Etiket arşivi: animasyon

Daha iyi bir işin yoksa, Kral Şakir

kral-sakir4 yıldır her akşam sorunsuzca 8 buçukta yatağa giden 6 yaşındaki oğlum, kendini yerden yere atıyor; “Yirmiikiellibeşte dizim vaaaar, yatmiyyycam!”

22:55 ne, ‘Dizim var’ ne demek, sahi senin yaşın kaç? Beklediği dizinin ismini de söyleyince bana bir haller oluyor; Çok mu boş bıraktık çocuğu bu yaz?! Bakıyorum ki ısrarın anlamı yok, üstelik zaten artık ben ondan çok merak ediyorum ve oturup bekliyoruz. Neyi mi, Kral Şakir‘i!

Kral Şakir

İtiraf ediyorum, ismi ilk duyduğumda absürd bir yerli dizi bekliyorum fakat öyle olmuyor, animasyon çıkıyor. Bi dakika bu çizimler tanıdık geldi?

Yanılmıyorum, çizimlerin arkasında Varol Yaşaroğlu ismi var ve yapım stüdyosu elbette Grafi2000. Aynı ekibin elinden çıkan, ülkemizde büyükler için yapılan belki de ilk yerli çizgi dizisi Fırıldak Ailesi’ni bildiğimden koruma kalkanların bir anda iniyor. Fırıldak Ailesi, hani şu anne karakteri Yıldız’ı Demet Akbağ‘ın, baba karakterini ise Bülent Kayabaş‘ın seslendirdiği, gecenin bir vakti yayınlanmasına karşın ratingleri şaşırtan animasyon. Çizgi başlar başlamaz başarılı seslendirmecileri tanıyorum ve biter bitmez de internette diziyi araştırıyorum.

Yaşaroğlu’nun, yönetmen Berk Tokay ve senarist Haluk Can Dizdaroğlu ile birlikte ortaya çıkardığı çizgi dizi, Cartoon Network‘te yayınlanan ilk Türk yapımı animasyon. Şu an sadece Türkiye’de gösteriliyor ama yine de bu iyi bir referans.

Aslan Şakir’in ailesi bir hayli komik ve çok bizden bir aile. Şakir’in babası (aslan) Remzi, annesi (kedi) Kadriye, kız kardeşi (kedi) Canan, Şakir’in ailesini oluştururken maceraları asıl “kanka”ekiple yaşıyoruz. Necati (fil), Tanju (köpek) ve Şakir’le babasının başına geliyor hep olaylar. Bu dörtlü arasında kanımca Fil Necati’nin fenomen olma yolunda önü çok açık.

Haluk Can Dizdaroğlu’nun senaristliğindeki dizide, bazı espriler acayip kötü(!). Yani evet kötü ama kasıtlı kötü yani böyle sokaktaki amcaların yaptığı bayat espriler tadında kötü ve bu cidden çok komik! Metrobüste yanındaki amcanın yaptığı espri gibi komik, babanın sevgilinin yanında yaptığı, senin yerin dibine girmek istediğin espriler gibi komik. Sonuçta durum komedisi tadında işlenen bu bölümlere biraz şans vermek lazım; çok da anlamlar aramadan gülün geçsin, gülmeye nasıl çok ihtiyacımız var.

kral-şakir-izle

Bir de Türk yapımı çizgi dizilerde 2 ana sorun oluyor nacizane fikrim; birincisi esinlenmenin dozunu kaçırma, ikincisi mesaj kaygısını aşamama… (aman aman neler gördük sahi!). Ben bu yapımın abartılı mesaj kaygısı taşımamasını sevdim. “Sayıları öğrenelim, şekilleri bilelim, kuralları öğrenelim” neyse ki senaryoda ana hatları oluşturmuyor. Hani gene de brokoliler sosislileri kovalıyor kovalamasına ama(!) ‘bu iyi bu kötü” diye kaş göz yarılmıyor en azından ve eğlence ön planda.

Argo kelime -neredeyse değil- hiç ama hiç yok, ki bu da bu yazıyı yazma sebebimdir. Anne olunca algıda seçicilik tavan mı yapıyor nedir; hep de yerli çizgi dizilerde öyle cümlelere denk geliyoruz ki, dehşete düşüyoruz. Hayır burada yok. Kral Şakir nasıl desem, temiz.

Kral Şakir’i ilk izleyişinizde ya seveceksiniz, ya hiç sevmeyeceksiniz ama eminim ki şans verirseniz devamını bekleyeceksiniz. Grafi2000 ‘e bu konuda destek olmak gerekiyor sonuçta dünyaya kıyasla bir gıdım ilerleyemediğimiz bir alanda başı çekiyorlar.

Yapacak daha iyi bir işiniz yoksa, Kral Şakir hafta içi her gün 17:00’de Cartoon Network‘te. Sıkça da tekrarları var, denk gelirsiniz ;)

 

Çocuğun hayalini fırlatıp at(ma)!

“Çok özel bi taş buldum,bak!” diye koşarak geldi yanıma. Çocukken taş koleksiyonum olduğunu söylediğimden beri, o da taş toplar oldu. ‘Çok güzel! Yalnız bu bir taş değil’ dedim, ‘Bu bir kestane!’ O gün bu minik kestane Bubu’nun cebine girdi ve ben diyeyim 6 ay, siz deyin 9 ay bizimle dolaştı ta ki önceki güne kadar

Sıkışık trafiğin ortasında kalsak, bi yerden Bay Kestane çıkıyordu, Bubu ona sürekli bir şeyler anlatıyordu. Doktora gitsek cebimizde gizli yolcu Bay Kestane bizimle geliyordu. Sahilde yürüyüşe çıksak kestaneye arkadaş bulmak için yine elinde, bizimleydi. Bir yolculuğa çıkacak olsak çantaya ilk Bay Kestane giriyor, bazen pazar akşamları ‘Anne, kalem kutuma koydum Bay K’yi, ama sınıfta hiç çıkartmıyorum, cuma tekrar eve dönecek’ diyordu. Yalnız öyle çok bir takıntı hali de yok, ara ara reytingi artıyordu kestanenin, bazen 10 gün – 15 gün unutuluyordu.

Geçen gün anaokulunda bahçeye çıkarlarken, bizimki kestaneyi  çantasından çıkartıp cebine atmış ve ‘kıymetlimisss’ o gün tenefüste bahçede Bubu’yla birlikteymiş, arkadaşlarıyla oyunlar yapmışlar. Ne olduysa bahçeden sınıfa geri dönerken olmuş.

ipek-suerBuradan sonrası Bubu’nun aktardığı şekliyle aktaracağım, olayı birebir bilmiyorum ama en azından (ve benim için en önemlisi) oğlumun olanı algıladığı şekil bu. Neyse, içeri dönüyorlarmış ve öğretmeni elindeki kestaneyi görmüş, ‘Onu bahçede bırak’ demiş. ‘O benim’ demiş Bubu ama fazlasını ekleyememiş, utanmış. Öğretmen de yinelemiş, ‘O sınıfa girmeyecek’. Ben Bubu’nun yüzünü hayal edebiliyorum, ‘Servise binerken alabilmek için usulca oradaki ağacın altına bıraktım’ diye anlatıyor çenesi titreyerek. Bırakmış ve içeri yönelmiş,  tam içeri girerken bir bakmış, öğretmeni Bay Kestane’yi Bubu’nun koyduğu yerden almış, hızla uzağa fırlatmış.

‘Artık bulamam onu’ diye yaşlı gözlerle anlattı, ertesi gün gittik aradık ama bulamadık. Etrafımızda kestaneden bol bir şey yok elbette, ama konu kestane  de değil. 2 cm.lik eciş bücüş kestanenin kime ne zararı vardı, ben anlamıyorum. Bir çocuk için çok önemi vardı, onu biliyorum. Korkularından endişelerine, heyecanlarından mutluluğuna bir oyun yolu bulmuştu kendine ve ne oldu, öğretmeni aldı, onu fırlattı attı.

Çocuğun -çok belli ki tekrar alabilmek için- usulca bıraktığı kestane, neden alınıp uzağa fırlatılır? Neden çocukların hayal güçlerini törpülemek için hiç bir fırsatı kaçırmıyoruz?

Neyse ki biz dün parkta çok çok özel bir dal bulduk, Bubu buldu daha doğrusu. 2 bacağı var gibi duran çok şirin 10 cm kadar bir dal. Henüz ismi yok ama şu an başucunda duruyor. ‘Bunu asla okula götürmiycem anne!’ diyor. Siz söyleyin, haklı değil mi?

 

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Charlie Brown ve tüm Fıstıklar / Peanuts karakterlerini ilk kez beyaz perdede göreceğim için çok heyecanlıydım! Kuzenimden bana bulaşan ve çocukluktan beri devam eden bu çizgi seriye olan sevgim, zamanla koleksiyonerlik boyutuna ulaştı. Uzun lafın kısası, öngösterim salonunda en heyecanlılardan biri olabilirdim. Endişelerim de yok değildi.

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Yukarda izleyeceğiniz fragmanı ve benzerlerini izlediğimde çok endişelendim. 1950’lerden gelen bir klasik, 2 boyutlu çizimlerine kısa kısa parodilerine alışık olduğumuz karakterler, uzun metrajda nasıl olacaktı? Hikaye konulu mu olacaktı, mini dizileri gibi geçişler mi olacaktı? 90 dakikalık film bir hikayeyi anlatacaksa, karakterleri tek tek tanımak gerekirdi ki, bunu da hikayenin içine yedirmek zor olmalıydı..

Hepsinden ötesi, tüylüleri hareket eden bir Snoopy ve Woodstock gözümüze nasıl görünecekti?

Film başladığı anda beni mutlu eden, seslendirmenin çocuklar tarafından yapılmış olmasıydı. Charlie Brown dışında tüm seslendirmeyi çok başarılı buldum; Charlie’nin daha bezgin konuşmasına alışmıştım yoksa teknik olarak o da başarılıydı.

Yönetmen Steve Martino, Buz Devri 4’ten tanıdığımız isim, bence çok başarılı bir film çıkarmış ortaya. Az önce bahsettiğim tüm kaygı duyduğum konular filmin içine çok güzel yedirilmişti ve ‘karakterlerin özelliklerini anlatabilmek’ gibi detaylar daha ilk 10 dakikada toparlandı. Yani hayatında hiç Peanuts karakterleriyle tanışmamış olan birini de, film içine alabiliyordu.

Hikaye, Charlie Brown’un meşhur aşkı ‘Kızıl saçlı kız’ın okula gelmesi ve Charlie’nin ona açılabilme çabası üzerine kurulu. Charlie, şanssızlıkları üzerinden atıp silkinsin ve Peggy Jean onu yepyeni bir Charlie olarak tanısın ister ve değişmek için de bir takım şeyler deneyecektir. Elbette karakteri gereği(!) her şey yine sarpa saracak, ama kızıl saçlı kız onu ‘gerçek’ haliyle beğenecektir. Hikaye 2 cümle ile bu, ama gelin görün ki 50 yılın 18bine yakın çizgi bantlarından en klasikleşen, en ikonlaşan anların hepsi filmde var. Az öce dediğim gibi, hiç bilmeyen biri filmden zevk alacaktır, ama bilen/seven biri ağzı kulaklarında çıkabilir.

Neler mi var? Charlie ve uçurtma yiyen ağacı, aralara serpiştirilmiş ‘klasik’ buzda kayan çocuklar sahnesi, ‘balkabağı’ ve ‘yılbaşı’ hikayelerine göndermeler, Snoopy ve kardeşlerine göndermeler, meşhuuur sınıf içi öğretmen dialoglarından sahneler, Snoopy’nin Kızıl Baron hikayesi, Snoopy’nin Joe Cool halleri, Snoopy’nin kız arkadaşı, Snoopy ve Linus’un battaniyesi durumları, Snoopy-Lisa ilişkisi, 50yıl önceki ilk çizgilerden tanıdığımız Shemmy, Woodstock ve ekibi, ve süpriz.. Pig-Pen’in temiz göründüğü an! Arzu ederseniz Snoopy’de kim kimdir yazıma da göz atabilirsiniz.

Bu arada, çocukların kıyafetlerinin dokuları (yünler, penyeler, jeanler..), saçları, hayvanların tüyleri, ayakkabılarının hafif kirli oluşlarına kadar o kadar detaylı iş çıkartılmış ki.. Bu dokuları ve saç-tüy meselesini bu kadar 10 numara 5 yıldız  bir tek  “Up / Yukarı Bak” ta görmüştüm. 

Yazarlardan Bryan Schulz, filmi Snoopy’nin değil, Charlie Brown üzerine kurguladıklarını özellikle belirtmişti.  Bir öngörüde bulanayım mı? Bence, 2. ve hatta 3. film de gelecek. 2.film ‘yaz tatili’ temalı olacak ve bolca kampçılık, izcilik, baseball temaları içerecek. 3.film ise Snoopy’ye hakkını verecek ve tamamen Snoopy ve kardeşleri üzerine kurulu olabilir. Sıralama yer değiştirebilir ama ben devamının geleceğini düşünüyorum. 

Ancak ben yine de ülkemizde çizgi filmlerin yalnızca dublaj seçeneği ile gösterilmesine karşıyım. Yakın zamana kadar en az 1 seans (genellikle son seans) orjinal dilde alt yazılı olarak verilirdi. Dileğim çizgi filmleri yalnızca çocukların izlemediğinin hatırlanması ve bu uygulamanın geri gelmesi…

Son olarak bir uzman değil, sadece anne olarak görüşüm; 4 yaş üstü herkese uygun, tek kare şiddet içermeyen, 8 yaşında bir çocuğun okul maceralarını anlatan sevimli bir aile filmi “Charlie Brown ve Snoopy”

snoopy-filmi

 

 

Çocuk filmleri öncesi fragmanlar!

Çocuk filmleri öncesi fragmanlara kim karar veriyor?ipeksuer

Sinema yönetimi mi? Dağıtımcı firma mı? Bu seçimi her kim yapıyorsa, acaba çocuk filmleri öncesi gösterilen fragmanlar seçilirken çocuklar hiç düşünülüyor mu?

Çocuğum olmadan önce de hemen hemen tüm animasyonlara gidiyordum ama çocuktan sonra elbette algım değişti. Film öncesi gösterilen reklamlardan bir iki tanesi rahatsız etti ilk kez beni, o zaman oğlum çok küçüktü ve içeriği anlamadı. Daha sonra gittiğimiz bir kaç filmde de hem reklam hem uygunsuz film fragmanına denk geldik. Tamamen şahsi gözlemim şu ki, çizgi filmlerin hedef kitlesi yaş sınırı gözetmeksizin ‘genç seyirci’ öngörülüyor ve reklam ve film tanıtımları ona göre seçiliyor. Süper kahramanlı, aksiyonlu, -küçük çocuklar için- gürültülü ve çok hızlı görüntülü fragmanlar, bir anda çocuğun keyfini kaçırabiliyor, korkutabiliyor. Nitekim önceki gün bu örneğin en uç örneğini yaşadık.

Sevdiğimiz, aylardır beklediğimiz bir prodüksiyonun çizgi filmine gittik ailece. Film başlamadan önce gösterilen bir fragman, oğlumu çok korkuttu. Uzman değilim ama şunu da belirtmek lazım; çocukları korkutabilecek, ürkütebilecek bir içeriğin illa korkunç olması gerekmez. Çizgi film beklentisi ile koltuğunda bekleyen çocuğun karşına aniden çok gürültülü, çok ışıklı üstelik bir de daha önce hiç görmediği patlamalı vurdulu kırdılı sahneleri çıkartırsanız, çocuk ürker. Bize bir uzaylı istilasını konu alan komedi/aksiyon filmi, hemen ardından da Batman-Süperman fragmanı denk geldi. İlk fragmanda binalar yerle bir oluyordu, bizimki bu görüntülerden çok etkilendi. Esas filmin başlama anında ışıklar birden kapandığında korktuğumuz cümle geldi; ‘Çıkalım!’

Benim oğlum genel olarak korkan eden bir çocuk değil, ama dediğim gibi içeriğin bir önemi yok ki, kimbilir nereden ne yakalıyor, ne anlam çıkarıyor ve ürkebiliyorlar. Zaten öyle olmasa yaş etiketlerinin de hiç bir önemi kalmazdı, değil mi?

Sonuç olarak filmden çıktık. Bulut gece 3’e kadar oturdu ve artık yorgunluktan uyuyakalana kadar uzaylılarla ilgili sorular sordu. Ben, sabah Youtube’dan dün akşam korkutan fragmanı açtım ve tüm itirazlarına rağmen sahneleri durdura durdura filmlerin nasıl çekildiğini anlattım, korkusunu biraz yumuşattım sanırım.

Biz anlayışlı bir sinema müdürüne denk geldik. Umutsuzca ve bir beklentim olmadan başıma geleni anlattığım bilet satış görevlisi hemen müdürü aradı ve beyfendi bizi çok yapıcı bir şekilde dinledi ve hak verdi. Biletlerimizi yenileyip, bir daha böyle bir olay yaşanmayacağının garantisini verdiler.

Çocuk gösterimlerinde sesi çok açmayan sinemalar var, bebekliler için özel gösterim yapan salonlarımız var; artık şu fragmanlara da hassasiyet gösterecek başka yöneticiler olduğuna inanıyorum!

İpek Süer

 

Karlar Ülkesi Sen de Söyle

karlar-ülkesi-sen-de-söyleKarlar Ülkesi ‘SEN DE SÖYLE

Tüm dünyada fenomen haline gelen Karlar Ülkesi, çocukların filmin sevilen şarkılarına eşlik edebileceği karaoke versiyonu ‘Karlar Ülkesi Sen de Söyle’ ile Türkiye’de bir ilke imza atıyor. Danone Sütlü Atıştırmalıklar sponsorluğunda “Sen de Söyle” yaz tatilinde yeniden vizyonda. Vizyon tarihi 10Temmuz

Karlar Ülkesi hakkındaki incelememi daha önce bu linkte blogumda paylaşmıştım. Walt Disney animasyon stüdyolarının 53.filmi olan KARLAR ÜLKESİ, yapımcıların yüzünü güldüren bir çalışma oldu. Tüm zamanların en iyi açılışını yapan film, en yüksek hasılat yapan animasyon ünvanını da elinde tutuyor. İnanılmaz başarı sağlayan film, 2013 yılında ‘En İyi Animasyon’ ve ‘En İyi Şarkı’ Oscarlarını da almıştı. 

Bir izleyenin bir daha izlediği, pembe kostümlerin yerini mavi, yeşil kostümlere bıraktırdığı başarılı prodüksüyonun bu versiyonunda çocuklar (ve isterlerse büyükler!) karaoke şekline şarkılara eşlik edebiliyorlar. Gösterimin sponsoru Danonenin, filmin karakterlerinin görsellerini ambalajlarında yer veriyor.

Filmin konusu: Korkusuz ve iyimser Anna’nın, Arendelle Krallığı’nı buzlu güçleri ile sonsuz kış içinde bırakan kız kardeşi Elsa’yı bulmak üzere, dayanıklı dağ adamı Kristoff, onun sadık ren geyiği Sven ve sevimli kardan adam Olaf ile birlikte çıktığı efsanevi macerayı anlatan Karlar Ülkesi, izleyenlerin şarkılarına kayıtsız kalamadığı bir animasyon.

 

Shaun The Sheep Kuzular Firarda

Shaun_The_Sheep-film

Tavuklar Firarda”, “Wallace & Gromit”, “Fare Şehri” gibi gişede büyük başarılara imza atmış animasyonların yaratıcısı Aardman Studios‘un yeni filmi KUZULAR FİRARDA / SHAUN THE SHEEP’i tabii ki gelir gelmez koşarak gidip izledik.

70’in üzerinde ülkede vizyona giren ve hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden animasyonda sevimli kuzu Shaun ve arkadaşların büyük şehirde dev bir maceraya yelken açıyor.

Böyle diyordu tanıtımda, ekibe ve yaratıcılığına ne kadar hayran olsam ve güvensem de Türkçe ismi ‘firarda’ diye çevirdiklerinden, Tavuklar Firarda / Chicken Run’un senaryosuna çok benzeyen bir film çıkacak karşımıza diye endişelerim vardı. Tabii ki yersizmiş. Hikaye çok farklı.

Kuzular Firarda

Kuzucuklar gerçekten de çiftlikteki rutin hayattan sıkılıp bir şeyler yapmak istiyorlar ama, şehre gidişlerine ‘kaçmak’ denemez. Bir takım aksilikler sonucu diyelim, kendilerini şehirde buluyorlar. Her zamanki gibi çok şekerler, hem çok saflar, hem cin gibiler. Muhteşem espriler var arada, incelikler, süper buluşlar var karelerde, müthiş bir çalışma.

Ben ve oğlum stop-motion filmlerin hastasıyız. 120 dakikaya yakın süren bu filmde kaç kare çekim yapılmıştır, sanırım hesaplayamayız. İnanılmaz bir sabır ve zeka ürünü.

Öte yandan 10-12 dakikalık hikayelerine alışık olduğumuz Shaun maceralarının bu kadar uzun izlemek, 5 yaşında bir çocukla -biraz zorladı-. Bulut sinemada her zaman tamamen konsantre oturmasına rağmen, hiç konuşmasız bir filmi 2 saate yakın izlemek, değil Bulut için – z kuşağı mı, indigo çocuklar mı artık ne derseniz deyin- herkese zor gelebilir. Yine de Bulut kikir kikir güldü, bense bayıldım, bayıldım.

Sonuç olarak bence vurdusuz kırdısız, ince zeka esprileri ile dolu, şirin mi şirin, inanılmaz bir çalışma süreci sonunda ortaya çıkmış çok eğlenceli bir film var. Biz Shaun’u ailecek çok seviyor ve heyecanla dvd’sinin çıkmasını bekliyoruz. Stop motion çalışmaları seviyorsanız, izlemelisiniz. Çocuğun ilk deneyimi olacaksa, hiç konuşma olmadığını, esprileri anlayabilmesi için en az 5-6 yaşlarında olması gerektiğini düşünüyorum bir anne olarak.

koyun-shaun-türkçe

 Shaun the Sheep ‘te koyunlardan The Beatles göndermesi olmazsa olmazdı!

 

baymax and hiro

Big Hero 6 / 6 Süper Kahraman

6-super-kahraman

 16 Ocak’ta vizyona girecek olan 6 Süper Kahraman, Big Hero 6 filmini ön gösterimde izleme şansım oldu. Filmi bir de animesever anneden, benden okuyun.

Big Hero 6

BH6, Marvel’in bir çizgi romanı aslında ve baya aksiyon içeren bir çizgi hikaye. Hikaye Walt Disney Stüdyolarından geçince kararı çok yerinde duygusallık ve komedi de girmiş içine. Sonuçta ortaya komik, bol aksiyonlu bir macera filmi çıkmış, üstelik 3 boyutlu.

Dev cüsseli robot Baymax ile robot dahisi kahramanımız Hiro’nun hikayesini anlatıyor film. Hiro’nun ağabeyi Tadashi, bu kocaman ve sevimli robotu geliştiriyor. Hiro ise bot dövüşlerine katılan, okulu gereksiz bulan bir teenager. Ancak Tadashi, Hiro’yu etkilemeyi başarıyor ve dehasını doğru yola yönlendirebilmesi için yardımcı oluyor. 

Elbette ki başrolde bir dahi çocuk ve onun dahice buluşları olunca, kötülük ve komplolar da gecikmiyor. İçinde bulundukları durumdan çıkabilmek için Hiro ve arkadaşları kostümler geliştirerek birer teknoloji kahramanına dönüşüyorlar. Sonuçta GoGo Tamaga, Wasabi No-Ginger, Honey Lemon ve Fred, Baymax ve Hiro ile birleşince 6 süper kahramanımız doğmuş oluyor.

Filmin ilk yarısı yer yer çok duygusal. Örneğin bir kayıp sahnesi var ve oğlum çok etkilendi ve üzüldü diyebilirim (5yaş) Espriler çok komik, ama yaşı biraz daha büyüklerin anlayabileceği türde. Küçük çocuklar Baymax ile çok eğleniyorlar, büyük cüssesi ve aynı bir çocuk gibi söylenenleri ‘somut’ algılaması, sakarlığı, saflığı acaip sempatik.

Filmin ikinci yarısında ‘annelerin bana hep sorduğu’, vurdu-kırdı diyebileceğim bolca aksiyon var. Küçük çocuklar için göz yorabilecek derecede var. Hatta ben Japon animasyonlarına göndermeler farkettim, sürekli akan arka plan gibi. Bu kadar aksiyona rağmen şiddet yok, bolca ‘şiddete hayır’ mesajları var, hatta açıkça mesaj kaygımız var bile deniyor neredeyse. Film teknik olarak mükemmel. Ben, kendim çok çok sevdim. Robot, aksiyon vs ile çok ilgilenmeyen oğlum Baymax’i sevdi, ona çok güldü.

Bence müthiş bir film olmuş. Filmin yapım aşamasını anlatan bir belgesel izledim, yapılan çalışma ve emek karşısında nutkum tutuldu. Devamı gelir mi bilmiyorum. Gelmese de tadında kalsa keşke, derim. Yönetmenler Don Hall (Winnie the Pooh) ve Chris Williams (Bolt), yapımcı ise  Roy Conli (Karmakarışık). Film, 16 Ocak 2015 tarihinde üç boyutlu olarak vizyona girecek. 5 yaş bir çocuk annesi olarak nacizane fikrim 6+ çocuklara daha uygun olduğu yönünde. Öte yandan filmin dvd’sinin çıkmasını ve koleksiyonumuza katmayı dört gözle bekliyorum!big_hero_6

 

altın küre kazananlar

2015 Golden Globes Kazananlar

72. Altın Küre ödülleri adayları ve kazananları;

Filmler

En İyi Film – drama / Best motion picture – drama

“Boyhood” 

“Foxcatcher”
“The Imitation Game”
“Selma”
“The Theory of Everything”

En İyi Film / Müzikal veya komedi / Best motion picture — musical or comedy

 “The Grand Budapest Hotel” 
“Birdman”
“Into the Woods”
“Pride”
“St. Vincent”

En İyi Kadın Oyuncu / Best actress in a motion picture – drama

Julianne Moore, “Still Alice”

Jennifer Aniston, “Cake”
Felicity Jones, “The Theory of Everything”
Rosamund Pike, “Gone Girl”
Reese Witherspoon, “Wild”

En İyi Erkek Oyuncu / Best actor in a motion picture — drama

Eddie Redmayne, “The Theory of Everything”

Steve Carell, “Foxcatcher”
Benedict Cumberbatch, “The Imitation Game”
David Oyelowo, “Selma”
Jake Gyllenhaal, “Nightcrawler”

En İyi Erkek Oyuncu – müzikal veya komedi /Best actor in a motion picture — musical or comedy

Michael Keaton, “Birdman”

Ralph Fiennes, “The Grand Budapest Hotel”
Bill Murray, “St. Vincent”
Joaquin Phoenix, “Inherent Vice”
Christoph Waltz, “Big Eyes”

En İyi Kadın Oyuncu – müzikal veya komedi /Best actress in a motion picture — musical or comedy

Amy Adams, “Big Eyes” 

Emily Blunt, “Into the Woods”
Helen Mirren, “The Hundred-Foot Journey”
Julianne Moore, “Maps to the Stars”
Quvenzhane Wallis, “Annie”

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu -film / Best supporting actor in a motion picture

J.K. Simmons, “Whiplash”

Robert Duvall, “The Judge”
Ethan Hawke, “Boyhood”
Edward Norton, “Birdman”
Mark Ruffalo, “Foxcatcher”

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu -film / Best supporting actress in a motion picture

Patricia Arquette, “Boyhood” (* WINNER)
Jessica Chastain, “A Most Violent Year”
Emma Stone, “Birdman”
Meryl Streep, “Into the Woods”
Keira Knightley, “The Imitation Game”

En İyi Animasyon / Best animated feature film

“How to Train Your Dragon 2”

Big Hero 6″
“The Book of Life”
“The Boxtrolls”
“The Lego Movie”

En İyi Yönetmen / Best director

Richard Linklater, “Boyhood”

Wes Anderson, “The Grand Budapest Hotel”
Ava DuVernay, “Selma”
David Fincher, “Gone Girl”
Alejandro Gonzalez Inarritu, “Birdman”

 

En İyi Senaryo / Best screenplay

Alejandro Gonzalez Inarritu, “Birdman”

Wes Anderson, “The Grand Budapest Hotel”
Gillian Flynn, “Gone Girl”
Richard Linklater, “Boyhood”
Graham Moore, “The Imitation Game”

En İyi Müzik / Best original score

Johann Johannsson, “The Theory of Everything”

Alexandre Desplat, “The Imitation Game”
Trent Reznor, Atticus Ross, “Gone Girl”
Antonio Sanchez, “Birdman”
Hans Zimmer, “Interstellar”

En İyi Orjinal Şarkı / Best original song

“Glory,” from “Selma” 

“Big Eyes,” from “Big Eyes”
“Mercy Is,” from “Noah”
“Opportunity,” from “Annie”
“Yellow Flicker Beat,” from “The Hunger Games: Mockingjay — Part I”

En iyi yabancı film / Best foreign language film

“Leviathan” (Russia)

“Force Majeure Turist” (Sweden)
“Gett: The Trial of Viviane Amsalem Gett” (Israel)
“Ida” (Poland/Denmark)
“Tangerines Mandariinid” (Estonia)

TELEVİZYON

En İyi Televizyon Dizisi -drama / Best TV series — drama

The Affair
“Downton Abbey”
“Game of Thrones”
“The Good Wife”
“House of Cards”

En İyi Erkek Oyuncu – drama / Best actor in a TV series — drama

Kevin Spacey, “House of Cards”

Clive Owen, “The Knick”
Liev Schreiber, “Ray Donovan”
James Spader, “The Blacklist”
Dominic West, “The Affair”

En İyi Kadın Oyuncu – tv dizisi / Best actress in a TV series — drama

Ruth Wilson, “The Affair”

Claire Danes, “Homeland”
Viola Davis, “How to Get Away With Murder”
Julianna Margulies, “The Good Wife”
Robin Wright, “House of Cards”

En İyi TV Dizisi – komedi / Best TV series — comedy

“Transparent”

“Girls”
“Jane the Virgin”
“Orange is the New Black”
“Silicon Valley”

En İyi Oyuncu – tv dizisi, komedi / Best actor in a TV series — comedy

Jeffrey Tambor, “Transparent”

Louis C.K., “Louie”
Don Cheadle, “House of Lies”
Ricky Gervais, “Derek”
William H. Macy, “Shameless”

 

En İyi Kadın Oyuncu – tv dizisi, komedi / Best actress in a TV series — comedy

Gina Rodriguez, “Jane the Virgin”

Lena Dunham, “Girls”
Edie Falco, “Nurse Jackie”
Julia Louis-Dreyfus, “Veep”
Taylor Schilling, “Orange is the New Black”

En İyi Tv Filmi veya kısa dizi / Best TV movie or miniseries

“Fargo”

“The Missing”
“The Normal Heart”
“Olive Kitteridge”
“True Detective”

En İyi Erkek Oyuncu – tv filmi veya mini dizi / Best actor in a miniseries or TV movie

Billy Bob Thornton, “Fargo”

Martin Freeman, “Fargo”
Woody Harrelson, “True Detective”
Matthew McConaughey, “True Detective”
Mark Ruffalo, “The Normal Heart”

En İyi Kadın Oyuncu – tv filmi veya mini dizi / Best actress in a miniseries or TV movie

Maggie Gyllenhaal, “The Honorable Woman”

Jessica Lange, “American Horror Story: Freak Show”
Frances McDormand, “Olive Kitteridge”
Frances O’Connor, “The Missing”
Allison Tolman, “Fargo”

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – tv filmi veya mini dizi  / Best supporting actor in a series, miniseries or TV movie

Matt Bomer, “The Normal Heart” 

Alan Cumming, “The Good Wife”
Colin Hanks, “Fargo”
Bill Murray, “Olive Kitteridge”
Jon Voight, “Ray Donovan”

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – tv filmi veya minidizi / Best supporting actress in a series, miniseries or TV movie

Joanne Froggatt, “Downton Abbey”

Uzo Aduba, “Orange is the New Black”
Kathy Bates, “American Horror Story: Freak Show”
Allison Janney, “Mom”
Michelle Monaghan, “True Detective”