Etiket arşivi: haftasonu

Miniaturk

miniaturk

Sonbahar ve ilkbaharda gezmeye çok uygun bir park, bir açık hava müzesi Miniatürk. Yazın güneş rahatsız edebiliyor, kışın ise gezmek zor. Bu günlerde içeri kapanmak istemiyorsanız ve hala gitmediyseniz en az  1 kere görülmesi gereken bir yer.

Önce teknik bilgilerler başlayalım.

Miniatürk nedir ve Miniatürk’te neler sergilenmekte?

Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniatürk’te, 59 eser İstanbul’dan, 57 eser Anadolu’dan 12 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere 128 maket eser sergileniyor. IMG_8722

Maket yapımında sanayide kullanılan poliüretan bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanılmış. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniatürk Test Alanında bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edilmiş.

Ayasofya’dan Selimiye’ye, Rumeli Hisarı’ndan Galata Kulesi’ne, Safranbolu Evleri’nden Sümeli Manastırı’na, Kubbet-üs Sahra’dan Nemrut Dağı Kalıntıları’na dek pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya geldiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmış.

Miniatürk’te, bir açık hava müzesi atmosferinde sergilenen maketlerin yanı sıra, ziyaret süresinde vakit geçirebileceğiniz farklı mekanlar da var; 400 kişilik oturma kapasitesiyle amfi-tiyatro, Miniatürk’ü hatırlatacak hediyelik eşyaların satışa sunulduğu hediyelik dükkanı, Türkiye-İstanbul Helikopter Simülasyon turu, şirin bir çocuk oyun parkı, Feribot, Miniland çocuk oyun alanı, gezi treni, masal ağacı, büyük satranç ve labirent gibi.

Vaktiniz varsa mutlaka Panorama Zafer Müzesine de uğrayın. Parkın sonundaki binanın alt katında yer alan sergide, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşından sahneler diorama olarak sergileniyor.

Miniatürk tavsiyelerIMG_8728

Burayı tam anlamıyla gezmek için 1,5-2 saat ayırmalısınız. Hava güzel ise süreyi uzatabilirsiniz, çünkü oyun alanı da çok keyifli ve çocukların çok ilgisini çekiyor. Helikopter simülasyonu ücretli, labirent girişi de sembolik bir ücretli. Yemek/içmek için park içersinde Beltur var. Fiyatları uygun ve çeşitlilik gayet yeterli. Tüm park engelli dostu, bebek arabası veya tekerlekli sandalye için uygun. Tuvaletler yeterli ve temiz sayılabilir.

Genel olarak girişi ücreti oldukça uygun olan, çocuklara tarih ve sanat anlatmak için imkan yaratan bu parkta vakit geçirmek gerçekten keyifli.

Miniatürk iletişim ve ziyaret saatleri

09:00 – 18:00 arası ziyarete açıktır.

Sütlüce Mahallesi. İmrahor Caddesi. Sütlüce

Telefon : 0212 2222882

 

Miniatürk giriş ücretleri

Tam bilet 5tl, öğrenci / öğretmen 3tl, öğrenci gruplarında 10 öğrenci ile birlikte öğretmen ücretsiz, yabancılar için giriş 10tl.

Miniatürk ulaşım

Özel araba ile gitmek isterseniz oldukça geniş otopark mevcut.

İETT ile : 47, 47Ç, 47E, 47N, 54 HŞ, 36T, 41ST, TB1 VEYA minibüs ile Seyrantepe / Topkapı minibüsleri ile ulaşabilirsiniz.

Metrobüs ile HALICIOĞLU durağında inmeli ve taksi veya otobüs ile devam etmelisiniz.

Miniaturk web sitesi için tıkla.

 

 

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Charlie Brown ve tüm Fıstıklar / Peanuts karakterlerini ilk kez beyaz perdede göreceğim için çok heyecanlıydım! Kuzenimden bana bulaşan ve çocukluktan beri devam eden bu çizgi seriye olan sevgim, zamanla koleksiyonerlik boyutuna ulaştı. Uzun lafın kısası, öngösterim salonunda en heyecanlılardan biri olabilirdim. Endişelerim de yok değildi.

Charlie Brown ve Snoopy Filmi

Yukarda izleyeceğiniz fragmanı ve benzerlerini izlediğimde çok endişelendim. 1950’lerden gelen bir klasik, 2 boyutlu çizimlerine kısa kısa parodilerine alışık olduğumuz karakterler, uzun metrajda nasıl olacaktı? Hikaye konulu mu olacaktı, mini dizileri gibi geçişler mi olacaktı? 90 dakikalık film bir hikayeyi anlatacaksa, karakterleri tek tek tanımak gerekirdi ki, bunu da hikayenin içine yedirmek zor olmalıydı..

Hepsinden ötesi, tüylüleri hareket eden bir Snoopy ve Woodstock gözümüze nasıl görünecekti?

Film başladığı anda beni mutlu eden, seslendirmenin çocuklar tarafından yapılmış olmasıydı. Charlie Brown dışında tüm seslendirmeyi çok başarılı buldum; Charlie’nin daha bezgin konuşmasına alışmıştım yoksa teknik olarak o da başarılıydı.

Yönetmen Steve Martino, Buz Devri 4’ten tanıdığımız isim, bence çok başarılı bir film çıkarmış ortaya. Az önce bahsettiğim tüm kaygı duyduğum konular filmin içine çok güzel yedirilmişti ve ‘karakterlerin özelliklerini anlatabilmek’ gibi detaylar daha ilk 10 dakikada toparlandı. Yani hayatında hiç Peanuts karakterleriyle tanışmamış olan birini de, film içine alabiliyordu.

Hikaye, Charlie Brown’un meşhur aşkı ‘Kızıl saçlı kız’ın okula gelmesi ve Charlie’nin ona açılabilme çabası üzerine kurulu. Charlie, şanssızlıkları üzerinden atıp silkinsin ve Peggy Jean onu yepyeni bir Charlie olarak tanısın ister ve değişmek için de bir takım şeyler deneyecektir. Elbette karakteri gereği(!) her şey yine sarpa saracak, ama kızıl saçlı kız onu ‘gerçek’ haliyle beğenecektir. Hikaye 2 cümle ile bu, ama gelin görün ki 50 yılın 18bine yakın çizgi bantlarından en klasikleşen, en ikonlaşan anların hepsi filmde var. Az öce dediğim gibi, hiç bilmeyen biri filmden zevk alacaktır, ama bilen/seven biri ağzı kulaklarında çıkabilir.

Neler mi var? Charlie ve uçurtma yiyen ağacı, aralara serpiştirilmiş ‘klasik’ buzda kayan çocuklar sahnesi, ‘balkabağı’ ve ‘yılbaşı’ hikayelerine göndermeler, Snoopy ve kardeşlerine göndermeler, meşhuuur sınıf içi öğretmen dialoglarından sahneler, Snoopy’nin Kızıl Baron hikayesi, Snoopy’nin Joe Cool halleri, Snoopy’nin kız arkadaşı, Snoopy ve Linus’un battaniyesi durumları, Snoopy-Lisa ilişkisi, 50yıl önceki ilk çizgilerden tanıdığımız Shemmy, Woodstock ve ekibi, ve süpriz.. Pig-Pen’in temiz göründüğü an! Arzu ederseniz Snoopy’de kim kimdir yazıma da göz atabilirsiniz.

Bu arada, çocukların kıyafetlerinin dokuları (yünler, penyeler, jeanler..), saçları, hayvanların tüyleri, ayakkabılarının hafif kirli oluşlarına kadar o kadar detaylı iş çıkartılmış ki.. Bu dokuları ve saç-tüy meselesini bu kadar 10 numara 5 yıldız  bir tek  “Up / Yukarı Bak” ta görmüştüm. 

Yazarlardan Bryan Schulz, filmi Snoopy’nin değil, Charlie Brown üzerine kurguladıklarını özellikle belirtmişti.  Bir öngörüde bulanayım mı? Bence, 2. ve hatta 3. film de gelecek. 2.film ‘yaz tatili’ temalı olacak ve bolca kampçılık, izcilik, baseball temaları içerecek. 3.film ise Snoopy’ye hakkını verecek ve tamamen Snoopy ve kardeşleri üzerine kurulu olabilir. Sıralama yer değiştirebilir ama ben devamının geleceğini düşünüyorum. 

Ancak ben yine de ülkemizde çizgi filmlerin yalnızca dublaj seçeneği ile gösterilmesine karşıyım. Yakın zamana kadar en az 1 seans (genellikle son seans) orjinal dilde alt yazılı olarak verilirdi. Dileğim çizgi filmleri yalnızca çocukların izlemediğinin hatırlanması ve bu uygulamanın geri gelmesi…

Son olarak bir uzman değil, sadece anne olarak görüşüm; 4 yaş üstü herkese uygun, tek kare şiddet içermeyen, 8 yaşında bir çocuğun okul maceralarını anlatan sevimli bir aile filmi “Charlie Brown ve Snoopy”

snoopy-filmi

 

 

Charlie Brown ve Snoopy’de KİM KİMDİR?

peanuts-filmi

Yarın bu saatlerde Charlie Brown ve Snoopy 3 boyutlu filmin ön gösteriminden çıkmış olacağım. Neredeyse 1 yıldır beklediğim ‘The Peanuts Movie‘ filminden önce, henüz tanışmamış olanlar için ‘Snoopy’ye giriş 101’ tadında bir kaç bilgi paylaşmak istedim.

Charles M. Schultz 1922 - 2000
Charles M. Schulz 1922 – 2000

Charles M. Schulz ve Charlie Brown

1950’lerde, tam olarak Ekim1950’de, 7 ayrı gazetede bant seri olarak başlayan Peanuts / Fıstıklar, o günden bugüne sayısız dile çevrildi. İlk çizimler siyah beyazken, bugün 3d filmini bekliyoruz. Amerika’nın gelmiş geçmiş en meşhur köpeği Snoopy ve sarı tişörtlü, komik saçlı, karamsar çizgi karakteri Charlie Brown, 17,900’e yakın çizgi bantı, kısa filmleri, özel filmleri, kitaplarıyla çoktan animasyon tarihine adını yazdırmış durumda. Öyle ki sadece baloncuklarda konuşan Snoopy ve Charlie Brown’ın isimleri, 1969’da Apollo 10’un ana gövde ve ay modülüne bile verildi.

Bu kadar basit bir çizgi, nasıl oluyor da 65 yıldır bu kadar seviliyor sorusunun cevabı -bana göre- karakterlerin gerçekliğinde yatıyor. “Snob” yani burnu havada Snoopy’yi saymazsak diğer tüm karakterlere uyan bir ya da bir kaç kişiyi tanıdığınız kimselerle bağdaştırabilirsiniz. Bu müthiş gözlem, bir de çocuk ağzından aktarılınca ve esprilerle süslenince tadına doyum olmuyor ve tam da bu sebeple hem çocuklar hem büyükler Peanuts karakterlerinin maceralarına kayıtsız kalamıyorlar.

Peanuts’da kim kimdir?

Charles (Charlie) Brown. Umutsuz vaka. Sakar, şanssız. Depresif. Umutsuz ve yılgın. En yakını köpeği Snoopy bile kendi halinde, onu pek takmıyor. Charlie karakteri, anne babasının meslekleri dahil olmak üzere Charles Schulz’la benzerlikler taşıyor. Zaten diğer tüm karakterler de, ilk eşi, kuzeni, yakın arkadaşları gibi kişilerden esinlenmiş; isimler bazen farklı bazen çok benzer.

Sally Brown. Charlie’nin kardeşi. Abisini çok sever ve iyi anlaşırlar. Kendince Linus’a delice aşıktır.

Lucy van Pelt. Ters bir tiptir, dikkafalıdır, çıkarcıdır. Hiç anlaşamadıkları halde Charlie’nin en yakın arkadaşıdır.  Yine de en matıklı konuşmalar Lucy’den gelir. Snoopy’nin köpek hisleri ile en anlaşamadığı karakterdir.

Linus van Pelt. Lucy’nin küçük kardeşi. Mavi battaniyesinden ayrılamaz. Charlie’nin dert ortağıdır. İkilinin dertleşmeleri, hayata dair çıkarımları efsanedir. :)

snoopy-filmiSchroeder. Onu hep kafası önünde piano çalarken görürsünüz. Beethoven hayranıdır ve müthiş piano çalar. Onu pianoyla tanıştıran Charlie olmuştur ve aralarında derin bir dostluk vardır.

Pepperment Patty. Naneşekeri Patty. Charlie’yi en iyi anlayan kız arkadaşıdır. Aslında kendisi baya bir hayrandır Charlie’ye ama onun bundan haberi yoktur.

Marcie. Marcie ve Patty çok yakın dostturlar. Marcie Charlie Brown’a olan hislerini gizlemezken, Patty gizler. Charlie de ona ara sıra pas verir ama esas büyük aşkı başkası olacaktır.

Franklin. Çok tatlı bir çocuktur, hepsi tarafından çok sevilir. Ekipteki tek siyahi karakterdir.

Pig-Pen. Bir toz bulutu içinde dolaşan ‘kirli’ çocuk Pig-Pen en çok Charlie tarafından sevilir

Freida. Az görünen kız karakterlerdendir. Genellikle kıvırcık saçları ile ilgili espriler döner. Sırf bu yüzden baseball şapkası takmayışı bile sorundur.

Peggy Jean. Charlie’nin ilgi duyacağı kız.

Snoopy. Charlie’nin beagle cinsi köpeği. En yakın arkadaşı Woodstock isimli kuştur. Zaman zaman görünen 6 kardeşi vardır, her biri farklı bir eyalette yaşarlar. İçlerinde en meşhuru Spike karakteridir.

Snoopy’de kim kimdir’i çok şeker açıklayan bir görsel paylaşarak bitiriyorum. Filmler ve kitaplarla ilgili yazacak daha o kadar çok şey var ki! Onlar da başka yazının konusu

snoopy-kim-kimdir

 

 

 

 

 

Vialand Eğlence Parkı

vaialand-eglence-parki

Yorulmayacağım bunu söylemekten; ‘Şimdi ki çocuklar çok şanslı!’ Yıllar yıllar önce, ben ufacıkken Disneyland Türkiye’ye gelecek denmişti de, aylarca sadece 3-5 fotoğrafından gördüğümüz yerin boş heyecanını yaşamıştık. Bugün ise, blogger anne kontenjanından gittiğim, gitmeseydim bu kadar büyük ve eğlenceli bulacağımı tahmin edemeyeceğim bir eğlence parkı var, Vialand.

Vialand Nerede?

Vialand‘e elbette buradaki yönlendirmelerden ulaşabilirsiniz, ama ben pratiğini söyleyeyim. Eyüp’te yer alan Santral İstanbul’a kadar gelin, tam önünde başlayan mavi mavi VİALAND yönlendirmelerini takip edin. Buradan saonra 4-5 dakika içinde parktasınız. Özel araçla geliyorsanız, otoparka girdiğiniz kapının ennn uzağındaki noktalara park edin. Çünkü tema parkın girişi o tarafta.

vialand-tema-park

Vialand Tema Park

Vialand’ı daha uzaktan gördüğümde -ki ben sadece fotoğraflrda gördüğüm şato ve önünde bir rollercoaster’dan ibaret sanıyordum- büyüklüğü karşısında çok şaşırdım. İyi ki erken gitmiştik, yoksa her şeyi keşfetmenin imkanı yok. Bunu kenara not alın.

Ayrıca büyük, yorucu bir parkur; rahat kıyafetler, çocuk küçükse yedekler, suluklar eksik olmasın. Gerçi büfeler ve yemekçiler var ama hepsi fast-food tarzında, yiyecek içeçek seçenek bu konuda biraz sıkıntılı. Vialand esintili bir tepede yer alıyor, ve baya esiyor; hani şehirde yaz havası olsa bile orası biraz serin olabilir, bu da 2.notum olsun.vialand-sünger-bob

Park çok güzel. Ama plan yapmak şart! Girişte birer harita alın MUTLAKA! Çocuğunuzun yaş ve ilgisine göre önceliklerinizi belirleyin, ondan sonra tura başlayın. Parkın ilk girişinde karşılayan oyun ve parklar daha küçül ziyaretçiler için, 6-8 yaşa kadar gibi. Buranın ismi ‘Oyun Dünyası’ Biz 5 yaşındaki oğlumla bu kısımda Sünger Bob 4d filmine, Küçük Madenciler trenine, Cesur sürücüler ve Minik kaşifler tüneline girdik. Hepsine bayıldık. Sünger Bob oğlumun, daha sonra gireceğimiz Kaşif Dora filmi benim favorim oldu.

Bir sonraki durak ‘Efsaneler Dünyası’ Burada en çok ilgi çekebilecek saray saltanat kayıkları benzeri kayıklar içinde İstanbul’un fethini canlı canlı yaşatan tüneli tavsiye ederim. İçerisi karanlık ve savaş sergileniyor, hani bebekle girilecek bir yer değil ama çocuklar adeta bir filmin ortasında buluyorlar kendilerini, ürkütücü değil.

‘Macera Dünyası’ ise benim oğlanların favorisi oldu, yani baba-oğulun! Korku tüneli (korkunçtu! benimkiler elbette bayıldı ama çocuklar korkabilir), Safari Tüneli ( bu da bilgisayar oyunu tadındaydı, ben zevk almadım, onlar 2.kez girmek istedi hatta, izin vermedim :) Jet Ski ve demin bahsettiğim 4d Kaşif Dora filmine girdik. Film müthişti. Ortadaki panayır oyunlarını da oynadık biz, halka at oyuncak kazan gibi şeylerde çocuktan çok eşimle ben eğlendik. Bunlar ekstra aksiyonlar, nakit ödeme yapıyorsunuz.

Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor
Vialand nefeskesen rollercoaster treni cesaret istiyor

En son Olimpia Sirki’ne biletimiz vardı, 15:00 seansını kaçırdık, saatini 19:00 sanıp baya bir bekledik; 20:00’de başladı, oğlanın uyku saati 20:00 olduğundan kucağımda uyuyakaldı ve çıktık. Ben sirklerden çocukluğumdan beri haz etmem, hiç sevemedim ama ortam güzeldi, insanlar eğleniyordu. Kaldığımız süre içersinde, izlediğimiz sihirbazın yaptığı gösterilere hala aklım ermiş değil, ne kadar klişe olsalar da :) İlgilenirseniz, biletleri ister orada ister önceden Biletix‘ten alabilirsiniz.

Sonuç olarak, yeme içme kısmını biraz pahalı bulduğum, ulaşımı tahminimden çok daha kolay çıkan, tahminimden çok daha büyük ve eğlenceli bir parktı. Tavsiye ederim. Çocuğun boyu 120cm’yi geçiyorsa alternatif daha çok, bunu da gözardı etmeyin.(evet her aletin girişinde cetvelle ölçüyorlar!) Eş dost birlikte giderseniz grup indirimleri var, hem daha eğlenceli olur, bu da benden tavsiye olsun!

Sorunuz olursa seve seve yanıtlarım, yazın ;)

 

 

 

 

Yakın yerler; Gebze Life Port Hotel

Kardı, ateşti, hastalıktı derken zor geçen bir kaç haftanın ardından çok kısa da olsa bir tatile ihtiyacımız vardı. İlk aklıma gelen Şile-Ağva taraflarına baktım, bu dönem için aşırı pahalı geldiler. Adalara baktım, hava yağmurlu olacaktı ve henüz vakti gelmediğini düşündüm. Tesadüfen internette gezerken bulduğum Kocaeli il sınırındaki bu otel hakkında yazılan yorumlar ise beni tatmin etti ve düşünmeden rezervasyon yaptırdım.

Gebze Life Port Hotel

LifePort Hotel, adı Gebze olarak geçse de, TEM’den Sabiha Gökçen Havaalanı tabelaları ile devam ettiğinizde Kadıköy merkezden 35-45 dakika kadar sürüyor. ViaPort AVM’yi 8-10km geçtikten sonra varıyorsunuz. Bazen Bostancı’dan Moda’ya bu sürede varamadığım oluyor, o yüzden bana çok yakın geldi.

Oteli ilk gördüğünüzde dağın başında, tek başına bir yerleşke gibi görünüyor, yadırgıyorsunuz dışarıdan. Ancak girer girmez yeşillik, ağaçlar, bungalov evler, kısacası otelin havası sizi şehirden anında koparıyor.

Odaların, restaurant ve fasilitelerin yer aldığı ana bina dışında bir de bungalovlar var. İster odada konaklıyorsunuz, ister size özel evlerde. Biz bungalovda kaldık. 1+1 şeklinde çok şirin, tertemiz ve eşyaları bakımlı, yeni, içimize sinen bir evde kaldık. Üşüyeceğimizi düşünmüştüm ama yatak odasında duvardaki ısıtma paneli odayı sıcacık yaptı. Salonda da klimayı açtık. Gündüz ise cam-kapı hep sonuna kadar açıktı ve ağaç ve yağmur kokusunu içimize çektik.

Otelin arazisi içinde serbestçe dolaşan bir çok hayvan var. Hepsinin tertemiz bakımlı kulübeleri, kafesleri var ancak hepsinin kapısı açık ve hayvanlar özgürce dolaşıp yuvalarına dönüyorlar. Ördekler, kazlar, tavuskuşları, tavşanlar, kedi evi ve bir sürü kedi, köpekler, süt kuzuları ve koyunlar var.

Otelin bahçesi ve açık havuzu çok güzeldi ancak biz mart ayında gittiğimizden kapalı havuzdan faydalandık. Temiz ve yeterli buldum. Ayrıca spor salonu da vardı.

5 yaşında oğlumuzla çok güzel vakit geçirdik, çocukla kısa tatil için çok uygun bir otel, gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. Fikir vermesi için çektiğim bolca fotoğrafa geçmeden önce öneri ve eleştirilerim şunlar;

– Kapalı mekan oyun alanı/odası yok. Böylesi doğa içi bir ortamda aranır mı bilmem ama soran olursa diye söyleyeyim.

– Yemek imkanı kısıtlı. Kahvaltı çok zengin, yemekler güzel. Ancak fiyatlar pahalı sayılır. Çevrede en ufak bir alternatif olmadığı için bir nevi mecbursunuz ancak bir küçük su 4tl. Bence aşırı pahalı. Fikir olması açısından; çorba 10tl.

– Kapalı havuz suyu ideal sıcaklıkta ancak havuz çevresi çok soğuk. Çocuğunuza havuz sözü vermeden önce ortam sıcaklığını bir kontrol edin derim.

– Büyük satranç seti keyifli, ayrıca bahçe, oyun parkı, hayvan barınakları, minik süs havuzları, hepsi tertemiz ve çok bakımlı. Çocuk için bisiklet, scooter götürebilirsiniz.

– Baharda veya yazın börtü böceğe karşı çocuk için önlem almak gerekebilir. Örneğin ben alerjik bünyeli bir kişiyim ve bungalov evdeki o mis gibi çam/tahta kokusu bende öksürük yaptı.

– Bu otel için 1 gün az, 3 gün çok, bana sorarsanız 2 gece ideal. İstanbul’da iseniz ve imkanınız varsa Ctesi-Pazar kalıp Pazartesi direk işe gidilebilinir.

– Ulaşım için buradan faydalanabilirsiniz, ama bana sorarsanız en kolay tarifle önce Sabiha Gökçen Havaalanı ve sonra İstanbul Park yönlendirmelerini takip edin, Şekerpınar’a vardığınızda oteli ve tabelasını göreceksiniz.

– Otelin web sitesi www.lifeport.com.tr ‘dir.

IMG_8349

IMG_8354

IMG_8414
Bulut beni mat etmenin haklı gururunu yaşarken :)

IMG_8426

IMG_8427

IMG_8460

IMG_8464

IMG_8478
Kedi evi! Bayıldım!

IMG_8566

IMG_8572

IMG_8580
Life Port Hotel bungalov seçeneği

 

 

paddington bear

Ayı Paddington

Çocuk kitapları dünyasında en az Winnie the Pooh kadar ünlü bir ayıcık daha vardır; kafasında kırmızı şapkası, elinde bavulu ile hepimize aşina Ayı Paddington. Paddington ilk uzun metraj sinema filmi ile sinemalarda.ayı paddington

Paddington

Paddington Bear aslında Michael Bond‘un çocuk kitapları serisinin kahramanı. İlk kitap 1958’de Peggy Fortnum ilüstrasyonları ile yayınlanıyor, bunu 20’den çok kitap izliyor. Bugün baktığımızda ise 30 dilde, 70 ayrı isimle basılmış ve 30 milyondan fazla satış yapmış bir klasikten bahsediyoruz.

Filmin hikayesi şöyle; Peru’da ailesiyle mutlu mesut bir hayat süren Ayı Paddington, üzücü bir olay sonrası ailesini ve evini kaybeder ve yıllar yıllar önce anne ve babasının tanıştığı İngiliz bir araştırma görevlisini bulmak üzere Londra’ya yola çıkar. Ayıcık boynunda ‘Lütfen bu ayıya iyi bakınız’ yazan bir not ve başında ailesinden kalan tek yadigar kırmızı şapkası ile kendisini Londra’da garda bulur ve burada daha sonra kendisini ailelerine kabul edecek Brown ailesi ile tanışır.

Film sıcacık, eğlenceli, aynı zamanda duygusal. Filmi izleyen büyüklere de bolca mesaj veriyor. Şehirleşen hayatlarımızda ilişkilerin kopukluğuna, bir selamlaşmanın bile garipsenmesi gibi  ayrıntılarla bol bol ‘iletişimsizliğe’ dokunduruluyor. Kitaplarda daha çok yeri olan, filmde kısa yer alan antika dükkanı sahibi karakterin bir cümlesi ise akılda kalıyor. Kasabadan şehre gelişini anlatırken diyor ki; “Vücudum bu şehre çok hızlı geldi fakat kalbimin de varması uzun zaman aldı.”

Daha çok televizyon yönetmenlikleri ile tanınan Paul King’in çektiği film gerçekten her yaştan çocuğa hitap eden, çok başarılı bir yapım olmuş. Ayıcığın animasyonu, tüyleri, bakışları o kadar başarılı ki, gerçek olmadığını unutuyorsunuz. ‘The story begins here’ yazıyor alternatif afişlerinin birinde, buradan önümüzdeki yıllarda serinin devamının da geleceği sinyalini alıyorum ben.

Oğlum Paddington’ı çok sevdi, izlerken çok güldü!

Filmi çok sevdim. Mutlaka dvd’sini de alıp koleksiyonumuza eklerim! Filme tek yakıştıramadığım kısım, Paddington’ın dublajı. Eser Yenenler’in sesini hemen ilk dakikada kapıyorsunuz ancak, çok kibar ve düzgün diksiyonlu konuşmasını beklediğim ayıcığın -muhtemelen kasıtlı bir şekilde- fazla doğal konuşmasını ve ses tonunu, ben karaktere oturtamadım.

Farklı olabiliriz ama birlikteyiz

Filmin mesajını ben bu şekilde aldım. Bu hikayede ‘ayı’ olarak resmedilen ‘farklılık’ aslında her hangi bir sıfattan ötürü gelen farklılık olabilir; aile ve arkadaşlar farklılığına rağmen o karakteri koruyor ve en önemlisi çok seviyorlar.

Benden *spoiler* ekstralar; 

Filmde Nicole Kidman da var. Filme bolca gönderme var saymakla bitmez ama kaçırmayacağınız bir tanesi, Kidman’ın Brown’ların evine gizlice girişi. Bu sahne Mission Impossible’da Kidman’ın eski eşi Tom Cruise sahnesinin kopyası.

Filmin ilk 15 dakikasında ayıcığın gardaki sahneleri çok duygusal, ailenin ayıcığa isim verme sahnesinin arkasında ise gerçek bir hikaye yatıyor. Yazar Michael Bond gerçekte, bir yılbaşı gecesi Paddington garında bir oyuncak ayıcık buluyor ve eşine hediye olarak götürüyor. Kafasında yer eden bu ayrıntı 10 yıl içinde şekilleniyor ve Paddington Bear ortaya çıkıyor.

Filmde yüksek sesle kahkaha attığım bir sahne var. Brown’ların çekingen kızı sonunda annesine erkek arkadaşını tanıştırıyor; bu sahnede annenin bastırmaya çalıştığı tepkisi, sanırım izleyen tüm anneleri beni güldürdüğü gibi güldürecek.

 

 

 

 

Klasik Bir Yılbaşı Filmi, Kutup Ekspresi

polar-express_2

Ailece seyretmekten bıkmadığımız, müzikleriyle renkleriyle harika bir yılbaşı filmi, The Polar Express. Chris Van Allsburg’ün aynı isimli çocuk romanından yapılan bir uyarlama Kutup Ekspresi. Robert Zemeckis uyarladı, yazdı, yönetti. Tom Hanks ise çocukluğunda en sevdiği kitaplardan bir olduğunu söyledi ve prodüksüyona destek verdiği gibi ayrıca tam 6 karaktere de hayat verdi bu animasyonda.

The Polar Expresstom_hanks

Kutup Ekspresi, bol müzikli, bol kar manzaralı, yer yer heyecanlı, genelinde duygusal bir animasyon filmi. 1950’ler atmosferinde geçen hikayede, Noel Babaya inanmayan küçük bir çocuk, kapısının önüne mucizevi bir şekilde beliren trene biner ve bilinmeyene yolculuk başlar. Tren Kuzey Kutbuna gitmektedir ve kahramanımızın kendisi gibi çocuklarla doludur. Trendeki her bir çocuk, bu macera esnasında soru veya sorunlarına yanıt bulacaklardır, tıpkı kahramanımızın ‘inanmak’ sorusuna bulacağı cevap gibi.

Çocukları çocuklar seslendiriyor, hikayeyi Tom Hanks anlatıyor. Kondüktör başta olmak üzere, Noel Baba’nın kendisine kadar 6 karakterde daha Tom Hanks’ı görüyoruz. Renkler ve kar manzaraları adeta büyülüyor. Müzikler ve hikaye bana 2004’te izlediğimde sıkıcı gelmişti itiraf ediyorum, ancak 2-3 yıldır oğlumla ara ara izlediğimiz filme bakış açım çok değişti. Şu an şarkıları ezbere biliyoruz, üstelik bol ödüllü bu filmin müziklerinde  Alan Silvestri imzası var. Zemeckis takipçileri bilirler zaten Silvestri ve Zemeckis neredeyse ayrılmaz ikili oldular.Yeri gelmişken, filmde bir ara Aerosmith ve Steven Tyler’a denk gelebilirsiniz ;)

polar-express-6

2004  Warner Bros yapımı olan film 100 dakika, 2007’de dvd’si çıktı. Imdb’ye göre bol ödüllü bu film, 165 milyon $ kar etmiş durumda.

Yılbaşı temalı müzik ve animayoları seviyorsanız, içinde her konuyu tam dozunda barındıran bu filmi kesinlikle koleksiyonunuza katmanızı tavsiye ederim.

Polar_express

 

 

 

 

kidz mondo

Kidz Mondo Trump İstanbul

Çocuğunuzun bir kaç arkadaşı ile dolu dolu bir gün geçirebileceği bir mekanı tanıtmak istedim; KidzMondo. Özellikle arkadaşları ile diyorum, çünkü bu mini şehrin keyfi sanırım en güzel anne baba ile değil, arkadaşlarla çıkar.kidzmondo-logo

Kidz Mondo, Trump Alışveriş Merkezinde

Kidz Mondo çocuklar için, çocuklara göre tasarlanmış bir mini şehir. Günlük hayatta çocukların en çok ilgisini çeken meslekler başta olmak üzere; marketinden cafesine minikler, büyüklerin dünyasını yaşıyor. Çocuklar istedikleri meslekleri seçiyor, seçtikleri meslekle ilgili bölümde 20-30dakika gibi vakit geçiriyorlar. Bu sürede ne oluyor? O mesleğin kostümlerini giyiyorlar, en basit haliyle mesleğin amacını, temelini öğreniyor ve küçük bir uygulama yapıyorlar. Çok klişe bir cümle olacak ama, gerçekten de eğlenme ve öğrenme bir arada diyebilirim.

Tema parkta 40’tan fazla meslek deneyimi var ve katılınan her deneyimde çocuklar sembolik kidzmondo parası kazanıyor ve daha sonra kazandıklarını yine kidzmondo market ve hediyelik dükkanda harcayabiliyorlar.

4-14 yaş arasına hizmet veren tema park kişisel fikrimce en ideal 6+ ziyaretçiler için uygun. Daha minik olanların giremedikleri yer sayısı çok fazla bu da çocuk için sorun olabiliyor.

8-12 yaş aralığındaki çocuklar parka ebeveynsiz girebiliyor ancak ebeveynin bırakıp alması şart. Daha küçükler ebeveynsiz giremezken, 12+ çocuklar ise tek başlarına girip çıkabiliyorlar.

Kidz Mondo Trump Towers İstanbul‘da yer alıyor

kidz mondo

Kidz Mondo giriş ücretleri

Kidz Mondo’da günde 2 seans var, 10:00 – 14:30 ve 15:30 – 20:00 arasında

Hafta İçi
0-1 yaş: ÜCRETSİZ
2-3 yaş: 25 TL *
4-14 yaş: 45 TL
15+ ve yetişkinler : 25 TL

Hafta Sonu ve Tatil günleri (tek seans için)
0-1 yaş: ÜCRETSİZ
2-3 yaş: 30 TL *
4-14 yaş: 55 TL

15+ ve yetişkinler : 30 TL