Kedi alma, komşu al!

Contact An Agent

Kedi

Eve girerken anahtarı çevireceksin, başka kimse kılını kıpırdatmazken o koşup gelecek. Bir kez değil, birkaç kez değil, her seferinde gelecek. Sen telaşla içeri dalarken o ayaklarına dolanacak, o kadar itekleyecek ki ayağını bacağını, kıpırdayamayacaksın. Çekil kızım, çekil oğlum dedikçe coşacak.

Ayağından başına scan edecek seni adeta. Neredeydin, kimlerleydin kayıt alınacak, gerekirse hesap sorulacak. Uzun bir “mıııııııh!” veya  “Kııııııh!” yemen muhtemel. Elinden bıraktığın her bir torbaya kafa sokulacak, mümkünse bir tanesinin içine atlanıp evin içinde iki tur dönülecek. Poşetlerin kağıt olanı daha makbul olacak, poşetlerin eve gelişi günlerce kutlanacak.

Parmak ucunda tuvalete gideceksin. Kapında bitecek. Çıkana kadar gözünü kapı koluna dikip miyavlayacak. Üşenmeyip içeri alırsan daha fena. Onunla ilgilen diye türlü şaklabanlık yapacak, musluğa pati atıp 3-5 damla düşürecek, sonra patileri silkeleyecek, küvete girecek, banyo perdesinin arkasındaki gizli düşmanlarla savaşacak, belki perdeyi kafasına indirecek.  Sen diş fırçalarken kendine bakma ona bak diye, aynanın önündeki incecik rafa bile çıkabilir; çıkamazsa da tek tek üstündekileri aşağı atacak, arkasından hayretle bakacak. Sonra bi tane daha, bi tane daha. Ayrıca çamaşır makinesinin kapağını açmak için günlerce uğraşacak. Açık bulursa ya içine girip kurulacak, ya içindekileri zevkle yere boşaltıp zaferle yığının tepesine oturacak.

Sen çamaşırı asarken o alttan çalışacak. Her astığın parçaya saldıracak. Onu yukarı alacaksın, bu sefer taktığın her bir mandala takacak. Onları kemirmeye kalkacak, senin ellerine patiler atacak. İtekledikçe daha çok coşacak, 3-5 temiz çamaşır yere düşecek. Çamaşır toplamak ise daha maceralı. Yazarken bile yorulur insan.

Sonra ütü var. Sen ütü yaptığın süre boyunca, sanki dünyadaki en hayranlık uyandırıcı işi yapıyormuşsun gibi senden gözünü ayırmayacak. Sen bir saniye arkanı döndüğünde mis gibi sıcakcık çamaşırların en üstüne gururla yatmış olacak.

Dolap ve çekmecelerde boşluk doldurmaca oyunu var bunların bir de. Boş değilse de boşaltırlar ha… Sen istediğin yöntemi geliştir, yok! O çekmece boşalacak, veya o kazaklar itilerek arkasına geçilecek!

Televizyon izletmeyecek, sen kumandayı ekrana uzattıkça o kumandanın köşesinde çenesini kaşıyacak. Koltukta kaç kişi olursa olsun kendine yer açacak, gerekirse itekleyecek ve sığışacak. Tıkırtısından sürekli tv sesini bir tık yükselteceksin. Zaten kucağında uyuyacak bir bardak suya muhtaç kalacaksın. Kendi evinde emir kulu olacaksın.

Eve geç kalamayacaksın. Dışardaysan sürpriz gelişen planları pas geçeceksin. Çantanda çocuğunun 3 gün yetecek kadar kıyafeti, acil durum ilacı püsürü vardır ama hazırlıklı çıkmadıysan tıpış tıpış eve döneceksin onun için.

Alışverişin hiç bitmeyecek. Olmadık zamanda maması biterse inadına 10 markette bulamazsın istediğini. Hazırlıklı olacaksın. Dünyanın sonu geliyormuş gibi stok yapacaksın. Hangi markayı kim nerede kaça satıyor, işin kurdu olacaksın. Piyasadaki kum çeşitleri hakkında doktora tezi yazabilecek kadar çok şey bileceksin.

Çok sevdiği arkadaşların olacak, sinir olacaksın. Hiç sevmediği arkadaşların olacak yine sinir olacaksın. Yeri gelecek, eve gelen elini kolunu oynatamayacak, ayak-el-parmak saldırısı tehdidi altında sohbet ortamı yaratmaya çalışacaksın.

Yok yok, sen kediyi boşver. En iyisi iyi bir komşu. Sıkıldın mı, çat karşında. Bardağını istediğin yere koyarsın, ayağını istediğin yere uzatırsın. Yoksa öbür türlü ne asla ve asla düzgün durmayan kilimlerle baş edebilirsin, ne de bu kadarı fazla dedirtecek karşılıksız sevgiyle.

 

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: