Etiket arşivi: #hgbb

‘Blogcu Anne’ olmak?

blog yazmaya başladığım dönemden beri -7yıl olmuş- fotoğraf, gezi, sinema, vb. bloglar arasında dolaşmışım. algıda seçicilik olsa gerek, ne zaman ki hamile kaldım, google 5 sorumun 3’ünde bir blogcu anneyi çıkardı listesinde karşıma. blogcu anne derken, sayfanın adı zaten Blogcu Anne. bu ismi nasıl yadırgadığımı hatırlıyorum. ne kadar başarılı bir isim olduğunu ise şimdi  anlıyorum. spot isim oldu denebilir sosyal medya açısından, ‘blogger’ yerine ‘blogcu‘ olmasını da ayrıca seviyorum.

twitter yeni hareketlenmeye başladığında da ilk eklediğim isimlerden biriydi @blogcuanne.  samimi ve çok doğal, aynı zamanda mesafeli ve temkinli. komik ama laubali değil. eleştiren ama öncesinde araştıran. hamile veya anne iseniz kesinlikle takip etmenizi öneririm.

Blogcu Anne, Elif Doğan. iki oğlum bir blogum var diyor. çok rahat okuyorsunuz yazılarını, çok akıcı. kendisi ‘Bana bir konu verilse bu kadar rahat yazamam, ama blogda çok rahatım’ diyor. zaten sevilip çokça takip edilmesinin anahtarı bu bence;  anneyseniz hergün yaşadığınız basit ayrıntıları görüyorsunuz yazılarında ve bir çeşit rahatlama hissediyorsunuz, sihirli cümle ‘Annelik Her Zaman Toz Pembe Değil”
değil tabii, çok güzel anlatıyor bunu Elif!  bugün yarın kitabı çıkıyor aynı isimde, kendisine -ne zamandır sormak istediğim- sorularım var. sorularım ve verdiği cevaplar bu yazıda, blogcu anne’ye ulaşabileceğiniz linkler ise aşağıda;


blogcuanne.com
twitter’da blogcu anne

facebook’da blogcu anne
instagram’da blogcu anne

 
#HerGuneBirBlog #BlogcuAnne
 

annemden hikayeler

#HerGüneBirBlog’un bugünkü blogu Annemden Hikayeler.
herkesin yaşadığı hikayeler…
 
çalışan bir anne Ceyda Dirik. “her sabah duyuyorum bu cümleyi; “işe gitme anne…” kucağıma alıyorum o minnacık oğlumu, öpüyorum seviyorum..” diyor gitme anne gitme! yazısında. 3 yaşına yaklaşan Doruk, bugünlerde kreşe alışma sürecinde
 
bir annenin doğru bakıcıyı bulma çabalarından iş seyahatine, ev hallerinden filmlerde özendiği sahnelere kadar hayatını paylaşıyor yazılarında. 
 
kendini anlatırken “2000 yılında bir adamla tanışıp arkasına bile bakmadan o adamın peşinden farklı ülkelerde yaşamış, yaşamaya da itirazı olmayan gezgin bir ruha sahiptir…” diyor.
 
bir başka yazısında da ekliyor; büyük düşün de, büyük konuşma!