Etiket arşivi: anne fare yakaladım

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Charlie Brown ve tüm Fıstıklar / Peanuts karakterlerini ilk kez beyaz perdede göreceğim için çok heyecanlıydım! Kuzenimden bana bulaşan ve çocukluktan beri devam eden bu çizgi seriye olan sevgim, zamanla koleksiyonerlik boyutuna ulaştı. Uzun lafın kısası, öngösterim salonunda en heyecanlılardan biri olabilirdim. Endişelerim de yok değildi.

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Yukarda izleyeceğiniz fragmanı ve benzerlerini izlediğimde çok endişelendim. 1950’lerden gelen bir klasik, 2 boyutlu çizimlerine kısa kısa parodilerine alışık olduğumuz karakterler, uzun metrajda nasıl olacaktı? Hikaye konulu mu olacaktı, mini dizileri gibi geçişler mi olacaktı? 90 dakikalık film bir hikayeyi anlatacaksa, karakterleri tek tek tanımak gerekirdi ki, bunu da hikayenin içine yedirmek zor olmalıydı..

Hepsinden ötesi, tüylüleri hareket eden bir Snoopy ve Woodstock gözümüze nasıl görünecekti?

Film başladığı anda beni mutlu eden, seslendirmenin çocuklar tarafından yapılmış olmasıydı. Charlie Brown dışında tüm seslendirmeyi çok başarılı buldum; Charlie’nin daha bezgin konuşmasına alışmıştım yoksa teknik olarak o da başarılıydı.

Yönetmen Steve Martino, Buz Devri 4’ten tanıdığımız isim, bence çok başarılı bir film çıkarmış ortaya. Az önce bahsettiğim tüm kaygı duyduğum konular filmin içine çok güzel yedirilmişti ve ‘karakterlerin özelliklerini anlatabilmek’ gibi detaylar daha ilk 10 dakikada toparlandı. Yani hayatında hiç Peanuts karakterleriyle tanışmamış olan birini de, film içine alabiliyordu.

Hikaye, Charlie Brown’un meşhur aşkı ‘Kızıl saçlı kız’ın okula gelmesi ve Charlie’nin ona açılabilme çabası üzerine kurulu. Charlie, şanssızlıkları üzerinden atıp silkinsin ve Peggy Jean onu yepyeni bir Charlie olarak tanısın ister ve değişmek için de bir takım şeyler deneyecektir. Elbette karakteri gereği(!) her şey yine sarpa saracak, ama kızıl saçlı kız onu ‘gerçek’ haliyle beğenecektir. Hikaye 2 cümle ile bu, ama gelin görün ki 50 yılın 18bine yakın çizgi bantlarından en klasikleşen, en ikonlaşan anların hepsi filmde var. Az öce dediğim gibi, hiç bilmeyen biri filmden zevk alacaktır, ama bilen/seven biri ağzı kulaklarında çıkabilir.

Neler mi var? Charlie ve uçurtma yiyen ağacı, aralara serpiştirilmiş ‘klasik’ buzda kayan çocuklar sahnesi, ‘balkabağı’ ve ‘yılbaşı’ hikayelerine göndermeler, Snoopy ve kardeşlerine göndermeler, meşhuuur sınıf içi öğretmen dialoglarından sahneler, Snoopy’nin Kızıl Baron hikayesi, Snoopy’nin Joe Cool halleri, Snoopy’nin kız arkadaşı, Snoopy ve Linus’un battaniyesi durumları, Snoopy-Lisa ilişkisi, 50yıl önceki ilk çizgilerden tanıdığımız Shemmy, Woodstock ve ekibi, ve süpriz.. Pig-Pen’in temiz göründüğü an! Arzu ederseniz Snoopy’de kim kimdir yazıma da göz atabilirsiniz.

Bu arada, çocukların kıyafetlerinin dokuları (yünler, penyeler, jeanler..), saçları, hayvanların tüyleri, ayakkabılarının hafif kirli oluşlarına kadar o kadar detaylı iş çıkartılmış ki.. Bu dokuları ve saç-tüy meselesini bu kadar 10 numara 5 yıldız  bir tek  “Up / Yukarı Bak” ta görmüştüm. 

Yazarlardan Bryan Schulz, filmi Snoopy’nin değil, Charlie Brown üzerine kurguladıklarını özellikle belirtmişti.  Bir öngörüde bulanayım mı? Bence, 2. ve hatta 3. film de gelecek. 2.film ‘yaz tatili’ temalı olacak ve bolca kampçılık, izcilik, baseball temaları içerecek. 3.film ise Snoopy’ye hakkını verecek ve tamamen Snoopy ve kardeşleri üzerine kurulu olabilir. Sıralama yer değiştirebilir ama ben devamının geleceğini düşünüyorum. 

Ancak ben yine de ülkemizde çizgi filmlerin yalnızca dublaj seçeneği ile gösterilmesine karşıyım. Yakın zamana kadar en az 1 seans (genellikle son seans) orjinal dilde alt yazılı olarak verilirdi. Dileğim çizgi filmleri yalnızca çocukların izlemediğinin hatırlanması ve bu uygulamanın geri gelmesi…

Son olarak bir uzman değil, sadece anne olarak görüşüm; 4 yaş üstü herkese uygun, tek kare şiddet içermeyen, 8 yaşında bir çocuğun okul maceralarını anlatan sevimli bir aile filmi “Charlie Brown ve Snoopy”

snoopy-filmi

 

 

Charlie Brown ve Snoopy’de KİM KİMDİR?

peanuts-filmi

Yarın bu saatlerde Charlie Brown ve Snoopy 3 boyutlu filmin ön gösteriminden çıkmış olacağım. Neredeyse 1 yıldır beklediğim ‘The Peanuts Movie‘ filminden önce, henüz tanışmamış olanlar için ‘Snoopy’ye giriş 101’ tadında bir kaç bilgi paylaşmak istedim.

Charles M. Schultz 1922 - 2000
Charles M. Schulz 1922 – 2000

Charles M. Schulz ve Charlie Brown

1950’lerde, tam olarak Ekim1950’de, 7 ayrı gazetede bant seri olarak başlayan Peanuts / Fıstıklar, o günden bugüne sayısız dile çevrildi. İlk çizimler siyah beyazken, bugün 3d filmini bekliyoruz. Amerika’nın gelmiş geçmiş en meşhur köpeği Snoopy ve sarı tişörtlü, komik saçlı, karamsar çizgi karakteri Charlie Brown, 17,900’e yakın çizgi bantı, kısa filmleri, özel filmleri, kitaplarıyla çoktan animasyon tarihine adını yazdırmış durumda. Öyle ki sadece baloncuklarda konuşan Snoopy ve Charlie Brown’ın isimleri, 1969’da Apollo 10’un ana gövde ve ay modülüne bile verildi.

Bu kadar basit bir çizgi, nasıl oluyor da 65 yıldır bu kadar seviliyor sorusunun cevabı -bana göre- karakterlerin gerçekliğinde yatıyor. “Snob” yani burnu havada Snoopy’yi saymazsak diğer tüm karakterlere uyan bir ya da bir kaç kişiyi tanıdığınız kimselerle bağdaştırabilirsiniz. Bu müthiş gözlem, bir de çocuk ağzından aktarılınca ve esprilerle süslenince tadına doyum olmuyor ve tam da bu sebeple hem çocuklar hem büyükler Peanuts karakterlerinin maceralarına kayıtsız kalamıyorlar.

Peanuts’da kim kimdir?

Charles (Charlie) Brown. Umutsuz vaka. Sakar, şanssız. Depresif. Umutsuz ve yılgın. En yakını köpeği Snoopy bile kendi halinde, onu pek takmıyor. Charlie karakteri, anne babasının meslekleri dahil olmak üzere Charles Schulz’la benzerlikler taşıyor. Zaten diğer tüm karakterler de, ilk eşi, kuzeni, yakın arkadaşları gibi kişilerden esinlenmiş; isimler bazen farklı bazen çok benzer.

Sally Brown. Charlie’nin kardeşi. Abisini çok sever ve iyi anlaşırlar. Kendince Linus’a delice aşıktır.

Lucy van Pelt. Ters bir tiptir, dikkafalıdır, çıkarcıdır. Hiç anlaşamadıkları halde Charlie’nin en yakın arkadaşıdır.  Yine de en matıklı konuşmalar Lucy’den gelir. Snoopy’nin köpek hisleri ile en anlaşamadığı karakterdir.

Linus van Pelt. Lucy’nin küçük kardeşi. Mavi battaniyesinden ayrılamaz. Charlie’nin dert ortağıdır. İkilinin dertleşmeleri, hayata dair çıkarımları efsanedir. :)

snoopy-filmiSchroeder. Onu hep kafası önünde piano çalarken görürsünüz. Beethoven hayranıdır ve müthiş piano çalar. Onu pianoyla tanıştıran Charlie olmuştur ve aralarında derin bir dostluk vardır.

Pepperment Patty. Naneşekeri Patty. Charlie’yi en iyi anlayan kız arkadaşıdır. Aslında kendisi baya bir hayrandır Charlie’ye ama onun bundan haberi yoktur.

Marcie. Marcie ve Patty çok yakın dostturlar. Marcie Charlie Brown’a olan hislerini gizlemezken, Patty gizler. Charlie de ona ara sıra pas verir ama esas büyük aşkı başkası olacaktır.

Franklin. Çok tatlı bir çocuktur, hepsi tarafından çok sevilir. Ekipteki tek siyahi karakterdir.

Pig-Pen. Bir toz bulutu içinde dolaşan ‘kirli’ çocuk Pig-Pen en çok Charlie tarafından sevilir

Freida. Az görünen kız karakterlerdendir. Genellikle kıvırcık saçları ile ilgili espriler döner. Sırf bu yüzden baseball şapkası takmayışı bile sorundur.

Peggy Jean. Charlie’nin ilgi duyacağı kız.

Snoopy. Charlie’nin beagle cinsi köpeği. En yakın arkadaşı Woodstock isimli kuştur. Zaman zaman görünen 6 kardeşi vardır, her biri farklı bir eyalette yaşarlar. İçlerinde en meşhuru Spike karakteridir.

Snoopy’de kim kimdir’i çok şeker açıklayan bir görsel paylaşarak bitiriyorum. Filmler ve kitaplarla ilgili yazacak daha o kadar çok şey var ki! Onlar da başka yazının konusu

snoopy-kim-kimdir

 

 

 

 

 

Minyonlar 3 Filmi, “Minions”

minions

Uzun süredir bir animasyon filminde bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, ki takip edenler bilir ciddi anlamda animasyonla beslenen biriyim. Son diyeceğimi baştan söyleyerek ayrıntılara geçeyim bu sefer öyleyse; Minion’ların 3.filmi, Minions, çok eğlenceli, çok komik. İzleyin!

Minyonlar

Minyonların aslında 3. filmi gibi görünse de, fark ettim ki onlar aslında hep yardımcı karakterdi… İşte belki de bu yüzden ilk kez filmin ismi de ‘Minions’ ve o hep merak ettiğimiz ‘Minyonlar nerden geldi?’ ‘Nedir bu minyonlar?’ sorusuna cevap alıyoruz bu filmde.

Herşeyin başladığı yere dönüyoruz…

Aslında ben Gru’nun yaratıığı yaratıklar olduğunu sanıyordum, sanıyorum bu fikrimde yalnız değilimdir; belki de uzaydan gelmişlerdir diye düşünmüştüm. Meğerse onlar uzuun uzuun zamandır dünyamızdalarmış. :) Bundan fazlasını söylemeyeceğim, izleyin görün.

2010’da Çılgın Hırsız / Despicable Me ile tanıdık bu şirin sarı yaratıkları. 2013’te filmin ikincisi geldi, Çılgın Hırsız 2. Çok sevilen komedyen Steve Carell seslendirmişti Gru’yu ve filmlerin başarısına büyük katkısı olduğu da bir gerçek. Gru aslında kötü bir karakter olması gerekirken, biz onun hep ev hallerini, sıcak yanını, ‘babalık’larını görüyoruz bu iki filmde de ve kötü, hırsız, dolandırıcı olması gereken bir karaktere inanılmaz sempati duyuyoruz! 3.filmde, ya da daha doğrusu Minyonların bu ilk filminde ise Gru nasıl girmiş hayatlarına onu göreceğiz. Bunu ancak ilk 2 filmi bilenler fark edebilecek bu arada, o yüzden spoiler olarak görmüyorum.

Minyonlar’ın soundtrack’i müthiş!

Filmin ilk bir kaç dakikası geçmişi anlatarak geçiyor, ardından 60’lara geliyoruz. Sonrasında müthiş bir 60’lar müzik şöleni var, dikkatli kulaklar kaçırmayacaktır; Rolling Stones’dan the Doors’a, Steve Winwood’dan Jimy Hendrix’e müthiş parçalar var. 60’ları iliğinize kadar hissettiriyor, kıyafetler, 60’lar İngilteresi, kraliçe Elizabeth’in gençliği bile müthiş resmedilmiş.

Benden ekstralar, bunları da bilin!

Bob, Stuart ve Kevin Orlando’ya yola çıkıyorlar diğer minyonlardan ayrılıp. Orlando Florida aslında Universal Stüdyolarının evi.

Filmin en başında Universal stüdyoları jenerik müziği de Minyonlar seslendirmesi ile yapılmış.

Yönetmen Pierre Coffin, tüm minyonları kendi seslendiriyor! Evet tam 899 tane olduğu söyleniyor :)

Dikkatli izlereseniz, Jimi Hendrix, Godzilla gibi göndermeleri yakalayabilir, Gargamel, Beatles gibi karakterleri görebilirsiniz.

Minyonların konuştuğu dile Minionese deniyor ve dikkat ederseniz İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Rusça, Fransız her dilden birer kelime yakalayabilirsiniz.

İnanılmaz ama gerçek, Minyonların önceki 2 filminde bu filmden kareler var, Bob’un taç giymiş sahneleri gibi. Aynı şekilde Çılgın Hırsız 2’nin sonunda bu filmin başrol 3 karakterini, filmi editlerken görüyoruz ;)

 Türkçe dublajında baş kötü karakter çifti Beren Saat ve Kenan Doğulu seslendiriyor. Beren Saat’i çok başarılı bulurken, Doğulu’yu başarısız buldum. Çift olarak bulunmaları esprili ve şirin olmuş ancak seslendirmeleri gerçek meslek sahipleri yapmalı diye düşünüyorum; nedense bana cümle vurguları samimi gelmiyor, kulağımı rahatsız ediyor.

 

Dinozorlu kitaplar

dinozorlu

Çocukların beyinlerinde bir yerlerinde ilgi alanı düğmesi mi var nedir, bir şekilde çoğunun yolu ‘dinozor merakı’ndan geçiyor. 5 yaşla birlikte bize de uğradı bu merak. Hafif korkuyla başlayan merakını gidermek için kitaplara başvurduk. Baktım ki bir mini koleksiyon olmuş, önerdiklerimi paylaşmak istedim. İçeriğine göre ‘kolaydan zora’ gidiyor listem.

Dinozorlu kitaplar

İlk Dinozor Kitabım

National Geographic Little Kids

Koleksiyon Yayıncılık

25tl.

Sert kapaklı, ansiklopedi formatında, rengarek bir hazine bu kitap. “Yeni başlayanlar için dinozorlar” diyebileceğim, büyük puntolu, okumaya yeni başlayanların rahatça okuyabileceği, miniklerin ise korkmadan çizimleri inceleyebileceği bir kitap.

50’den fazla dinozor, 125 sayfa, saklanabilecek arşivlik bir eser; çocuğunuz türe ilgi duyuyorsa ve küçük yaştaysa kesinlikle tavsiye ederim. Daha büyükler için bu kitabın aynı yayınevinden çıkan bir üst versiyonunu tavsiye ederim.

Dinozorlar ve Tarihöncesi

İlk Bilim Kütüphanem

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

6tl.

32 sayfalık kitaplardan oluşan bu bilim serisinin aslında tüm kitapları güzel. Bu kitap ‘Dünya nasıl oluştu’ ile başlıyor, ilk insanlara kadar geliyor. Yazı puntosu yine büyük, minikler rahatlıkla okuyabilir, çizimler gerçekçi (yani vahşi sahneler de var, bilginize) Genel olarak 30 sayfada türler ve yaşayış hakkında tüm bilgileri içeriyor. Gerçekçi çizimler seven oğlum, dakikalarca inceliyor.

Dinozorlar

Bilgi Hazinesi

1001 Çiçek Kitaplar

5tl

Yine 32 sayfalık, bol çizimli, büyük punto yazılı bir kitap ve yine bir seriye ait bir kitap. Yukardaki örnekten farkı ne derseniz, içeriği biraz daha derinlemesine iniyor ve daha çok bilgi içeriyor. Çizimler daha yumuşak ancak bilgiler daha dolu. Severek okuyoruz.

3D Kayıp Dinozorlar

El Turco Digital

İnkılap Yayınları

9tl

İçinde bir 3d gözlük ile beraber alacağınız bu kitap, aslında sadece 7 adet mini posterden oluşuyor. Gördüğüm en başarılı 3d baskılardan oluşuyor. Sadece 7 adet resim için alınır mı derseniz, meraklıysa bence alınır, çok ilgiliyse odasına da asabilirsiniz posterlerden.

Dinozorlar Dünyası

Bulmacalar Kitabı

Almidili

6tl.

5 kitaplık bir bulmaca serisinin dinozor temalı olanı bu kitap. Çok başarılı Rolf Heiman çizimlerinden oluşan, labirentler ve bulmacalardan oluşuyor. Özellikle yol kitabı gibi düşünülebilir. Çok seviyoruz, bulmacaları çözse dahi tekrar tekrar eline alacağı eğlenceli bir kitap.

Dinozorların Da Duyguları Vardır!

Korkazor Amber

Binbirçiçek Kitaplar

6tl

Öfkelinozor, Huysuzozor, Korkazor gibi isimlendirilmiş, duyguları işleyen 6 kitaplı hikaye serisi. Mike Gordon çizimleri çok şirin, hikayeler Brian Moses’dan ve çok dozunda. İlgili duygularla ilgili sorun yaşayan çocuklar için düşünülebilir, biz ayırmadan hepsini okuyor ve seviyoruz. Çizimler eğlenceli, çocuğun illa ki dinozor merakı olması gerekmiyor.

The Ultimate Book Of Dinosaurus

Parragon

14$

250 sayfalık, çocuğun eline uygun ebatta bir mini ansiklopedide dinozorlarla ilgili her ama her şey var. İngilizce. Bol resimli, açıklamalı. Kapağında yazdığı gibi, ‘Dinozorlar hakkında merak ettiğiniz ve sormaya korktuğunuz her şey hakkında’. Dinozor işini bir adım ileri taşımak isteyen miniklere tavsiyem olsun.

Yeryüzünde Yaşam

Popüler Bilim Kitapları

Tübitak

9tl

6 yaş üstü derecelendirilen bu 150 sayfalık kitap sadece dinozorlar değil, tüm canlılar hakkında yaş grubuna uygun bilgiler içieriyor. Dinozorlar ile başlıyor tüm türler ve yaşamları ile ilgili eşsiz bilgiler veriyor. Yıllarca okunabilecek bu kitabı, ‘Dinozorlardan sonra ne oldu? Sorusu geldiği için ekledim listeme. Bu kitabı ve bu serinin diğer kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim.

 

Uludağ Gökyüzü Gözlem Şenliği

uludag-gozlem-senligi

 

Uludağ’da Gökyüzü Şenliği

Bursa’da çocuklar için gerçekten muhteşem bir merkez var; Bilim ve Teknoloji Merkezi (BTM). Bursa’ya her ziyaretimizde oğlumla mutlaka uğradığımız bu merkez, 2 yıldır gökyüzü meraklıları için bir etkinlik düzenliyor. Bu yıl yoğun ilgi sonucunda festivale dönüşen etkinlik, ‘Bilimsel Geceleme’ adı altında Gökyüzü Gözlem Şenliği!

BTM’nin bu etkinliği daha önce kendi yerlerinde çadırlarla geceleme şeklindeydi.Ancak gerek ışık yoğunluğu, gerekse mekan atmosferi açısından bu yıl Uludağ’da yapılması tercih edilmiş, çok da iyi olmuş!

ULUDAĞ’DA BİLİMSEL GECELEME

Duyurulduğu anda kontenjanı dolan etkinliğe 120 çadır, 400 üzerinde katılımcı katıldı. Büyük Otel çevresinde konumlanan katılımcılardan isteyenler otelde konakladı. Atölye çalışmaları sayesinde katılanlar hem konunun uzmanı akademisyenlerden teorik bilgiler aldı hem de teleskoplarla gözlem yapma imkanı buldu.ipek suer, uludağ, uludağ

Yoğun ilgiyi ve kontenjan sınırlamasını öngöremediğimiz için etkinliğe katılamadım, ancak biz de kendi imkanlarımızla aynı tarihlerde Uludağ’da sabahladık. Daha önce TUBİTAK Gökyüzü Şenliklerine katılmıştım. Bunlardan 10.su Uladağ’da gerçekleşmişti. Bu sefer o etkinlikteki ‘ışık’ problemini göz önüne alarak volfram yolu üzerine konuçlandık. Telfon ve tabletlerimizdeki uygulamalarla bilgilerimizi tazeledik ve mükemmele yakın bir gözlem gerçekleştirdik. Her zamanki gib yoğun meteor geçişini 01-03 saatleri arasında gözlemledik.

METEOR YAĞMURU 2015

Bu sene en yoğun gözlem 11-14 Ağustos günlerinde olacak. Ne yapaın edin, karanlık bir köşe bulmaya bakın ve yüzünüzü kuzeye çevirin. Gözünüz gökyüzünde olsun!

Bir öneri : Yaz gecesi bile olsa, yükseğe çıkacaksanız o saatlerde oldukça serin olacağını göz önünde bulundurun ;)

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi : http://www.bursabilimmerkezi.org/

Bilimsel Geceleme, Gökyüzü gözlem şenliği : http://www.bursabilimmerkezi.org/sayfa/bilimsel-geceleme/74.html

 

Buz Devri Maceraları hileler

Buz Devri Maceraları oyununu bu linkte yazmıştım. Şimdi de ipuçları vereceğim.

Hile demek istemiyorum ama ‘cheats’i başka türlü de çeviremiyorum Türkçe’ye. Aşağıdaki ipuçları yalnızca oyunu oynayanların anlayabileceği ayrıntılar içerir! :))

Ice Age Adventures’da ilerlemenizi sağlayacak ipuçları:

  • Kabuk, yemiş, vb biriktirmeye kalkmayın, bol bol harcayın. Bol bol yenisi gelir.
  • Adaları temizlemeden ilerlemeyin. Özellikle hayvanları mutlaka kurtarmaya bakın.
  • Çok sayıda ada açtıysanız, bilin ki sadece son 2 ada ‘temiz’ kalacak. Sık sık son 2 adaya gidip mağaralardan puanları toplayın. En çok kazandıranlar en son açılan adalar, bunu unutmayın.
  • Eşleri birleştirme oyununda kalpleri kurtarmaya odaklanmak yerine, 4’lü 5’li birleştirmeler yapmaya çalışın. Büyük patlamalarla taşlar temizlenecek.
  • 4’lü eşleştirme yaptığınızda bonus taşın üzerindeki çizgilere dikkat edin. Enine ve dikine sıra temizliyorlar, çizgilerin yönüne göre düşünerek tıklayın. 
  • Ada açma oyunlarında bir karakterle oynadığınız eşleşme oyununda, onun logosunu değil, kendi logonuzu aşağı kaydıracaksınız. Mantık olarak tersini düşünebiliyor insan.
  • Video izleyerek bonus kazanabilirsiniz.
  • Ana karadaki ağaçları temizlemek +1 yemiş dışında pek işe yaramıyor. Ama kar topları ve yeşillik öbekleri +20 yemiş  veya fındık veriyor.
  • Tropik adaya ve sonra da volkanik adaya geçebilmek için sürekli adanızı büyütmeniz gerek. Bunun için bol bol kabuk toplayın ve kabuk haznesini büyütün. 
  • Günlük görevlere katılmak çok büyük oranda bonus sağlamıyor. Oyunun kendi içinde daha çok puan toplayabiliyorsunuz.
  • Kaplumbağa ile görevlere çıkın. Çıkmadan önce depoyu fulleyin, yani yemişleriniz tam dolu olsun. Kaplumbağa ile gidilen adalarda normal adalardan daha az yemiş harcanıyor ancak gitmek için zaten yemiş harcıyorsunuz. 
  • Kaplumbağa ile keşiflerde, binmek için ödeyeceğiniz yemiş miktarı her seferinde olmasa da gitgide azalıyor.
  • Sürekli hayvan barınaklarını büyütün (4 hayvanlık), sürekli adanızı genişletin, sürekli yemiş  kabınızı büyütün. Oyun oynadıkça kazandırıyor.
  • Tropik adadaki buz oyunu ilerlediğiniz levellarda çok kabuk kazandırıyor.
  • Sincap ile kayma oyununda ‘büyüme’ bonusunu kaçırmayın, bir süreliğine önünüze geleni kırarak ilerliyorsunuz, dev boyuta geçiyorsunuz

BUZ DEVRİ MACERALARI İNDİR

ice age oyunu

ice-age-oyunu

Her gün takip edemediğimiz kadar çok uygulama çıkarken arada kaliteli işlere rastlamak zorlaştı.Oğlumu bilmem, benim için tutku oldu bu Buz Devri oyunu. 4 filmin dördüne de bayılan biri olarak oyununda da ayı kaliteyi gördüğüme sevindim.

ice age oyunu

Buz Devri Macerası oyunu, -orjinal adıyla Ice Age Adventures- filmlerinde DE olduğu gibi Sid, Manny, Diego kahramanlarımız. Diğerleri de teker teker gelecekler level’lar ilerledikçe. Oyun çok kaliteli, çok akıcı, takılmıyor etmiyor ve müzikleri güzel. Özellikle seslendirmeler ve espriler çok başarılı, eğlendiriyor. Zaten Ray Romano dahil, seslendirme ekibi neredeyse oyunda da korunmuş. En sevdiğim özellik bu oldu, oyuna ne kadar önem verildiğinin ispatı.

Bu tarz şehir kurmaca oyunları bana o kadar da ‘boş’ gelmiyor; çocuk 3-4 hareket ilersini planlamak durumunda kalıyor. İstediğini alabilmek için kabuk harcamalı >> Hayvanları beslemeli ki, yemiş kazansın, yemişleri kullanmalı ki kabuk toplayabilsin. Uygulama içi satın alımlarla daha çok ‘ada’ açılabiliyor ama para harcamadan da gayet oynamaya imkan tanıyor oyun.ice-age-app

İçinde 3-4 çeşit alt oyun barındırıyor Ice Age. Oyun içersinde hayvanlar veya oyunda faydalı olabilecek parçaların kazanıldığı mini oyunlar, kızakla engellere çarpmadan ilerleme, 3 ve daha parçayı birleştirme gibi bulmacalardan oluşuyor.

Bir tek eleştirim olabilir, adalarda yırtıcı kuşlar var, kaplan Dieogo onlara bir pençe atarak ilerlemek durumunda. Zaten tahminimce sırf bu sebeple ‘hafif şiddet içerir’ ibaresi almış durumda Google Play’den. Kötü karaktersiz macera  olmuyor, ne yapalım…

Ben oyunu çok sevdim. Zaten oğlum da “Bu oyuna bence çok yıldız ver!” diyor, öyle olsun :)

Buz Devri oyununu bu linkten indirebilirsiniz, ücretsizdir. Uygulama içi satın alım seçenekleri var.

 

 

Çocukla tatil ilk yardım çantası

 çocukla tatil hazırlığı...

çocukla tatil hazırlığı…

Tatil ilk yardım çantamızda neler var?

Bu yaz, çocukla uzun yol ve tatile çıkışımın 6. senesini yaşıyorum. Biz gezmeyi, keşfetmeyi çok seviyoruz ve yerinde durmayan 5,5 yaşında bir erkek çocuğu annesi olarak artık acil durum konusunda olaya hakim olduğumu düşünüyorum.

Böcek sokmalarından ateşli hastalıklara, küçük kesiklerden, yanmalara kadar her şeyi tecrübe ettim zaman içinde. Aşağıda paylaşacağım ürünlerin hiç biri ilaç değildir, tavsiyelerim uzman tavsiyesi değildir, sadece bir anne olarak tecrübe ettiğim, deneyip memnun kaldığım ürünlerdir. Bunu belirttikten sonra başlayabilirim;

Annesi öper, geçer..

Annesi öper geçer, geçer elbet ama bunları taşımadan da olmuyor! 

Öncelikle bir ilk yardım çantası taşımak çok faydalı oluyor. İlaçları poşetlerde, çantada taşımak yerine, sert kapaklı bir çantada saklamak hem ezilmeleri engelliyor, hem de açtığınızda koyduğunuz yerde kendi durabiliyor. Çanta olması gerekmez, büyükçe plastik bir kutu da kullanabilirsiniz. 20cm x 30cm büyüklüğündeki çantamız bir yapı marketten alınma.

  • Çeşitli ebatlarda su geçirmez yara bantlarını yine küçük plastik bir kutuda taşıyorum. Her boydan 2’şer tane koyuyorum.
  • Yaralar için fısfıslı antiseptik, ilk anda su-sabun yoksa çok işime yarıyor. Her şeyden önce temiz su ile yarayı temizleyip, bu spreylerle dezenfekte edebilirsiniz. Yakında temiz bir deniz varsa tuzlu soğuk su her zaman tercih ederim elbette. Ancak tuz çok yakabilir, bu antiseptiklerin öyle bir etkisi yok.
  • Çok küçük olmayan çocuklarda güvenle kullanılabilen sprey yara bantlarından da kullanıyoruz. Flaster tutmayan eklem noktalarında özellikle çok pratik oluyor.
  • Lavanta yağı, Bio oil, Bepanthol en küçük boyları ile hep yanımda. Isırıklar, kaşıntılar, çatlak ve yanmalarda kullanıyorum. Burt’s Bees dudak nemlendiricisini de daima kullanıyorum, elbette uv filtreli nemlendirici kremini burada saymama gerek yok.
  • Eldiven, makas, cımbız, küçük paketlerde gazlı bez, suda çıkmayan flaster, Baticon ve küçük boy alkollü su, her ihtimale karşı çantamızda. Kanamalı yaralanmalarda kullanıyoruz. Yaraların her zaman hava alarak iyileşmesi sağlıklı biliyorsunuz, bunlar sadece dağda kırda bayırda, o andaki acil çözümlerim.
  • Jel yanık kremleri güneş yanıkları ve böcek sokmalarında da ateş alıyor.
  • Oğlumun artık kullanmadığı plastik su kabının içinde ateş düşürücü şurubumunu taşıyorum. Yapışmıyor, bulaşmıyor.
  • Islak mendil veçok zorda kalmadıkça kullanmadığım jel el temizliyicileri de daima çantamızda.

Her ürünün küçük veya seyahat boyunu, tercihen spreylisini ve su geçirmeyenini tercih ediyorum. Böylelikle bir karış çanta içine dünyayı sığdırabiliyorum ve çevre gezilerimizde içim rahat oturabiliyorum. Bütün saydıklarım çok gibi görünebilir, tarttım, çantamız tam tamına 800gr. Yaratacağı rahatlık yanında, hiç bir şey sayılır!

 

 

Zıplayan oyun hamuru

zıplayan-oyun-hamuru

İtiraf ediyorum, bizzat elime alıp oynayana kadar ismindeki ‘zıplayan’ sıfatını şirinlik olsun diye konmuş sanıyordum. Yok ama öyle değil, Faber-Castell‘in zıplayan oyun hamuru gerçekten yerinde durmuyor, zıplıyor!

Faber-Castell Zıplayan Oyun Hamuru

Oyun hamurunun çocukların motor gelişimlerine faydalı olduğunu bilmeyen ebeveyn yoktur sanırım. El becerileri gelişirken bir yandan hayal güçlerini kullanıyorlar. Kendi oğlumdan biliyorum; şekillendirirken konstantrasyon süresi artıyor, sessizce işine yoğunlaşıyor.

Bu oyun hamuruna gelince, -yabancı ambalajlarda exstra soft modelling clay diye geçen- Zıplayan oyun hamuru, diğer hamurlardan oldukça farklı. Ben bu hamuru çok sevdim, sebeplerine gelince;

  • Bir kere hafif. Yani kütlece diğer hamurlarla aynı olan miktar, daha hafif. Ve kolayca yoğuruluyor. Yoğuruldukça yumuşuyor. Ne kadar oynanırsa, o kadar yumuşuyor.
  • Dokusu çok farklı. Hamur gibi değil de sanki su dolu bir baloncuk gibi. Elinize yapışmıyor, boyamıyor, iz bırakmıyor.
  • Renkleri çok güzel karışıyor. 2 veya 3 rengi karıştırdığınızda çok çok iyi sonuç alıyorsunuz. Açıkçası bu hamurla çocuktan çok ben oynuyorum, sebebi bir sonraki maddede.
  • Renklerin çok net kaışıyor olması, size 4 renkli hamurla sayısız renk kombinasyonu yapabilmenize imkan tanıyor. Ve bu hamurun en güzel özelliği; kuruduktan sonra çatlamaması ve yaptığınız modelin kuruduktan sonra çatlaksız olarak kuruması bence müthiş bir özellik. faber-castell-oyun-hamuruBen sırf bu yüzden bu hamura bayıldım; biraz el becerim de olduğundan, oğlumun sevdiği karakterlerini bu hamurla modellendiriyorum ve fırınlamadan gerçek minik oyuncaklarımız oluyor. Minionların tüm karakterlerini yaptım diyebilirim. Sırada dinozor serisi projemiz var. Oğlumun yaptığı, bozmaya kıyamadığım hamurları ise hoop, anı çekmecemize saklıyorum.
  • En önemli maddeyi eklemeden yazımı bitiriyormuşum, evet tahmin ettiğiniz gibi hamur kuruduğunda zıplıyor. Top şekli, zar şekli vb verdiğinizde ise baya baya zıplıyor. Cidden çok eğlenceli.
  • 4’lü hamur paket fiyatı 20tl civarında. Faber Castell resmi sitesi ise bu linkte

 

 

Prenses Sofia ve Korsan Jake ile anti-kahramanlık üzerine

WHATNAUGHT, ROBIN, PRINCESS SOFIA, CLOVER, MIA

İster prenses ister korsan olsun, şimdiki kahramanlar çok farklı!

Bilmem farkında mısınız, bizim çocukluğumuzun rakipsiz, tek başına her işe yeten, mükemmeliyetçi süper kahramanları yerine, Disney Channel‘daki Prenses Sofia ve Jake örnekleri gibi ‘normal’ çocuk hikayeleri, çocuklara daha sağlıklı örnek teşkil ediyorlar.

 

Ben çizgi filmlerin mesaj kaygılı olanlarından yanayım. Yoksa zaten çocuğumun vaktini televizyon karşısında geçirmesi taraftarı değilim. Az ve öz izlemesini tercih ettiğim yayınlardan, kaliteli olanı tercih etmek zorundayım. Ben böyle hissediyorum, bu yüzden ciddi anlamda mesai harcıyor ve ‘doğru’ mesajları içeren örnekleri seçmeye çalışıyorum. Örneğin Disney Channel Türkiye 5-11 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor ve ailelerinin birlikte keyifle izleyebileceği hem eğlenceli hem öğretici içerikler yayınlıyor. ‘Çizgi film mesaj versin, öğretsin’ derken sıkıcı sıkıcı çocuğa bir mesajı dayatsın da istemem asla, çocuk onlar; izlerken kikir kirkir gülmeli, ‘çaktırmadan’ öğrenmeli. İşte bu yüzden 5,5 yaşına yaklaşan oğlumla favorilerimiz Prenses Sofia, Doktor Dottie ve İlaçları, Jake ve Var Olmayan Ülkenin Korsanları ve Fineas ve Förb. Cumartesi ve pazar sabahları Disney Filmleri kuşağını da asla kaçırmıyoruz.

Prenses Sofia

Prenses Sofia 12 yaşında. Nasıl desem, çocuklukla ergenliğin tam kesiştiği noktada. İsmi ‘prenses’ ama o prensensliğe yeni yeni başlıyor ve bu hiç yakın olmadığı hayata adapte olmaya çalışıyor. Annesi Miranda, Kral 2.Roland’la evleniyor ve kralın diğer çocukları Prenses Amber ve Prens James ile kardeş oluyor. Kendine hediye edilen özel kolye sayesinde hayvanlarla konuşma yetisi kazanıyor ve zaman zaman yakından tanıdığımız tüm Disney Prensesleri onun bir probleminde yardıma gelebiliyorlar.

Hikayeden anlayabileceğiniz gibi, 2-7 yaşa hitap eden bu dizi aslında hiç de ‘mükemmel’ bir prensesin hikayesi değil. Çok pozitif mesajlar veren, mütavazi karakterli, sormaktan ve öğrenmekten çekinmeyen Sofia’nın hikayesi. Prenses Sofia başkası gibi olmaya çalışmıyor, her zaman her ortamda kendi gibi oluyor ve kazanıyor. Hikaye her ne kadar sarayda geçse de, her çocuğun günlük hayatta karşılaştığı sorunlar işleniyor. Kibarlık, incelik, hayvan sevgisi, kardeşlik dostluk ve paylaşım bu çizgi dizinin ana temaları diyeiblirim. Prenses Sofia hafta içi her gün saat 17:00’de Disney Channel’da yayınlanıyor.

Korsan Jake ve Var Olmayan Ülkenin Korsanları

Peter Pan’ın Var Olmayan Ülkesi’ne bu kez minik kahramanlar Korsan Jake, arkadaşı Izzy ve Cubby ve papağan Skully’nin maceraları var. Her bölümde gemileri ile bir maceraya atılıyorlar ve Kaptan Hook ve Smee’nin engelleme girişimlerini takım çalışması ile alt etmeye çalışıyorlar.

Çok şirin çizimleri olan, sürükleyici ve bana sorarsanız interaktif bir çizgi film aslında bu. İzleyiciye sürekli sorular yöneltiliyor, adeta takımın 4. kişisi gibi hikayenin içinde olması sağlanıyor. Karakterlerden Jake takım lideri iken, diğerleri yön becerileri ve ellerindekini doğru kullanma konusunda yardımcı oluyor ve ekip ruhuyla sorunların üstesinden gelebiliyorlar. Dostluk, ekip olmak, paylaşmak bu çizgi dizinin ana temaları. Bu arada sayı sayma, renkler, şekiller, uzaklıklar ile ilgili sürekli izleyicinin de katılacağı ufak alıştırmalar içeriyor bölümler ve bu çaktırmadan işlenen minik doz eğitimlerden sonra hazinelerine ödüller kazanıyorlar. Peter Pan de zaman zaman bölümlerde görünüyor.

Pozitif mesajlar işleyen, hayalgücünü destekleyen bu iki çizgi filmi, arayış içinde olan ebeveynlere gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum. Korsan Jake’in maceraları da hafta içleri saat 11:30’da Disney Channel’da yayınlanıyor. Fineas ve Förb’e gelince, ailecek ennn favori dizimiz, işte bu yüzden o da başka bir yazının konusu :)

Bu arada evlerinde televizyonu uydudan izleyen takipçilerime bir de müjdem var; Disney Channel uydudan şifresiz yayınlanıyor. Bunun yanı sıra Digitürk, D-Smart, Teledünya, Tivibu ve Netd.com’dan da izleyebilirsiniz, kaçırmanıza imkan yok :)

JOLLY ROGER, BUCKY, JAKE, IZZY, CUBBY, SKULLY

Bulut, bir kutu kapağından yaptığı televizyon ekranında bana kendi çizgi filmini izletiyor.

bulut-televizyon

 

Şşşşh..Kimse bilmiyor ama Moda Parkındaki tahta kamelya aslında bizim korsan gemimiz.

 korsan-jack-gemisi

Marketten 5tl’ye aldığımız korsan şapkası ve 2tl.lik tek göz dürbün ile korsan olduk, gitti!

kosan-jack

Legoland İstanbul

legoland-discovery-center

Legoland Discovery Centre İstanbul’da açıldı!

Dünya’da tam 12 büyük şehirde LEGO® ürünlerinin eğlencesini sergileyen LEGOLAND® Discovery Centre şimdi de İstanbul’da, Forum İstanbul AVM’de açılıyor. Açılış tarihi 30 Temmuz 2015

Lego tema parkı olarak düşünebileceğiniz Lego şehrinde 15 oyun alanı, 2 Lego-ride yani Lego aksiyon treni olacakmış. Türkiye’nin ilk ve tek LEGO® Mağazası da merkezin içinde yer alacak. Meraklıları bilirler, burada yalnızca bildiğimiz standart paketli ürünler değil, mağazaya özel ürünler de oluyor. Sadece çocuklara değil ‘adult’ fanlara da hitap eden setler ve parça satışı oluyor. Pick a Brick sistemi, İstanbul’da açılacak olan Legoland Discovery Centre’da da olacak. Yuppi!

minifigure-tradingLegoland Discovery Centre yıllık üyelik kartı alanlar mağazada tüm alışverişlerde %10 avantaj sahibi olacaklar. Yine Lego fanlarının bileceği gibi, Minifigure takası Legoland’de mümkün olabilecek. Yanınızda getirdiğiniz eksiksiz parçalı minifigürü, ekip üyelerinden birinin yaka kartında göreceğiniz figürle değiştirebilirsiniz. Legoland mağaza ayrıcalıkları:

  • 900’den fazla LEGO seti ve ürünü
  • Her ay favori LEGO setleriniz için özel teklifler
  • LEGOLAND Discovery Centre Yıllık Üyelik Kartı sahiplerine mağazadan yaptıkları alışverişlerde %10 indirim

Legoland Discovery Centre’da neler var?

15 oyun alanı, 2 Lego ride, 4D sinema, mağaza, ve fazlası bizleri bekliyor olacak. Aktivitelerin 3-10 yaş arasına hitap edeceği söylense de, Lego yaş sınırı tanıyan bir oyuncak değil, Legosever ailelelerin tüm bireylerinin keyif alacağını düşünüyorum.

EKSTRA : Her bir oyun bölümünün ayrıntıları için mutlaka buradaki “Legoland’de neler var” yazıma göz atın.

İşte Legoland İstanbul’un haritası:

legoland-neler-var

 

MINILAND : Galata Kulesi, Ayasofya, Boğaz Köprüsü gibi İstanbul’un simgelerinin yanı sıra dünyadan da yapıların sergilendiği bir mini Lego dünya burası.

Lego Fabrikası: Lego profesörü Brick-a-Brack ile plastikten Lego üretiyoruz burada. Düğmeler, çarklar, legolar, burası tam bir fabrika.

Lego yarışçıları, Merlin’in çırağı, Lego Lazer oyunu, 4D sinema, Olivia’nın evi, Duplo kasabası, Yangın akademisi, Legoland’deki bölümlerden bazıları.

 Legoland Discovery Centre İstanbul giriş ücreti ne kadar?

Biletler 4 yaş üstü içim 30tl, 3 yaş altına giriş ücretsiz. Yetişkinler 37,50tl. Yıllık üyeliklerde %10 avantaj sağlanıyor. Grup ve okul gezileri için rezervasyon gerekiyor.

Online alınan yıllık yetişkin giriş ücreti 85tl

Biletinizi online olarak gitmeden önce alırsanız sıra beklemiyor ve küçük fiyat avantajlarından faydalanıyorsunuz. Online bilet için buraya tıklayın.

Legoland'in maskotu olacak zürafaya isim aranıyor
Legoland’in maskotu olacak zürafaya isim aranıyor

Legoland İstanbul nerede?

Forum İstanbul Avm içinde, Bayrampaşa’da yer alıyor.

Kocatepe Mah. Paşa Cad. No: 5/5 Bayrampaşa

Kroki için tıklayın.

Legoland İstanbul ziyaret saatleri

LEGOLAND Discovery Centre Mağazası’nın açık olduğu saatler:

Pazartesi – Pazar: 10.00 – 20.00

Ekstralar:

-İçeri ‘bebek maması vb’ hariç yiyecek içecek sokulmuyor, içerde bir cafe mevcut.

-Doğumgünü ve özel günler için kutlama organizasyonları yapılabiliyor. 

Legoland iletişim için telefon : 212 219 17 06

Legoland Facebook Sayfası için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Küçük Prens ve faaliyet kitabı

küçük-prens

O bir klasik! Dünya edebiyatının en önemli yapıtlarından biri şüphesiz Küçük Prens. Antoine de Saint-Exupery‘nin 1943’tre yazdığı sıradışı hikaye, bugüne dek 250’den fazla dile çevirilmiş bir eser. Bir başucu kitabı olan Küçük Prens 4.-8.sınıflara önerilse de kesin olan tek şey yaş sınırlamasının olmaması ve tüm zamanların hikayesi olmaya devam edeceği.

“Arkadaşlarımı unutursam,rakamlardan başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen büyükler gibi olurum.”

Küçük Prens

küçük-prens-çıkartmalıFransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupery yazıp resimlendirdiği bu hikaye, uçağı bozularak Sahra Çölü’ne düşen bir pilotun, orada esrarengiz Küçük Prens ile tanışmasını ve aralarında geçen sohbetleri konu alıyor. Pilot uçağını tamir edene kadar bu altın saçlı, ilginç fularlı, değişik hikayeler anlatan ve cevabını alana kadar tekrarlayacağı bolca sorusu olan Prens ile dost oluyor. Dostluk, yalnızlık, doğa sevgisi, çevrecilik, büyükler ve küçükler arasındaki ilişkiler hakkında inanılmaz ustalıkla mesajlar işleyen hikaye, soru işareti ile bitiyor ve küçük okuyucuların hayal gücüne açık kapı bırakıyor.

Küçük Prens ve Küçük Prens Faaliyet ve Boyama Kitabı 

Doğan ve Egmont Yayıncılık tarafından sade bir dille, Özgür Sinan çevirisi ile minikler için yeniden yayınlandı Küçük Prens. 125 sayfalık hikayenin sonunda 15 sayfa kadar soru-cevap bölümü hazırlanmış. Hikayeye dayanarak çocuklara sorular soruluyor ve arzu ettikleri gibi cevaplamaları isteniyor. Tam bir ‘yaz kitabı’. İlkokul çağında her çocuğun kütüphanesinde olması gerektiğini düşündüğüm hikaye, zaten çok akıcı ve kısa kısa 27 bölümden oluşması da arada es vermeye imkan tanıyor.

Yaşça daha küçükler için uygun bulduğum aktivite kitabı ise -Örneğin 5,5 yaşındaki oğlumun bayılacağına emin olduğum- boyamalar, bulmacalar, çıkartmalar ve hayalleri ile tamamlayacakları fon çizimler ile zenginleştirilmiş. Oğlum hikayeyi benim anlattığım kadarıyla biliyordu; kitabı ve aktivite ekini alınca hemen sakladım, tatilde bir kaç kısa hikaye taşımak yerine bu romanı ve aktivite kitabını ‘oyalamaca’ çantamıza ayırdım. Kitabı uyarlayan Bahar Ulukan, grafik tasarım Onur Erbay’a ait. Kitabın içinden 150 kadar çıkartma da çıkıyor.

Küçük Prens küçük büyük herkesin ara ara eline alıp okuması gereken, çocuk okuyucuların ise mutlaka çocuk yaşlarda tanışması gereken bir eser.

Küçük Prens, roman / Doğan Egmont Yayınları / 9,90tl (Yaz 2015 fiyatı)

Bana bir koyun çiz /Küçük Prens Faaliyet ve boyama kitabı / 6tl

Doğan Egmont Facebook sayfası burada

Anne Fare Yakaladım Facebook sayfası burada

 

 

 

 

Bemaddy Çocuk Şehir Rehberi

bemaddy

Okulların kapanmasına çok az kaldı, anne babaların kafasında deli sorular; ne nerede, ne yapsak, nasıl oyalasak, nerelere gitsek… Şehirde olan biteni tek s,tede bir araya getiren şirin bir site işinizi oldukça kolaylaştırıyor; Bemaddy.com

Çocuk Şehir Rehberi Bemaddy

“Çocukla çocuk olan şehir rehberiyiz, çocukları ve hayata çocukça bakmayı seviyoruz” diyorlar sitelerinde. Yazı dili çok samimi, kullanımı ise çok kolay olan sitede, etkinlikler 4 ana kategoride toplanmış;

Gez, İzle, Tat, Dene. İsimlerinden kolayca anlaşılabileceği gibi; sergilerden müzelere, parklardan dondurmacılara, spor etkinliklerinden yeni çıkan bir kitaba kadar her ‘çocukça’ duyuruyu bu kategorilerde bulabilirsiniz.

Videolar bölümü ise farklı ve emek alan bir bölüm olmuş. Burada sıra dışı anne babalarla yapılan ‘Çılgın Röportaj’lar, çocuklara özel lezzetleri eğlenceli dille aktaran ‘Çılgın Şef’in tarifleri, gezi rotalarına çocuk gözüyle bakan ‘Çılgın Keşif’ gezi videoları ve çocuk şarkıları animasyonlarından oluşan ‘Çılgın Animasyon’ başlıkları var.

Bemaddy’nin ayrıca, düzenli olarak yaptığı yaratıcı atölye çalışmaları var. Bu konudaki en güncel gelişmeleri Facebook sayfalarından, haftanın etkinlik haberlerini ise buradan takip edebilirsiniz.

Bir başka yazının konusu olabilecek Bemaddy aplikasyonları için ise bu linke gidebilirsiniz.

Bemaddy web sitesi bemaddy.com

Bemaddy Facebook sayfası için https://www.facebook.com/bemaddypublishing

 

Kim korkar alerjiden?

yatakta-alerjenler

Herkes evi mis koksun ister, ben hiç bir şey kokmasın isterim. Herkes yumuşatıcının, şampuanın, kremin güzel kokulusunu arar, ben en sadelerini, en kokusuzlarını seçerim. Sebep, ailece alerjik bünyeli olmamız! Anne babası alerjik çocuk da geleneği bozmadı ve kuzumuz da malesef bizim gibi oldu.

Aksırığa, tıksırığa, deride aniden çıkan sebebi bilinemeyen döküntülere, gözlerde yaşarmalara, kızarmalara cevabı doktorumuzdan gelen cevap hep aynı; alerjenler!

Son 5 yıl içinde yapılan araştırmalarda Türkiye’de hemen hemen her 4 çocuktan birinin alerjik hastalığa sahip olduğu ortaya çıkmış. Ülkemizde alerjinin en önemli sağlık problemlerinden biri olduğunu artık kabul etmemiz lazım. Peki ne yapacağız? Tabi ki ilk olarak yaşadığımız ortamı buna göre korumakla işe başlamalıyız.

 

Ev ortamındaki tozun içerisinde bakteriler, küf hücreleri, toprak ve deri parçacıkları, polen ve sigara dumanı gibi alerjenler bulunur. İnsanlar haftada 28 gram yani bir paket cips kadar deri döker ve evimizdeki halının sadece bir metrekaresinde 1000 kadar toz akarı (mite) yatak ve mobilya döşemelerinizde, hatta perdelerinizde yaşar. Bir insanın yatağı ortalama olarak 10 bin toz akarı barındırır. Çoğu zaman gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu parçacıkların bir araya gelmesi alerjiye neden olur. Ancak mikroskop altında görülebilecek kadar küçük olan ev tozu akarları, alerjiye duyarlı kişilerde hapşırma, öksürme ve burun akıntısına sebep olurken, özellikle çocuklarda yaşamı tehlikeye atan astım krizlerini tetikleyebilir.

Alerjiden korunmak için evde ne yapabiliriz?

Her gün 2-3 gram deri pulu döküyormuşuz ve ne iç gıcıklayıcıdır ki evimizdeki toz kenelerinin en sevdiği besinmiş bu! Haftada adam başı 30gr desek, 4 kişilik ailede 120 gr döküntü. Iyyyk!  Bu ihtiyaçtan yola çıkan, inovasyonu ve fonksiyonelliği temsil eden teknolojinin öncüsü elektrikli süpürge markası Dyson, 2 özel ürün çıkarmış ve bu yazımın amacı sizlere bu ürünlerin bazı müthiş yönlerini aktarmak.

Teknolojik süpürge dendiğinde kocaman hantal makinalar geliyor gözümüzün önüne, benim de öyle. Bir de evin içinde her köşeye takılan kablolar… Çünkü biliyoruz ki güçlü emiş gücü gerektiren makinalar, kablosuz olmuyor, olamıyor.

Ancak tüm bu sorunları çözmüş iki ürün ile tanıştım. Dyson Cinetic™ DC52  ve Dyson DC62 Digital Slim. 

alerjen

 

Elektrikli süpürgesiyle alışılagelmiş makinelerden farklı bir vizyonla üretilen Dyson Cinetic™ DC52 ile sadece alerjiye karşı korunmuş olmayacaksınız, aynı zamanda toz torbası ve filtre bakım derdiniz de ortadan kalkacak.

Son teknolojiyle tasarlanan ve kablolu süpürge kadar güçlü olan Dyson Digital Slim™ 20 dakika kesintisiz kullanım süresi ve  sabit emiş gücü ile zemin, tavan ve ulaşılması zor yerlere yüksek manevra kabiliyeti ile kolaylıkla ulaşır.

Ömür boyu emiş gücünü hiç kaybetmeyen  Dyson Cinetic™ DC52, toza karşı alerjisi olan astım hastaları ve çocuklu ailelerin dostu olarak geliştirilmiş.

dyson

Tozu, kiri ve mikroskobik partikülleri dahi ayrıştıran DC52, diğer süpürgeler gibi filtrelere ve toz torbalarına gereksinim duymuyor. 5 yıl yedek parça ve işçilik garantisine sahip DC52, patentli siklon teknolojisi sayesinde alerjenleri bile emiş gücü kaybetmeden yakalıyor. Daha temiz hava çıkışına sahip olan DC52 astım hastalarının ve çocuklu ailelerin için de oldukça ideal bir buluş. Evladiyelik diyebileceğim bir ürün olan Dyson elektrikli süpürgelerinin es geçemeyeceğim diğer bazı özellikleri şöyle;

  • Özellikle bu makine için geliştirilen V6 dijital motor, bataryadan daha fazla güç aldığı için cihazın emiş gücünü arttırır. Yeni yapılandırılmış olan motorlu başlık toz ve kirlerle her yüzeyde başa çıkar.
  • Başlıktaki karbon fiber kıllar, statik elektriği azaltarak ince tozların sert zeminlerden toplanmasını sağlar.
  • Sert naylon kıllar halıdan kiri rahatlıkla temizler.
  • Küçük ve güçlü motorunun ağırlık merkezi bileğe yakın konumlandırıldığından zeminden tavana kadar zorlanmadan ulaşabilirsiniz.
  • Hafif olan alüminyum borusunu çıkarıp merdiven, koltuk döşemeleri, otomobil gibi küçük alanlarda rahatlıkla kullanabilirsiniz.
  • Patentli siklon teknolojisi ile tozu, kiri ve mikroskobik partikülleri dahi ayrıştırarak soluduğunuz havadan
    150 kat daha temiz hava çıkışı sağlar.
  • Duvara monte edilen şarj yuvası sayesinde yer kaplamaz.

 

Oyuncak Müzesi İyi ki Doğdun!

İstanbul Oyuncak Müzesi 10 yaşında
İstanbul Oyuncak Müzesi 10 yaşında

Çocuğum henüz 5 yaşında olabilir! Ne mutlu bana ki açıldığı gün dahil defalarca gittiğim, artık oğlumla ziyaret ettiğim İstanbul Oyuncak Müzesi 10 yaşında!

23 Nisan 2005’te açtı kapılarını Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi ilk kez. Şair ve yazar olarak tanıdığımız Sunay Bey, 90’lı yıllarda başlamış oyuncak toplamaya. Kitap ve gösterilerinin telifleriyle, çeşitli koleksiyonerlerden, antikacılardan ve açık arttırmalardan oyuncaklar toplamış. 1700’lere kadar varan oyuncakların sergilendiği tematik müze, aile yadigarı bir köşk aslında. İstanbul’da Göztepe semtinde yer alıyor.

İstanbul Oyuncak Müzesi

Oyuncaklar arasında gezerken, sadece oyuncakları izlemiyorsunuz. Tarihe şahitlik ediyorsunuz. Uygarlık tarihindeki tüm gelişmeler oyuncaklara nasıl yansıyor, bunu çok açık gözlemleyebiliyorsunuz. 1800’lerin sonralarında porselenden olan oyuncaklar, 1900’ler Avrupasınında nasıl ‘teneke’leşiyor… ‘savaş çocukları’nın oyuncaklarını görüyorsunuz, ’69’da aya ayak basıldığında ‘uzay’ın ne kadar popüler olduğunu oyuncaklardan görüyoruz. 80’ler Türkiye’sinin ilk yerli üretim peluşlarını, çizgi filmlerin oyuncak dünyasına yansımasını izliyorsunuz. Bugün gün geçtikçe dijitalleşen oyuncaklar arasında büyüyen çocukların, eskiden bir teli eğerek ‘tel araba’ yapıp ne kadar mutlu olabildiğini öğreniyorsunuz.

‘Bundan bende vardı!’

Koridorlarda en çok bu cümle duyuluyormuş. Bu doğru! 3 kuşak yaptığımız gezilerde, bir odada babam alır sözü, bir diğer odada ben. Sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan’ın yön verdiği yerleştirme ve dekorasyonun bu etkileşime etkisi tartışılmaz.

Geleceğimiz olan çocuklarımıza, geçmişi bambaşka bir açıdan anlatmak için, ne yapın edin mutlaka yolunuzu İstanbul Oyuncak Müzesi’ne bir düşürün. Web sayfalarından özel sergileri ve etkinlikleri de takip edebilirsiniz. Örneğin yine bizimkiyle katıldığımız Faber Castell Yaratıcılık Atölyesi’ne burada yer vermiştim. Çok keyifli ve uygun fiyatlı (çocuklara 7tl) kesinlikle tavsiye ederim.

Sanırım ben de ciddi bir oyuncak koleksiyoneri sayılabilirim ve bu vesile ile kendilerine 10.yıl özel ayıcığından bana da hediye ettikleri için çok teşekkür ederim!

“İstanbul Oyuncak Müzesi dünyadaki örnekleri arasında önemli bir yere sahip olmuştur. 2012 yılının Kasım ayında İstanbul Oyuncak Müzesi tarafından gerçekleştirilen ve dünyada bir ilk olan TOYCO-2012 İstanbul ( Avrupa Oyuncak ve Çocuk Müzeleri Birliği ) buluşması ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilmiştir. Bu sayede İstanbul Oyuncak Müzesi dünyada çocuk ve oyuncak müzeleri birliği kurulması konusunda öncü olmuş, İstanbul’a ‘oyuncak müzelerinin başkenti’ ünvanını kazandırmıştır.”

oyuncak-müzesi

İstanbul Oyuncak Müzesi ulaşım ve ücretler

Ömer Paşa Cad. Dr. Zeki Zeren Sok.No:15 Göztepe/ İstanbul
Telefon: 0216 359 45 50-51
Fax: 0216 363 57 25

Müze Ziyaret Saatleri
Hafta içi: 09.30-18.00
Hafta sonu: 09.30- 19.00

Grup şeklinde müze ziyaret edilmek istendiğinde, müzeyi arayarak rezervasyon yaptırılması gerekmektedir.

Tam giriş ücreti: 10 TL

İndirimli giriş ücreti : 7 TL

 

Sosyal medya profil fotoğrafları

esra oruc

Aslında önemsiz görünen ama nasıl önemli bir mevzu değil mi? Sosyal medya profil fotoğrafları derken hemen aklınıza Facebook, Twitter, Instagram geliyor eminim. Peki ya Linkedin? Peki ya kendi işiniz, kendi sayfanız, profesyonel imajınız? Profil fotoğrafları ile  ‘yargıladığımız’ olmuyor mu birilerini? İtiraf edin hadi, elbette oluyor.

Happy Portraits

Gül Deriş Bayram, uzun süren ‘biraz da sıkıcı’ bir kurumsal iş hayatının ardından, ‘profil fotoğrafçılığı’ fikriyle çıkmış yola. “Düğün fotoğrafçılığı, bebek/çocuk fotoğrafçılığı hep vardı, çok da güzel yapan meslektaşlarım var. Ama benim, bizim çocukluğumuzdaki gibi aile portleri için özel çekimler, sosyal medya sayfaları için profesyonel çekimler nedense çok az yapılıyordu” diyor.

Gül Hanım’ı Anneysen.com daveti aracılığıyla tanıdım, bir kaç blogger arkadaşımla birlikte şirin, samimi stüdyosuna konuk olduk, kendi aramızda çok keyifli bir açılış yaptık. Benim için her zaman özel kalacak olan bir anı da ilk çekimi benimle yapmış olması, hatta makyaj masası açılışını bile ben yapmışım :) Oğlumun çıkışına yetişmem gerekiyordu, ne yapayım :))

Gül Hanım’ın portfolyosına burada göz atabilirsiniz. Norveç’te yaşayan kuzenim her yılbaşı bize aile fotoğraflarını gönderir, tam 20 senedir. Ne özenirim, hiç yapamadım. Gül Hanım aslında bu tarz fotoğraflar çekmeyi de çok seviyor, anneanneler, dedeler, kuşaklar bir arada, stüdyo fotoğrafları. Kendi fotoğraflarımı da inanılmaz bir heyecanla bekliyorum. 

Happy Portraits’in iletişim bilgilerini aşağıda paylaşıyorum. Göksu Evleri’nde bahçeli, şirin bir villa burası. Samimi, rahat bir çekim istiyor ama bir türlü cesaret edemiyorsanız  (bknz:ben!) Gül Hanım’ın bahçesinde bir limonata için sohbet edin, derim. Eminim memnun kalacaksınız.

Kendisine burdan teşekkürlerimi iletiyorum. Fotoğraflarım hazır olur olmaz siz bıkana kadar paylaşacağım zaten! :)

Happy Portraits Stüdyosu / Gül Deriş Bayram
Göksu Evleri Akkavak cad. No:46 Villa B117 A
0544 300 0 300

Shaun The Sheep Kuzular Firarda

Shaun_The_Sheep-film

Tavuklar Firarda”, “Wallace & Gromit”, “Fare Şehri” gibi gişede büyük başarılara imza atmış animasyonların yaratıcısı Aardman Studios‘un yeni filmi KUZULAR FİRARDA / SHAUN THE SHEEP’i tabii ki gelir gelmez koşarak gidip izledik.

70’in üzerinde ülkede vizyona giren ve hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden animasyonda sevimli kuzu Shaun ve arkadaşların büyük şehirde dev bir maceraya yelken açıyor.

Böyle diyordu tanıtımda, ekibe ve yaratıcılığına ne kadar hayran olsam ve güvensem de Türkçe ismi ‘firarda’ diye çevirdiklerinden, Tavuklar Firarda / Chicken Run’un senaryosuna çok benzeyen bir film çıkacak karşımıza diye endişelerim vardı. Tabii ki yersizmiş. Hikaye çok farklı.

Kuzular Firarda

Kuzucuklar gerçekten de çiftlikteki rutin hayattan sıkılıp bir şeyler yapmak istiyorlar ama, şehre gidişlerine ‘kaçmak’ denemez. Bir takım aksilikler sonucu diyelim, kendilerini şehirde buluyorlar. Her zamanki gibi çok şekerler, hem çok saflar, hem cin gibiler. Muhteşem espriler var arada, incelikler, süper buluşlar var karelerde, müthiş bir çalışma.

Ben ve oğlum stop-motion filmlerin hastasıyız. 120 dakikaya yakın süren bu filmde kaç kare çekim yapılmıştır, sanırım hesaplayamayız. İnanılmaz bir sabır ve zeka ürünü.

Öte yandan 10-12 dakikalık hikayelerine alışık olduğumuz Shaun maceralarının bu kadar uzun izlemek, 5 yaşında bir çocukla -biraz zorladı-. Bulut sinemada her zaman tamamen konsantre oturmasına rağmen, hiç konuşmasız bir filmi 2 saate yakın izlemek, değil Bulut için – z kuşağı mı, indigo çocuklar mı artık ne derseniz deyin- herkese zor gelebilir. Yine de Bulut kikir kikir güldü, bense bayıldım, bayıldım.

Sonuç olarak bence vurdusuz kırdısız, ince zeka esprileri ile dolu, şirin mi şirin, inanılmaz bir çalışma süreci sonunda ortaya çıkmış çok eğlenceli bir film var. Biz Shaun’u ailecek çok seviyor ve heyecanla dvd’sinin çıkmasını bekliyoruz. Stop motion çalışmaları seviyorsanız, izlemelisiniz. Çocuğun ilk deneyimi olacaksa, hiç konuşma olmadığını, esprileri anlayabilmesi için en az 5-6 yaşlarında olması gerektiğini düşünüyorum bir anne olarak.

koyun-shaun-türkçe

 Shaun the Sheep ‘te koyunlardan The Beatles göndermesi olmazsa olmazdı!

 

Vialand Eğlence Parkı

vaialand-eglence-parki

Yorulmayacağım bunu söylemekten; ‘Şimdi ki çocuklar çok şanslı!’ Yıllar yıllar önce, ben ufacıkken Disneyland Türkiye’ye gelecek denmişti de, aylarca sadece 3-5 fotoğrafından gördüğümüz yerin boş heyecanını yaşamıştık. Bugün ise, blogger anne kontenjanından gittiğim, gitmeseydim bu kadar büyük ve eğlenceli bulacağımı tahmin edemeyeceğim bir eğlence parkı var, Vialand.

Vialand Nerede?

Vialand‘e elbette buradaki yönlendirmelerden ulaşabilirsiniz, ama ben pratiğini söyleyeyim. Eyüp’te yer alan Santral İstanbul’a kadar gelin, tam önünde başlayan mavi mavi VİALAND yönlendirmelerini takip edin. Buradan saonra 4-5 dakika içinde parktasınız. Özel araçla geliyorsanız, otoparka girdiğiniz kapının ennn uzağındaki noktalara park edin. Çünkü tema parkın girişi o tarafta.

vialand-tema-park

Vialand Tema Park

Vialand’ı daha uzaktan gördüğümde -ki ben sadece fotoğraflrda gördüğüm şato ve önünde bir rollercoaster’dan ibaret sanıyordum- büyüklüğü karşısında çok şaşırdım. İyi ki erken gitmiştik, yoksa her şeyi keşfetmenin imkanı yok. Bunu kenara not alın.

Ayrıca büyük, yorucu bir parkur; rahat kıyafetler, çocuk küçükse yedekler, suluklar eksik olmasın. Gerçi büfeler ve yemekçiler var ama hepsi fast-food tarzında, yiyecek içeçek seçenek bu konuda biraz sıkıntılı. Vialand esintili bir tepede yer alıyor, ve baya esiyor; hani şehirde yaz havası olsa bile orası biraz serin olabilir, bu da 2.notum olsun.vialand-sünger-bob

Park çok güzel. Ama plan yapmak şart! Girişte birer harita alın MUTLAKA! Çocuğunuzun yaş ve ilgisine göre önceliklerinizi belirleyin, ondan sonra tura başlayın. Parkın ilk girişinde karşılayan oyun ve parklar daha küçül ziyaretçiler için, 6-8 yaşa kadar gibi. Buranın ismi ‘Oyun Dünyası’ Biz 5 yaşındaki oğlumla bu kısımda Sünger Bob 4d filmine, Küçük Madenciler trenine, Cesur sürücüler ve Minik kaşifler tüneline girdik. Hepsine bayıldık. Sünger Bob oğlumun, daha sonra gireceğimiz Kaşif Dora filmi benim favorim oldu.

Bir sonraki durak ‘Efsaneler Dünyası’ Burada en çok ilgi çekebilecek saray saltanat kayıkları benzeri kayıklar içinde İstanbul’un fethini canlı canlı yaşatan tüneli tavsiye ederim. İçerisi karanlık ve savaş sergileniyor, hani bebekle girilecek bir yer değil ama çocuklar adeta bir filmin ortasında buluyorlar kendilerini, ürkütücü değil.

‘Macera Dünyası’ ise benim oğlanların favorisi oldu, yani baba-oğulun! Korku tüneli (korkunçtu! benimkiler elbette bayıldı ama çocuklar korkabilir), Safari Tüneli ( bu da bilgisayar oyunu tadındaydı, ben zevk almadım, onlar 2.kez girmek istedi hatta, izin vermedim :) Jet Ski ve demin bahsettiğim 4d Kaşif Dora filmine girdik. Film müthişti. Ortadaki panayır oyunlarını da oynadık biz, halka at oyuncak kazan gibi şeylerde çocuktan çok eşimle ben eğlendik. Bunlar ekstra aksiyonlar, nakit ödeme yapıyorsunuz.

Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor
Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor

En son Olimpia Sirki’ne biletimiz vardı, 15:00 seansını kaçırdık, saatini 19:00 sanıp baya bir bekledik; 20:00’de başladı, oğlanın uyku saati 20:00 olduğundan kucağımda uyuyakaldı ve çıktık. Ben sirklerden çocukluğumdan beri haz etmem, hiç sevemedim ama ortam güzeldi, insanlar eğleniyordu. Kaldığımız süre içersinde, izlediğimiz sihirbazın yaptığı gösterilere hala aklım ermiş değil, ne kadar klişe olsalar da :) İlgilenirseniz, biletleri ister orada ister önceden Biletix‘ten alabilirsiniz.

Sonuç olarak, yeme içme kısmını biraz pahalı bulduğum, ulaşımı tahminimden çok daha kolay çıkan, tahminimden çok daha büyük ve eğlenceli bir parktı. Tavsiye ederim. Çocuğun boyu 120cm’yi geçiyorsa alternatif daha çok, bunu da gözardı etmeyin.(evet her aletin girişinde cetvelle ölçüyorlar!) Eş dost birlikte giderseniz grup indirimleri var, hem daha eğlenceli olur, bu da benden tavsiye olsun!

Sorunuz olursa seve seve yanıtlarım, yazın ;)

 

 

 

 

Oyna, Dene, Öğren!

demet-akbag-omo

Çocuk oyun oynarken;

Hayal kurar.

Karar verir. Heyecanlanır. Merak eder.

Araştırır. Farklı düşünmeyi dener.

Bedenini zorlar.

İzler. Dener. Yanılır. Çözüm üretir.

Konuşur. İfade eder.

Kaygıları ile baş etmeyi öğrenir.

Dener. Hatırlar.

Paylaşır.

Mutlu olur!

 Özetle çocuğun mutlu olması ve öğrenmesi, keşfetmesi için oyun oynamanın önemi çok büyük! Bunu ben değil, uzmanlar söylüyor.

Omo’nun ‘Hadi Hareketlen‘ projesi kapsamında çok değerli isimlerin olduğu bir söyleşiye davet edildim. Prof.Dr. Yankı Yazgan, Aktif Yaşam Derneği / Mehmet Ali Çalışkan ve ‘deneyimli anne’ değerli oyuncu Demet Akbağ, bize görüşlerini aktardılar. Kendi adıma çok faydalı bulduğum bir etkinlikti ve bilgilerin ne kadar çok kişiye ulaşması gerektiğini, projenin önemini -inanın- hissettim. Aldığım notlardan kendimce en ilgi çekicileri şöyle;

 Türkiye’de yeterli düzeyde aktif olan (fiziksel olarak) kişi yüzdesi %25. Bu sayıyı oluşturan kitle ise mavi yakalılar. Yani diğer bir deyişle; mecburiyetten hareket halindeler!

Çocuk ve Teknolojiipeksuer.com

“Tablet, tv  karşısında geçirilen her dakika, okulda çocuğa dikkat eksikliği olarak geri dönüyor. Ancak bir çocuk, oyununu oynuyorsa, uykusu yemeği her şeyi düzenli ise elbette ‘kontrollü’ şekilde çizgi filmini de izleyebilir, tabletini de oynayabilir. Sınırları çizmek çok önemli” diyor Yankı Yazgan.

Artık teknoloji bizim çocukluğumuzda olduğu gibi lüks değil, ihtiyaç. Hayatımızın vazgeçilmezi olmuş durumda. Bu doğal bir süreç ve çocuklarımız bizim gibi yetişmeyecekler, bunu farkındayız. “Bugünün gözde mesleklerinin neredeyse yarısı, çocuklarımız büyüdüklerinde, bir 20 yıl sonra ‘gözde’ olmayacak, belki hiç olmayacak” diyordu Ufuk Tarhan örneğin.

Anneler, güçlü, ayakları üstünde duran çocuklar istiyor. Fakat en iyi okulları bile yeterli görmüyorlar?

Öğrenme, deneyimle olur. “Özgüven, empati kurabilme, sınırlarını bilme, karşısındakine saygı duyma, asıl bu meziyetleri kazandığında çocuğumuz mutlu olmalıyız. Bu da ‘mecburi’geçirilen oyun saatleri ile değil, çocuğun hayatının tümüne yayılan ‘deneyimsel öğrenme’ ile mümkün.”

Deneyimsel öğrenme nedir?

Prof.Dr. Yankı Yazgan, oyun oynamanın çocuğun günlük rutininde bir kaç saati kapsayan bir aktivite değil, tüm zamanını kapsayan doğal bir etkinlik olması gerekliliğini vurguladı. Çocuk, duyularını kullanarak öğreniyor, kaydediyor, deneyimliyor. Bir çiçeğe dokunmanın verdiği his, buzun soğukluğu, sivri cismin acısı, bir kapağın çevirince açılması gibi çok küçük görünen ayrıntılar, çocuğun hafızasına adeta ‘tag’ler gibi etiketleniyor ve veri bankasında, yani gencecik beyninde bilgiler depolanmaya başlıyor. Ne kadar duyularının hepsini harekete geçiren oyunlar oynarsa, kendini geliştiriyor, öğreniyor, güveni geliyor.

Annelerin %85’i kendi çocuklarıyla kıyasladıklarında, çocukken arkadaşlarıyla daha fazla oyun oynadıklarını söylüyor. % 81’i biz bugünün çocuklarına göre daha fazla deneyimleyerek ve yaparak öğrenirdik diyor.

Merak en güçlü dürtü ve oyun ve merak birleştiğinde, çocuğunuz sizi şaşırtabilir. Bırakın oynasın, kirlensin, döksün, ıslansın. Hepsinin çözümü var ama hızzzla akan zamanda çocukluğun hiç bir dakikası geri gelmeyecek! Kirlenmek güzeldir.

Oyun Kartları ve Omo Şenliği

Aktif Yaşam Derneği’nce hazırlanan ve Prof. Dr. Yankı Yazgan tarafından desteklenen harika bir projesi daha var Omo’nun. Kurgulanmamış oyun olma özellikleri olan 100 adet oyun kartı hazırlanmış. Bunlar dağıtılacak ve anne-babaların elinde örnek oyunlar olmuş olacak. Bunun dışında çocukların ev dışındaki oyun ihtiyaçlarına dikkat çekmek için mayıs ayında Büyük Omo Şenliği etkinliğini düzenlenecek. Tüm bu deneyimleyerek öğrenme farkındalığını artırma çalışmalarına sinema ve tiyatro oyuncusu Demet Akbağ destek vermeye devam edecek.

  yankı-yazgan

 

mehmet-ali-caliskan

 

Son olarak Omo’nun yaptığı araştırmadan ‘teknoloji’ başlığında rakamsal veriler ilginizi çekebilir;  

  • Çocukların ailelerinden istediği şeylerin başında %85 ile bilgisayar geliyor.

  • Ailelerin %64’ü çocuklarına özel bilgisayar, %49’u akıllı telefon ya da tablet sağlamış görünüyor. Öte yandan annelerin %69’u telefon ve tabletin çocukları için zararlı olduğunu düşünüyor.

  • Çocukların %76’sının her gün televizyon izleme izni var. % 70’inde TV izleme süresi günde 2 saatin üstünde. 
(Ailece yapılan ortak etkinliklerin başında yaklaşık %73 ile televizyon izlemek geliyor)

 

 

Yakın yerler; Gebze Life Port Hotel

Kardı, ateşti, hastalıktı derken zor geçen bir kaç haftanın ardından çok kısa da olsa bir tatile ihtiyacımız vardı. İlk aklıma gelen Şile-Ağva taraflarına baktım, bu dönem için aşırı pahalı geldiler. Adalara baktım, hava yağmurlu olacaktı ve henüz vakti gelmediğini düşündüm. Tesadüfen internette gezerken bulduğum Kocaeli il sınırındaki bu otel hakkında yazılan yorumlar ise beni tatmin etti ve düşünmeden rezervasyon yaptırdım.

Gebze Life Port Hotel

LifePort Hotel, adı Gebze olarak geçse de, TEM’den Sabiha Gökçen Havaalanı tabelaları ile devam ettiğinizde Kadıköy merkezden 35-45 dakika kadar sürüyor. ViaPort AVM’yi 8-10km geçtikten sonra varıyorsunuz. Bazen Bostancı’dan Moda’ya bu sürede varamadığım oluyor, o yüzden bana çok yakın geldi.

Oteli ilk gördüğünüzde dağın başında, tek başına bir yerleşke gibi görünüyor, yadırgıyorsunuz dışarıdan. Ancak girer girmez yeşillik, ağaçlar, bungalov evler, kısacası otelin havası sizi şehirden anında koparıyor.

Odaların, restaurant ve fasilitelerin yer aldığı ana bina dışında bir de bungalovlar var. İster odada konaklıyorsunuz, ister size özel evlerde. Biz bungalovda kaldık. 1+1 şeklinde çok şirin, tertemiz ve eşyaları bakımlı, yeni, içimize sinen bir evde kaldık. Üşüyeceğimizi düşünmüştüm ama yatak odasında duvardaki ısıtma paneli odayı sıcacık yaptı. Salonda da klimayı açtık. Gündüz ise cam-kapı hep sonuna kadar açıktı ve ağaç ve yağmur kokusunu içimize çektik.

Otelin arazisi içinde serbestçe dolaşan bir çok hayvan var. Hepsinin tertemiz bakımlı kulübeleri, kafesleri var ancak hepsinin kapısı açık ve hayvanlar özgürce dolaşıp yuvalarına dönüyorlar. Ördekler, kazlar, tavuskuşları, tavşanlar, kedi evi ve bir sürü kedi, köpekler, süt kuzuları ve koyunlar var.

Otelin bahçesi ve açık havuzu çok güzeldi ancak biz mart ayında gittiğimizden kapalı havuzdan faydalandık. Temiz ve yeterli buldum. Ayrıca spor salonu da vardı.

5 yaşında oğlumuzla çok güzel vakit geçirdik, çocukla kısa tatil için çok uygun bir otel, gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. Fikir vermesi için çektiğim bolca fotoğrafa geçmeden önce öneri ve eleştirilerim şunlar;

– Kapalı mekan oyun alanı/odası yok. Böylesi doğa içi bir ortamda aranır mı bilmem ama soran olursa diye söyleyeyim.

– Yemek imkanı kısıtlı. Kahvaltı çok zengin, yemekler güzel. Ancak fiyatlar pahalı sayılır. Çevrede en ufak bir alternatif olmadığı için bir nevi mecbursunuz ancak bir küçük su 4tl. Bence aşırı pahalı. Fikir olması açısından; çorba 10tl.

– Kapalı havuz suyu ideal sıcaklıkta ancak havuz çevresi çok soğuk. Çocuğunuza havuz sözü vermeden önce ortam sıcaklığını bir kontrol edin derim.

– Büyük satranç seti keyifli, ayrıca bahçe, oyun parkı, hayvan barınakları, minik süs havuzları, hepsi tertemiz ve çok bakımlı. Çocuk için bisiklet, scooter götürebilirsiniz.

– Baharda veya yazın börtü böceğe karşı çocuk için önlem almak gerekebilir. Örneğin ben alerjik bünyeli bir kişiyim ve bungalov evdeki o mis gibi çam/tahta kokusu bende öksürük yaptı.

– Bu otel için 1 gün az, 3 gün çok, bana sorarsanız 2 gece ideal. İstanbul’da iseniz ve imkanınız varsa Ctesi-Pazar kalıp Pazartesi direk işe gidilebilinir.

– Ulaşım için buradan faydalanabilirsiniz, ama bana sorarsanız en kolay tarifle önce Sabiha Gökçen Havaalanı ve sonra İstanbul Park yönlendirmelerini takip edin, Şekerpınar’a vardığınızda oteli ve tabelasını göreceksiniz.

– Otelin web sitesi www.lifeport.com.tr ‘dir.

IMG_8349

IMG_8354

IMG_8414
Bulut beni mat etmenin haklı gururunu yaşarken :)

IMG_8426

IMG_8427

IMG_8460

IMG_8464

IMG_8478
Kedi evi! Bayıldım!

IMG_8566

IMG_8572

IMG_8580
Life Port Hotel bungalov seçeneği

 

 

Pegasus’tan Müthiş Doğum Günü Sürprizi

pegasus-dogum-gunu

Düşününce biz annelerin hayatta en çok heyecanlandığı ve hiçbir zaman da unutmayacağı (unutmak da istemeyeceği) an, bebeklerimizin doğum anıdır! Doğumda bebeğimin ilk defa ağlarken çıkardığı ses hâlâ kulaklarımda. :)

Doğumdan sonra yüzlerine her baktığımızda bu heyecanın onlarla birlikte hızla büyüdüğünü de hissederiz. Bu yüzdendir ki bebeklerimizin doğum günleri hem onlar hem de bizim için çok önemli! :)

Pegasus bu heyecanımızı görüp yaşadığımız bu mutluluğu daha da artırarak çocuklarımızın doğum günlerini uçaklarında kutlamaya başladı! Hem çocukları hem de bizi çok mutlu ediyor!

Tüm anne babalar bu videoyu izlemeli. :) http://youtu.be/hKi6S_iZxLM

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Faber Castell Yaratıcılık Atölyesi

Bulut İstanbul Oyuncak Müzesinde
Bulut İstanbul Oyuncak Müzesinde

Şubat tatilinin ilk haftasında oğlumla çok keyifli bir davet aldık. Oğlum ve arkadaşları ile hem Oyuncak Müzesi’ni gezecek, hem de Faber-Castell ile pastel boyaların, suluboyaların ve keçeli kalemlerin rengarenk dünyasında ‘Yarattıcık Atölyesi’ne katılacaktık.

Devletşah‘ın daveti ile katıldığımız etkinlikte, minikler masa başında küçük bir ısınma turu yaptıktan sonra, ablalar eşliğinde müzeyi gezdiler. Biz anneler de bir yandan çaylarımızı kahvelerimizi yufumladık, bir yandan Faber-Castell’in ürünlerini dinledik, denedik.

Faber-Castell’in ışıltılı, rengârenk pastel boyalarıyla minik ressamlar birbirinden özel resimlere imza atıyor. Hem pastel hemde suluboya özelliliği taşıyan Aqua pastel boya rahat ve yumuşak kullanımı ile çocukların vazgeçilmezi oluyor.

Eğlenceyi ve yaratıcılığı bir arada sunan değiştirilebilir tablet suluboyanın birbirine geçebilen tabletleri sayesinde resim yapmak daha eğlenceli hale geliyor.

Eğlenceli Keçeli Kalemlerin birbirine bağlanan özel kapakları sayesindeyse yaratıcı maketler yapabilen çocuklar hem eğlence hem boyama keyfini bir arada yaşıyorlar.

Uzmanlar diyor ki, çocuğunuzla birlikte etkinlik planları yaparken; çocukların küçük yaşlardan itibaren sosyalleşmeye başladıklarını unutmayıp, grupların içinde yer alabilecekleri, takım halinde hareket etmenin önemini anlayabilecekleri aktivitelere öncelik tanımayı ihmal etmeyin. Ve ekliyorlar, “Özellikle resim yapmak hem çocukların hayal güçlerini geliştirir hem de dinlenmelerine yardımcı olur” 4 saat kadar süren bu dolu dolu etkinliğin, çocukların zihinsel gelişimine olduğu kadar, sosyalleşmelerine ve yaratıcı düşünceye teşvik edişine şahit oldum. Aktivite alanının yerlerinin Faber-Castell yapışkanlı resim kağıdı ile kaplandığı ve çocukların dinledikleri hikayeyi diledikleri gibi çizdikleri bir bölüm vardı, örneğin şimdi biz evde her hikaye sonrası bu uygulamaya devam ediyoruz. O kadar zevkli ki! Aşağıda ManyakAnne Şebnem’in cimcimesi Irmak, kendinden geçmişken :)

manyak-anne-sebnem

 

Faber-Castell Yaratıcılık Atölyesi

Sene boyunca İstanbul ve Ankara‘daki müzelerde gerçekleşen Faber-Castell “Yaratıcılık Atölyeleri” sömestr tatilinde de ara vermeden devam ediyor. Çocuklar Rahmi M. Koç Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi, Pera Müzesi, S.Ü Sakıp Sabancı Müzesi ve Ankara Çengelhan Müzesi‘ndeki atölyelere katılarak Faber-Castell ürünleriyle çok farklı tasarımları hayata geçiriyorlar.