Etiket arşivi: ipek süer

Oyna, Dene, Öğren!

demet-akbag-omo

Çocuk oyun oynarken;

Hayal kurar.

Karar verir. Heyecanlanır. Merak eder.

Araştırır. Farklı düşünmeyi dener.

Bedenini zorlar.

İzler. Dener. Yanılır. Çözüm üretir.

Konuşur. İfade eder.

Kaygıları ile baş etmeyi öğrenir.

Dener. Hatırlar.

Paylaşır.

Mutlu olur!

 Özetle çocuğun mutlu olması ve öğrenmesi, keşfetmesi için oyun oynamanın önemi çok büyük! Bunu ben değil, uzmanlar söylüyor.

Omo’nun ‘Hadi Hareketlen‘ projesi kapsamında çok değerli isimlerin olduğu bir söyleşiye davet edildim. Prof.Dr. Yankı Yazgan, Aktif Yaşam Derneği / Mehmet Ali Çalışkan ve ‘deneyimli anne’ değerli oyuncu Demet Akbağ, bize görüşlerini aktardılar. Kendi adıma çok faydalı bulduğum bir etkinlikti ve bilgilerin ne kadar çok kişiye ulaşması gerektiğini, projenin önemini -inanın- hissettim. Aldığım notlardan kendimce en ilgi çekicileri şöyle;

 Türkiye’de yeterli düzeyde aktif olan (fiziksel olarak) kişi yüzdesi %25. Bu sayıyı oluşturan kitle ise mavi yakalılar. Yani diğer bir deyişle; mecburiyetten hareket halindeler!

Çocuk ve Teknolojiipeksuer.com

“Tablet, tv  karşısında geçirilen her dakika, okulda çocuğa dikkat eksikliği olarak geri dönüyor. Ancak bir çocuk, oyununu oynuyorsa, uykusu yemeği her şeyi düzenli ise elbette ‘kontrollü’ şekilde çizgi filmini de izleyebilir, tabletini de oynayabilir. Sınırları çizmek çok önemli” diyor Yankı Yazgan.

Artık teknoloji bizim çocukluğumuzda olduğu gibi lüks değil, ihtiyaç. Hayatımızın vazgeçilmezi olmuş durumda. Bu doğal bir süreç ve çocuklarımız bizim gibi yetişmeyecekler, bunu farkındayız. “Bugünün gözde mesleklerinin neredeyse yarısı, çocuklarımız büyüdüklerinde, bir 20 yıl sonra ‘gözde’ olmayacak, belki hiç olmayacak” diyordu Ufuk Tarhan örneğin.

Anneler, güçlü, ayakları üstünde duran çocuklar istiyor. Fakat en iyi okulları bile yeterli görmüyorlar?

Öğrenme, deneyimle olur. “Özgüven, empati kurabilme, sınırlarını bilme, karşısındakine saygı duyma, asıl bu meziyetleri kazandığında çocuğumuz mutlu olmalıyız. Bu da ‘mecburi’geçirilen oyun saatleri ile değil, çocuğun hayatının tümüne yayılan ‘deneyimsel öğrenme’ ile mümkün.”

Deneyimsel öğrenme nedir?

Prof.Dr. Yankı Yazgan, oyun oynamanın çocuğun günlük rutininde bir kaç saati kapsayan bir aktivite değil, tüm zamanını kapsayan doğal bir etkinlik olması gerekliliğini vurguladı. Çocuk, duyularını kullanarak öğreniyor, kaydediyor, deneyimliyor. Bir çiçeğe dokunmanın verdiği his, buzun soğukluğu, sivri cismin acısı, bir kapağın çevirince açılması gibi çok küçük görünen ayrıntılar, çocuğun hafızasına adeta ‘tag’ler gibi etiketleniyor ve veri bankasında, yani gencecik beyninde bilgiler depolanmaya başlıyor. Ne kadar duyularının hepsini harekete geçiren oyunlar oynarsa, kendini geliştiriyor, öğreniyor, güveni geliyor.

Annelerin %85’i kendi çocuklarıyla kıyasladıklarında, çocukken arkadaşlarıyla daha fazla oyun oynadıklarını söylüyor. % 81’i biz bugünün çocuklarına göre daha fazla deneyimleyerek ve yaparak öğrenirdik diyor.

Merak en güçlü dürtü ve oyun ve merak birleştiğinde, çocuğunuz sizi şaşırtabilir. Bırakın oynasın, kirlensin, döksün, ıslansın. Hepsinin çözümü var ama hızzzla akan zamanda çocukluğun hiç bir dakikası geri gelmeyecek! Kirlenmek güzeldir.

Oyun Kartları ve Omo Şenliği

Aktif Yaşam Derneği’nce hazırlanan ve Prof. Dr. Yankı Yazgan tarafından desteklenen harika bir projesi daha var Omo’nun. Kurgulanmamış oyun olma özellikleri olan 100 adet oyun kartı hazırlanmış. Bunlar dağıtılacak ve anne-babaların elinde örnek oyunlar olmuş olacak. Bunun dışında çocukların ev dışındaki oyun ihtiyaçlarına dikkat çekmek için mayıs ayında Büyük Omo Şenliği etkinliğini düzenlenecek. Tüm bu deneyimleyerek öğrenme farkındalığını artırma çalışmalarına sinema ve tiyatro oyuncusu Demet Akbağ destek vermeye devam edecek.

  yankı-yazgan

 

mehmet-ali-caliskan

 

Son olarak Omo’nun yaptığı araştırmadan ‘teknoloji’ başlığında rakamsal veriler ilginizi çekebilir;  

  • Çocukların ailelerinden istediği şeylerin başında %85 ile bilgisayar geliyor.

  • Ailelerin %64’ü çocuklarına özel bilgisayar, %49’u akıllı telefon ya da tablet sağlamış görünüyor. Öte yandan annelerin %69’u telefon ve tabletin çocukları için zararlı olduğunu düşünüyor.

  • Çocukların %76’sının her gün televizyon izleme izni var. % 70’inde TV izleme süresi günde 2 saatin üstünde. 
(Ailece yapılan ortak etkinliklerin başında yaklaşık %73 ile televizyon izlemek geliyor)

 

 

Yakın yerler; Gebze Life Port Hotel

Kardı, ateşti, hastalıktı derken zor geçen bir kaç haftanın ardından çok kısa da olsa bir tatile ihtiyacımız vardı. İlk aklıma gelen Şile-Ağva taraflarına baktım, bu dönem için aşırı pahalı geldiler. Adalara baktım, hava yağmurlu olacaktı ve henüz vakti gelmediğini düşündüm. Tesadüfen internette gezerken bulduğum Kocaeli il sınırındaki bu otel hakkında yazılan yorumlar ise beni tatmin etti ve düşünmeden rezervasyon yaptırdım.

Gebze Life Port Hotel

LifePort Hotel, adı Gebze olarak geçse de, TEM’den Sabiha Gökçen Havaalanı tabelaları ile devam ettiğinizde Kadıköy merkezden 35-45 dakika kadar sürüyor. ViaPort AVM’yi 8-10km geçtikten sonra varıyorsunuz. Bazen Bostancı’dan Moda’ya bu sürede varamadığım oluyor, o yüzden bana çok yakın geldi.

Oteli ilk gördüğünüzde dağın başında, tek başına bir yerleşke gibi görünüyor, yadırgıyorsunuz dışarıdan. Ancak girer girmez yeşillik, ağaçlar, bungalov evler, kısacası otelin havası sizi şehirden anında koparıyor.

Odaların, restaurant ve fasilitelerin yer aldığı ana bina dışında bir de bungalovlar var. İster odada konaklıyorsunuz, ister size özel evlerde. Biz bungalovda kaldık. 1+1 şeklinde çok şirin, tertemiz ve eşyaları bakımlı, yeni, içimize sinen bir evde kaldık. Üşüyeceğimizi düşünmüştüm ama yatak odasında duvardaki ısıtma paneli odayı sıcacık yaptı. Salonda da klimayı açtık. Gündüz ise cam-kapı hep sonuna kadar açıktı ve ağaç ve yağmur kokusunu içimize çektik.

Otelin arazisi içinde serbestçe dolaşan bir çok hayvan var. Hepsinin tertemiz bakımlı kulübeleri, kafesleri var ancak hepsinin kapısı açık ve hayvanlar özgürce dolaşıp yuvalarına dönüyorlar. Ördekler, kazlar, tavuskuşları, tavşanlar, kedi evi ve bir sürü kedi, köpekler, süt kuzuları ve koyunlar var.

Otelin bahçesi ve açık havuzu çok güzeldi ancak biz mart ayında gittiğimizden kapalı havuzdan faydalandık. Temiz ve yeterli buldum. Ayrıca spor salonu da vardı.

5 yaşında oğlumuzla çok güzel vakit geçirdik, çocukla kısa tatil için çok uygun bir otel, gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. Fikir vermesi için çektiğim bolca fotoğrafa geçmeden önce öneri ve eleştirilerim şunlar;

– Kapalı mekan oyun alanı/odası yok. Böylesi doğa içi bir ortamda aranır mı bilmem ama soran olursa diye söyleyeyim.

– Yemek imkanı kısıtlı. Kahvaltı çok zengin, yemekler güzel. Ancak fiyatlar pahalı sayılır. Çevrede en ufak bir alternatif olmadığı için bir nevi mecbursunuz ancak bir küçük su 4tl. Bence aşırı pahalı. Fikir olması açısından; çorba 10tl.

– Kapalı havuz suyu ideal sıcaklıkta ancak havuz çevresi çok soğuk. Çocuğunuza havuz sözü vermeden önce ortam sıcaklığını bir kontrol edin derim.

– Büyük satranç seti keyifli, ayrıca bahçe, oyun parkı, hayvan barınakları, minik süs havuzları, hepsi tertemiz ve çok bakımlı. Çocuk için bisiklet, scooter götürebilirsiniz.

– Baharda veya yazın börtü böceğe karşı çocuk için önlem almak gerekebilir. Örneğin ben alerjik bünyeli bir kişiyim ve bungalov evdeki o mis gibi çam/tahta kokusu bende öksürük yaptı.

– Bu otel için 1 gün az, 3 gün çok, bana sorarsanız 2 gece ideal. İstanbul’da iseniz ve imkanınız varsa Ctesi-Pazar kalıp Pazartesi direk işe gidilebilinir.

– Ulaşım için buradan faydalanabilirsiniz, ama bana sorarsanız en kolay tarifle önce Sabiha Gökçen Havaalanı ve sonra İstanbul Park yönlendirmelerini takip edin, Şekerpınar’a vardığınızda oteli ve tabelasını göreceksiniz.

– Otelin web sitesi www.lifeport.com.tr ‘dir.

IMG_8349

IMG_8354

IMG_8414
Bulut beni mat etmenin haklı gururunu yaşarken :)

IMG_8426

IMG_8427

IMG_8460

IMG_8464

IMG_8478
Kedi evi! Bayıldım!

IMG_8566

IMG_8572

IMG_8580
Life Port Hotel bungalov seçeneği

 

 

Minikler ve Anneleri

Minikler ve Anneleri isimli blog yazarı sevgili Güner Çil, ‘Anneler ve Çocukları’ köşesinde bize de yer ayırdı. Yazının orjinalini başlığa tıklayarak okuyabilirsiniz.

 

Anneler ve Çocukları- İpek ve Bulut

18 Temmuz 2013

YAZAR GÜNER ÇİL

Anneler ve Çocukları bölümünde bu hafta İpek Süer  ve oğlu Bulut var. İpek annefareyakaladim.com’un kurucusu ve editörü ve çok daha fazlası. Her şeyden önemlisi “O bir anne!”

İşte İpek ve Bulut…

Biraz damdan düşer gibi olacak ama seni daha yakından tanımadan önce hemen sorayım istedim. İpek Süer, Anne Fare Yakaladım, Çoluklu Çocuklu … hepsi sosyal medyada ve sensin. Hepsine yetişebiliyor musun?

Güzel soru, yetişebiliyor muyum emin değilim. Oğlum tüm vaktimi aldığından aslında hiçbir işe tam olarak yetişemiyorum ama bunu kesinlikle dert etmiyorum.

O her şeyden değerli!

Şimdi de vazgeçilmez ilk soruya gelelim. :) Kimdir İpek Süer?

73 İstanbul doğumluyum, liseyi bitirene kadar Bursa’daydım. Üniversiteyi Ankara’da okudum, Hacettepe Turizm. Uzun süre mesleğimi yaptım. Sürekli yurt dışı ile ilişki halinde olma mecburiyeti ile internetle tanışmam çok eskidir, ’95’lerde bir mailin 3-5 dakikada gönderildiği dönemden bahsediyorum. Turizmden bunaldığım bir dönemde kısa bir süre de olsa bir kaç anaokulunda çocuklara bilgisayar öğrettim; öğretmekten ziyade birlikte eğitici oyunlar oynamak denebilir. O dönemde çoğu evde bilgisayar ve internet henüz yoktu.Bloğumun temelleri o günlerde atıldı. Sonrasında değişik projelerde yer aldım, tur operatörlüğünün yanı sıra sıradışı organizasyonlar projelendirdim. 2010 yılından beri ise evdeyim, 3 yaşında bir oğlum var, ismi Bulut.

Bloğunun ismi Anne Fare Yakaladım. Bence çok hoş ,dikkat çekici ve sanırım ince bir espirisi de var. Blog ve çocuklar için teknoloji konusunda yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Blogger.com açıldığı anda ben 2-3 adres almıştım. Çocuklarla birlikte bilgisayar oynadığım dönemde anne-babalardan çok sorular geliyordu. Sürekli aynı soruların geldiğini farkedip notlar almaya başlamıştım. Blogger’ın o dönem için bir web sayfası hazırlamaktansa, mail yazma kolaylığında sayfa paylaşımı yapabilmeye imkan tanıması, çok işime gelmişti. Adreslerden birini Anne Fare Yakaladım! olarak aldım ve yazdıklarımı paylaşmaya başladım. Buradaki fare, mouse’dan geliyor. Her ne kadar şu an çocuklar fareyle daha geç tanışsalar da, o zaman mouse’u kullanabiliyor olmak, büyük aşamaydı :)

Kadınlar anne olmadan önce annelik hayali kurarlar diye düşünüyorum. Sen kafandaki anneliği yapabiliyor musun?

Anneliği hamile kaldıktan sonra tanımaya başladım, öncesinde hiçbir hayalim yoktu. Çocuk büyütmede yapamayacağımı sandığım pek çok şeyi kolayca halledebildiğime şaşıyordum başlarda. Ama bazı konular da sürpriz çıkıyor, bir türlü baş edemediğim oluyor elbette. Başınıza gelmeden anlamayacağımız ‘yaş krizleri’ gibi konular 

Oğluna  “Annenin en sevmediğin yönü nedir?” desem… Ne derdi sence?

Uykuyla ilgili bir şeyler söylerdi. Her sabah aynı şeyi yaşıyoruz, “2 dakika daha gözlerimi kapatayım lütfeeen” diyorum ve onlarca soruyla karşılaşıyorum.

Bütün sıfatlardan, bütün rollerden arındırılmış İpek nasıl bir insandır? “Keşke… ama artık çok geç” dediği şeyleri var mı?

Sakin ve içe dönük bir kişiyim aslında. Evimde ve ailemle vakit geçirmeyi, doğayı ve hayvanları çok seven meraklı bir tipim; sürekli okuyan, sinema, dizi ve kitapları yakından takip eden.

“Keşke Bulut daha erken gelseydi hayatımıza ve ona kardeş düşünseydim”

Tek kelimeyle cevaplar istesem senden…

Kardeş…

-Can

Hamilelik…

-40

Pazar kahvaltısı…

-Kızarmış ekmek

Hiç unutmadığın kitap…

-Ay Sarayı, Paul Auster

Bir fincan kahve…

-Günaydın!

İnternet…

-Erişim

Baba…

-Anne

 …

-Hayat

Şimdi de İpek’in 3.5 yaşında Bulut isminde dünya tatlısı oğlunu tanıyalım.

Merhaba Bulut!!!

Nasılsın? Bu sabah nasıl uyandın?

Çok mutlu uyandım…

Bugün ne olsa sen, çok daha mutlu olursun?

Kar yağsın. Neden yılbaşı olmuyor? Yılbaşı olsun isterim.

:D Temmuz ayında olduğumuzu hatırlarsak sanki biraz görünüyor Bulutçuğum!

Bilgisayarı seviyor musun?

Ipad seviyorum.

Neden?

Çünkü canım öyle istiyor.

:)

Pekiii, şimdi anne/baban kadar büyük olsaydın ne iş  yapmak isterdin?

Hiç bişey.

Neden Bulut?

Çünkü ben büyümek istemiyorum, büyümiycem.

Çocuklar hep çabucak büyümek isterler ama seninki daha güzel. Hiç büyümemek.Yeni bir Peter Pan mı geliyor acaba? :)

Bulutçuğum, annenle keyifli saatler geçirdiğinize eminim ama hiç annene kızdığın oluyor mu? 

Kızıyorum. Kızıyorum, sinirleniyorum.

O zaman ne yapıyorsun?

Hiç bişi yapmıyorum. Bazen de yapıyorum, oturuyorum sadece.

Annen bize senin yapmış olduğun resimlerden göndermiş. Sen bu resimlerde neler anlattın?

  1. Tren yolu yaptık. Buzlar var, karlar var. Penguenin evi de burası. Karlar cam* oldu burda. (*cam=buz)
  2. Bu pembe Tikititok*. O arkadaşına koşuyor. Mavi tikititokun yanına gidiyor, çünkü o pembe, o bir kız. İkisi bahçede oynicaklar.

(*bir çizgi film; Tickety Tock)

Hepsi çok güzel olmuş Bulutçuğum! Ellerine sağlık!

İpek, seni ve oğlunu tanımak çok güzeldi. Benim için çok keyifli oldu. Bir gün görüşmek dileğiyle teşekkürler… :D

Yasal Uyarı Bu sayfa, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası uyarınca telif hakları kapsamındadır. Sayın ziyaretçi, bu sayfanın içeriğine ilişkin tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Güner Çil ‘ e aittir. Sayfanın, içeriği ve kullanılan her türlü görsel malzeme Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmakta olup Güner Çil ‘ in yazılı izni olmadıkça kullanılmaz kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez, her ne suretle olursa olsun ticari amaçla kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz, yüklenemez, sunulamaz, gönderilemez ve aktarılamaz.Web sitesinin bütünü veya bir kısmı diğer bir Web sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz. Aksi takdirde yasal işlem uygulanması söz konusudur.

 

Basında Teknolojik Anneler

teknolojik anneler

 

26 Nisan 2014 tarihli Milliyet Gazetesinin Cumartesi ekinde “Teknolojik Anneler” röportajımız yayınlandı. (Ceren SİDAR)

Şarjları bitmeyen annelerin sitesi

Derya Divrikli ve İpek Süer kendileri gibi teknolojiye ilgi duyan, sosyal medyayı öğrenmek isteyen anneler için Teknolojik Anneler adlı siteyi kurdu

Facebook, TwitterInstagram ve nicesi… Bilgisayarlardan sonra akıllı telefonlar, tabletler ve sosyal medya derken teknolojinin hızına yetişmek zorlaştı. Tüm bu yeniliklerin içinde yer alabilmek isteyen herkes ilgi alanının bir köşesine teknolojiyi de aldı.
Bu kitleye en son dahil olanlardan biri de anneler oldu. Sanal aleme, sosyal medyaya adapte olmakta zorlanan annelerin imdadına ise kendileri de birer anne olan Derya Divrikli ile İpek Süer’in kurduğu Teknolojik Anneler adlı internet sitesi yetişti.

“Sorularıyla komik duruma düşmekten korkuyor”
Derya Divrikli (36) ve İpek Süer (41) teknolojiye ve sosyal medyaya meraklı iki anne. Mesleki alakaları olmamasına rağmen kendilerini teknoloji konusunda geliştirmişler. Kendi deyişleriyle “Annelerin teknolojiden korkmasını gerektirmeyecek, eğlenceli ve basit bir site kurmak” istemişler ve tüm tasarımını kendilerinin yaptığı Teknolojik Anneler adlı internet sitesi ortaya çıkmış.
Siteye girdiğinizde dikkati ilk çeken sanki yarısı şarj edilmiş gibi görünen merdane ve altındaki “şarjları asla bitmez” sloganı oluyor.
Bu sitenin önceliği annelerdeki teknolojik önyargıları kırmak. İpek Süer bu durumu “Önyargıyı bir kenara bırakıp basit bir dille hazırlanmış açıklamalarla teknolojiye adım atıldığında kolaylıkla ortama adapte olabilirsiniz. Mesela annem şu an tüm sosyal medya uygulamalarına hâkim. Mantığını bir kez çözünce gerisi çorap söküğü gibi geliyor” diye anlatıyor. Bir anne olarak kendileri
ve anneleri teknolojiyi, sosyal mecradaki uygulamaları nasıl anlıyorsa sitelerinde de aynı ifadeleri kullanıyorlar. Sitenin bu kadar sevilmesini sağlayan en büyük özelliğin de kullandıkları dil olduğunu söylüyorlar. Soracakları sorularla komik duruma düşmekten korkup teknolojiden kaçan annelerin sosyal medyadan korkmalarını önlemek için Divrikli ve Süer bir de Facebook’ta annelere özel bir grup kurmuş.

 Annelerin sıkça sorduğu sorular

– Instagram’da bir fotoğrafı kırpmadan nasıl paylaşabilirim?
– Facebook’ta, Twitter’da profilime kimlerin baktığını nasıl öğrenebilirim?
– Yasaklı Twitter’a nasıl girebilirim? (VPN ve DNS değiştirmek)
– Hay Day (çiftlik işletme üzerine kurulmuş çevrimiçi oyun) nedir?
– Instagram’da nasıl video paylaşırım?
– Bilgisayarımın ekranı gitti, nasıl düzeltebilirim?

Tekno eğitimlerle yol gösteriliyor
“Teknolojik anneler”in sitesi günde ortalama 3 bin, güncel konularla ilgili yazılar koyduklarında ise 10 binin üzerinde ziyaretçi alıyor. Her ne kadar anneleri bilgilendirme amaçlı kurulan bir site olsa da ziyaretçiler sadece anneler değil. Erkekler ve çocuğu olmayan kadınlar da sitenin sıkı takipçileri arasında. Ziyaretçilerden gelen tepkileri sorduğumuzda İpek Süer ilk tepkilerin hep “Ne iyi düşünmüşsünüz” olduğunu söylüyor ve ekliyor “Anneleri teknolojiyle buluşturan, anne diliyle konuşan bir portal daha önce olmadı.”
Kültür-sanat, eğlence, fotoğraf, internet, Kitap, müzik gibi konularda yönlendirici bilgilerin verildiği, tekno marketlerdeki indirimlerin duyurulup ürünlerin tanıtıldığı sitede ayrıca internet ve sosyal medya üzerine tekno eğitimler de düzenleniyor. Hatta Divrikli ve Süer, kendilerine nasıl katılabileceklerini, nasıl üye olabileceklerini soran annelere blog açmadan internet güvenliğine kadar pek çok konuyla ilgili düzenledikleri bu seminerlere katılmalarını öneriyorlar.
Twitter’a ve Youtube’a girişin yasaklanmasından sonra özellikle VPN,
DNS gibi ibarelerin nasıl kullanıldığı, ne işe yaradığıyla ilgili sıkça gelen sorular üzerine site son zamanlarda internet yasaklarına konusuna odaklanmış. Örneğin son eğitimlerini güvenli internet kurulumu üzerine vermişler. Planları arasında seminerler ve atölye çalışmaları düzenlemek, siteden interaktif uygulamalarla annelerle iletişime geçmek var. Süer ve Divrikli kadınların teknolojiyle buluşup kendisini geliştirmesi için bir sosyal sorumluluk projesi yürütmeyi de düşünüyor.

Haberin linki;

http://www.milliyet.com.tr/sarjlari-bitmeyen-annelerin-sitesi/cumartesi/haberdetay/26.04.2014/1872808/default.htm

 

Sosyal Anneler

Sosyal Anneler 1 yaşını kutladı. Blogger annelerin katıldığı organizasyona ben de davetliydim.

Sosyal Anneler’i duymadıysanız; bir internet oluşumu, blogger anneler grubudur. Yola beraber çıkan 4 blogger admin anne MerveMüge, Sezen ve Tuğçe iken, ekipte bugün sadece Sezen Anne var. Farklı yollarda devam etseler de grubu bugüne taşıyan anneleri tebrik ediyor, her birinin başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.

Bu keyifli günden kamerama yansıyan birkaç kareyi paylaşmak isterim! Sezen’ciğim tekrar tebrik ediyor, nice yaşlar diliyorum!

1 yaşında

Bir Kadın Yazıyor

Ahu Yıldırım

Manyak Anne, Müzisyen Anne, Teknolojik Anneler

Sezen Parım

sosyal anneler

 

 

Teknolojik Anneler

1,5 yılı geçmiş, internetin güzel anneleri diye bir yazı yazmıştım, o zamandan beri aklımdadır, bir ‘anne’ sitesi hazırlamak. annelere hitap eden ama teknoloji anafikirli. tam olarak teknolojik anneler için.
vakit bulamadım, cesaret edemedim, gözümde büyüdü…

sonra Derya ile tanıştım. onun olduğunu bilmeden takip ettiğim ve fikir olarak çok başarılı bulduğum Ana Kılavuz sitesinin kurucusu, Başka Anne isimli blogun yazarı Saryade.
uzaktan uzaktan takipleşirmişiz, isimlerimizi bilmeden. karşılaştığımız ilk etkinlikte ise ‘ne yapabiliriz’i konuşmaya başladık, sitenin temelleri atıldı farkında bile olmadan. 
bütün yazı oturduğumuz yerden fikir üreterek geçirdik ve şimdi artık bir sitemiz var! ismi elbette Teknolojik Anneler. henüz sitenin pek çok eksiği var; evet biliyoruz, kullanıldıkça görelim istiyoruz eksiklerimizi ve bu yüzden olduğu haliyle açtık. çok planlarımız var, çok! umarım hepsi hayata geçecek. teknolojiye aşina annelerle yenilikleri paylaşmanın yanısıra, imkanı elvermeyen ve/veya internetten, teknolojiden korkan ev hanımlarına yönelik çalışmalar yapmak istiyoruz. kadınımız ürkekliği üzerinden atsın, ‘Yapamam’ demesinler istiyoruz. çocuklarımızı büyütürken kendimizi de geliştirelim, önce biz görelim, bilelim istiyoruz. dedim ya, daha çok çok şeyler istiyoruz. hepsi sırayla!

“Şimdiki aklım olsaydı…”

Bu hafta Acemi Anne Esra Sert‘in “Şimdiki aklım olsaydı…” köeşesindeydim. Blogger Anne olarak fikirlerimi paylaştığım yazıya buradan, köşede yayınlanan diğer yazılara buradan göz atabilirsiniz. Köşe, aynı 5 soruya annelerin verdiği farklı cevaplar ve tecrübe paylaşımlarından oluşuyor.

 

Amniyosentez yaptırmazdım

Gerçekten tıbbi açıdan risk yok ise yaptırılmasının gereksiz olduğunu sonradan farkedebildim.

Picasa
İpek Süer
Anne Blogger
ntvmsnbc
Güncelleme: 19:52 TSİ 03 Ocak. 2013 Perşembe
Ahhh ahhhh şimdiki aklım olsaydı…
Amniyosentez yaptırmazdım. 3-4 hafta endişe veren bekleme süresi hamileliğin en rahat günlerini zorlaştırdı. Sonunda elimize verilen sonuç ise kafamızda soru işaretleri yaratmaktan başka işe yaramadı. Gerçekten tıbbi açıdan risk yok ise yaptırılmasının gereksiz olduğunu sonradan farkedebildim.
Şunu bunu aldım çok işime yaradı, bunu şunu aldım bir tek evde yer kapladı.Alt değiştirme masasını yalnızca ilk günlerde ve sadece olduğu için kullandık. Yatak üstünde değiştirmek hep daha güvenli ve pratik geldi. Park yatak en çok işime yarayan şey oldu; beşik, bebek yatağı vb. almayarak çok doğru karar vermişim diyorum. İlk geceden 2,5 yaşına kadar kullandık, heryere yanımızda götürdük. Sonrasında ise doğrudan büyük yatağa geçtik.

”kötü anne anı”: ah dedim bunu da yaptım ya ne kötü anneyim !Gece sütlerine tok tutsun diye bebe bisküvisi attıyordum. Evet yaptım, pişmanım. Doğrusunu öğrenene kadar sorgulamamıştım, üstelik bu öneriyi çocuk doktorumuzdan almıştım.

Çocuğum yokken çocuklu ailelere bakar şuna gıcık olurdum. Çocuğum olunca gıcık olduğuma pişman oldum. “Bu saatte bebeği sokağa çıkarmışlar..” “Saat kaç oldu, komşunun çocuğu hala koşturuyor, neden vakitlice yatırmıyorlar ki?” Oğlumun zor günlerinde, saat kaç olursa olsun kendimizi parklara sokaklara attığımızda, o eski laflarımı düşünüp gülüyorum.

Kararsızım… Acaba şöyle mi yapsam yoksa böyle mi ?Şimdi 3 yaşına yaklaştık ve neredeyse 2,5 yıl sonra ilkokul maceramız başlayacak. Şimdiden kafamı kurcalıyor, özel okul mu, devlet okulu mu… Artıları eksileri derken, içinden çıkamıyorum.