Yeni başlayanlar için Lego

Blogumu ve özellikle de instagram hesabımı takip edenler Lego’yu ne kadar sevdiğimi ve koleksiyoneri olduğumu bilirler.. Öyle ki özellikle hafta sonları sırf şu soruyla arayan arayan arkadaşlarım olur ‘Şu an mağazada Lego bölümündeyiz, hangisini önerirsin?’ Oğlumla yaptığımız bir şeyi paylaştığımda da en çok gelen soru ise ‘Bu hangi set?’

İşte bu 2 soru bu yazıyı yazma sebebimdir, çünkü az sonra yazacağım sebeplerden diyeceğim şu ki SETLERE O KADAR DA TAKILMAYIN :)

Lego Duplo

Lego Duplolar bildiğiniz gibi küçük çocukların rahatlıkla tutabilmesi için daha büyükçe Lego parçalarıdır. Kocaman bir kutuya bir sürü para verirsiniz, eve gelip açtığınızda önünüze çıkan 5-6 parça nedense çok az gelir. Doğru, çünkü azdırlar! Duplolar 1,5-5 yaş arasına hitap eder, en azından kutu üzerinde yazan budur ancak benim gözlemlediğim eğer çocukta bir tak-çıkar-üret mantığı oluşmuşsa, bundan zevk alıyorsa 3,5-4’ten sonra Duplolar kesmez… Peki parayı boşa harcamamak için ne yapmalı?

Duplo almak için en ideali :  Çocuğun en seveceği/ sevdiği karakteri ele alın; bir çiftçi mi, bir ayıcık mı, bir itfaiyeci mi, artık her ne ise. İçinde adam veya karakter olan küçük bir set alın. Mesela bir adam ve küçük bir araç, bir çocuk ve bir hayvan gibi. Fakat bunun yanında da, Lego Duplo yedek parçalarından oluşan kutu setlerden edinin. Film karakterleri, çifte lisanslı ürünler her zaman 2 kat daha pahalıdır; bir ürünün Disney prenseslisini değil de sadece ‘kız çocuk’lusunu alırsanız acaip kar edersiniz. Aslında bu tüm oyuncaklar için geçerli, o an için çok seviyor gözüktükleri bir karakteri 6 ay sonra hatırlamıyorlar bile; en iyisi standart figürlerden şaşmayın. Büyük paralara alacağınız bir McQueen’li setin, çocuk bir sonraki filmde uçakları keşfettiğinde pabucu dama atılabilir, gibi. Tek bir set alacaksanız örneğin, tavsiyem Duplo My first train set’dir. Adam ve hayvan figürü, tekerlekler, değişik tuğlalar ve kız erkek farkı gözetmeyen yapısıyla 4dörtlük bir başlangıç seti.

Hazırladığım görsel size fikir verebilir;

lego-duplo-set

Yeni başlayanlar için Lego;

Ben uzman değilim ama benim gözlemlediğim, çocuk yutmuyorsa etmiyorsa 4  yaşından itibaren çok güzel bir şekilde Lego oynamaya başlayabilir. Lego’nun özellikle yeni başlayanlar için çıkardığı setleri çok iyi. Çocuk ileri seviyedeki bir Lego aracını, aynı boyutta, aynı görünümde yapıyor, fakat çok daha az parçayla ve daha basit montajla. Bu setlerin ismi Lego Juniors. Özellikle kız çocuğu olan aileler Lego Friends serilerine yöneliyor, ben tavsiye etmiyorum, çünkü figür boyları farklı ve tüm dünyaları pembe-mor-eflatun arasında geçiyor. Lego Juniors serilerinde de -illa ayrım yapılacaksa- kızlara hitap eden çok güzel setler var.

Lego setleri biriktirirken

Lego Juniors setlerden bir tane edinin. İlgi alanına göre seçebilirsiniz. Klasik tuğlaların dışında ne gibi değişik parçalar olduğuna bakın kutu üzerinde. Hayvanlar, pencereler/kapılar, araçlar, ağaç/çiçek gibi dekorlar, gibi. Bunun yanına yine, arzu ettiğiniz boyda bir yedek parça kutusu alın. Yani figürlere ve hayvan, tekerlek, çatı gibi parçaları minik setlerle alabilir, asıl zenginliği yedek parça kutularıyla sağlayabilirsiniz. Ve bence Lego City serilerinden şaşmayın. Duplo’da anlattığım gibi birincisi; bir çizgi karakterin Legoları çok daha pahalı, ikincisi ve daha önemlisi; çocukların o karakterlere olan ilgisi geçici. Lego City setleri ise ben kendimi bildim bileli varlar, ve her konuda, her ilgi alanına göre bir set mutlaka bulunur ve o yönde sürekli geliştirilebilinir. Örneğin;

lego-juniors

Zemin de önemli bir ayrıntı. İlk olarak yeşil zemin alabilirsiniz. Bunu 2’li asfalt yol zemini izleyebilir. İlk etapta büyük bir kare zemin işinizi görecektir, zamanla çocuğun ilgisine göre arttırırsınız.

Ayrıca eğer İstanbul’daysanız Legoland‘deki satış mağazasında (Legoland’e girmenize gerek yok) kilo ile Lego parça satışı var. Tekerlekler, pencereler, çiçekler… 100gr.mı 25 tl şu an için. 100 gr az değil, ben kabaca hesapladım, tam ihtiyacınız olanı alabildiğiniz için pratik olabilir. Yine burada kendi arzunuza göre oluşturduğunu tek bir figür de 10tl. Bazen sadece tek bir adam için 25tl.lik setleri aldığımızı düşünürsek, bu da ‘nispeten’ hesaplı kalıyor.

İlgili paylaşımlarımı Pinterest sayfamda ve Instagram’da takip edebilirsiniz; #ipekslegos

*Kapak photo-credit : Balokov

 

Çocuk yogası

çocuk-yogası

Yoga terapi, hamile yogası, anne-bebek yogası ile ilgili bir çok ilan/etkinlik görüyorum ama “çocuk yogası” ile ilgili bir şey bulmak gerçekten güç! Benimkilere benzer sorularınız olabileceğini düşünerek yola çıktım ve ennn sevdiklerimin yer aldığı Nefess Yoga‘dan işin aslını öğrendim.

Çocuk yogası kaç yaş içindir?

Hamile yogası 3 aylık hamilelik döneminden doğuma kadar, anne bebek yogası 8 haftalıktan bebeğin emeklemeye başlamasına kadar yapılıyormuş. Çocuk yogası için 4-7 yaş uygun görülüyor. Anne ile birlikte katılacaksa çocuk, “anne – çocuk yogası” deniyor ve yaş aralığı 3-6, 3-5 oluyor.

Çocuk yogası nedir?

Çocuk yogası, çocuklara doğru nefes almayı, hayal güçlerini kullanarak hem yoga duruşlarını uygulamayı hem de var olan beden esnekliklerini korumayı öğretmeyi amaçlıyor. Çocuk yogasının, fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da çok faydası vardır. Özellikle bu yaş grubundaki çocuklar, enerji dolu ve daha esnek oldukları gibi hayal gücü bakımından da çok açıktırlar. Kendi alanlarında çalışırlarken, oyunlara katılırken, hem tek başlarına hareket edip hem de grup ile birlikte, birbirlerinin alanlarına saygı duyarak da hareket etmeyi öğrenirler.

Sonuç olarak “Çocuk yogası eğlence, oyun, hayal gücü ve yoganın birbiriyle bütünleştirerek, çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimine katkıda bulunur.” deniliyor.

Komşum Nefess Yoga’ya bilgilendirme için teşekkür ediyorum! Arzu edenler ilk ders ücretsiz olarak katılabiliyorlar. Nefess Yoga Moda burnunda Starbucks’ın köşesinde olduğu sokakta. Dondurmacı Ali’yi geçtikten sonra sola yöneliyorsunuz, ilk sağa giriyorsunuz. Perşembe günleri 16-17:30 arası çocuk yogası var. Anne ile birlikte veya tek çocuk katılımı için görüşebilirsiniz. Hamile ve anne-bebek yogaları ile salı-çarşamba 11-12:00 arasında oluyor. Gitmeden önce mutlaka arayın ;)

Dinozor Parkı Jurassic Land

Avrupa’nın en büyük dinozor temalı parkının İstanbul’da olduğunun biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız duymamış olmanız bence normal, çünkü içinde yer aldığı Forum İstanbul AVM’ye vardığınızda dahi yönlendirici birini bulmak zor, tamamen kendiniz bulmak zorundasınız. Belki de konsept gereğidir! :)

Jurrassic Landjurassicland-istanbul

65 milyon yıllık geçmiş, bilinmeyenler ve bitmeyen araştırma. Dinozorlara olan merak asla bitmeyecek gibi duruyor. Sizin evde de dinozor meraklısı birileri varsa, burayı görmelisiniz. Çünkü burası sadece bir tema park değil, ‘edutainment’ konseptinde tasarlanan eğitim ve eğlence parkı. 10bin metrekarelik alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı bu kaliteli parkın bu kadar az bilinmesine şaşıyorum. Ancak girişte belirttiğim gibi, avm’nin içine kadar varsanız dahi yetkililer bile yönlendirici olamıyorlar nedense. Parka dönersek;

Jurassic Land İstanbul parkta neler var?

Burası Los Angeles’daki orjinal Jurassic Park tasarımını üstlenen şirket danışmanlığında kurulmuş, yani ortamda bir Hollywood film seti havası kesinlikle var. Zaten parkı da elinizi kolunuzu sallayarak dolaşamıyorusunuz, bir senaryo dahilinde ‘gezdiriliyorsunuz’. Önce müze kısmı ile başlanıyor. Bir dinozor müzesi burası, iskeletler, yumurtalar, oluşumları, türleri gibi jura dönemine ait bilgilerle dolu bir salon.

Dinozor Parkı Jurassic Land, rehberler ile grup halinde geziliyor, senaryo da şöyle; “Avm inşaatı sırasında dinozor kemikleri bulunuyor ve Marmara Denizinin derinliklerinde yeni bir dünya keşfediliyor.” Yani ‘sözde’ müze gezilirken birden canlı dinozorların arasında buluyorsunuz kendinizi. Juracopter isimli 4D, 6 efekli sinema, onlarca hareketli dinozor maketinin olduğu Show Garden salonu, kuluçka süresinden itibaren bakım gerçekleştirilen Bilim Merkezi Laboratuvarı ilk gezecekleriniz. Yine rehberler eşliğinde yapılacak “kazı” aktiviteleri daha çok küçüklerin ilgisini çekebilir, kazı sonunda ‘Kaşif Paleontolog Sertifikası’nı kapacak miniğiniz.

dinozor-muzesiDino Laser Tag denen kısım, lazerli silahlarla oynanan bir vuruş-oyun parkuru. Işık, ses, sis gibi efeklerle zenginleştirilmiş diyeyim, hareketli dinozor maketleri arasında grupça oynanıyor. Bunun için paint ball tarzı özel kıyafetler giyiliyor, kapalı alanda oluşturduğunuz grupla birlikte oynuyorsunuz. Bu kısmadaha çok planlı programlı grupça gitmek gerekiyor.

Her gezi alanında olduğu gibi burada da tematik bir cafe / restaurant var. Jura Teras Cafe’nin dekorasyonunu keyifli ve yemeklerini lezzetli bulduğum bir mekan. Fiyatlar ortalama, bir fast food’da ödeyeceğinizden belki biraz fazladır ancak doyurucu. Ayrıca buradan faydalanmak için parkı gezme mecburiyetiniz yok, sadece ve direk olarak bu kafeye gidebilirsiniz.

Dinozor Oyuncakları Mağazası, tema parkın çıkışında yer alan küçük hediyelik dükkanda piyasada gördüğünüz hemen hemen tüm dinozorlu oyuncak çeşitlerini bulabilirsiniz. Kitaplar, kırtasiye, yapbozlar, çantalar gibi çeşitli ürünler de var.

dinozor land,jurassic park, dinozor world,jurasic park, dinazor,
Dinozor parkı Jurassic Land, İstanbul Forum AVM’de

Önerilerim;

Bu müze / parktan küçük çocuklar ürkebilir. İçerisi loş ışık, iskeletler, ışıklandırmalar, senaryo gereği tünel benzeri yerlerden geçmeler vb.. Daha çok ilkokul çağı çocuklar ve büyükler için uygundur gibi geldi bana. Fikir vermesi açısından, 5 yaşındaki dinozor hastası oğlumun ürktüğü, rahatsız olduğu ve es geçtiğimiz yerler oldu. Bir tema park olarak ise çok başarılı, eğlenceyi geçtim bilgilenme açısından bir öğrencinin kapabileceği çok şey var. Laser Park kısmı ise oyun meraklısı teenage’leri yakalayabilir ve/veya iş arkadaşları ile grupça takım çalışması etkinliği olarak düşünülebilir, benim çok hoşlandığım bir tarz değil açıkçası.

Ben bir de giriş ücretini pahalı buluyorum, yurt dışı ayarı olarak normal olabilir ama 4 kişilik bir aile için zorlayıcı olabilir; önerim kampanyalı bilet satan sitelerde çok sık yer alıyor bu park, oradan denk getirebilir yarı fiyatına gezebilirsiniz.

JURASSIC LAND BİLET FİYATLARI

TAM BİLET 39.00 ₺

İNDİRİMLİ 29.00 ₺

MÜZE KART %15 İNDİRİM

Jurassic Land, Bayrampaşa Forum İstanbul Alışveriş Merkezi‘nde.

jurassicland-ulasim

Miniaturk

miniaturk

Sonbahar ve ilkbaharda gezmeye çok uygun bir park, bir açık hava müzesi Miniatürk. Yazın güneş rahatsız edebiliyor, kışın ise gezmek zor. Bu günlerde içeri kapanmak istemiyorsanız ve hala gitmediyseniz en az  1 kere görülmesi gereken bir yer.

Önce teknik bilgilerler başlayalım.

Miniatürk nedir ve Miniatürk’te neler sergilenmekte?

Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniatürk’te, 59 eser İstanbul’dan, 57 eser Anadolu’dan 12 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere 128 maket eser sergileniyor. IMG_8722

Maket yapımında sanayide kullanılan poliüretan bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanılmış. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniatürk Test Alanında bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edilmiş.

Ayasofya’dan Selimiye’ye, Rumeli Hisarı’ndan Galata Kulesi’ne, Safranbolu Evleri’nden Sümeli Manastırı’na, Kubbet-üs Sahra’dan Nemrut Dağı Kalıntıları’na dek pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya geldiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmış.

Miniatürk’te, bir açık hava müzesi atmosferinde sergilenen maketlerin yanı sıra, ziyaret süresinde vakit geçirebileceğiniz farklı mekanlar da var; 400 kişilik oturma kapasitesiyle amfi-tiyatro, Miniatürk’ü hatırlatacak hediyelik eşyaların satışa sunulduğu hediyelik dükkanı, Türkiye-İstanbul Helikopter Simülasyon turu, şirin bir çocuk oyun parkı, Feribot, Miniland çocuk oyun alanı, gezi treni, masal ağacı, büyük satranç ve labirent gibi.

Vaktiniz varsa mutlaka Panorama Zafer Müzesine de uğrayın. Parkın sonundaki binanın alt katında yer alan sergide, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşından sahneler diorama olarak sergileniyor.

Miniatürk tavsiyelerIMG_8728

Burayı tam anlamıyla gezmek için 1,5-2 saat ayırmalısınız. Hava güzel ise süreyi uzatabilirsiniz, çünkü oyun alanı da çok keyifli ve çocukların çok ilgisini çekiyor. Helikopter simülasyonu ücretli, labirent girişi de sembolik bir ücretli. Yemek/içmek için park içersinde Beltur var. Fiyatları uygun ve çeşitlilik gayet yeterli. Tüm park engelli dostu, bebek arabası veya tekerlekli sandalye için uygun. Tuvaletler yeterli ve temiz sayılabilir.

Genel olarak girişi ücreti oldukça uygun olan, çocuklara tarih ve sanat anlatmak için imkan yaratan bu parkta vakit geçirmek gerçekten keyifli.

Miniatürk iletişim ve ziyaret saatleri

09:00 – 18:00 arası ziyarete açıktır.

Sütlüce Mahallesi. İmrahor Caddesi. Sütlüce

Telefon : 0212 2222882

 

Miniatürk giriş ücretleri

Tam bilet 5tl, öğrenci / öğretmen 3tl, öğrenci gruplarında 10 öğrenci ile birlikte öğretmen ücretsiz, yabancılar için giriş 10tl.

Miniatürk ulaşım

Özel araba ile gitmek isterseniz oldukça geniş otopark mevcut.

İETT ile : 47, 47Ç, 47E, 47N, 54 HŞ, 36T, 41ST, TB1 VEYA minibüs ile Seyrantepe / Topkapı minibüsleri ile ulaşabilirsiniz.

Metrobüs ile HALICIOĞLU durağında inmeli ve taksi veya otobüs ile devam etmelisiniz.

Miniaturk web sitesi için tıkla.

 

 

Charlie Brown ve Snoopy’de KİM KİMDİR?

peanuts-filmi

Yarın bu saatlerde Charlie Brown ve Snoopy 3 boyutlu filmin ön gösteriminden çıkmış olacağım. Neredeyse 1 yıldır beklediğim ‘The Peanuts Movie‘ filminden önce, henüz tanışmamış olanlar için ‘Snoopy’ye giriş 101’ tadında bir kaç bilgi paylaşmak istedim.

Charles M. Schultz 1922 - 2000
Charles M. Schulz 1922 – 2000

Charles M. Schulz ve Charlie Brown

1950’lerde, tam olarak Ekim1950’de, 7 ayrı gazetede bant seri olarak başlayan Peanuts / Fıstıklar, o günden bugüne sayısız dile çevrildi. İlk çizimler siyah beyazken, bugün 3d filmini bekliyoruz. Amerika’nın gelmiş geçmiş en meşhur köpeği Snoopy ve sarı tişörtlü, komik saçlı, karamsar çizgi karakteri Charlie Brown, 17,900’e yakın çizgi bantı, kısa filmleri, özel filmleri, kitaplarıyla çoktan animasyon tarihine adını yazdırmış durumda. Öyle ki sadece baloncuklarda konuşan Snoopy ve Charlie Brown’ın isimleri, 1969’da Apollo 10’un ana gövde ve ay modülüne bile verildi.

Bu kadar basit bir çizgi, nasıl oluyor da 65 yıldır bu kadar seviliyor sorusunun cevabı -bana göre- karakterlerin gerçekliğinde yatıyor. “Snob” yani burnu havada Snoopy’yi saymazsak diğer tüm karakterlere uyan bir ya da bir kaç kişiyi tanıdığınız kimselerle bağdaştırabilirsiniz. Bu müthiş gözlem, bir de çocuk ağzından aktarılınca ve esprilerle süslenince tadına doyum olmuyor ve tam da bu sebeple hem çocuklar hem büyükler Peanuts karakterlerinin maceralarına kayıtsız kalamıyorlar.

Peanuts’da kim kimdir?

Charles (Charlie) Brown. Umutsuz vaka. Sakar, şanssız. Depresif. Umutsuz ve yılgın. En yakını köpeği Snoopy bile kendi halinde, onu pek takmıyor. Charlie karakteri, anne babasının meslekleri dahil olmak üzere Charles Schulz’la benzerlikler taşıyor. Zaten diğer tüm karakterler de, ilk eşi, kuzeni, yakın arkadaşları gibi kişilerden esinlenmiş; isimler bazen farklı bazen çok benzer.

Sally Brown. Charlie’nin kardeşi. Abisini çok sever ve iyi anlaşırlar. Kendince Linus’a delice aşıktır.

Lucy van Pelt. Ters bir tiptir, dikkafalıdır, çıkarcıdır. Hiç anlaşamadıkları halde Charlie’nin en yakın arkadaşıdır.  Yine de en matıklı konuşmalar Lucy’den gelir. Snoopy’nin köpek hisleri ile en anlaşamadığı karakterdir.

Linus van Pelt. Lucy’nin küçük kardeşi. Mavi battaniyesinden ayrılamaz. Charlie’nin dert ortağıdır. İkilinin dertleşmeleri, hayata dair çıkarımları efsanedir. :)

snoopy-filmiSchroeder. Onu hep kafası önünde piano çalarken görürsünüz. Beethoven hayranıdır ve müthiş piano çalar. Onu pianoyla tanıştıran Charlie olmuştur ve aralarında derin bir dostluk vardır.

Pepperment Patty. Naneşekeri Patty. Charlie’yi en iyi anlayan kız arkadaşıdır. Aslında kendisi baya bir hayrandır Charlie’ye ama onun bundan haberi yoktur.

Marcie. Marcie ve Patty çok yakın dostturlar. Marcie Charlie Brown’a olan hislerini gizlemezken, Patty gizler. Charlie de ona ara sıra pas verir ama esas büyük aşkı başkası olacaktır.

Franklin. Çok tatlı bir çocuktur, hepsi tarafından çok sevilir. Ekipteki tek siyahi karakterdir.

Pig-Pen. Bir toz bulutu içinde dolaşan ‘kirli’ çocuk Pig-Pen en çok Charlie tarafından sevilir

Freida. Az görünen kız karakterlerdendir. Genellikle kıvırcık saçları ile ilgili espriler döner. Sırf bu yüzden baseball şapkası takmayışı bile sorundur.

Peggy Jean. Charlie’nin ilgi duyacağı kız.

Snoopy. Charlie’nin beagle cinsi köpeği. En yakın arkadaşı Woodstock isimli kuştur. Zaman zaman görünen 6 kardeşi vardır, her biri farklı bir eyalette yaşarlar. İçlerinde en meşhuru Spike karakteridir.

Snoopy’de kim kimdir’i çok şeker açıklayan bir görsel paylaşarak bitiriyorum. Filmler ve kitaplarla ilgili yazacak daha o kadar çok şey var ki! Onlar da başka yazının konusu

snoopy-kim-kimdir

 

 

 

 

 

Minyonlar 3 Filmi, “Minions”

minions

Uzun süredir bir animasyon filminde bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, ki takip edenler bilir ciddi anlamda animasyonla beslenen biriyim. Son diyeceğimi baştan söyleyerek ayrıntılara geçeyim bu sefer öyleyse; Minion’ların 3.filmi, Minions, çok eğlenceli, çok komik. İzleyin!

Minyonlar

Minyonların aslında 3. filmi gibi görünse de, fark ettim ki onlar aslında hep yardımcı karakterdi… İşte belki de bu yüzden ilk kez filmin ismi de ‘Minions’ ve o hep merak ettiğimiz ‘Minyonlar nerden geldi?’ ‘Nedir bu minyonlar?’ sorusuna cevap alıyoruz bu filmde.

Herşeyin başladığı yere dönüyoruz…

Aslında ben Gru’nun yaratıığı yaratıklar olduğunu sanıyordum, sanıyorum bu fikrimde yalnız değilimdir; belki de uzaydan gelmişlerdir diye düşünmüştüm. Meğerse onlar uzuun uzuun zamandır dünyamızdalarmış. :) Bundan fazlasını söylemeyeceğim, izleyin görün.

2010’da Çılgın Hırsız / Despicable Me ile tanıdık bu şirin sarı yaratıkları. 2013’te filmin ikincisi geldi, Çılgın Hırsız 2. Çok sevilen komedyen Steve Carell seslendirmişti Gru’yu ve filmlerin başarısına büyük katkısı olduğu da bir gerçek. Gru aslında kötü bir karakter olması gerekirken, biz onun hep ev hallerini, sıcak yanını, ‘babalık’larını görüyoruz bu iki filmde de ve kötü, hırsız, dolandırıcı olması gereken bir karaktere inanılmaz sempati duyuyoruz! 3.filmde, ya da daha doğrusu Minyonların bu ilk filminde ise Gru nasıl girmiş hayatlarına onu göreceğiz. Bunu ancak ilk 2 filmi bilenler fark edebilecek bu arada, o yüzden spoiler olarak görmüyorum.

Minyonlar’ın soundtrack’i müthiş!

Filmin ilk bir kaç dakikası geçmişi anlatarak geçiyor, ardından 60’lara geliyoruz. Sonrasında müthiş bir 60’lar müzik şöleni var, dikkatli kulaklar kaçırmayacaktır; Rolling Stones’dan the Doors’a, Steve Winwood’dan Jimy Hendrix’e müthiş parçalar var. 60’ları iliğinize kadar hissettiriyor, kıyafetler, 60’lar İngilteresi, kraliçe Elizabeth’in gençliği bile müthiş resmedilmiş.

Benden ekstralar, bunları da bilin!

Bob, Stuart ve Kevin Orlando’ya yola çıkıyorlar diğer minyonlardan ayrılıp. Orlando Florida aslında Universal Stüdyolarının evi.

Filmin en başında Universal stüdyoları jenerik müziği de Minyonlar seslendirmesi ile yapılmış.

Yönetmen Pierre Coffin, tüm minyonları kendi seslendiriyor! Evet tam 899 tane olduğu söyleniyor :)

Dikkatli izlereseniz, Jimi Hendrix, Godzilla gibi göndermeleri yakalayabilir, Gargamel, Beatles gibi karakterleri görebilirsiniz.

Minyonların konuştuğu dile Minionese deniyor ve dikkat ederseniz İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Rusça, Fransız her dilden birer kelime yakalayabilirsiniz.

İnanılmaz ama gerçek, Minyonların önceki 2 filminde bu filmden kareler var, Bob’un taç giymiş sahneleri gibi. Aynı şekilde Çılgın Hırsız 2’nin sonunda bu filmin başrol 3 karakterini, filmi editlerken görüyoruz ;)

 Türkçe dublajında baş kötü karakter çifti Beren Saat ve Kenan Doğulu seslendiriyor. Beren Saat’i çok başarılı bulurken, Doğulu’yu başarısız buldum. Çift olarak bulunmaları esprili ve şirin olmuş ancak seslendirmeleri gerçek meslek sahipleri yapmalı diye düşünüyorum; nedense bana cümle vurguları samimi gelmiyor, kulağımı rahatsız ediyor.

 

Dinozorlu kitaplar

dinozorlu

Çocukların beyinlerinde bir yerlerinde ilgi alanı düğmesi mi var nedir, bir şekilde çoğunun yolu ‘dinozor merakı’ndan geçiyor. 5 yaşla birlikte bize de uğradı bu merak. Hafif korkuyla başlayan merakını gidermek için kitaplara başvurduk. Baktım ki bir mini koleksiyon olmuş, önerdiklerimi paylaşmak istedim. İçeriğine göre ‘kolaydan zora’ gidiyor listem.

Dinozorlu kitaplar

İlk Dinozor Kitabım

National Geographic Little Kids

Koleksiyon Yayıncılık

25tl.

Sert kapaklı, ansiklopedi formatında, rengarek bir hazine bu kitap. “Yeni başlayanlar için dinozorlar” diyebileceğim, büyük puntolu, okumaya yeni başlayanların rahatça okuyabileceği, miniklerin ise korkmadan çizimleri inceleyebileceği bir kitap.

50’den fazla dinozor, 125 sayfa, saklanabilecek arşivlik bir eser; çocuğunuz türe ilgi duyuyorsa ve küçük yaştaysa kesinlikle tavsiye ederim. Daha büyükler için bu kitabın aynı yayınevinden çıkan bir üst versiyonunu tavsiye ederim.

Dinozorlar ve Tarihöncesi

İlk Bilim Kütüphanem

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

6tl.

32 sayfalık kitaplardan oluşan bu bilim serisinin aslında tüm kitapları güzel. Bu kitap ‘Dünya nasıl oluştu’ ile başlıyor, ilk insanlara kadar geliyor. Yazı puntosu yine büyük, minikler rahatlıkla okuyabilir, çizimler gerçekçi (yani vahşi sahneler de var, bilginize) Genel olarak 30 sayfada türler ve yaşayış hakkında tüm bilgileri içeriyor. Gerçekçi çizimler seven oğlum, dakikalarca inceliyor.

Dinozorlar

Bilgi Hazinesi

1001 Çiçek Kitaplar

5tl

Yine 32 sayfalık, bol çizimli, büyük punto yazılı bir kitap ve yine bir seriye ait bir kitap. Yukardaki örnekten farkı ne derseniz, içeriği biraz daha derinlemesine iniyor ve daha çok bilgi içeriyor. Çizimler daha yumuşak ancak bilgiler daha dolu. Severek okuyoruz.

3D Kayıp Dinozorlar

El Turco Digital

İnkılap Yayınları

9tl

İçinde bir 3d gözlük ile beraber alacağınız bu kitap, aslında sadece 7 adet mini posterden oluşuyor. Gördüğüm en başarılı 3d baskılardan oluşuyor. Sadece 7 adet resim için alınır mı derseniz, meraklıysa bence alınır, çok ilgiliyse odasına da asabilirsiniz posterlerden.

Dinozorlar Dünyası

Bulmacalar Kitabı

Almidili

6tl.

5 kitaplık bir bulmaca serisinin dinozor temalı olanı bu kitap. Çok başarılı Rolf Heiman çizimlerinden oluşan, labirentler ve bulmacalardan oluşuyor. Özellikle yol kitabı gibi düşünülebilir. Çok seviyoruz, bulmacaları çözse dahi tekrar tekrar eline alacağı eğlenceli bir kitap.

Dinozorların Da Duyguları Vardır!

Korkazor Amber

Binbirçiçek Kitaplar

6tl

Öfkelinozor, Huysuzozor, Korkazor gibi isimlendirilmiş, duyguları işleyen 6 kitaplı hikaye serisi. Mike Gordon çizimleri çok şirin, hikayeler Brian Moses’dan ve çok dozunda. İlgili duygularla ilgili sorun yaşayan çocuklar için düşünülebilir, biz ayırmadan hepsini okuyor ve seviyoruz. Çizimler eğlenceli, çocuğun illa ki dinozor merakı olması gerekmiyor.

The Ultimate Book Of Dinosaurus

Parragon

14$

250 sayfalık, çocuğun eline uygun ebatta bir mini ansiklopedide dinozorlarla ilgili her ama her şey var. İngilizce. Bol resimli, açıklamalı. Kapağında yazdığı gibi, ‘Dinozorlar hakkında merak ettiğiniz ve sormaya korktuğunuz her şey hakkında’. Dinozor işini bir adım ileri taşımak isteyen miniklere tavsiyem olsun.

Yeryüzünde Yaşam

Popüler Bilim Kitapları

Tübitak

9tl

6 yaş üstü derecelendirilen bu 150 sayfalık kitap sadece dinozorlar değil, tüm canlılar hakkında yaş grubuna uygun bilgiler içieriyor. Dinozorlar ile başlıyor tüm türler ve yaşamları ile ilgili eşsiz bilgiler veriyor. Yıllarca okunabilecek bu kitabı, ‘Dinozorlardan sonra ne oldu? Sorusu geldiği için ekledim listeme. Bu kitabı ve bu serinin diğer kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim.

 

Uludağ Gökyüzü Gözlem Şenliği

uludag-gozlem-senligi

 

Uludağ’da Gökyüzü Şenliği

Bursa’da çocuklar için gerçekten muhteşem bir merkez var; Bilim ve Teknoloji Merkezi (BTM). Bursa’ya her ziyaretimizde oğlumla mutlaka uğradığımız bu merkez, 2 yıldır gökyüzü meraklıları için bir etkinlik düzenliyor. Bu yıl yoğun ilgi sonucunda festivale dönüşen etkinlik, ‘Bilimsel Geceleme’ adı altında Gökyüzü Gözlem Şenliği!

BTM’nin bu etkinliği daha önce kendi yerlerinde çadırlarla geceleme şeklindeydi.Ancak gerek ışık yoğunluğu, gerekse mekan atmosferi açısından bu yıl Uludağ’da yapılması tercih edilmiş, çok da iyi olmuş!

ULUDAĞ’DA BİLİMSEL GECELEME

Duyurulduğu anda kontenjanı dolan etkinliğe 120 çadır, 400 üzerinde katılımcı katıldı. Büyük Otel çevresinde konumlanan katılımcılardan isteyenler otelde konakladı. Atölye çalışmaları sayesinde katılanlar hem konunun uzmanı akademisyenlerden teorik bilgiler aldı hem de teleskoplarla gözlem yapma imkanı buldu.ipek suer, uludağ, uludağ

Yoğun ilgiyi ve kontenjan sınırlamasını öngöremediğimiz için etkinliğe katılamadım, ancak biz de kendi imkanlarımızla aynı tarihlerde Uludağ’da sabahladık. Daha önce TUBİTAK Gökyüzü Şenliklerine katılmıştım. Bunlardan 10.su Uladağ’da gerçekleşmişti. Bu sefer o etkinlikteki ‘ışık’ problemini göz önüne alarak volfram yolu üzerine konuçlandık. Telfon ve tabletlerimizdeki uygulamalarla bilgilerimizi tazeledik ve mükemmele yakın bir gözlem gerçekleştirdik. Her zamanki gib yoğun meteor geçişini 01-03 saatleri arasında gözlemledik.

METEOR YAĞMURU 2015

Bu sene en yoğun gözlem 11-14 Ağustos günlerinde olacak. Ne yapaın edin, karanlık bir köşe bulmaya bakın ve yüzünüzü kuzeye çevirin. Gözünüz gökyüzünde olsun!

Bir öneri : Yaz gecesi bile olsa, yükseğe çıkacaksanız o saatlerde oldukça serin olacağını göz önünde bulundurun ;)

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi : http://www.bursabilimmerkezi.org/

Bilimsel Geceleme, Gökyüzü gözlem şenliği : http://www.bursabilimmerkezi.org/sayfa/bilimsel-geceleme/74.html

 

Buz Devri Maceraları hileler

Buz Devri Maceraları oyununu bu linkte yazmıştım. Şimdi de ipuçları vereceğim.

Hile demek istemiyorum ama ‘cheats’i başka türlü de çeviremiyorum Türkçe’ye. Aşağıdaki ipuçları yalnızca oyunu oynayanların anlayabileceği ayrıntılar içerir! :))

Ice Age Adventures’da ilerlemenizi sağlayacak ipuçları:

  • Kabuk, yemiş, vb biriktirmeye kalkmayın, bol bol harcayın. Bol bol yenisi gelir.
  • Adaları temizlemeden ilerlemeyin. Özellikle hayvanları mutlaka kurtarmaya bakın.
  • Çok sayıda ada açtıysanız, bilin ki sadece son 2 ada ‘temiz’ kalacak. Sık sık son 2 adaya gidip mağaralardan puanları toplayın. En çok kazandıranlar en son açılan adalar, bunu unutmayın.
  • Eşleri birleştirme oyununda kalpleri kurtarmaya odaklanmak yerine, 4’lü 5’li birleştirmeler yapmaya çalışın. Büyük patlamalarla taşlar temizlenecek.
  • 4’lü eşleştirme yaptığınızda bonus taşın üzerindeki çizgilere dikkat edin. Enine ve dikine sıra temizliyorlar, çizgilerin yönüne göre düşünerek tıklayın. 
  • Ada açma oyunlarında bir karakterle oynadığınız eşleşme oyununda, onun logosunu değil, kendi logonuzu aşağı kaydıracaksınız. Mantık olarak tersini düşünebiliyor insan.
  • Video izleyerek bonus kazanabilirsiniz.
  • Ana karadaki ağaçları temizlemek +1 yemiş dışında pek işe yaramıyor. Ama kar topları ve yeşillik öbekleri +20 yemiş  veya fındık veriyor.
  • Tropik adaya ve sonra da volkanik adaya geçebilmek için sürekli adanızı büyütmeniz gerek. Bunun için bol bol kabuk toplayın ve kabuk haznesini büyütün. 
  • Günlük görevlere katılmak çok büyük oranda bonus sağlamıyor. Oyunun kendi içinde daha çok puan toplayabiliyorsunuz.
  • Kaplumbağa ile görevlere çıkın. Çıkmadan önce depoyu fulleyin, yani yemişleriniz tam dolu olsun. Kaplumbağa ile gidilen adalarda normal adalardan daha az yemiş harcanıyor ancak gitmek için zaten yemiş harcıyorsunuz. 
  • Kaplumbağa ile keşiflerde, binmek için ödeyeceğiniz yemiş miktarı her seferinde olmasa da gitgide azalıyor.
  • Sürekli hayvan barınaklarını büyütün (4 hayvanlık), sürekli adanızı genişletin, sürekli yemiş  kabınızı büyütün. Oyun oynadıkça kazandırıyor.
  • Tropik adadaki buz oyunu ilerlediğiniz levellarda çok kabuk kazandırıyor.
  • Sincap ile kayma oyununda ‘büyüme’ bonusunu kaçırmayın, bir süreliğine önünüze geleni kırarak ilerliyorsunuz, dev boyuta geçiyorsunuz

BUZ DEVRİ MACERALARI İNDİR

ice age oyunu

ice-age-oyunu

Her gün takip edemediğimiz kadar çok uygulama çıkarken arada kaliteli işlere rastlamak zorlaştı.Oğlumu bilmem, benim için tutku oldu bu Buz Devri oyunu. 4 filmin dördüne de bayılan biri olarak oyununda da ayı kaliteyi gördüğüme sevindim.

ice age oyunu

Buz Devri Macerası oyunu, -orjinal adıyla Ice Age Adventures- filmlerinde DE olduğu gibi Sid, Manny, Diego kahramanlarımız. Diğerleri de teker teker gelecekler level’lar ilerledikçe. Oyun çok kaliteli, çok akıcı, takılmıyor etmiyor ve müzikleri güzel. Özellikle seslendirmeler ve espriler çok başarılı, eğlendiriyor. Zaten Ray Romano dahil, seslendirme ekibi neredeyse oyunda da korunmuş. En sevdiğim özellik bu oldu, oyuna ne kadar önem verildiğinin ispatı.

Bu tarz şehir kurmaca oyunları bana o kadar da ‘boş’ gelmiyor; çocuk 3-4 hareket ilersini planlamak durumunda kalıyor. İstediğini alabilmek için kabuk harcamalı >> Hayvanları beslemeli ki, yemiş kazansın, yemişleri kullanmalı ki kabuk toplayabilsin. Uygulama içi satın alımlarla daha çok ‘ada’ açılabiliyor ama para harcamadan da gayet oynamaya imkan tanıyor oyun.ice-age-app

İçinde 3-4 çeşit alt oyun barındırıyor Ice Age. Oyun içersinde hayvanlar veya oyunda faydalı olabilecek parçaların kazanıldığı mini oyunlar, kızakla engellere çarpmadan ilerleme, 3 ve daha parçayı birleştirme gibi bulmacalardan oluşuyor.

Bir tek eleştirim olabilir, adalarda yırtıcı kuşlar var, kaplan Dieogo onlara bir pençe atarak ilerlemek durumunda. Zaten tahminimce sırf bu sebeple ‘hafif şiddet içerir’ ibaresi almış durumda Google Play’den. Kötü karaktersiz macera  olmuyor, ne yapalım…

Ben oyunu çok sevdim. Zaten oğlum da “Bu oyuna bence çok yıldız ver!” diyor, öyle olsun :)

Buz Devri oyununu bu linkten indirebilirsiniz, ücretsizdir. Uygulama içi satın alım seçenekleri var.

 

 

Çocukla tatil ilk yardım çantası

 çocukla tatil hazırlığı...

çocukla tatil hazırlığı…

Tatil ilk yardım çantamızda neler var?

Bu yaz, çocukla uzun yol ve tatile çıkışımın 6. senesini yaşıyorum. Biz gezmeyi, keşfetmeyi çok seviyoruz ve yerinde durmayan 5,5 yaşında bir erkek çocuğu annesi olarak artık acil durum konusunda olaya hakim olduğumu düşünüyorum.

Böcek sokmalarından ateşli hastalıklara, küçük kesiklerden, yanmalara kadar her şeyi tecrübe ettim zaman içinde. Aşağıda paylaşacağım ürünlerin hiç biri ilaç değildir, tavsiyelerim uzman tavsiyesi değildir, sadece bir anne olarak tecrübe ettiğim, deneyip memnun kaldığım ürünlerdir. Bunu belirttikten sonra başlayabilirim;

Annesi öper, geçer..

Annesi öper geçer, geçer elbet ama bunları taşımadan da olmuyor! 

Öncelikle bir ilk yardım çantası taşımak çok faydalı oluyor. İlaçları poşetlerde, çantada taşımak yerine, sert kapaklı bir çantada saklamak hem ezilmeleri engelliyor, hem de açtığınızda koyduğunuz yerde kendi durabiliyor. Çanta olması gerekmez, büyükçe plastik bir kutu da kullanabilirsiniz. 20cm x 30cm büyüklüğündeki çantamız bir yapı marketten alınma.

  • Çeşitli ebatlarda su geçirmez yara bantlarını yine küçük plastik bir kutuda taşıyorum. Her boydan 2’şer tane koyuyorum.
  • Yaralar için fısfıslı antiseptik, ilk anda su-sabun yoksa çok işime yarıyor. Her şeyden önce temiz su ile yarayı temizleyip, bu spreylerle dezenfekte edebilirsiniz. Yakında temiz bir deniz varsa tuzlu soğuk su her zaman tercih ederim elbette. Ancak tuz çok yakabilir, bu antiseptiklerin öyle bir etkisi yok.
  • Çok küçük olmayan çocuklarda güvenle kullanılabilen sprey yara bantlarından da kullanıyoruz. Flaster tutmayan eklem noktalarında özellikle çok pratik oluyor.
  • Lavanta yağı, Bio oil, Bepanthol en küçük boyları ile hep yanımda. Isırıklar, kaşıntılar, çatlak ve yanmalarda kullanıyorum. Burt’s Bees dudak nemlendiricisini de daima kullanıyorum, elbette uv filtreli nemlendirici kremini burada saymama gerek yok.
  • Eldiven, makas, cımbız, küçük paketlerde gazlı bez, suda çıkmayan flaster, Baticon ve küçük boy alkollü su, her ihtimale karşı çantamızda. Kanamalı yaralanmalarda kullanıyoruz. Yaraların her zaman hava alarak iyileşmesi sağlıklı biliyorsunuz, bunlar sadece dağda kırda bayırda, o andaki acil çözümlerim.
  • Jel yanık kremleri güneş yanıkları ve böcek sokmalarında da ateş alıyor.
  • Oğlumun artık kullanmadığı plastik su kabının içinde ateş düşürücü şurubumunu taşıyorum. Yapışmıyor, bulaşmıyor.
  • Islak mendil veçok zorda kalmadıkça kullanmadığım jel el temizliyicileri de daima çantamızda.

Her ürünün küçük veya seyahat boyunu, tercihen spreylisini ve su geçirmeyenini tercih ediyorum. Böylelikle bir karış çanta içine dünyayı sığdırabiliyorum ve çevre gezilerimizde içim rahat oturabiliyorum. Bütün saydıklarım çok gibi görünebilir, tarttım, çantamız tam tamına 800gr. Yaratacağı rahatlık yanında, hiç bir şey sayılır!

 

 

Çocuk filmleri öncesi fragmanlar!

Çocuk filmleri öncesi fragmanlara kim karar veriyor?ipeksuer

Sinema yönetimi mi? Dağıtımcı firma mı? Bu seçimi her kim yapıyorsa, acaba çocuk filmleri öncesi gösterilen fragmanlar seçilirken çocuklar hiç düşünülüyor mu?

Çocuğum olmadan önce de hemen hemen tüm animasyonlara gidiyordum ama çocuktan sonra elbette algım değişti. Film öncesi gösterilen reklamlardan bir iki tanesi rahatsız etti ilk kez beni, o zaman oğlum çok küçüktü ve içeriği anlamadı. Daha sonra gittiğimiz bir kaç filmde de hem reklam hem uygunsuz film fragmanına denk geldik. Tamamen şahsi gözlemim şu ki, çizgi filmlerin hedef kitlesi yaş sınırı gözetmeksizin ‘genç seyirci’ öngörülüyor ve reklam ve film tanıtımları ona göre seçiliyor. Süper kahramanlı, aksiyonlu, -küçük çocuklar için- gürültülü ve çok hızlı görüntülü fragmanlar, bir anda çocuğun keyfini kaçırabiliyor, korkutabiliyor. Nitekim önceki gün bu örneğin en uç örneğini yaşadık.

Sevdiğimiz, aylardır beklediğimiz bir prodüksiyonun çizgi filmine gittik ailece. Film başlamadan önce gösterilen bir fragman, oğlumu çok korkuttu. Uzman değilim ama şunu da belirtmek lazım; çocukları korkutabilecek, ürkütebilecek bir içeriğin illa korkunç olması gerekmez. Çizgi film beklentisi ile koltuğunda bekleyen çocuğun karşına aniden çok gürültülü, çok ışıklı üstelik bir de daha önce hiç görmediği patlamalı vurdulu kırdılı sahneleri çıkartırsanız, çocuk ürker. Bize bir uzaylı istilasını konu alan komedi/aksiyon filmi, hemen ardından da Batman-Süperman fragmanı denk geldi. İlk fragmanda binalar yerle bir oluyordu, bizimki bu görüntülerden çok etkilendi. Esas filmin başlama anında ışıklar birden kapandığında korktuğumuz cümle geldi; ‘Çıkalım!’

Benim oğlum genel olarak korkan eden bir çocuk değil, ama dediğim gibi içeriğin bir önemi yok ki, kimbilir nereden ne yakalıyor, ne anlam çıkarıyor ve ürkebiliyorlar. Zaten öyle olmasa yaş etiketlerinin de hiç bir önemi kalmazdı, değil mi?

Sonuç olarak filmden çıktık. Bulut gece 3’e kadar oturdu ve artık yorgunluktan uyuyakalana kadar uzaylılarla ilgili sorular sordu. Ben, sabah Youtube’dan dün akşam korkutan fragmanı açtım ve tüm itirazlarına rağmen sahneleri durdura durdura filmlerin nasıl çekildiğini anlattım, korkusunu biraz yumuşattım sanırım.

Biz anlayışlı bir sinema müdürüne denk geldik. Umutsuzca ve bir beklentim olmadan başıma geleni anlattığım bilet satış görevlisi hemen müdürü aradı ve beyfendi bizi çok yapıcı bir şekilde dinledi ve hak verdi. Biletlerimizi yenileyip, bir daha böyle bir olay yaşanmayacağının garantisini verdiler.

Çocuk gösterimlerinde sesi çok açmayan sinemalar var, bebekliler için özel gösterim yapan salonlarımız var; artık şu fragmanlara da hassasiyet gösterecek başka yöneticiler olduğuna inanıyorum!

İpek Süer

 

Zıplayan oyun hamuru

zıplayan-oyun-hamuru

İtiraf ediyorum, bizzat elime alıp oynayana kadar ismindeki ‘zıplayan’ sıfatını şirinlik olsun diye konmuş sanıyordum. Yok ama öyle değil, Faber-Castell‘in zıplayan oyun hamuru gerçekten yerinde durmuyor, zıplıyor!

Faber-Castell Zıplayan Oyun Hamuru

Oyun hamurunun çocukların motor gelişimlerine faydalı olduğunu bilmeyen ebeveyn yoktur sanırım. El becerileri gelişirken bir yandan hayal güçlerini kullanıyorlar. Kendi oğlumdan biliyorum; şekillendirirken konstantrasyon süresi artıyor, sessizce işine yoğunlaşıyor.

Bu oyun hamuruna gelince, -yabancı ambalajlarda exstra soft modelling clay diye geçen- Zıplayan oyun hamuru, diğer hamurlardan oldukça farklı. Ben bu hamuru çok sevdim, sebeplerine gelince;

  • Bir kere hafif. Yani kütlece diğer hamurlarla aynı olan miktar, daha hafif. Ve kolayca yoğuruluyor. Yoğuruldukça yumuşuyor. Ne kadar oynanırsa, o kadar yumuşuyor.
  • Dokusu çok farklı. Hamur gibi değil de sanki su dolu bir baloncuk gibi. Elinize yapışmıyor, boyamıyor, iz bırakmıyor.
  • Renkleri çok güzel karışıyor. 2 veya 3 rengi karıştırdığınızda çok çok iyi sonuç alıyorsunuz. Açıkçası bu hamurla çocuktan çok ben oynuyorum, sebebi bir sonraki maddede.
  • Renklerin çok net kaışıyor olması, size 4 renkli hamurla sayısız renk kombinasyonu yapabilmenize imkan tanıyor. Ve bu hamurun en güzel özelliği; kuruduktan sonra çatlamaması ve yaptığınız modelin kuruduktan sonra çatlaksız olarak kuruması bence müthiş bir özellik. faber-castell-oyun-hamuruBen sırf bu yüzden bu hamura bayıldım; biraz el becerim de olduğundan, oğlumun sevdiği karakterlerini bu hamurla modellendiriyorum ve fırınlamadan gerçek minik oyuncaklarımız oluyor. Minionların tüm karakterlerini yaptım diyebilirim. Sırada dinozor serisi projemiz var. Oğlumun yaptığı, bozmaya kıyamadığım hamurları ise hoop, anı çekmecemize saklıyorum.
  • En önemli maddeyi eklemeden yazımı bitiriyormuşum, evet tahmin ettiğiniz gibi hamur kuruduğunda zıplıyor. Top şekli, zar şekli vb verdiğinizde ise baya baya zıplıyor. Cidden çok eğlenceli.
  • 4’lü hamur paket fiyatı 20tl civarında. Faber Castell resmi sitesi ise bu linkte

 

 

Karlar Ülkesi Sen de Söyle

karlar-ülkesi-sen-de-söyleKarlar Ülkesi ‘SEN DE SÖYLE

Tüm dünyada fenomen haline gelen Karlar Ülkesi, çocukların filmin sevilen şarkılarına eşlik edebileceği karaoke versiyonu ‘Karlar Ülkesi Sen de Söyle’ ile Türkiye’de bir ilke imza atıyor. Danone Sütlü Atıştırmalıklar sponsorluğunda “Sen de Söyle” yaz tatilinde yeniden vizyonda. Vizyon tarihi 10Temmuz

Karlar Ülkesi hakkındaki incelememi daha önce bu linkte blogumda paylaşmıştım. Walt Disney animasyon stüdyolarının 53.filmi olan KARLAR ÜLKESİ, yapımcıların yüzünü güldüren bir çalışma oldu. Tüm zamanların en iyi açılışını yapan film, en yüksek hasılat yapan animasyon ünvanını da elinde tutuyor. İnanılmaz başarı sağlayan film, 2013 yılında ‘En İyi Animasyon’ ve ‘En İyi Şarkı’ Oscarlarını da almıştı. 

Bir izleyenin bir daha izlediği, pembe kostümlerin yerini mavi, yeşil kostümlere bıraktırdığı başarılı prodüksüyonun bu versiyonunda çocuklar (ve isterlerse büyükler!) karaoke şekline şarkılara eşlik edebiliyorlar. Gösterimin sponsoru Danonenin, filmin karakterlerinin görsellerini ambalajlarında yer veriyor.

Filmin konusu: Korkusuz ve iyimser Anna’nın, Arendelle Krallığı’nı buzlu güçleri ile sonsuz kış içinde bırakan kız kardeşi Elsa’yı bulmak üzere, dayanıklı dağ adamı Kristoff, onun sadık ren geyiği Sven ve sevimli kardan adam Olaf ile birlikte çıktığı efsanevi macerayı anlatan Karlar Ülkesi, izleyenlerin şarkılarına kayıtsız kalamadığı bir animasyon.

 

Prenses Sofia ve Korsan Jake ile anti-kahramanlık üzerine

WHATNAUGHT, ROBIN, PRINCESS SOFIA, CLOVER, MIA

İster prenses ister korsan olsun, şimdiki kahramanlar çok farklı!

Bilmem farkında mısınız, bizim çocukluğumuzun rakipsiz, tek başına her işe yeten, mükemmeliyetçi süper kahramanları yerine, Disney Channel‘daki Prenses Sofia ve Jake örnekleri gibi ‘normal’ çocuk hikayeleri, çocuklara daha sağlıklı örnek teşkil ediyorlar.

 

Ben çizgi filmlerin mesaj kaygılı olanlarından yanayım. Yoksa zaten çocuğumun vaktini televizyon karşısında geçirmesi taraftarı değilim. Az ve öz izlemesini tercih ettiğim yayınlardan, kaliteli olanı tercih etmek zorundayım. Ben böyle hissediyorum, bu yüzden ciddi anlamda mesai harcıyor ve ‘doğru’ mesajları içeren örnekleri seçmeye çalışıyorum. Örneğin Disney Channel Türkiye 5-11 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor ve ailelerinin birlikte keyifle izleyebileceği hem eğlenceli hem öğretici içerikler yayınlıyor. ‘Çizgi film mesaj versin, öğretsin’ derken sıkıcı sıkıcı çocuğa bir mesajı dayatsın da istemem asla, çocuk onlar; izlerken kikir kirkir gülmeli, ‘çaktırmadan’ öğrenmeli. İşte bu yüzden 5,5 yaşına yaklaşan oğlumla favorilerimiz Prenses Sofia, Doktor Dottie ve İlaçları, Jake ve Var Olmayan Ülkenin Korsanları ve Fineas ve Förb. Cumartesi ve pazar sabahları Disney Filmleri kuşağını da asla kaçırmıyoruz.

Prenses Sofia

Prenses Sofia 12 yaşında. Nasıl desem, çocuklukla ergenliğin tam kesiştiği noktada. İsmi ‘prenses’ ama o prensensliğe yeni yeni başlıyor ve bu hiç yakın olmadığı hayata adapte olmaya çalışıyor. Annesi Miranda, Kral 2.Roland’la evleniyor ve kralın diğer çocukları Prenses Amber ve Prens James ile kardeş oluyor. Kendine hediye edilen özel kolye sayesinde hayvanlarla konuşma yetisi kazanıyor ve zaman zaman yakından tanıdığımız tüm Disney Prensesleri onun bir probleminde yardıma gelebiliyorlar.

Hikayeden anlayabileceğiniz gibi, 2-7 yaşa hitap eden bu dizi aslında hiç de ‘mükemmel’ bir prensesin hikayesi değil. Çok pozitif mesajlar veren, mütavazi karakterli, sormaktan ve öğrenmekten çekinmeyen Sofia’nın hikayesi. Prenses Sofia başkası gibi olmaya çalışmıyor, her zaman her ortamda kendi gibi oluyor ve kazanıyor. Hikaye her ne kadar sarayda geçse de, her çocuğun günlük hayatta karşılaştığı sorunlar işleniyor. Kibarlık, incelik, hayvan sevgisi, kardeşlik dostluk ve paylaşım bu çizgi dizinin ana temaları diyeiblirim. Prenses Sofia hafta içi her gün saat 17:00’de Disney Channel’da yayınlanıyor.

Korsan Jake ve Var Olmayan Ülkenin Korsanları

Peter Pan’ın Var Olmayan Ülkesi’ne bu kez minik kahramanlar Korsan Jake, arkadaşı Izzy ve Cubby ve papağan Skully’nin maceraları var. Her bölümde gemileri ile bir maceraya atılıyorlar ve Kaptan Hook ve Smee’nin engelleme girişimlerini takım çalışması ile alt etmeye çalışıyorlar.

Çok şirin çizimleri olan, sürükleyici ve bana sorarsanız interaktif bir çizgi film aslında bu. İzleyiciye sürekli sorular yöneltiliyor, adeta takımın 4. kişisi gibi hikayenin içinde olması sağlanıyor. Karakterlerden Jake takım lideri iken, diğerleri yön becerileri ve ellerindekini doğru kullanma konusunda yardımcı oluyor ve ekip ruhuyla sorunların üstesinden gelebiliyorlar. Dostluk, ekip olmak, paylaşmak bu çizgi dizinin ana temaları. Bu arada sayı sayma, renkler, şekiller, uzaklıklar ile ilgili sürekli izleyicinin de katılacağı ufak alıştırmalar içeriyor bölümler ve bu çaktırmadan işlenen minik doz eğitimlerden sonra hazinelerine ödüller kazanıyorlar. Peter Pan de zaman zaman bölümlerde görünüyor.

Pozitif mesajlar işleyen, hayalgücünü destekleyen bu iki çizgi filmi, arayış içinde olan ebeveynlere gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum. Korsan Jake’in maceraları da hafta içleri saat 11:30’da Disney Channel’da yayınlanıyor. Fineas ve Förb’e gelince, ailecek ennn favori dizimiz, işte bu yüzden o da başka bir yazının konusu :)

Bu arada evlerinde televizyonu uydudan izleyen takipçilerime bir de müjdem var; Disney Channel uydudan şifresiz yayınlanıyor. Bunun yanı sıra Digitürk, D-Smart, Teledünya, Tivibu ve Netd.com’dan da izleyebilirsiniz, kaçırmanıza imkan yok :)

JOLLY ROGER, BUCKY, JAKE, IZZY, CUBBY, SKULLY

Bulut, bir kutu kapağından yaptığı televizyon ekranında bana kendi çizgi filmini izletiyor.

bulut-televizyon

 

Şşşşh..Kimse bilmiyor ama Moda Parkındaki tahta kamelya aslında bizim korsan gemimiz.

 korsan-jack-gemisi

Marketten 5tl’ye aldığımız korsan şapkası ve 2tl.lik tek göz dürbün ile korsan olduk, gitti!

kosan-jack

Legoland İstanbul

legoland-discovery-center

Legoland Discovery Centre İstanbul’da açıldı!

Dünya’da tam 12 büyük şehirde LEGO® ürünlerinin eğlencesini sergileyen LEGOLAND® Discovery Centre şimdi de İstanbul’da, Forum İstanbul AVM’de açılıyor. Açılış tarihi 30 Temmuz 2015

Lego tema parkı olarak düşünebileceğiniz Lego şehrinde 15 oyun alanı, 2 Lego-ride yani Lego aksiyon treni olacakmış. Türkiye’nin ilk ve tek LEGO® Mağazası da merkezin içinde yer alacak. Meraklıları bilirler, burada yalnızca bildiğimiz standart paketli ürünler değil, mağazaya özel ürünler de oluyor. Sadece çocuklara değil ‘adult’ fanlara da hitap eden setler ve parça satışı oluyor. Pick a Brick sistemi, İstanbul’da açılacak olan Legoland Discovery Centre’da da olacak. Yuppi!

minifigure-tradingLegoland Discovery Centre yıllık üyelik kartı alanlar mağazada tüm alışverişlerde %10 avantaj sahibi olacaklar. Yine Lego fanlarının bileceği gibi, Minifigure takası Legoland’de mümkün olabilecek. Yanınızda getirdiğiniz eksiksiz parçalı minifigürü, ekip üyelerinden birinin yaka kartında göreceğiniz figürle değiştirebilirsiniz. Legoland mağaza ayrıcalıkları:

  • 900’den fazla LEGO seti ve ürünü
  • Her ay favori LEGO setleriniz için özel teklifler
  • LEGOLAND Discovery Centre Yıllık Üyelik Kartı sahiplerine mağazadan yaptıkları alışverişlerde %10 indirim

Legoland Discovery Centre’da neler var?

15 oyun alanı, 2 Lego ride, 4D sinema, mağaza, ve fazlası bizleri bekliyor olacak. Aktivitelerin 3-10 yaş arasına hitap edeceği söylense de, Lego yaş sınırı tanıyan bir oyuncak değil, Legosever ailelelerin tüm bireylerinin keyif alacağını düşünüyorum.

EKSTRA : Her bir oyun bölümünün ayrıntıları için mutlaka buradaki “Legoland’de neler var” yazıma göz atın.

İşte Legoland İstanbul’un haritası:

legoland-neler-var

 

MINILAND : Galata Kulesi, Ayasofya, Boğaz Köprüsü gibi İstanbul’un simgelerinin yanı sıra dünyadan da yapıların sergilendiği bir mini Lego dünya burası.

Lego Fabrikası: Lego profesörü Brick-a-Brack ile plastikten Lego üretiyoruz burada. Düğmeler, çarklar, legolar, burası tam bir fabrika.

Lego yarışçıları, Merlin’in çırağı, Lego Lazer oyunu, 4D sinema, Olivia’nın evi, Duplo kasabası, Yangın akademisi, Legoland’deki bölümlerden bazıları.

 Legoland Discovery Centre İstanbul giriş ücreti ne kadar?

Biletler 4 yaş üstü içim 30tl, 3 yaş altına giriş ücretsiz. Yetişkinler 37,50tl. Yıllık üyeliklerde %10 avantaj sağlanıyor. Grup ve okul gezileri için rezervasyon gerekiyor.

Online alınan yıllık yetişkin giriş ücreti 85tl

Biletinizi online olarak gitmeden önce alırsanız sıra beklemiyor ve küçük fiyat avantajlarından faydalanıyorsunuz. Online bilet için buraya tıklayın.

Legoland'in maskotu olacak zürafaya isim aranıyor
Legoland’in maskotu olacak zürafaya isim aranıyor

Legoland İstanbul nerede?

Forum İstanbul Avm içinde, Bayrampaşa’da yer alıyor.

Kocatepe Mah. Paşa Cad. No: 5/5 Bayrampaşa

Kroki için tıklayın.

Legoland İstanbul ziyaret saatleri

LEGOLAND Discovery Centre Mağazası’nın açık olduğu saatler:

Pazartesi – Pazar: 10.00 – 20.00

Ekstralar:

-İçeri ‘bebek maması vb’ hariç yiyecek içecek sokulmuyor, içerde bir cafe mevcut.

-Doğumgünü ve özel günler için kutlama organizasyonları yapılabiliyor. 

Legoland iletişim için telefon : 212 219 17 06

Legoland Facebook Sayfası için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Küçük Prens ve faaliyet kitabı

küçük-prens

O bir klasik! Dünya edebiyatının en önemli yapıtlarından biri şüphesiz Küçük Prens. Antoine de Saint-Exupery‘nin 1943’tre yazdığı sıradışı hikaye, bugüne dek 250’den fazla dile çevirilmiş bir eser. Bir başucu kitabı olan Küçük Prens 4.-8.sınıflara önerilse de kesin olan tek şey yaş sınırlamasının olmaması ve tüm zamanların hikayesi olmaya devam edeceği.

“Arkadaşlarımı unutursam,rakamlardan başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen büyükler gibi olurum.”

Küçük Prens

küçük-prens-çıkartmalıFransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupery yazıp resimlendirdiği bu hikaye, uçağı bozularak Sahra Çölü’ne düşen bir pilotun, orada esrarengiz Küçük Prens ile tanışmasını ve aralarında geçen sohbetleri konu alıyor. Pilot uçağını tamir edene kadar bu altın saçlı, ilginç fularlı, değişik hikayeler anlatan ve cevabını alana kadar tekrarlayacağı bolca sorusu olan Prens ile dost oluyor. Dostluk, yalnızlık, doğa sevgisi, çevrecilik, büyükler ve küçükler arasındaki ilişkiler hakkında inanılmaz ustalıkla mesajlar işleyen hikaye, soru işareti ile bitiyor ve küçük okuyucuların hayal gücüne açık kapı bırakıyor.

Küçük Prens ve Küçük Prens Faaliyet ve Boyama Kitabı 

Doğan ve Egmont Yayıncılık tarafından sade bir dille, Özgür Sinan çevirisi ile minikler için yeniden yayınlandı Küçük Prens. 125 sayfalık hikayenin sonunda 15 sayfa kadar soru-cevap bölümü hazırlanmış. Hikayeye dayanarak çocuklara sorular soruluyor ve arzu ettikleri gibi cevaplamaları isteniyor. Tam bir ‘yaz kitabı’. İlkokul çağında her çocuğun kütüphanesinde olması gerektiğini düşündüğüm hikaye, zaten çok akıcı ve kısa kısa 27 bölümden oluşması da arada es vermeye imkan tanıyor.

Yaşça daha küçükler için uygun bulduğum aktivite kitabı ise -Örneğin 5,5 yaşındaki oğlumun bayılacağına emin olduğum- boyamalar, bulmacalar, çıkartmalar ve hayalleri ile tamamlayacakları fon çizimler ile zenginleştirilmiş. Oğlum hikayeyi benim anlattığım kadarıyla biliyordu; kitabı ve aktivite ekini alınca hemen sakladım, tatilde bir kaç kısa hikaye taşımak yerine bu romanı ve aktivite kitabını ‘oyalamaca’ çantamıza ayırdım. Kitabı uyarlayan Bahar Ulukan, grafik tasarım Onur Erbay’a ait. Kitabın içinden 150 kadar çıkartma da çıkıyor.

Küçük Prens küçük büyük herkesin ara ara eline alıp okuması gereken, çocuk okuyucuların ise mutlaka çocuk yaşlarda tanışması gereken bir eser.

Küçük Prens, roman / Doğan Egmont Yayınları / 9,90tl (Yaz 2015 fiyatı)

Bana bir koyun çiz /Küçük Prens Faaliyet ve boyama kitabı / 6tl

Doğan Egmont Facebook sayfası burada

Anne Fare Yakaladım Facebook sayfası burada

 

 

 

 

Bemaddy Çocuk Şehir Rehberi

bemaddy

Okulların kapanmasına çok az kaldı, anne babaların kafasında deli sorular; ne nerede, ne yapsak, nasıl oyalasak, nerelere gitsek… Şehirde olan biteni tek s,tede bir araya getiren şirin bir site işinizi oldukça kolaylaştırıyor; Bemaddy.com

Çocuk Şehir Rehberi Bemaddy

“Çocukla çocuk olan şehir rehberiyiz, çocukları ve hayata çocukça bakmayı seviyoruz” diyorlar sitelerinde. Yazı dili çok samimi, kullanımı ise çok kolay olan sitede, etkinlikler 4 ana kategoride toplanmış;

Gez, İzle, Tat, Dene. İsimlerinden kolayca anlaşılabileceği gibi; sergilerden müzelere, parklardan dondurmacılara, spor etkinliklerinden yeni çıkan bir kitaba kadar her ‘çocukça’ duyuruyu bu kategorilerde bulabilirsiniz.

Videolar bölümü ise farklı ve emek alan bir bölüm olmuş. Burada sıra dışı anne babalarla yapılan ‘Çılgın Röportaj’lar, çocuklara özel lezzetleri eğlenceli dille aktaran ‘Çılgın Şef’in tarifleri, gezi rotalarına çocuk gözüyle bakan ‘Çılgın Keşif’ gezi videoları ve çocuk şarkıları animasyonlarından oluşan ‘Çılgın Animasyon’ başlıkları var.

Bemaddy’nin ayrıca, düzenli olarak yaptığı yaratıcı atölye çalışmaları var. Bu konudaki en güncel gelişmeleri Facebook sayfalarından, haftanın etkinlik haberlerini ise buradan takip edebilirsiniz.

Bir başka yazının konusu olabilecek Bemaddy aplikasyonları için ise bu linke gidebilirsiniz.

Bemaddy web sitesi bemaddy.com

Bemaddy Facebook sayfası için https://www.facebook.com/bemaddypublishing

 

Kim korkar alerjiden?

yatakta-alerjenler

Herkes evi mis koksun ister, ben hiç bir şey kokmasın isterim. Herkes yumuşatıcının, şampuanın, kremin güzel kokulusunu arar, ben en sadelerini, en kokusuzlarını seçerim. Sebep, ailece alerjik bünyeli olmamız! Anne babası alerjik çocuk da geleneği bozmadı ve kuzumuz da malesef bizim gibi oldu.

Aksırığa, tıksırığa, deride aniden çıkan sebebi bilinemeyen döküntülere, gözlerde yaşarmalara, kızarmalara cevabı doktorumuzdan gelen cevap hep aynı; alerjenler!

Son 5 yıl içinde yapılan araştırmalarda Türkiye’de hemen hemen her 4 çocuktan birinin alerjik hastalığa sahip olduğu ortaya çıkmış. Ülkemizde alerjinin en önemli sağlık problemlerinden biri olduğunu artık kabul etmemiz lazım. Peki ne yapacağız? Tabi ki ilk olarak yaşadığımız ortamı buna göre korumakla işe başlamalıyız.

 

Ev ortamındaki tozun içerisinde bakteriler, küf hücreleri, toprak ve deri parçacıkları, polen ve sigara dumanı gibi alerjenler bulunur. İnsanlar haftada 28 gram yani bir paket cips kadar deri döker ve evimizdeki halının sadece bir metrekaresinde 1000 kadar toz akarı (mite) yatak ve mobilya döşemelerinizde, hatta perdelerinizde yaşar. Bir insanın yatağı ortalama olarak 10 bin toz akarı barındırır. Çoğu zaman gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu parçacıkların bir araya gelmesi alerjiye neden olur. Ancak mikroskop altında görülebilecek kadar küçük olan ev tozu akarları, alerjiye duyarlı kişilerde hapşırma, öksürme ve burun akıntısına sebep olurken, özellikle çocuklarda yaşamı tehlikeye atan astım krizlerini tetikleyebilir.

Alerjiden korunmak için evde ne yapabiliriz?

Her gün 2-3 gram deri pulu döküyormuşuz ve ne iç gıcıklayıcıdır ki evimizdeki toz kenelerinin en sevdiği besinmiş bu! Haftada adam başı 30gr desek, 4 kişilik ailede 120 gr döküntü. Iyyyk!  Bu ihtiyaçtan yola çıkan, inovasyonu ve fonksiyonelliği temsil eden teknolojinin öncüsü elektrikli süpürge markası Dyson, 2 özel ürün çıkarmış ve bu yazımın amacı sizlere bu ürünlerin bazı müthiş yönlerini aktarmak.

Teknolojik süpürge dendiğinde kocaman hantal makinalar geliyor gözümüzün önüne, benim de öyle. Bir de evin içinde her köşeye takılan kablolar… Çünkü biliyoruz ki güçlü emiş gücü gerektiren makinalar, kablosuz olmuyor, olamıyor.

Ancak tüm bu sorunları çözmüş iki ürün ile tanıştım. Dyson Cinetic™ DC52  ve Dyson DC62 Digital Slim. 

alerjen

 

Elektrikli süpürgesiyle alışılagelmiş makinelerden farklı bir vizyonla üretilen Dyson Cinetic™ DC52 ile sadece alerjiye karşı korunmuş olmayacaksınız, aynı zamanda toz torbası ve filtre bakım derdiniz de ortadan kalkacak.

Son teknolojiyle tasarlanan ve kablolu süpürge kadar güçlü olan Dyson Digital Slim™ 20 dakika kesintisiz kullanım süresi ve  sabit emiş gücü ile zemin, tavan ve ulaşılması zor yerlere yüksek manevra kabiliyeti ile kolaylıkla ulaşır.

Ömür boyu emiş gücünü hiç kaybetmeyen  Dyson Cinetic™ DC52, toza karşı alerjisi olan astım hastaları ve çocuklu ailelerin dostu olarak geliştirilmiş.

dyson

Tozu, kiri ve mikroskobik partikülleri dahi ayrıştıran DC52, diğer süpürgeler gibi filtrelere ve toz torbalarına gereksinim duymuyor. 5 yıl yedek parça ve işçilik garantisine sahip DC52, patentli siklon teknolojisi sayesinde alerjenleri bile emiş gücü kaybetmeden yakalıyor. Daha temiz hava çıkışına sahip olan DC52 astım hastalarının ve çocuklu ailelerin için de oldukça ideal bir buluş. Evladiyelik diyebileceğim bir ürün olan Dyson elektrikli süpürgelerinin es geçemeyeceğim diğer bazı özellikleri şöyle;

  • Özellikle bu makine için geliştirilen V6 dijital motor, bataryadan daha fazla güç aldığı için cihazın emiş gücünü arttırır. Yeni yapılandırılmış olan motorlu başlık toz ve kirlerle her yüzeyde başa çıkar.
  • Başlıktaki karbon fiber kıllar, statik elektriği azaltarak ince tozların sert zeminlerden toplanmasını sağlar.
  • Sert naylon kıllar halıdan kiri rahatlıkla temizler.
  • Küçük ve güçlü motorunun ağırlık merkezi bileğe yakın konumlandırıldığından zeminden tavana kadar zorlanmadan ulaşabilirsiniz.
  • Hafif olan alüminyum borusunu çıkarıp merdiven, koltuk döşemeleri, otomobil gibi küçük alanlarda rahatlıkla kullanabilirsiniz.
  • Patentli siklon teknolojisi ile tozu, kiri ve mikroskobik partikülleri dahi ayrıştırarak soluduğunuz havadan
    150 kat daha temiz hava çıkışı sağlar.
  • Duvara monte edilen şarj yuvası sayesinde yer kaplamaz.

 

Oyuncak Müzesi İyi ki Doğdun!

İstanbul Oyuncak Müzesi 10 yaşında
İstanbul Oyuncak Müzesi 10 yaşında

Çocuğum henüz 5 yaşında olabilir! Ne mutlu bana ki açıldığı gün dahil defalarca gittiğim, artık oğlumla ziyaret ettiğim İstanbul Oyuncak Müzesi 10 yaşında!

23 Nisan 2005’te açtı kapılarını Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi ilk kez. Şair ve yazar olarak tanıdığımız Sunay Bey, 90’lı yıllarda başlamış oyuncak toplamaya. Kitap ve gösterilerinin telifleriyle, çeşitli koleksiyonerlerden, antikacılardan ve açık arttırmalardan oyuncaklar toplamış. 1700’lere kadar varan oyuncakların sergilendiği tematik müze, aile yadigarı bir köşk aslında. İstanbul’da Göztepe semtinde yer alıyor.

İstanbul Oyuncak Müzesi

Oyuncaklar arasında gezerken, sadece oyuncakları izlemiyorsunuz. Tarihe şahitlik ediyorsunuz. Uygarlık tarihindeki tüm gelişmeler oyuncaklara nasıl yansıyor, bunu çok açık gözlemleyebiliyorsunuz. 1800’lerin sonralarında porselenden olan oyuncaklar, 1900’ler Avrupasınında nasıl ‘teneke’leşiyor… ‘savaş çocukları’nın oyuncaklarını görüyorsunuz, ’69’da aya ayak basıldığında ‘uzay’ın ne kadar popüler olduğunu oyuncaklardan görüyoruz. 80’ler Türkiye’sinin ilk yerli üretim peluşlarını, çizgi filmlerin oyuncak dünyasına yansımasını izliyorsunuz. Bugün gün geçtikçe dijitalleşen oyuncaklar arasında büyüyen çocukların, eskiden bir teli eğerek ‘tel araba’ yapıp ne kadar mutlu olabildiğini öğreniyorsunuz.

‘Bundan bende vardı!’

Koridorlarda en çok bu cümle duyuluyormuş. Bu doğru! 3 kuşak yaptığımız gezilerde, bir odada babam alır sözü, bir diğer odada ben. Sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan’ın yön verdiği yerleştirme ve dekorasyonun bu etkileşime etkisi tartışılmaz.

Geleceğimiz olan çocuklarımıza, geçmişi bambaşka bir açıdan anlatmak için, ne yapın edin mutlaka yolunuzu İstanbul Oyuncak Müzesi’ne bir düşürün. Web sayfalarından özel sergileri ve etkinlikleri de takip edebilirsiniz. Örneğin yine bizimkiyle katıldığımız Faber Castell Yaratıcılık Atölyesi’ne burada yer vermiştim. Çok keyifli ve uygun fiyatlı (çocuklara 7tl) kesinlikle tavsiye ederim.

Sanırım ben de ciddi bir oyuncak koleksiyoneri sayılabilirim ve bu vesile ile kendilerine 10.yıl özel ayıcığından bana da hediye ettikleri için çok teşekkür ederim!

“İstanbul Oyuncak Müzesi dünyadaki örnekleri arasında önemli bir yere sahip olmuştur. 2012 yılının Kasım ayında İstanbul Oyuncak Müzesi tarafından gerçekleştirilen ve dünyada bir ilk olan TOYCO-2012 İstanbul ( Avrupa Oyuncak ve Çocuk Müzeleri Birliği ) buluşması ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilmiştir. Bu sayede İstanbul Oyuncak Müzesi dünyada çocuk ve oyuncak müzeleri birliği kurulması konusunda öncü olmuş, İstanbul’a ‘oyuncak müzelerinin başkenti’ ünvanını kazandırmıştır.”

oyuncak-müzesi

İstanbul Oyuncak Müzesi ulaşım ve ücretler

Ömer Paşa Cad. Dr. Zeki Zeren Sok.No:15 Göztepe/ İstanbul
Telefon: 0216 359 45 50-51
Fax: 0216 363 57 25

Müze Ziyaret Saatleri
Hafta içi: 09.30-18.00
Hafta sonu: 09.30- 19.00

Grup şeklinde müze ziyaret edilmek istendiğinde, müzeyi arayarak rezervasyon yaptırılması gerekmektedir.

Tam giriş ücreti: 10 TL

İndirimli giriş ücreti : 7 TL

 

Tarçın Events

tarcin-pasta-evi

Birbirinden yetenekli girişimci anne arkadaşlarım var benim. Fatma onlardan biri, hatta bir Anneler Günü etkinliğinde tanıştığım ilk ‘anne blogger’ arkadaşlarımdan.

Tarçın Pasta Evi blogu ile tanıdım onu. Bir süredir organizasyon işine el attı, çok da güzel oldu; konsept partiler, doğumgünü organizasyonu, özel günler, blogger eventler.. Hepsini titizlikle ve çok güzel organize ediyor arkadaşım.

Yine bir anneler gününde bu kez Fatma’nın etkinliğine davetliydim. Anne Çocuk etkinliğinden elim kolum dolu döndüm, nasıl mı?

pembe-defter

Tarçın Events Anne Çocuk Etkinliği

Kapıda ismimizle karşılandık, salonun büyüklüğünü görünce şaşırmadım desem yanlış olur. Çok şık bahar masalarında, açık büfe yiyecekler eşiliğinde, uzman sohbetleri, eğlenceli çekilişlerle, bol kahkahalı bir gün geçirdik. Dila’nın da doğumgününü kutladık aynı zamanda, çocuklar da unutulmamıştı elbette. Çok ama çok eğlendiler. Çocuklar için;

  • Tiyatro gösterisi,
  • Palyaço ile eğenceler,
  • Yarışmalar,
  • Boyama ve kitap oyunlarımız,
  • Müzik eşliğinde danslar,
  • Ve yaş grubuna göre eğlenceli aktiviteler olacaktır.
  • Çocuklara özel menüler vardı

45 sponsor marka vardı. Fatma bunu nasıl yapıyor bilmiyorum! Her birimize ayrı ayrı hazırlanmış parti poşetleri ile uğurlandık. Çok çok tebrik ediyor ve sonra da hem bugüzel gün, hem birbirinden keyifli armağanlar için teşekkür ediyorum!

Kliksa ‘dan kahvaltılık,
Uzay Kimya ‘dan Benim Bebeğim deterjanları,
Uniwipes ‘dan göz makyaj temizleyicisi
Bebak ‘tan gül suyu el kremi ve  vücut sütü
Möllers ‘den balık yağı
Beliz Kozmetik ‘ten dudak bakım kremi
Nasorine ‘den burun yıkama suyu
Pierre Fabre ‘ye de Aven yüz nemlendirici ve göz makyaz temizleyicisi,
Klorane güneş kremi,
Elancly  vücut inceltişi için teşekkürler…
Amway ‘den makyaj çantası, arılı terlik, böy ölçme cetveli ve sulu çocuk cetveli
Pakmaya ‘dan dopdolu bir kutu
OptiNaturel ‘den Atom çayı
Bargello oda kokusu
Bebek ve çocuk tarhanası Tarsı tarhana
BurnFree ‘den yanık jeli seti
Örgü Dünyam ŞapkaAşkı ‘ndan örgü saç bantları
Baby Couture saç bantları
Panço ‘dan harika kıyafetler
Tost And More bizim için Lösev’e bağışta bulunup sevimli kız bebeklerrden hediye etti bize…
Bu arada kapkekler için Filiz Ozant ve kurabiyeler için Sütlü Mutfak ‘a da teşekkürler…
Ayrıca çekilişle verilen diğer hediyeler için Nurum Yastık, Oyuncak ArıyorumArYıldız teşekkürler…
Afişler için Vanilya Parti ‘ye teşekkürler…
Profesyonel fotoğraf çekimleri için Life Bigens ‘e teşekkürler…

Tarçın Events web sitesi için burayı tıklayabilir, Facebook sayfası için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Tarcin-events-dogumgunu

 

Kronkiwongi nedir?

kronkiwongi-nedir

Bugünlerde sosyal medyada sıkça denk geleceğiniz bir hashtag var; Kronkiwongi. Evet, Lego aslında, ama neden farklı?

Kronkiwongi nedir?

Kronkiwongi, bir Lego seti değildir, birbirinden bağımsız, bir sete ait olmayan (alakasız gibi görünen de diyebiliriz) parçalardan üretilen her hangi bir ‘şey’dir…  Aslında ne Kronkiwongi’nin tarifi var, ne de ortaya çıkan eserlerin. ‘Eser’ler, çünkü çocuğunuzun hayal gücü ile ortaya çıkacaklar. Yani Kronkiwongi, bir çocuğun hayal edip LEGO ile oluşturacağı herhangi bir alet, edevat, ev, araba, robot, zobot? her şey olabilir..!

Siz de çocuğunuzun paylaşımlarını #Kronkiwongi etiketi ile yapabilir, Lego Türkiye Facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Ciddi koleksiyoneri olduğum benim Lego paylaşımlarımı da, Instagram hesabımda #ipekslegos ile takip edebilirsiniz.

Kronkiwongi yapmak için özel olarak Lego almanız gerekmez, yani zaten elinizde Lego var ise. Sadece, kitapsız, kuralsız, sadece hayal gücüyle keşfetmesine izin verin. Kutuları ve kitapçıkları ortadan kaldırın! Sonra da yaptıklarını anlatmasını isteyin, inanın en keyiflisi bu. :)

kronkiwongi nedir
kronkiwongi nedir

 

Bir Annenin Teknoloji ile İmtihanı