklı örnek teşkil ediyorlar.

 

Ben çizgi filmlerin mesaj kaygılı olanlarından yanayım. Yoksa zaten çocuğumun vaktini televizyon karşısında geçirmesi taraftarı değilim. Az ve öz izlemesini tercih ettiğim yayınlardan, kaliteli olanı tercih etmek zorundayım. Ben böyle hissediyorum, bu yüzden ciddi anlamda mesai harcıyor ve ‘doğru’ mesajları içeren örnekleri seçmeye çalışıyorum. Örneğin Disney Channel Türkiye 5-11 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor ve ailelerinin birlikte keyifle izleyebileceği hem eğlenceli hem öğretici içerikler yayınlıyor. ‘Çizgi film mesaj versin, öğretsin’ derken sıkıcı sıkıcı çocuğa bir mesajı dayatsın da istemem asla, çocuk onlar; izlerken kikir kirkir gülmeli, ‘çaktırmadan’ öğrenmeli. İşte bu yüzden 5,5 yaşına yaklaşan oğlumla favorilerimiz Prenses Sofia, Doktor Dottie ve İlaçları, Jake ve Var Olmayan Ülkenin Korsanları ve Fineas ve Förb. Cumartesi ve pazar sabahları Disney Filmleri kuşağını da asla kaçırmıyoruz.

Prenses Sofia

Prenses Sofia 12 yaşında. Nasıl desem, çocuklukla ergenliğin tam kesiştiği noktada. İsmi ‘prenses’ ama o prensensliğe yeni yeni başlıyor ve bu hiç yakın olmadığı hayata adapte olmaya çalışıyor. Annesi Miranda, Kral 2.Roland’la evleniyor ve kralın diğer çocukları Prenses Amber ve Prens James ile kardeş oluyor. Kendine hediye edilen özel kolye sayesinde hayvanlarla konuşma yetisi kazanıyor ve zaman zaman yakından tanıdığımız tüm Disney Prensesleri onun bir probleminde yardıma gelebiliyorlar.

Hikayeden anlayabileceğiniz gibi, 2-7 yaşa hitap eden bu dizi aslında hiç de ‘mükemmel’ bir prensesin hikayesi değil. Çok pozitif mesajlar veren, mütavazi karakterli, sormaktan ve öğrenmekten çekinmeyen Sofia’nın hikayesi. Prenses Sofia başkası gibi olmaya çalışmıyor, her zaman her ortamda kendi gibi oluyor ve kazanıyor. Hikaye her ne kadar sarayda geçse de, her çocuğun günlük hayatta karşılaştığı sorunlar işleniyor. Kibarlık, incelik, hayvan sevgisi, kardeşlik dostluk ve paylaşım bu çizgi dizinin ana temaları diyeiblirim. Prenses Sofia hafta içi her gün saat 17:00’de Disney Channel’da yayınlanıyor.

Korsan Jake ve Var Olmayan Ülkenin Korsanları

Peter Pan’ın Var Olmayan Ülkesi’ne bu kez minik kahramanlar Korsan Jake, arkadaşı Izzy ve Cubby ve papağan Skully’nin maceraları var. Her bölümde gemileri ile bir maceraya atılıyorlar ve Kaptan Hook ve Smee’nin engelleme girişimlerini takım çalışması ile alt etmeye çalışıyorlar.

Çok şirin çizimleri olan, sürükleyici ve bana sorarsanız interaktif bir çizgi film aslında bu. İzleyiciye sürekli sorular yöneltiliyor, adeta takımın 4. kişisi gibi hikayenin içinde olması sağlanıyor. Karakterlerden Jake takım lideri iken, diğerleri yön becerileri ve ellerindekini doğru kullanma konusunda yardımcı oluyor ve ekip ruhuyla sorunların üstesinden gelebiliyorlar. Dostluk, ekip olmak, paylaşmak bu çizgi dizinin ana temaları. Bu arada sayı sayma, renkler, şekiller, uzaklıklar ile ilgili sürekli izleyicinin de katılacağı ufak alıştırmalar içeriyor bölümler ve bu çaktırmadan işlenen minik doz eğitimlerden sonra hazinelerine ödüller kazanıyorlar. Peter Pan de zaman zaman bölümlerde görünüyor.

Pozitif mesajlar işleyen, hayalgücünü destekleyen bu iki çizgi filmi, arayış içinde olan ebeveynlere gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum. Korsan Jake’in maceraları da hafta içleri saat 11:30’da Disney Channel’da yayınlanıyor. Fineas ve Förb’e gelince, ailecek ennn favori dizimiz, işte bu yüzden o da başka bir yazının konusu :)

Bu arada evlerinde televizyonu uydudan izleyen takipçilerime bir de müjdem var; Disney Channel uydudan şifresiz yayınlanıyor. Bunun yanı sıra Digitürk, D-Smart, Teledünya, Tivibu ve Netd.com’dan da izleyebilirsiniz, kaçırmanıza imkan yok :)

JOLLY ROGER, BUCKY, JAKE, IZZY, CUBBY, SKULLY

Bulut, bir kutu kapağından yaptığı televizyon ekranında bana kendi çizgi filmini izletiyor.

bulut-televizyon

 

Şşşşh..Kimse bilmiyor ama Moda Parkındaki tahta kamelya aslında bizim korsan gemimiz.

 korsan-jack-gemisi

Marketten 5tl’ye aldığımız korsan şapkası ve 2tl.lik tek göz dürbün ile korsan olduk, gitti!

kosan-jack

Shaun The Sheep Kuzular Firarda

Shaun_The_Sheep-film

Tavuklar Firarda”, “Wallace & Gromit”, “Fare Şehri” gibi gişede büyük başarılara imza atmış animasyonların yaratıcısı Aardman Studios‘un yeni filmi KUZULAR FİRARDA / SHAUN THE SHEEP’i tabii ki gelir gelmez koşarak gidip izledik.

70’in üzerinde ülkede vizyona giren ve hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden animasyonda sevimli kuzu Shaun ve arkadaşların büyük şehirde dev bir maceraya yelken açıyor.

Böyle diyordu tanıtımda, ekibe ve yaratıcılığına ne kadar hayran olsam ve güvensem de Türkçe ismi ‘firarda’ diye çevirdiklerinden, Tavuklar Firarda / Chicken Run’un senaryosuna çok benzeyen bir film çıkacak karşımıza diye endişelerim vardı. Tabii ki yersizmiş. Hikaye çok farklı.

Kuzular Firarda

Kuzucuklar gerçekten de çiftlikteki rutin hayattan sıkılıp bir şeyler yapmak istiyorlar ama, şehre gidişlerine ‘kaçmak’ denemez. Bir takım aksilikler sonucu diyelim, kendilerini şehirde buluyorlar. Her zamanki gibi çok şekerler, hem çok saflar, hem cin gibiler. Muhteşem espriler var arada, incelikler, süper buluşlar var karelerde, müthiş bir çalışma.

Ben ve oğlum stop-motion filmlerin hastasıyız. 120 dakikaya yakın süren bu filmde kaç kare çekim yapılmıştır, sanırım hesaplayamayız. İnanılmaz bir sabır ve zeka ürünü.

Öte yandan 10-12 dakikalık hikayelerine alışık olduğumuz Shaun maceralarının bu kadar uzun izlemek, 5 yaşında bir çocukla -biraz zorladı-. Bulut sinemada her zaman tamamen konsantre oturmasına rağmen, hiç konuşmasız bir filmi 2 saate yakın izlemek, değil Bulut için – z kuşağı mı, indigo çocuklar mı artık ne derseniz deyin- herkese zor gelebilir. Yine de Bulut kikir kikir güldü, bense bayıldım, bayıldım.

Sonuç olarak bence vurdusuz kırdısız, ince zeka esprileri ile dolu, şirin mi şirin, inanılmaz bir çalışma süreci sonunda ortaya çıkmış çok eğlenceli bir film var. Biz Shaun’u ailecek çok seviyor ve heyecanla dvd’sinin çıkmasını bekliyoruz. Stop motion çalışmaları seviyorsanız, izlemelisiniz. Çocuğun ilk deneyimi olacaksa, hiç konuşma olmadığını, esprileri anlayabilmesi için en az 5-6 yaşlarında olması gerektiğini düşünüyorum bir anne olarak.

koyun-shaun-türkçe

 Shaun the Sheep ‘te koyunlardan The Beatles göndermesi olmazsa olmazdı!

 

Full House Netflix’le geri dönüyor!

full-house

 

87’den 95’e kadar süren bir dizi Full House. Bizde hangi isimle oynuyordu, hatırlayamadım, EkşiSözlük‘ten baktım. ‘Bizim Ev’miş. Jesse Amca ve 3 kızını tek başına büyüten şeker bir babanın maceraları (en küçük kızın aslında ikiz olduğunu ve Marry-Kate ve Ashley Olsen olacaklarını çok sonradan öğrenecektik.) 

Full House Netflix’le ‘resmen’ geri dönüyor!

Jimmy Kimmel show‘a çıkan Jesse Amca(!) yakışıklı John Stamos, resmen açıkladı; 2016’da “Fuller House” ismiyle 13 bölüm Netflix’te yayınlanacak.JohnStamos

İlk bölümde eski bölümlerdeki herkes olacak.. Bir nevi hikayeyi toparlama bölümü olacakmış pilot bölüm. Arkasından tüm karakterlerin bugünkü hayatlarından devam eden 12 bölüm gelecek. Tahminim Olsen kardeşlerin ilk bölüm dışında dizide yer almayacakları yönünde. Başrol baba Danny, kızlarını evlendirmiş, kızlar çoluk çocuklu olarak çıkacak karşımıza. Dave Coulier ve Lori Loughlin devam serisinde de varlar. Erkek ikizler nasıl çıkacak, süpriz. 

Bob Saget, Amerikanın en sevdiği aktörlerdendi uzuuun süre. Daha sonra yıllarca komik video paylaşımları yapılan American Home Videos tarzı bir program sundu. Mary-Kate and Ashley Olsen, bildiğiniz gibi aldı, yürüdü, birer moda ikonu oldular önce, şimdi kendi markaları var.

28 yıl aradan sonra bir ekibi bir araya getirmek, kolay iş değil. Onun geçin, 30 yıl boyunca ‘bir tv dizisi’ olarak hatırlanmak da az iş değil. Bakalım nasıl bir senaryo ayarladı NetFlix ve daha önemlisi bu kadar beklendiğine değecek mi? 

baymax and hiro

Big Hero 6 / 6 Süper Kahraman

6-super-kahraman

 16 Ocak’ta vizyona girecek olan 6 Süper Kahraman, Big Hero 6 filmini ön gösterimde izleme şansım oldu. Filmi bir de animesever anneden, benden okuyun.

Big Hero 6

BH6, Marvel’in bir çizgi romanı aslında ve baya aksiyon içeren bir çizgi hikaye. Hikaye Walt Disney Stüdyolarından geçince kararı çok yerinde duygusallık ve komedi de girmiş içine. Sonuçta ortaya komik, bol aksiyonlu bir macera filmi çıkmış, üstelik 3 boyutlu.

Dev cüsseli robot Baymax ile robot dahisi kahramanımız Hiro’nun hikayesini anlatıyor film. Hiro’nun ağabeyi Tadashi, bu kocaman ve sevimli robotu geliştiriyor. Hiro ise bot dövüşlerine katılan, okulu gereksiz bulan bir teenager. Ancak Tadashi, Hiro’yu etkilemeyi başarıyor ve dehasını doğru yola yönlendirebilmesi için yardımcı oluyor. 

Elbette ki başrolde bir dahi çocuk ve onun dahice buluşları olunca, kötülük ve komplolar da gecikmiyor. İçinde bulundukları durumdan çıkabilmek için Hiro ve arkadaşları kostümler geliştirerek birer teknoloji kahramanına dönüşüyorlar. Sonuçta GoGo Tamaga, Wasabi No-Ginger, Honey Lemon ve Fred, Baymax ve Hiro ile birleşince 6 süper kahramanımız doğmuş oluyor.

Filmin ilk yarısı yer yer çok duygusal. Örneğin bir kayıp sahnesi var ve oğlum çok etkilendi ve üzüldü diyebilirim (5yaş) Espriler çok komik, ama yaşı biraz daha büyüklerin anlayabileceği türde. Küçük çocuklar Baymax ile çok eğleniyorlar, büyük cüssesi ve aynı bir çocuk gibi söylenenleri ‘somut’ algılaması, sakarlığı, saflığı acaip sempatik.

Filmin ikinci yarısında ‘annelerin bana hep sorduğu’, vurdu-kırdı diyebileceğim bolca aksiyon var. Küçük çocuklar için göz yorabilecek derecede var. Hatta ben Japon animasyonlarına göndermeler farkettim, sürekli akan arka plan gibi. Bu kadar aksiyona rağmen şiddet yok, bolca ‘şiddete hayır’ mesajları var, hatta açıkça mesaj kaygımız var bile deniyor neredeyse. Film teknik olarak mükemmel. Ben, kendim çok çok sevdim. Robot, aksiyon vs ile çok ilgilenmeyen oğlum Baymax’i sevdi, ona çok güldü.

Bence müthiş bir film olmuş. Filmin yapım aşamasını anlatan bir belgesel izledim, yapılan çalışma ve emek karşısında nutkum tutuldu. Devamı gelir mi bilmiyorum. Gelmese de tadında kalsa keşke, derim. Yönetmenler Don Hall (Winnie the Pooh) ve Chris Williams (Bolt), yapımcı ise  Roy Conli (Karmakarışık). Film, 16 Ocak 2015 tarihinde üç boyutlu olarak vizyona girecek. 5 yaş bir çocuk annesi olarak nacizane fikrim 6+ çocuklara daha uygun olduğu yönünde. Öte yandan filmin dvd’sinin çıkmasını ve koleksiyonumuza katmayı dört gözle bekliyorum!big_hero_6

 

paddington bear

Ayı Paddington

Çocuk kitapları dünyasında en az Winnie the Pooh kadar ünlü bir ayıcık daha vardır; kafasında kırmızı şapkası, elinde bavulu ile hepimize aşina Ayı Paddington. Paddington ilk uzun metraj sinema filmi ile sinemalarda.ayı paddington

Paddington

Paddington Bear aslında Michael Bond‘un çocuk kitapları serisinin kahramanı. İlk kitap 1958’de Peggy Fortnum ilüstrasyonları ile yayınlanıyor, bunu 20’den çok kitap izliyor. Bugün baktığımızda ise 30 dilde, 70 ayrı isimle basılmış ve 30 milyondan fazla satış yapmış bir klasikten bahsediyoruz.

Filmin hikayesi şöyle; Peru’da ailesiyle mutlu mesut bir hayat süren Ayı Paddington, üzücü bir olay sonrası ailesini ve evini kaybeder ve yıllar yıllar önce anne ve babasının tanıştığı İngiliz bir araştırma görevlisini bulmak üzere Londra’ya yola çıkar. Ayıcık boynunda ‘Lütfen bu ayıya iyi bakınız’ yazan bir not ve başında ailesinden kalan tek yadigar kırmızı şapkası ile kendisini Londra’da garda bulur ve burada daha sonra kendisini ailelerine kabul edecek Brown ailesi ile tanışır.

Film sıcacık, eğlenceli, aynı zamanda duygusal. Filmi izleyen büyüklere de bolca mesaj veriyor. Şehirleşen hayatlarımızda ilişkilerin kopukluğuna, bir selamlaşmanın bile garipsenmesi gibi  ayrıntılarla bol bol ‘iletişimsizliğe’ dokunduruluyor. Kitaplarda daha çok yeri olan, filmde kısa yer alan antika dükkanı sahibi karakterin bir cümlesi ise akılda kalıyor. Kasabadan şehre gelişini anlatırken diyor ki; “Vücudum bu şehre çok hızlı geldi fakat kalbimin de varması uzun zaman aldı.”

Daha çok televizyon yönetmenlikleri ile tanınan Paul King’in çektiği film gerçekten her yaştan çocuğa hitap eden, çok başarılı bir yapım olmuş. Ayıcığın animasyonu, tüyleri, bakışları o kadar başarılı ki, gerçek olmadığını unutuyorsunuz. ‘The story begins here’ yazıyor alternatif afişlerinin birinde, buradan önümüzdeki yıllarda serinin devamının da geleceği sinyalini alıyorum ben.

Oğlum Paddington’ı çok sevdi, izlerken çok güldü!

Filmi çok sevdim. Mutlaka dvd’sini de alıp koleksiyonumuza eklerim! Filme tek yakıştıramadığım kısım, Paddington’ın dublajı. Eser Yenenler’in sesini hemen ilk dakikada kapıyorsunuz ancak, çok kibar ve düzgün diksiyonlu konuşmasını beklediğim ayıcığın -muhtemelen kasıtlı bir şekilde- fazla doğal konuşmasını ve ses tonunu, ben karaktere oturtamadım.

Farklı olabiliriz ama birlikteyiz

Filmin mesajını ben bu şekilde aldım. Bu hikayede ‘ayı’ olarak resmedilen ‘farklılık’ aslında her hangi bir sıfattan ötürü gelen farklılık olabilir; aile ve arkadaşlar farklılığına rağmen o karakteri koruyor ve en önemlisi çok seviyorlar.

Benden *spoiler* ekstralar; 

Filmde Nicole Kidman da var. Filme bolca gönderme var saymakla bitmez ama kaçırmayacağınız bir tanesi, Kidman’ın Brown’ların evine gizlice girişi. Bu sahne Mission Impossible’da Kidman’ın eski eşi Tom Cruise sahnesinin kopyası.

Filmin ilk 15 dakikasında ayıcığın gardaki sahneleri çok duygusal, ailenin ayıcığa isim verme sahnesinin arkasında ise gerçek bir hikaye yatıyor. Yazar Michael Bond gerçekte, bir yılbaşı gecesi Paddington garında bir oyuncak ayıcık buluyor ve eşine hediye olarak götürüyor. Kafasında yer eden bu ayrıntı 10 yıl içinde şekilleniyor ve Paddington Bear ortaya çıkıyor.

Filmde yüksek sesle kahkaha attığım bir sahne var. Brown’ların çekingen kızı sonunda annesine erkek arkadaşını tanıştırıyor; bu sahnede annenin bastırmaya çalıştığı tepkisi, sanırım izleyen tüm anneleri beni güldürdüğü gibi güldürecek.

 

 

 

 

Klasik Bir Yılbaşı Filmi, Kutup Ekspresi

polar-express_2

Ailece seyretmekten bıkmadığımız, müzikleriyle renkleriyle harika bir yılbaşı filmi, The Polar Express. Chris Van Allsburg’ün aynı isimli çocuk romanından yapılan bir uyarlama Kutup Ekspresi. Robert Zemeckis uyarladı, yazdı, yönetti. Tom Hanks ise çocukluğunda en sevdiği kitaplardan bir olduğunu söyledi ve prodüksüyona destek verdiği gibi ayrıca tam 6 karaktere de hayat verdi bu animasyonda.

The Polar Expresstom_hanks

Kutup Ekspresi, bol müzikli, bol kar manzaralı, yer yer heyecanlı, genelinde duygusal bir animasyon filmi. 1950’ler atmosferinde geçen hikayede, Noel Babaya inanmayan küçük bir çocuk, kapısının önüne mucizevi bir şekilde beliren trene biner ve bilinmeyene yolculuk başlar. Tren Kuzey Kutbuna gitmektedir ve kahramanımızın kendisi gibi çocuklarla doludur. Trendeki her bir çocuk, bu macera esnasında soru veya sorunlarına yanıt bulacaklardır, tıpkı kahramanımızın ‘inanmak’ sorusuna bulacağı cevap gibi.

Çocukları çocuklar seslendiriyor, hikayeyi Tom Hanks anlatıyor. Kondüktör başta olmak üzere, Noel Baba’nın kendisine kadar 6 karakterde daha Tom Hanks’ı görüyoruz. Renkler ve kar manzaraları adeta büyülüyor. Müzikler ve hikaye bana 2004’te izlediğimde sıkıcı gelmişti itiraf ediyorum, ancak 2-3 yıldır oğlumla ara ara izlediğimiz filme bakış açım çok değişti. Şu an şarkıları ezbere biliyoruz, üstelik bol ödüllü bu filmin müziklerinde  Alan Silvestri imzası var. Zemeckis takipçileri bilirler zaten Silvestri ve Zemeckis neredeyse ayrılmaz ikili oldular.Yeri gelmişken, filmde bir ara Aerosmith ve Steven Tyler’a denk gelebilirsiniz ;)

polar-express-6

2004  Warner Bros yapımı olan film 100 dakika, 2007’de dvd’si çıktı. Imdb’ye göre bol ödüllü bu film, 165 milyon $ kar etmiş durumda.

Yılbaşı temalı müzik ve animayoları seviyorsanız, içinde her konuyu tam dozunda barındıran bu filmi kesinlikle koleksiyonunuza katmanızı tavsiye ederim.

Polar_express

 

 

 

 

Jurrassic Adventures İstanbul’da

jurrassic adventures-02

Jurrassic Adventures, interaktif bir tiyatro oyunu. Konu dinozorlar, oyuncular İstanbul Çocuk Tiyatrosu‘ndan olunca bu aile şovuna biz de gittik.

Gösteri, sahne üzerinde oluşturulan Jurassic tema dekorlarıyla, seyirciyi kısa zamanda etkisi altına alarak, etkili bir deneyim yaşatıyor.

Gitmeden önce aklımda soru işaretleri vardı, fotoğraflar ve izlediğim videolar biraz ürkütücü olabileceği sinyalini veriyordu. Ancak oyuna daha önce giden arkadaşım Elif‘ten ‘Çocukların korkmaması için onalrı oyunda hazırlıyorlar’ tüyosunu aldıktan sonra, biletimizi aldık.

Oyun tiyatronun ışıkları açık olarak başladı, kapılar dahi oyunun bir parçası şeklinde, çocukları alıştırarak kapatıldı. Hikaye bir dinazor parkında geçiyor, Kostümler ve oyunculuklar çok başarılı. Dinazorlar benim tahminimden az gözüküyor ama oğlum için yeterliydi, elbette ki çocuklar düşünülerek hazırlanmış bir senaryoydu.

jurrassic adventures_1

Olumsuz tek eleştirim; oyunda kasırga sahnesi var ve aniden gök gürültüsü duyuluyor, ardından şimşekler (parlak ışıklar) çakıyor. Bu kısım için bir uyarı olabilirdi diye düşünüyorum, zira biliyoruz ki -çok kısa da sürse- bu tarz ışıklar epilepsi krizini tetikleyebiliyor. Küçük çocuklar için ve karanlık ortamda aniden belirmesini bir anne olarak sakıncalı buldum.

Bunun dışında dediğim gibi oyuncular çok şeker, senaryo basit ve anlaşılır, kostümler kaliteli. Oyun öncesi çocuğunuzu oyun hakkında bilgilendirirseniz, keyifli bir seyir olacağı kesin. Oyunun heyecanını kaçırmamak adına az fotoğraf ekliyorum, bebek dinozor sahnesi ile ilgili kısa bir kesit ise aşağıda!

Oyunu izlemek istiyorsanız, biletler Biletix‘te.

 

Pıtırcık Tatilde

Tatil filmleri arasında heyecanla beklediğim bir tanesi var; Pıtırcık Tatilde! “Les Vacances du Petit Nicolas” 11 Temmuz’da gösterime girecek. Yaptıkları her işe hayran olduğum Goscinny ve Sempe’nin Petite Nicolas serisini okuyup sevmeyen çocuk var mıdır? Pıtırcık serisinden ilk uyarlamayı 2009’da izlemiştik. Bakalım bu nasıl olacak?

Pıtırcık Tatilde

Pıtırcık serisi ile büyümüş anne-babalara bir süpriz;

Çocuğunuzun Pıtırcık Tatilde filminde kısa bir rolü seslendirmesini ister misiniz?

Efendim olay şu:

Fransız yapımı film Türkiye’de dublajlı olarak gösterilecek. Film yapım şirketi, filmde kısa bir rolde seslendirme yapacak bir kız ve bir erkek çocuğunu izleyiciler arasından seçecek. Pıtırcık Tatilde filminin Facebook sayfası üzerinden bununla ilgili bir yarışma başlatıldı. Yarışmamız, 5-10 yaş arası çocukların ses ya da video kayıtlarının ebeveynleri tarafından Facebook sayfamıza mesaj olarak gönderilmesi şeklinde gerçekleştiriliyor.

Yarışmaya gönderilen videolardan değerlendirilerek seçilecek bir kız ve bir erkek çocuğu, Pıtırcık Tatilde filminde kısa birer rolü dublaj yapma hakkını kazanacak. Yarışma 11 Haziran 2014 tarihine kadar sürecek, değerlendirme sonrası kayıtlar, 14-15 Haziran tarihinde İstanbul’daki Melodika Stüdyoları’nda gerçekleştirilecek.

İlgili Facebook sayfasına buradan, Twitter hesabına buradan ulaşabilirsiniz. Bol şans!

İpek Süer

angelina jolie

Malefiz Angelina Jolie

Malefiz Angelina Jolie’yi alıştığımızın dışında bir rolde  izleyeceğimiz fantastik bir çocuk filmi.

Orjinal ismi MALEFICENT 3D olan Disney2in son filmi Malefiz, 3D olarak 30Mayıs’ta gösterime giriyor.

Angelina Jolie’yi hem yapımcı hem başrol oyuncusu olarak gördüğümüz klasik eser ‘Uyuyan Güzel’ uyarlamasında, masaldaki kötü karakter Malefiz’in anlatılmamş hikayesini izleyeceğiz.

Hikaye şöyle;

Görkemli siyah kanatlara sahip güzel, saf ve genç bir kadın olan Malefiz, barışçıl bir orman krallığında büyüdüğü için huzurlu bir hayata sahiptir. Ta ki bir gün insanlardan oluşan istilacı bir ordu gelip, topraklarının düzeni tehdit edene kadar… Malefiz, topraklarının koruyucusu olur ama acımasız bir ihanete uğrayınca o saf kalbi taşa dönüşür. İntikam hırsıyla dolan Malefiz, insanların kralıyla destansı bir savaş verir ve kralın yenidoğan çocuğu Aurora’yı lanetler. Çocuk büyüdükçe Malefiz, Aurora’nın krallığa başarı getirecek ve Malefiz’in gerçek mutluluğunu sağlayacak olan anahtar olduğunu fark eder.

Filmin Künyesi:

Yönetmen: Robert Stromberg

Yapımcı: Joe Roth

Sorumlu Yapımcılar: Angelina Jolie, Don Hahn, Palak Patel, Matt Smith, Sarah Bradshaw

Yazan: Linda Woolverton

angelina jolie disney

Uçaklar 2

Uçaklar 2 Söndür ve Kurtar

Disney animasyonu Uçaklar filminin devamı olan filmin ismi cismi piyasaya çıktı. Uçaklar 2 Söndür ve Kurtar, yine 3D seçeneğiyle geliyor.

Arabalar (Cars) serisinin ticari başarısından sonra, kaçınılmaz olarak arkasından birşeyler geleceğini tahmin edebilmiştik. Uçaklar filminin senaryosunu -fazla klişe- bulmuştum, fakat görüntüler ve teknikler müthişti. Özellikle havada geçen sahneler, yarış sahneleri, 3D’nin de etkisiyle adeta uçuyor olmanın hissini veriyordu gerçekten. Bir ara midem bile bulandı diyebilirim! :)

Disney’in ya da herhangi firmanın bir ticari çocuk filmini, çocuğunuzun yan koltuğunda izlerken ister istemez düşeceğimiz ticari tuzaklar da gözümün önünden geçiyor. Az sonra aşağıda yazacağım karakterler, muhtemelen raflarda yer almaya başlayacak ve kayıtsız kalmak -çok çabalasak da- çok zor. Uzatmadan, gelelim filme;

Söndür ve Kurtar adından anlayabileceğimiz gibi söndürme uçakları ekibi macerası. İlk filmden kahramanımız Dusty, artık yarışlara katılamayacağını öğreniyor (motoru hasarlanıyor) ve itfaiye ekibine katılıyor. Bu filmdeki kahramanlar; Emektar itfaiye ve kurtarma helikopteri olan Blade Ranger, neşeli hava tankı Dipper,  ağır yük helikopteri Windlifter, emekli askeri nakil uçağı Cabbie ve The Smokejumpers isimli bir grup cesur arazi aracı.

“Bu korkusuz ekip hep birlikte büyük bir yangınla savaşırken Dusty de gerçek bir kahraman olmanın bedellerini öğreniyor.”

uçaklar 2

Yönetmen: Bobs Gannaway

Yapımcı: Ferrell Barron

Uçaklar 2: Söndür ve Kurtar” 3 boyutlu olarak 29 Ağustos 2014’te vizyona girecek.

 

Karlar Ülkesi, Frozen

 
Karlar Ülkesi Frozen, 3D
Disney’in son animasyon filmi Karlar Ülkesi, 3d olarak 17.Ocak’ta gösterime giriyor. Filmi, Disney Türkiye’nin davetlisi olarak ön gösterimde izleme şansım oldu. Bu organizasyon için firma yetkililerine ve İnternet Annelerine teşekkür ederek hemen filme geçiyorum;
Frozen/Karlar Ülkesi, 2 ‘prenses’ kız kardeşin öyküsünü anlatıyor. Özel güçleri olan abla Elsa, anne-babasının kararıyla, kendisini ve çevresindekileri koruma amaçlı sarayda  kapalı kapılar ardında büyüyor. Elbette küçük kardeş Anna da bu ‘tutsak’ durumdan nasibini alıyor. 
 
Hikaye aslında Hans Christian Andersen’in ‘Kar Kraliçesi’ masalından uyarlanmış. Evet, tahmin edebileceğiniz gibi bir Disney klasiği olarak prenses kardeşlerin anne-babası bir sefer esnasında vefat ediyor ve kardeşler bir başlarına kaldığında bu esaret durumuna devam edip etmemek konusunda çelişkide kalıyorlar. Buraya kadar anlattıklarım spoiler sayılmaz- fragmanlarda hikayenin bu kadarı zaten gösteriliyor. Hikaye hakkında daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim ancak, salondaki minikleri kıkır kıkır güldüren bir kardanadam Olaf ve yine minikleri ürkütenbir kar canavarı karakteri olduğunu hemen başta söylemek isterim.
 
Karlar Kraliçesi Elsa’nın elleriyle yaptığı buz büyüsü diye adlandırabileceğimiz hareketler, feci şekilde tanıdık geldi daha ilk anlarda… Animeleri çok sıkı takip eden biri olarak beni şaşırtan bir benzeşmeydi bu. Nickelodeon’un ileride kült sayılabilecek Avatar isimli çizgi dizisinde de su bükücü ve toprak bükücü olarak adlandırılan 2 güçlü kız karakter vardır. Bu büyü sahneleri, el hareketleri, neredeyse bu iki karakterin sentezlenmiş hali gibi geldi bana. Disney, büyü ve sihir işinde günceli yakalamak istemiş kanımca ve ‘buz bükücü’ bir karakter yaratmış.
Avatar’ın Katara’sı usta bir su bükücü
Frozen’ın Elsa’sının gücü, tıpkı Avatar’ın Katara’sını andırıyor. Bir nevi ‘su bükücü’
 
Buz ve su, filmin daha ilk saniyesinden itibaren şov yapar gibi gözümüze sokuluyor. Bunu iyi anlamda söylüyorum. Element olarak suyun, animasyonda gerçekçi anlatımı çok zor ve hala tam olarak çözülememiş bir mevzu iken, bu film bir nevi Disney’in rakip yapım firmalarına ‘Animasyonda su işini bitirdik’ deyişi diye düşündüm.
 
Bitirmişler gerçekten! Film baştan sona 3D düşünülerek çizilmiş, karlar, buzların oluşumu, renkler ve 3boyut hissi gerçekten müthiş. Elsa’nın kendine buzdan bir saray inşa ettiği birkaç dakika var ki, filmde şahsen en sevdiğim bölüm oldu.
Türkçe düblaj, her zaman ki gibi çok başarılı. Şarkılarda bazen uyum yakalamak adına çok düşük cümleler kurulur, dikkat ettim; bu filmde öyle bir sorun yoktu. Parça sözleri anlamlı ve anlaşılırdı. Karakterlerin ağızları ile senkron sorunu da yaşanmıyordu.
Ölen kral ve kraliçe, yetim kalan 2 prenses, 1 iyi 1 kötü 1 komik 1 de korkunç karakter, hooop Disney casting’i tamamlanıyor. Çok fazla sürpriz yok. Ama filmde çok çok güzel sahneler var. Film 5+ değerlendirilmiş diye söylendi bana, bence 8+ falan olmalı, ya da seçimi siz yapın diyorum.  Film konusunda ayrımcılık yapmak istemem ama kız çocukları daha çok hoşlanır demek durumundayım, benim oğlum sıkılırdı mesela. Şubat tatilinde gidilesi, görülesi, klasik olmaya aday, kaliteli ve başarılı bir film bence Frozen.
-Dikkat. Yazının buradan sonrası bir parça spoiler içeriyor-
Elsa kraliçe olduktan sonra –yani güçlerini kullanmaya başladıktan sonra- aksiyon başlıyor. Elleriyle büyü yapar gibi buzlar yaratması ve (hatta) bunu savunma amaçlı kullanması küçük izleyicileri rahatsız edebilir. Bir de kar canavarı var ki, bu filme hiç yakıştıramadım, adeta ‘Filmde aksiyon az oldu, birşeyler daha ekleyin’ denmiş ve eklenmiş gibi duruyor.
 
Filmin orjinal kadrosu için buraya, Türkçe web sayfası için buraya tıklayabilirsiniz.
 
İpek Süer, Ocak2013

Frozen, Karlar Ülkesi’nde Olaf karakteri gerçekten komik

 

Harry Potter’ın dünyası geri dönüyor!

Harry Potter ve Ölüm Yadigârları kitabı ile 2007’de hikayeyi bitirmişti J.K.Rowling, ya da biz öyle sanıyorduk! 

Harry Potter serisi ile gelmiş geçmiş en çok satan çocuk kitabı yazarı ünvanını da alan J.K.Rowling, anlaşılan baskılara daha fazla dayanamadı ve Potter’ın dünyası ile ilgili haberler gelmeye başladı.


warner bros, yazar ile anlaştıklarını ve çok yakında bir film serisi için çalışmaya başlanacağını açıkladı. hemen söyleyeyim, filmde harry, hermione ve/veya tanıdık yüzler olmayacak…atmosfer yine aşina olduğumuz hogwarts büyücülük okulu ve dünyası olacak ama, zaman harry’nin okula başladığı günlerin 70 yıl öncesi olacak.


ilk kez senaryo yazarlığını deneyecek olan Rowling, hikayenin ‘fantastic beasts and where to find them’ kitabından ilham alınacağını açıkladı facebook sayfasında. bu kitap nedir derseniz, hayali kahraman Newt Scamander’in ‘fantastic beast’ serisinden bir hikaye. kafanız biraz karıştı biliyorum, bakalım usta yazar işin içinden nasıl çıkacak?
henüz senaryo aşamasındaki film için Harry Potter fanlarının biraz daha bekleyeceği anlaşılıyor!

j.k.rowling’in facebook sayfası için buraya tıklayabilirsiniz.

ipek süer, ekim 2013



pepee taklit mi

Pepee taklit mi?

yeni başlayanlar için Pepee!

  • öncelikle isminin yazılışına, okunuşuna takılmayın. animasyon dünyasında p harfi pek popüler; pocoyo, pokemon, poko, pepe, pepee, pippi… liste uzar gider.
 
  • bu çocuğu bir yerden gözüm ısırıyor diyebilirsiniz. doğrudur, çizgi filmlere uzak biri de olsanız Pocoyo karakteri görseline mutlaka bir yerlerde denk gelmişsinizdir. 
 

 

 

  • pocoyo’da pembe fil, pepee’de pembe zürafa vardır. köpek, kuş, 3 tekerlekli bisiklet, ağaçlar, sonsuzluk, kız arkadaş, hepsi birebire yakın benzerliktedir… başlarda tıpkı pocoyo’daki gibi pepee’de de beyaz sonsuzluk üzerine ağaçlar çiçekler vardı, sonra ‘orjinalleşti’ de çimenler geldi.
  • ha bir de pepee’nin kıyafetlerinde nazar boncuğu vardır, alamet-i farikası olarak.
  • pepee de pocoyo gibi dış sesle konuşur sürekli. birinin şuşu’suna karşın diğerinin stephen fry‘ı vardır, o ayrı.
  • pepee’nin adı pocoyo’yla anılmaya başlayınca yalnız arka plan değil, kıyafetler de değişime uğramaya başladı. şapkaya pepee yazısı geldi misal. hikayeye türküler, halaylar eklendi, aile üyeleri katıldı seriye de, biraz ayrıldı pocoyo çizgisinden.
  • hatta pepee sürekli bayrakla görünür oldu; jenerikte bayrak direğine dolanır, birşeyleri ispat etmek istercesine… 
  • pepee’de zürafalar halay çeker, mendil sallar. pepee aninden -yaşıyla hiç alakası olmaması gereken türküler- söylemeye başlayabilir (bknz; fidayda da ankaralım fidayda, beşyüz altın yedirdim bir ayda!)
  • pepee’nin kardeşi bebee, henüz emekliyor olsa da, sayılari bilir, her söyleneni anlar, çişini kakasını söylemeyi 15 dakikada öğrenebilir. 
  • pepee, ineğe ‘mööcük’, kaleme ‘kaliş’, maymuna ‘maymuş’, köpeğe ‘köpüş’ der. öyle şirindir.
  • pepee sinirlendiğinde tıpkı bir başka anime Poko‘nun yaptığı gibi nefes teknikleri ile sakinleşir. poko’nun her bölülünde vardır; ‘nefes al, nefes ver, burnuna dokun..’
  • pepee’nin bütün şarkıları genellikle aynı melodidedir ve mutlaka dilinize dolanacaktır; pepee’nin sarıları çoğalır, mavileri çoğalır, biri büyük biri küçük iki ekmek alır, pepee çok üzülür hep üzülür…
  • pepee biraz memnuniyetsiz bir çocuktur, zor beğenir, çok sık ‘hıh!’ yapar, sürekli omuz silker.
  • pepee’de başarılı bulduğum tek şey, Yağız Alp Şimşek’in pepee karakterini seslendirmesidir. 
madem böyle bir animasyon çıkartabiliyoruz ortaya -ki bu harika- esinlenme kelimesini de güzel türkçemizde doğru kullanmaya başladık mı, olmuşuzdur zaten! 
 
 
 
 

sizin kanalınız hangisi?

bir televizyon kanalının ciddiyetini internet sayfasını ziyaret ederek anlayabilirsiniz, hele ki bu kanal ‘çocuk televizyonu’ olduğunu iddia ediyorsa… işte nickelodeon’un başarısının sırrı.

Nickelodeon

nickelodeon networks group aslında oldukça büyük bir aile ve interneti son derece etkin kullanıyorlar.

sponge bob‘dan dora the explorer‘a kadar çocukların en sevdikleri karakterlerin kanalı nick’in web sitelerinde oyunlardan forumlara uzanan bir çok seçenek var. çocuklar sevdikleri karakterlerle ilgili herşeye ulaşabiliyor, interaktif olarak kulüplere katılabiliyorlar. daha çocukken yakaladığı hayranlarını bırakmak istemeyen nick, her yaş grubuna hitap eden sayfalar ekleyerek, bu işi çok güzel başarıyor.

nickelodeon’un en çok ziyaret edilen sitesi nick.com‘un yanı sıra, okul öncesi çocuklar için nick jr., anne-babalar ve hamileler için parents connect, ergenlik çağındakiler için teen nick gibi oldukça kapsamlı web siteleri de var.

3-6 yaşa hitap eden oyunlarını özellikle tavsiye ediyorum, internette bu yaş grubuna yönelik oyunlar arasında en keyiflileri diyebilirim. örneğin aşağıda serbest resim sayfasını görüyorsunuz; gerek mouse kullanımı ve renkleri keşfetmek, gerek yaratıcılığını geliştirmek açısından oldukça başarılı.