Etiket arşivi: çocuk sağlığı

Çocuk yogası

çocuk-yogası

Yoga terapi, hamile yogası, anne-bebek yogası ile ilgili bir çok ilan/etkinlik görüyorum ama “çocuk yogası” ile ilgili bir şey bulmak gerçekten güç! Benimkilere benzer sorularınız olabileceğini düşünerek yola çıktım ve ennn sevdiklerimin yer aldığı Nefess Yoga‘dan işin aslını öğrendim.

Çocuk yogası kaç yaş içindir?

Hamile yogası 3 aylık hamilelik döneminden doğuma kadar, anne bebek yogası 8 haftalıktan bebeğin emeklemeye başlamasına kadar yapılıyormuş. Çocuk yogası için 4-7 yaş uygun görülüyor. Anne ile birlikte katılacaksa çocuk, “anne – çocuk yogası” deniyor ve yaş aralığı 3-6, 3-5 oluyor.

Çocuk yogası nedir?

Çocuk yogası, çocuklara doğru nefes almayı, hayal güçlerini kullanarak hem yoga duruşlarını uygulamayı hem de var olan beden esnekliklerini korumayı öğretmeyi amaçlıyor. Çocuk yogasının, fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da çok faydası vardır. Özellikle bu yaş grubundaki çocuklar, enerji dolu ve daha esnek oldukları gibi hayal gücü bakımından da çok açıktırlar. Kendi alanlarında çalışırlarken, oyunlara katılırken, hem tek başlarına hareket edip hem de grup ile birlikte, birbirlerinin alanlarına saygı duyarak da hareket etmeyi öğrenirler.

Sonuç olarak “Çocuk yogası eğlence, oyun, hayal gücü ve yoganın birbiriyle bütünleştirerek, çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimine katkıda bulunur.” deniliyor.

Komşum Nefess Yoga’ya bilgilendirme için teşekkür ediyorum! Arzu edenler ilk ders ücretsiz olarak katılabiliyorlar. Nefess Yoga Moda burnunda Starbucks’ın köşesinde olduğu sokakta. Dondurmacı Ali’yi geçtikten sonra sola yöneliyorsunuz, ilk sağa giriyorsunuz. Perşembe günleri 16-17:30 arası çocuk yogası var. Anne ile birlikte veya tek çocuk katılımı için görüşebilirsiniz. Hamile ve anne-bebek yogaları ile salı-çarşamba 11-12:00 arasında oluyor. Gitmeden önce mutlaka arayın ;)

Çocukla tatil ilk yardım çantası

 çocukla tatil hazırlığı...

çocukla tatil hazırlığı…

Tatil ilk yardım çantamızda neler var?

Bu yaz, çocukla uzun yol ve tatile çıkışımın 6. senesini yaşıyorum. Biz gezmeyi, keşfetmeyi çok seviyoruz ve yerinde durmayan 5,5 yaşında bir erkek çocuğu annesi olarak artık acil durum konusunda olaya hakim olduğumu düşünüyorum.

Böcek sokmalarından ateşli hastalıklara, küçük kesiklerden, yanmalara kadar her şeyi tecrübe ettim zaman içinde. Aşağıda paylaşacağım ürünlerin hiç biri ilaç değildir, tavsiyelerim uzman tavsiyesi değildir, sadece bir anne olarak tecrübe ettiğim, deneyip memnun kaldığım ürünlerdir. Bunu belirttikten sonra başlayabilirim;

Annesi öper, geçer..

Annesi öper geçer, geçer elbet ama bunları taşımadan da olmuyor! 

Öncelikle bir ilk yardım çantası taşımak çok faydalı oluyor. İlaçları poşetlerde, çantada taşımak yerine, sert kapaklı bir çantada saklamak hem ezilmeleri engelliyor, hem de açtığınızda koyduğunuz yerde kendi durabiliyor. Çanta olması gerekmez, büyükçe plastik bir kutu da kullanabilirsiniz. 20cm x 30cm büyüklüğündeki çantamız bir yapı marketten alınma.

  • Çeşitli ebatlarda su geçirmez yara bantlarını yine küçük plastik bir kutuda taşıyorum. Her boydan 2’şer tane koyuyorum.
  • Yaralar için fısfıslı antiseptik, ilk anda su-sabun yoksa çok işime yarıyor. Her şeyden önce temiz su ile yarayı temizleyip, bu spreylerle dezenfekte edebilirsiniz. Yakında temiz bir deniz varsa tuzlu soğuk su her zaman tercih ederim elbette. Ancak tuz çok yakabilir, bu antiseptiklerin öyle bir etkisi yok.
  • Çok küçük olmayan çocuklarda güvenle kullanılabilen sprey yara bantlarından da kullanıyoruz. Flaster tutmayan eklem noktalarında özellikle çok pratik oluyor.
  • Lavanta yağı, Bio oil, Bepanthol en küçük boyları ile hep yanımda. Isırıklar, kaşıntılar, çatlak ve yanmalarda kullanıyorum. Burt’s Bees dudak nemlendiricisini de daima kullanıyorum, elbette uv filtreli nemlendirici kremini burada saymama gerek yok.
  • Eldiven, makas, cımbız, küçük paketlerde gazlı bez, suda çıkmayan flaster, Baticon ve küçük boy alkollü su, her ihtimale karşı çantamızda. Kanamalı yaralanmalarda kullanıyoruz. Yaraların her zaman hava alarak iyileşmesi sağlıklı biliyorsunuz, bunlar sadece dağda kırda bayırda, o andaki acil çözümlerim.
  • Jel yanık kremleri güneş yanıkları ve böcek sokmalarında da ateş alıyor.
  • Oğlumun artık kullanmadığı plastik su kabının içinde ateş düşürücü şurubumunu taşıyorum. Yapışmıyor, bulaşmıyor.
  • Islak mendil veçok zorda kalmadıkça kullanmadığım jel el temizliyicileri de daima çantamızda.

Her ürünün küçük veya seyahat boyunu, tercihen spreylisini ve su geçirmeyenini tercih ediyorum. Böylelikle bir karış çanta içine dünyayı sığdırabiliyorum ve çevre gezilerimizde içim rahat oturabiliyorum. Bütün saydıklarım çok gibi görünebilir, tarttım, çantamız tam tamına 800gr. Yaratacağı rahatlık yanında, hiç bir şey sayılır!

 

 

Kim korkar alerjiden?

yatakta-alerjenler

Herkes evi mis koksun ister, ben hiç bir şey kokmasın isterim. Herkes yumuşatıcının, şampuanın, kremin güzel kokulusunu arar, ben en sadelerini, en kokusuzlarını seçerim. Sebep, ailece alerjik bünyeli olmamız! Anne babası alerjik çocuk da geleneği bozmadı ve kuzumuz da malesef bizim gibi oldu.

Aksırığa, tıksırığa, deride aniden çıkan sebebi bilinemeyen döküntülere, gözlerde yaşarmalara, kızarmalara cevabı doktorumuzdan gelen cevap hep aynı; alerjenler!

Son 5 yıl içinde yapılan araştırmalarda Türkiye’de hemen hemen her 4 çocuktan birinin alerjik hastalığa sahip olduğu ortaya çıkmış. Ülkemizde alerjinin en önemli sağlık problemlerinden biri olduğunu artık kabul etmemiz lazım. Peki ne yapacağız? Tabi ki ilk olarak yaşadığımız ortamı buna göre korumakla işe başlamalıyız.

 

Ev ortamındaki tozun içerisinde bakteriler, küf hücreleri, toprak ve deri parçacıkları, polen ve sigara dumanı gibi alerjenler bulunur. İnsanlar haftada 28 gram yani bir paket cips kadar deri döker ve evimizdeki halının sadece bir metrekaresinde 1000 kadar toz akarı (mite) yatak ve mobilya döşemelerinizde, hatta perdelerinizde yaşar. Bir insanın yatağı ortalama olarak 10 bin toz akarı barındırır. Çoğu zaman gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu parçacıkların bir araya gelmesi alerjiye neden olur. Ancak mikroskop altında görülebilecek kadar küçük olan ev tozu akarları, alerjiye duyarlı kişilerde hapşırma, öksürme ve burun akıntısına sebep olurken, özellikle çocuklarda yaşamı tehlikeye atan astım krizlerini tetikleyebilir.

Alerjiden korunmak için evde ne yapabiliriz?

Her gün 2-3 gram deri pulu döküyormuşuz ve ne iç gıcıklayıcıdır ki evimizdeki toz kenelerinin en sevdiği besinmiş bu! Haftada adam başı 30gr desek, 4 kişilik ailede 120 gr döküntü. Iyyyk!  Bu ihtiyaçtan yola çıkan, inovasyonu ve fonksiyonelliği temsil eden teknolojinin öncüsü elektrikli süpürge markası Dyson, 2 özel ürün çıkarmış ve bu yazımın amacı sizlere bu ürünlerin bazı müthiş yönlerini aktarmak.

Teknolojik süpürge dendiğinde kocaman hantal makinalar geliyor gözümüzün önüne, benim de öyle. Bir de evin içinde her köşeye takılan kablolar… Çünkü biliyoruz ki güçlü emiş gücü gerektiren makinalar, kablosuz olmuyor, olamıyor.

Ancak tüm bu sorunları çözmüş iki ürün ile tanıştım. Dyson Cinetic™ DC52  ve Dyson DC62 Digital Slim. 

alerjen

 

Elektrikli süpürgesiyle alışılagelmiş makinelerden farklı bir vizyonla üretilen Dyson Cinetic™ DC52 ile sadece alerjiye karşı korunmuş olmayacaksınız, aynı zamanda toz torbası ve filtre bakım derdiniz de ortadan kalkacak.

Son teknolojiyle tasarlanan ve kablolu süpürge kadar güçlü olan Dyson Digital Slim™ 20 dakika kesintisiz kullanım süresi ve  sabit emiş gücü ile zemin, tavan ve ulaşılması zor yerlere yüksek manevra kabiliyeti ile kolaylıkla ulaşır.

Ömür boyu emiş gücünü hiç kaybetmeyen  Dyson Cinetic™ DC52, toza karşı alerjisi olan astım hastaları ve çocuklu ailelerin dostu olarak geliştirilmiş.

dyson

Tozu, kiri ve mikroskobik partikülleri dahi ayrıştıran DC52, diğer süpürgeler gibi filtrelere ve toz torbalarına gereksinim duymuyor. 5 yıl yedek parça ve işçilik garantisine sahip DC52, patentli siklon teknolojisi sayesinde alerjenleri bile emiş gücü kaybetmeden yakalıyor. Daha temiz hava çıkışına sahip olan DC52 astım hastalarının ve çocuklu ailelerin için de oldukça ideal bir buluş. Evladiyelik diyebileceğim bir ürün olan Dyson elektrikli süpürgelerinin es geçemeyeceğim diğer bazı özellikleri şöyle;

  • Özellikle bu makine için geliştirilen V6 dijital motor, bataryadan daha fazla güç aldığı için cihazın emiş gücünü arttırır. Yeni yapılandırılmış olan motorlu başlık toz ve kirlerle her yüzeyde başa çıkar.
  • Başlıktaki karbon fiber kıllar, statik elektriği azaltarak ince tozların sert zeminlerden toplanmasını sağlar.
  • Sert naylon kıllar halıdan kiri rahatlıkla temizler.
  • Küçük ve güçlü motorunun ağırlık merkezi bileğe yakın konumlandırıldığından zeminden tavana kadar zorlanmadan ulaşabilirsiniz.
  • Hafif olan alüminyum borusunu çıkarıp merdiven, koltuk döşemeleri, otomobil gibi küçük alanlarda rahatlıkla kullanabilirsiniz.
  • Patentli siklon teknolojisi ile tozu, kiri ve mikroskobik partikülleri dahi ayrıştırarak soluduğunuz havadan
    150 kat daha temiz hava çıkışı sağlar.
  • Duvara monte edilen şarj yuvası sayesinde yer kaplamaz.

 

Olimpik Annelerden Olimpik Nesillere!

Olimpik Annelerden Olimpik Nesillere!

Baharın gelmesiyle birlikte oğlumda bir enerij, bir hareketlenmedir gidiyor… Ağaçların tomurcuklanması, tomurcukların patlaması gibi adeta doğanın kanunu, çocuk hareket istiyor!

Şanslıyız ki, okul-ev arasını yürüyerek gidiyoruz ve okul sonrası mutlaka oyun parkında bir süre vakit geçiriyoruz. Ama yetmiyor! Yuva müdiremiz aynı zamanda psikolog, fikrini sorduk; ‘Derhal spora başlatın, tam zamanı’ dedi. Bulut’un kendi psikoloğu da var, ona da danıştık ‘Sporun o kadar faydasını göreceksiniz ki, tüm hayatı düzene girecek, inatlaşmalar bitecek!” dedi. Bu 2 referans anne-baba olarak bizi derhal harekete geçirdi ve tam 5 yaşında olan oğlumuz için ‘yüzme’ye gidebileceği bir spor merkezi bulduk.

Ben kendim de yüzücüydüm. Çocuk yaşlarda başladığım, sonrasında lisanslı olarak devam ettiğim bu sporun hayatıma kattıkları sanırım saymakla bitmez. Oğlum için ‘yüzme’yi seçmemiz biraz bizim yönlendirmemizle oldu şu an için elbette, ama baktık ki zevk almıyor, asla itelemeyiz. Farklı arayışa gireriz. Yeter ki hayatında spor olsun.

Ben çocukken antrenman saatleri beklerdim. Okul çıkışı o gün yüzmem varsa, ayrı bir heyecan duyardım. Takım arkadaşlarımla olan dostluklarım bugün yıllar yıllar geçmesine rağmen devam ediyor. O ‘takım ruhu’ denen şey gerçekten var ve oğlumun bu aidiyet hissini yaşamasını çok isterim.

Spor çocuğa en başta bir disiplin kazandırır. Kurallı hareket etme, kendini tanıma, kendine güvenme ve bununla gelen özgüven! Spor yapmak derken illa ki profesyonel spor hayatına dönüşmesinden bahsetmiyorum. Ancak herhangi bir şekilde, düzenli olarak spor yapan kişide bu artılar zaten doğal olarak gelişiyor. Bunu ben değil, zaten bütün uzmanlar söylüyor.

Paylaşmak, sosyalleşmek, sorumluluk almak, görev bilinci sporla geldiğinde inanın insanın hayatı boyunca devam eden bir yaşam biçimi halini alıyor. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” lafı o kadar doğru ki, sağlık için en önemli faktörlerden biri olan ‘hareket’; çocuğu güçlendiriyor, beslenmesinden uykusuna düzene sokuyor.

Ben hep denizle içi içe büyüdüm ama 7-8 yaşlarında bir takıma girdim. Bugün 40 yaşındayım, şimdi de eşimle dalıyoruz, arkdaşlarımızla yelken yapıyoruz, sualtı fotoğrafçılığı yapıyoruz.. Yani o tutku sizi asla bırakmıyor. Yeter ki çocuklarımızı doğru yönlendirelim, zorlayıcı olmadan, seçmelerine imkan vererek istedikleri bir spora başlamaları için destek verelim.

olimpik anneler

Türkiye Spor Kültürü araştırması sonuçlarında her 10 çocuktan sadece 2’sinin spor yaptığını duymak beni şaşırtmadı. Neden mi, çünkü aynı araştırmaya göre 10 anneden 2’si spor yapıyor. İşte bu noktada şapkayı önümüze koyup düşünmek gerek.

Çocuğumu her fırsatta avm yerine dağ bayır, dere tepe gezdiren bir anne olarak “Olimpik Anne” olma yoluna ben gönül koydum. P&G ‘nin başlattığı #OlimpikAnneyim projesini tebrik ediyor ve sonuna kadar destekliyorum. Sağlıklı bir nesil için spor gerçekten şart; bunu okuyan araştıran her anne zaten biliyor diye düşünüyorum.

Projeye destek olmak isterseniz siz de Olimpik Anne olabilir, #OlimpikAnneyim etiketi ile sosyal medyada çocukları ile spor yaptığınız anları paylaşabilir, aldığız her P&G ürünü ile Türkiye’deki tüm çocukların spor yapmasına destek olabilirsiniz

Daha fazla bilgiye www.olimpikanneler.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Fotoğraflar: İpekSüer

Theraplay / oyun terapisi

Ne zamandır yazmak istiyordum, vesile oldu; neredeyse 5 yaşına basacak olan oğlumuz Bulut ile tam 2,5 yıldır oyun terapisi desteği alıyoruz. Bu yöntemin literatürdeki ismi Theraplay’miş ve ilgilenenlere Gün Yayıncılık ve Nadis Eğitim ve Danışmanlık Desteği ile nefis bir kaynağın ilk kitabı çıkmış.oyun-terapisi

Theraplay nedir?

Terimleri bir yana bırakıp şöyle anlatmak isterim; (uzman olarak değil 30 ayda 60 kez seansa katılmış bir anne olarak yazıyorum) Çocuk ve ebeveynin oyun aracılığı ile bağlarını, ilişkilerini kuvvetlendiren bir yaklaşım oyun terapisi. Yanlış anlaşılmasın, çocuğun her hangi bir sorunu/problemi olması gerekmez; bu sizin daha iyi birer ebeveyn olmanıza, çocuğun da ruh sağlığını olumlu yönde destekleyerek, özgüvenini geliştirmesine yarayacak. Kısaca çocukla çocuk oluyor, onun oyun dünyasına giriyor ve mesajları orada alıp veriyorsunuz, anne baba olarak empati kuruyorsunuz ve bir anda her şey çok yalın olarak önünüze seriliyor.

Bu arada bu seanslar çok eğlenceli geçiyor ve “bağlanma teorisi” mantığını çözdüğünüzde, o dili ve yaklaşımı kavradığınızda evde ve hayatın her anında bunu uyguluyorsunuz. Artık çocuğunuzla aranızda çok daha güçlü bir bağ var ve ‘leb demeden leblebiyi anlamak’ durumuna geliyorsunuz.

Ben eminim ki ve inanmak istiyorum ki, bizim temelden sağlam tutmaya çalıştığımız bu ilişki yumağının ilerki dönemde, okulda, ergenlikte de çok faydasını göreceğiz.

Theraplay nasıl uygulanıyor?

Her terapistin yaklaşımı farklı olabilir elbette ama kitapta da okuduğum model şöyle; genel olarak ilk seansta terapist çocukla tanışıyor. Anne-baba bu seansa katılıyor veya sadece -gizlice- izliyor. İkinci seansta teraspist ebeveynlerle görüşüyor. Belki seansın bir bölümüne çocuk da dahil oluyor. Bundan sonrası tamamen ailenin ihtiyaçlarına uygun olarak ilerlemekle beraber, genellikle hep birlikte oyun oynama ve bir sonraki seansta anne-babaya oynanan oyun esnasındaki mesajlar, yaklaşım önerileri vb paylaşımı şeklinde ilerliyor. Spesifik bir sorun varsa ayda 2 görüşme ile 6 ay, veya rutin olarak 3 ayda bir şeklinde zamanlanabiliyor. Örneğin biz, kendi isteğimizle her ay bir çocuk bir anne-baba görüşmesine katılıyor, bu görüşmeleri zaman zaman 3-ayda-bir’e çıkarıyoruz.

Theraplay isimli, 334 sayfalı kitabın tanıtımını aşağıda paylaşıyorum. Gün Yayıncılık‘ı bir kez daha tebrik ederim. Nadis Eğitim ve Danışmanlık hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, buraya tıkayabilir, Theraplay Turkey oluşumu için buraya göz atabilirsiniz.

Theraplay-Kitap-3d

OYUN TERAPİSİNE DOĞAL BİR BAKIŞ…

THERAPLAY 1.KİTAP”

Bağlanma Temelli Oyun Aracılığıyla Ebeveynlere ve Çocuklara Daha iyi İlişkiler Kurmakta Yardım Etmek

THERAPLAY, bağlanma teorisinin klinik uygulamalara taşınmasına öncülük eden bir yaklaşım olarak, ebeveynlerin, oyuncu bir biçimde bağ kurmayı, empati dolu bir tutumla yanıt vermeyi, sağlıklı bağlanmayı ve hayat boyu ruh sağlığını olumlu yönde desteklemeyi öğrenmelerine ve deneyimlemelerine yardımcı oluyor.

Çığır açan THERAPLAY kitabının bu baskısı, çocukları, yetkinliğe, kendini düzenleme becerisine, özgüven duygusuna ve hayata dair güvene dönüşen bir etkileşime oyun aracılığıyla nasıl çekebileceğimizi gösteriyor. THERAPLAY’in ilişkiye dayalı yaklaşımı, günümüz dünyasının yoğun ve kaotik yaşam tarzının yol açtığı sorunlarla mücadele eden ailelere neşe ve sevgi dolu ilişkiler kurmalarında yardımcı olmak amacıyla özgün olarak tasarlanmıştır.

YAZARLAR

Phyliss B.Booth Chicago’da bulunan Theraplay Enstitüsü’nün klinik direktörüdür. Theraplay konusunda dünyanın farklı yerlerinde eğitimler vermekte ve Theraplay terapistlerini süpervize etmektedir.

Ann M.Jernberg Theraplay Enstitüsü’nün kurucusudur. 1993 yılındaki vefatına dek enstitünün direktörlüğünü yapmıştır. Theraplay yaklaşımı için ilham sağlamıştır ve Theraplay kitabının ilk basımının yazarıdır.

Theraplay Enstitüsü, kar amacı gütmeyen uluslararası bir organizasyondur. Eğitim, tedavi ve araştırmalar aracılığıyla güçlü aile bağlarının oluşmasının, çocuk ve yetişkinlerin duygusal olarak sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam etmelerinin destekçisi ve savunucusudur.

EDİTÖRLER / NADİS EĞİTİM VE DANIŞMANLIK

Aslı Candan KODALAK / Şeyma ÇAVUŞOĞLU

Uzman Psikolog / Eğitmen

İyi büyüsün iyi yaşasın

Bir bebeğin hayatında, ana rahmine düştüğü andan itibaren sayılan ilk 1000 günün çok önemli olduğunun altını çizmek isteyen Nestle, özellikle bu dönemi aydınlatıcı bilgiler içeren bir web sitesi hazırladı.

Anneysen.com ekibinin davetlisi blogger anneler olarak, #iyibüyüsüniyiyaşasın #ilkbingün etkinliğine katıldım; Wyndham Istanbul Kalamis Marina‘da Prof. Dr.Gülnihal Şarman‘ı ve Rebul Eczanesi sahibi Eczacı Mehmet Müderrisoğlu’nu dinledik hep birlikte.

teknolojik anneler

 

Diyetisyen Ece Durukan’ın konuşması ile başlayan seminerde bebek için anne sütü önemi, gıdaya geçiş dönemi, ve ilk 3 yıl çocuğun beslenmesi hakkında kısaca bilgiler dinledik. Nestle’nin dünyadaki ilk bebek maması üreten şirket olduğunu vurguladı Ece Hanım, bunu biliyordum ve kişisel olarak Nestle markasına onlarca yıldır bozmadıkları kalitelerinden ötürü bir sempatim vardır.

teknolojik anneler

 

Çok sevgili Prof. Gülnihal Hanımı dinlemeden önce bizler neler yaptığımızı anlattık kısaca ve karşılıklı paylaşımlarla güzel bir etkileşim oldu. Daha sonra hocamızı dinledik; bebeğin ilk günlerini anlattı, duyu organlarının gelişimini, beslenmenin beyin ve tüm sinir hücreleri için önemini görsellerle anlattı. Gülnihal Hanımı saatlerce dinleyebilirdim, bilgileri yanlış aktarmamak adına da fazla girmiyorum; iyibuyusuniyiyasasin.com’a uğrayınız diyorum. Anne adayları ve anneler hatta çocuğu büyütecek olan, onunla vakit geçirecek olan her kim veya kimler ise çok faydalanabilirler siteden.

Siteyi beğendim. Çok net bir şekilde ay/yaş seçimi yaparak istediği bilgilere ulaşabilir kullanıcı. Ben günümüzde anneannelerin, babaannelerin de güncel bilgileri takip ederek ‘çok okuyan, çok araştıran’ annelerele açığı kapama isteği içinde olduklarını biliyorum. Çünkü devir ezber bozma devri, eski bildiklerimizi unutuyoruz hepimiz;bu açıdan çok basit ve anlaşılabilir olmasını isabetli buldum. Site ayrıca akıllı telefonalrdan ve tabletlerden de oldukça pratik ve scroll-on mantığına uygun,tıkır tıkır işleyen bir site olmuş.

Etkinlikte kameram elimdeydi ve Teknolojik Anneler adına kısa bir film derledim, buradan veya aşağıda izleyebilirsiniz. Anneysen.com‘a daveti için teşekkür ediyor, Nestle’yi projeden ötürü tebrik ediyorum. Atelier Rebul‘a da teşekkür ederim, etkinlikle hep gülümseme ile hatırlayacağım bir hediye verdiler, blog ismimle etiketlenmiş bir parfüm. Ne diyelim, hepimizin ortak dileği #iyibüyüsüniyiyaşasın‘lar!

 

Emzirme Araştırması’nda 1. de biziz; utanan, suçluluk duyan da!

Emzirme Araştırması 2014 var elimde. Lansinoh markası 9 ülkede annelerin emzirme eğilimlerini araştırmış. O kadar ilginç ayrıntılar dikkatimi çekiyor ki; bu araştırmanın doktorlar, hemşireler, aile hekimleri ve hatta tüm eğitimciler tarafından incelenmesi iredelenmesi gerekiyor.

Türkiye’de anneler birer istisna!

9 ülkede yaşayan annelerle yapılan araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de anneler uzun ve istikrarlı emzirme süresi ile başı çekiyor. Örneğin Fransızlar 3-6 ay emzirme hedefi koymalarına rağmen bunu gerçekleştirebilen annelerin yüzdesi 31. Türkiye’de ise annelerin %53’ü 12-24 ay emzirmek istiyor ve %43’ü hedefine ulaşıyor.

Emzirmede 1. de biziz; utanan, suçluluk duyan da!

‘Bebeğimi sağlığı için emziriyorum’ diyen annelerimizin oranı %89. Harika!

‘Emzirmek, bir bebeği beslemenin en doğru yoludur’ diyor Türk annelerin neredeyse tamamı, %96,8

Ancak, “Bebeğinizi emziremeseydiniz kendinizi suçlu hisseder miydiniz?” sorusuna  Türkiye’den %91 oranında ‘Evet’ gelmiş. Diğer ülkelerde de oran bu kadar yüksek olmasa da ‘evet’ önde iken, sadece Almanya’daki anneler yüzde 61 oranıyla “hayır” demişler.

Yine başı çektiğimiz bir başlık; Toplum içinde emzirmeyi yanlış buluyormuşuz, annelerin %20’si ‘Doğru bulmuyorum’ yanıtını vermiş. İngiltere, ABD ve Brezilya’da anneler dışarda emzirmeyi ‘tamamen doğal’ bulurken, Çin ve Fransa’daki anneler de ‘utandırıcı’ buluyorlarmış.emzirme

Türkiye’de toplum içinde emzirmeyi “utandırıcı” bulanların oranı yüzde 17; “yanlış” bulanların oranı ise yüzde 20 olarak karşımıza çıkıyor. Toplum içinde emzirmeyi “tamamen doğal” bulanların oranı yüzde 38 iken, Türk annelerinin yüzde 25’i toplum içinde emzirmeyi “kaçınılmaz” buluyor.

Tüm dünyada annelerin ortak sorunu “gece emzirmek için uyanmak”

Araştırmaya katılan dokuz ülkede de; “gece emzirmek için uyanmak”, emzirme zorlukları konusunda verilen en yaygın üç cevap arasında yer alıyor. Türkiye’de emziren annelerin yüzde 37,7’si bunun kendileri için en büyük zorluk olduğu görüşünde. Türkiye’deki emzirme zorluğu konusundaki en yaygın cevaplar ve oranlar ise şu şekilde: Toplum içinde emzirmek zorunda kalmak (yüzde 30,5) , emzirmeye bağlı yaşanan ağrılar (yüzde 30,2).

Araştırmaya katılan ülkedeki annelerin ve anne adaylarının büyük çoğunluğu göğüs pompası kullanıyor ya da kullanmayı düşünüyor

Lansinoh’un emzirme araştırmasına göre; Türkiye’de bu oran yüzde 72,6. Göğüs pompası kullanan ya da kullanmayı düşünen annelerin oranı yüzde 85 ile Çin’de en yüksek, yüzde 65 ile Fransa’da ise en düşük.

 infografik _ Emzirme Turkiye genel - Kopya

“Emzirme Araştırması 2014” nedir? 

İngiltere, Amerika, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Macaristan, Meksika ve Türkiye olmak üzere 9 ülkede, 18-40 yaş arasında, bebeği 2 yaşının altında olan 13 bini aşkın anne ve hamilelerin katıldığı araştırma sonuçları, dünya genelindeki farklılıkları ortaya koyarken, bir yandan da emzirmenin evrensel bir deneyim olduğunu gösteriyor.

Lansinoh Türkiye Araştırması 2014; 18-40 yaş arasında, bebeği 2 yaşının altında olan anneler ile hamilelerden 1.007 kişi örneklem alınarak, 7 ilde geçekleştirilmiştir.

Lansinoh Global Emzirme Araştırması 2014; 18-40 yaş arasında, bebeği 2 yaşının altında olan anneler ile hamilelerden 13.169 kişi örneklem alınarak, 9 ülkede geçekleştirilmiştir. Ülkeler; Amerika, İngiltere, Almanya, Türkiye, Fransa, Çin, Meksika, Macaristan ve Brezilya.

Lansinoh Emzirme Araştırması 2014’ün tüm içeriğine bu linkten ulaşabilirsiniz.

nestle_logo

Nestle Beslenebilirim Projesi

Geçenlerde Anneysen.com‘un devetlisi olarak Nestle’nin Beslenebilirim Projesi’ni dinlemeye davet edildim.

Keyifli bir kahvaltının ardından, çocuklarımıza örnek menü hazırlayacağımız EKS Mutfak atölyesine geçmeden önce Nestle’den Yaprak Hanımı ve Diyetisyen Ece Hanımı dinledik. Konuşmasına ve içtenliğine bayıldığım Hürriyet Hanım ise Ankara’dan bizler için gelmişti; Beslenebilirim projesinde yer alan öğretmenlerden yalnızca biriydi. Kendisi 30 yıllık öğretmen ve gönüllü kantin denetleyicisiydi. Nestle’nin dünyada ilk bebek maması üreten firma olduğunu bu davette öğrendim.Anneysen etkinliği

Peki, nedir Nestle Beslenebilirim Projesi?

Öncelikle, Nestle bu projeyi Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde yürütüyor. Bunu belirteyim. Amaçları, okul çağındaki çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları kazandırılması ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında bilinç düzeyinin arttırılması. Bu uluslararası bir proje ve dünya genelinde 68 ülkede uygulanan “Nestle Healthy Kids” yani “Nestle Sağlıklı Çocuklar” programının bir ayağı aynı zamanda.

Bu güne kadar 7milyona yakın çocuğa ulaşılmış; ülkemizde 13 ilde 50 okul bu proje kapsamında bilgilendirilmiş. Proje nasıl işliyor derseniz, tam amacına ulaşabilmesi için 3 unsurun tamamlanması gerekiyor; veli eğitimi, öğretmen eğitimi, öğrenci eğitimi. Öğrencilerin günlük eğitimlerine hayat bilgisi ve beden eğitimi derslerinin içine bu eğitim yediriliyor. Proje eğitmenleri, çocuklarla gerek çeşitli oyunlar eşliğinde, gerek yiyecekleri tanıtarak, gerekse de bizzat fiziksel aktivite içeren oyunlar oynayarak eğlenerek bilinçlendirmeye çalışıyorlar.

Şu ana kadar yaptıkları çalışma sonucunda bilgi düzeyinde %15 artış gözlemlenmişler.

Çok kapsamlı, çok zor ama çok faydalı bir işe kalkışılmış. Bana da çocuklarımız için abur cubursuz kantinler, özenle hazırlanmış beslenme çantaları dilemek düşüyor ve Nestle’yi tebrik ediyorum.

Proje hakkında daha çok bilgiye http://www.beslenebilirim.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Seminer sonrası EKS Mutfak Akademisi‘nde Şef Eyüp önderliğinde, hep birlikte örnek bir menü hazırladık. Menümüz sebzeli pilav, tavuk sote, pisi pisi salatası (havuç, patates püresi, sarımsaklı yoğurt) ve vız vız arı tatlısından (muz, armut, tarçınlı sütlü sos) oluşuyordu. Minik bir eleştiri yapmam gerekirse, ben şahsen beyaz pirinci esmer pirinçle değiştirirdim ya da bulgur pilavı tercih ederdim bu menüde Eyüp Şef’im :)

Yaparken, pişirken ve sonrasında hep birlikte yemeklerimiz tadarken, çok keyifli bir gün geçirdik. Anneysen.com’a çok teşekkür ederim!

Bu eğlenceli günde çektiğim karelerden bazıları;

Latigul
Sevgili Esra Oruç yine çok renkli / Latigül.com
IMG_6452
Şef Eyüp çocukları çok seviyor.
cocuk menüsü
Benim pişirdiklerim

 

Ipek Suer EKS

eks mutfak

Ipek-Azra
Azra Uygun Rakıcıoğlu ile

 

 

çocuklarda alerji

Çocuklar ve Alerji

Çocuk alerjisi alanında Türkiye’nin en tanınmış uzmanlarından Prof. Dr. Yonca Tabak’ın “Çocuklar ve Alerji” kitabı Doğan Kitap tarafından yayınladı.

Alerji, bağışıklık sisteminin olmaması gereken yerde verdiği aşırı tepki halidir. Prof. Dr. Yonca Tabak bu kitapta en çok çocukları etkileyen alerjinin doğumda başladığını, genellikle aileler tarafından geç fark edildiğini ve bu yüzden de kısa sürede astıma ya da reflüye çevirdiğini, sağlıklı bir beslenme ve evde yapılacak birtakım değişiklerle bu hastalığın üstesinden gelinebileceğini vurguluyor.

Astım ve alerjiden koruduğu kanıtlanan tek beslenme şeklinin Akdeniz tipi beslenme olduğunu ve bu yönde yapılması gereken en önemli şeyin çocukları hazır paketli, şekerli gıdalardan uzak tutmak gerektiğini söylüyor. Kitabın son bölümünde bu doğrultuda evde yapımı kolay çeşitli tarifl er yer alıyor.

 Kitapta ayrıca şu sorulara yanıt aranıyor:

Alerji neden gelişir? Neye karşı gelişir? Ne zaman gelişir? Temel mekanizması nedir? Alerji önlenebilir mi? En sık görülen alerjik hastalıklar nelerdir? Ortaya çıktıktan sonra doğal seyrini değiştirebilir miyiz? Alerji ömür boyu sürer mi? Kortizon kullanalım mı? Alerji ilaçları ne kadar süre kullanılır? Evde ne gibi değişiklikler yapmak gerekir?

Kitabı okudum, çok ama çok faydasını gördüm. Her anne babanın en az bir kez okuması gerektiğini düşündüm.  Yonca Hanım’la da Doğan Kitap’ın organize ettiği buluşmada tanıştım ve kendimle ilgili, laktoz intoleransı ile ilgili tüüüüm sorularımın cevaplarını aldım, çok mutluyum bunun için.

Dr.Yonca Hanım’ın sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Sitenin alerji ve çocuklar ile ilgili çok faydalı bilgiler ve videolarla dolu olduğunu da belirteyim.

Kitaba ulaşmak isterseniz buradan sipariş verebilir veya kitapçılardan 20tl’ye edinebilirsiniz.

yonca tabak